bilerek - Türkçe İngilizce Sözlük

bilerek

"bilerek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 15 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bilerek on purpose zf.
He did that on purpose.
Bunu bilerek yaptı.

More Sentences
Genel
bilerek deliberately zf.
She hurt me deliberately.
O bana bilerek zarar verdi.

More Sentences
bilerek purposely zf.
Tom purposely left the last page blank.
Tom son sayfayı bilerek boş bıraktı.

More Sentences
bilerek knowingly zf.
She knowingly hurt him.
Ona bilerek zarar verdi.

More Sentences
bilerek intentionally zf.
You're intentionally throwing the game.
Bilerek oyunu bozuyorsun.

More Sentences
Konuşma Dili
bilerek on purpose expr.
He did that on purpose.
Bunu bilerek yaptı.

More Sentences
Genel
bilerek scienter zf.
bilerek wittingly zf.
bilerek purposedly zf.
bilerek apurpose zf.
bilerek purposively zf.
bilerek designedly zf.
bilerek willfully zf.
Deyim
bilerek by choice expr.
Hukuk
bilerek prepensely zf.

"bilerek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 128 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
alarmın çalmasından sonra sürekli kalkmak zorunda olduğunu bilerek uyuma durumu unprotected sleep i.
bilerek zarar verme intentional harm i.
bilerek yapılan yazım yanlışı deliberate typo i.
(sözcük oyununda olduğu gibi) bir kelimenin anlamının bilerek çarpıtılması verbicide i.
bilerek görmezden gelmek overlook f.
(bilerek) yardımcı olmamak stonewall f.
bilerek hamile kalmak get pregnant on purpose f.
insanların ondan (kendisinden) nefret ettiğini bilerek yaşayabilmek go through life knowing that people hate him f.
bir şeyi bilerek yapmak do something on purpose f.
birini bilerek sinirlendirmek make someone angry on purpose f.
bilerek veya kazayla takım arkadaşını vurmak/öldürmek team-kill f.
bilerek hatalı bilgilendirmek disinform f.
bilerek zayıf göstermek sandbag f.
bilerek yapılan wilful s.
bilerek yapılan willful s.
bilerek yardım etmeyen aukward s.
bilerek duygularını göstermeyen ice-cold s.
değerini bilerek assessingly zf.
bilerek ya da bilmeyerek knowingly or unknowingly zf.
sorumluluğunu bilerek responsibly zf.
hesabını bilerek huswifely zf.
bilerek olduğu halde kazara yapmış gibi göstererek on purpose zf.
değer bilerek savorly zf.
değer bilerek savourly zf.
önceden bilerek foreknowingly zf.
İfadeler
kendi/birinin/bir şeyin riskini bilerek at risk to yourself/somebody/something f.
kendini/birini/bir şeyi riske attığını bilerek at risk to yourself/somebody/something f.
bilerek ve isteyerek knowingly and willfully expr.
riskin size ait olduğunu bilerek girin enter at your own risk expr.
bilerek değil more by accident than (by) judgment expr.
(birinin/bir şeyin/kendi) riskini bilerek at risk to (someone, something, or oneself) expr.
(birini/bir şeyi/kendini) riske attığını bilerek at risk to (someone, something, or oneself) expr.
Konuşma Dili
bireyin tüm elektronik cihazlardan bilerek bir süreliğine ayrı kalması digital detox i.
bilerek bir şeyi yapamıyormuş gibi yapma weaponised incompetence i.
bilerek bir şeyi yapamıyormuş gibi yapma weaponized incompetence i.
bilerek olduğu halde kazara yapmış gibi göstermek accidentally on purpose f.
(boksta) rakibin yumruğun geleceğini bilerek kendini savunmaya zamanı olacağı türden bir yumruk atmaya hazırlanmak telegraph f.
Deyim
bilerek değil şans eseri more by accident than by design i.
bilerek değil şans eseri more by accident than design i.
bilerek kazık atma daylight robbery i.
bilerek göz ardı etme willful ignorance i.
bilerek zaman öldürme merry dance i.
bilerek zaman geçirme merry dance i.
sanatsal bir etki yaratmak için geleneksel formlardan/standartlardan/söz diziminden bilerek sapma artistic license i.
birisini bilerek sinirlendirmek rattle somebody's cage f.
(maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek throw a game f.
kötü niyetle bilerek kaybetmek play booty f.
bilerek kavga çıkarmak pick a quarrel f.
birini bilerek aşağılamak spit in someone's eye f.
birini bilerek aşağılamak spit in the eye of someone f.
(birine) bilerek hakaret etmek spit in (one's) eye f.
birine bilerek hakaret etmek spit in someone's eye f.
futbolda kendini bilerek yere atıp yaralanma numarası yapmak take a dive f.
(kazara veya bilerek birinin) başına vurmak knock (someone) on the head f.
(kazara veya bilerek birinin) başına çarpmak knock (someone) on the head f.
(krikette) topu bilerek sahanın bir tarafına doğru vurmak/göndermek pick (one's) spot f.
bilerek geç kalmış fashionably late s.
her şeyi bilerek with one's eyes open expr.
tüm sonuçları bilerek with one's eyes open expr.
kazara veya bilerek whether by accident or design expr.
