| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | dump i. | çöplük | ||
|
This site used to be a nuclear waste dump. Bu alan eskiden nükleer atık çöplüğüydü. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dump i. | cephanelik | ||
|
A fire wrecked an ammunition dump just outside the city. Şehrin hemen dışındaki bir cephanelik yangında mahvoldu. More Sentences |
||||
| Genel | dump i. | kopyalama | ||
|
He rebooted the computer after the memory dump. Bellektekileri kopyaladıktan sonra bilgisayarı yeniden başlatmış. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | çöp dökmek | ||
|
It wasn't Tom who dumped garbage in your front yard. Ön bahçenize çöp döken kişi Tom değildi. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | boşaltmak | ||
|
If we must dump it in Denmark, as the current rules state, it will cost a very, very great deal. Eğer mevcut kurallara göre Danimarka'ya boşaltmamız gerekiyorsa, bu çok ama çok pahalıya mal olacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | atmak | ||
|
Kristen always dumps her purse and jacket on the floor. Kristen her zaman çantasını ve ceketini yere atıyor. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | terk etmek (sevgiliyi) | ||
|
Have you heard that Jill dumped Henry? Duydunuz mu, Jill Henry'yi terk etmiş? More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | çöpe atmak | ||
|
I'm on a diet, so I dumped all the junk food in the house. Diyet yapıyorum, bu yüzden evdeki tüm abur cuburları çöpe attım. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | (istenmeyen bir şeyi) itelemek | ||
|
The company dumped surplus goods on Middle East countries. Şirket ihtiyaç fazlası malları Orta Doğu ülkelerine itelemiş. More Sentences |
||||
| Genel | dump f. | aktarmak | ||
|
I dumped my camera's memory card on a portable hard drive. Fotoğraf makinemin hafıza kartını taşınabilir bir sabit diske aktardım. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | dump i. | çöplük | ||
|
This site used to be a nuclear waste dump. Bu alan eskiden nükleer atık çöplüğüydü. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | dump f. | boşaltmak | ||
|
If we must dump it in Denmark, as the current rules state, it will cost a very, very great deal. Eğer mevcut kurallara göre Danimarka'ya boşaltmamız gerekiyorsa, bu çok ama çok pahalıya mal olacaktır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | dump f. | boşaltmak | ||
|
If we must dump it in Denmark, as the current rules state, it will cost a very, very great deal. Eğer mevcut kurallara göre Danimarka'ya boşaltmamız gerekiyorsa, bu çok ama çok pahalıya mal olacaktır. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | dump i. | döküm | ||
|
The cooperation includes exchange of information and mapping of munitions dump sites. Bu işbirliği bilgi alışverişini ve mühimmat döküm alanlarının haritalanmasını da içermektedir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | dump f. | dökmek | ||
|
They dumped truckloads of waste here. Buraya kamyonlar dolusu atık dökmüşler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dump i. | tenzilat | ||
| Genel | dump i. | ucuzluk | ||
| Genel | dump i. | çöp yığını | ||
| Genel | dump i. | çöp toplama bölgesi | ||
| Genel | dump i. | çöp toplama alanı | ||
| Genel | dump i. | atık alanı | ||
| Genel | dump i. | mezbele | ||
| Genel | dump i. | mezbelelik | ||
| Genel | dump i. | düşük mod | ||
| Genel | dump i. | moral bozukluğu | ||
| Genel | dump i. | neşesizlik | ||
| Genel | dump i. | keyifsizlik | ||
| Genel | dump i. | çöp kamyonu | ||
| Genel | dump f. | düşmek | ||
| Genel | dump f. | indirmek | ||
| Genel | dump f. | yığmak | ||
| Genel | dump f. | döküm almak | ||
| Genel | dump f. | damping yapmak | ||
| Genel | dump f. | fiyat kırmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | dump i. | kaka yapma | ||
| Konuşma Dili | dump i. | sıçma | ||
| Konuşma Dili | dump i. | boşaltma | ||
| Konuşma Dili | dump i. | batakhane | ||
| Konuşma Dili | dump i. | ucuz/düşüp profilli işletme | ||
| Konuşma Dili | dump f. | kusmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | içi dışına çıkmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | midesinde ne var ne yok boşaltmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | kaka yapmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | sıçmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | şikayet etmek | ||
| Konuşma Dili | dump f. | sızlanmak | ||
| Konuşma Dili | dump f. | eleştirmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | dump f. | damping yapmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | dump f. | toptan ucuza satmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | dump i. | atık yığını | ||
| Teknik | dump i. | küçük ve çok kalın sikke | ||
| Teknik | dump i. | eskiden abd kolonisi new south wales'te kullanılan ve üzerinde on beş peni yazan küçük bir gümüş para | ||
| Teknik | dump f. | (dizgi maddesini) dizgi teknesine veya basıma hazırlık masasına aktarmak | ||
| Teknik | dump f. | (kullanılmış materyali) dağıtım için kenara ayırmak | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | dump i. | damper | ||
| Otomotiv | dump f. | önü alçaltmak | ||
| Maden | ||||
| Maden | dump i. | düşük kaliteli cevher ve kayaların atıldığı set | ||
| Maden | dump i. | atık olarak ayrılan düşük kaliteli malzeme | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | dump i. | atık | ||
| Jeoloji | dump i. | yığın | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | dump i. | dağıtılmak üzere belirli bir noktada toplanan mühimmat | ||
| Askeri | dump i. | cephane | ||
| Spor | ||||
| Spor | dump f. | (oyunu, maçı) bilerek kaybetmek | ||
| Spor | dump f. | (oyunu, maçı) bırakmak | ||
| Spor | dump f. | buz hokeyinde pakı rakibin bölgesinin dibine doğru vurmak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | dump i. | topu kaleden uzaklaştırma | ||
| Voleybol | ||||
| Voleybol | dump i. | pasör plasesi | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | dump i. | 16. yüzyılda ve 17. yüzyılın başlarında çalınmış bir tür org veya lavta eseri | ||
| Kütüphanecilik | ||