tüm sonuçları bilerek with eyes open expr.
her şeyi bilerek with eyes open expr.
tüm sonuçları bilerek with your eyes open expr.
her şeyi bilerek with your eyes open expr.
Konuşma
uçağı bilerek mi kaçırdın? did you miss the flight intentionally ? expr.
uçağı bilerek mi kaçırdın? did you intentionally miss the flight? expr.
kazara mı bilerek mi kaçırdın? did you miss it by mistake or intentionally? expr.
bunu bilerek mi düşürdün? did you drop this on purpose? expr.
bunu neden bilerek yapayım ki? why would I do it on purpose? expr.
bunu bilerek yaptın you did that on purpose expr.
bunu bilerek yaptın you did this on purpose expr.
bu kadar çok sesi bilerek çıkarıyor he is making all that noise on purpose expr.
bilerek olmadı it wasn't intentional expr.
bilerek gitmedik we didn't go there on purpose expr.
Ticaret/Ekonomi
çalışanların bilerek yapacakları zararlara karşı yapılan sigorta fidelity insurance i.
kişinin bilerek kariyerini mahvetmesi career suicide i.
Hukuk
bilerek suç işleme scienter i.
bilerek adam öldürme voluntary man slaughter i.
bilerek yanlış yönlendirme prevarication i.
bilerek gizleme fraudulent concealment i.
bilerek müsaade edilen yetki apparent authority i.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma reckless misconduct i.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma wanton misconduct i.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma willful misconduct i.
bilerek yanlış bilgilendirme false light i.
çalınan bir şeyi bilerek almak reset f.
Siyasal
(oy pusulasını) bilerek geçersiz kılmak spoil f.
Bilgisayar
forum/site ziyaretçilerini bilerek sinirlendirmek için gönderilen mesaj ragebait i.
forum/site ziyaretçilerini bilerek sinirlendirmek için gönderilen mesaj rage bait i.
bilerek karmaşık hale getirilen veya şifrelenen veriyi tekrar eski haline getirme deobfuscation i.
bilerek boş bırakılmış intentionally left blank s.
Mimarlık
farklı mimari üsluplardaki binaların birbirine yakın olmasından kaynaklanan karışım etkisinin yeni yapılarda bilerek yaratılması bricolage i.
Medikal
bilerek zarar vermeme nonmaleficence i.
Psikoloji
bilerek kendini sakatlama self-harm i.
bilerek kendini sakatlama self-injury i.
bilerek kendini sakatlama self-mutilation i.
terapide (danışanın uymayacağını bilerek) istenenin aksi yönde talimatlar verme paradox i.
bireyin belirli görevleri yerine getirme konusunda bilerek yetersiz kalması ve böylece ilgili görevlerden kaçınması veya onları başkalarına yüklemesi weaponized incompetence i.
bireyin belirli görevleri yerine getirme konusunda bilerek yetersiz kalması ve böylece ilgili görevlerden kaçınması veya onları başkalarına yüklemesi weaponised incompetence i.
Eğitim
bilerek işlenen devamsızlık suçu pipping i.
Dini
bilerek cahil kalma vincible ignorance i.
Askeri
amire saldırı ve bilerek itaat etmeme assaulting or willfully disobeying superior commissioned officer i.
bilerek saklanan silah concealed weapon i.
Spor
rakibe bilerek yenilmek throw f.
(oyunda veya sporda) diğer oyuncuları gaza getirmek için bilerek kötü oynamak hustle f.
(oyunu, maçı) bilerek kaybetmek dump f.
Beysbol
bilerek vurucunun başına doğru atılan top beanball i.
bilerek vurucunun başına doğru atılan top beaner i.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sac bunt i.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sacrifice bunt i.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sacrifice hit i.
vurucuyu yürütmek için topa vurmak yerine topu bilerek atmak pitch around f.
Boks
maçı bilerek kaybetmek throw a fight f.
Bahisçilik
oyuncu veya oyuncu grubunun bilerek sayı üretmediği yasa dışı bir bahis planı point-shaving i.
Sanat
bilerek başka bir sanatçının tarzında yaratımda bulunma pastiche i.
Sinema
bilerek çoğaltım negatifi composite dupe negative i.
bilerek ana pozitif composite master positive i.
Latince
sahibinin rızasıyla bir ücretsiz olarak başkasının arazisinden geçen şahsın mal sahibinin ihmalinden kaynaklanacak kazaları bilerek göze alması ve sorumluluk kabul etmemesi caveat viator i.
listede olmayanlar bilerek/özellikle dahil edilmemiştir expressio unius est exclusio alterius (the expression of one is the exclusion of another) expr.
Argo
bilerek yanlış kelimeler kullanma eylemi palinpropism i.
bilerek boka sarmak fuck shit up on purpose f.
testte bilerek başarısız olmak chuff f.
İngiliz Argosu
birine bilerek ve ısrarcı şekilde takılma kidology i.
bilerek ortalığı karıştıran tip shit stirrer i.
bilerek ortalığı karıştırma shit stirring i.
bilerek olduğu halde kazara gibi gösterilen accidentally-on-purpose expr.
Modern Argo
bilerek cahil kalma amathia i.
zeki olduğu halde bilerek aptal gibi davranma amathia i.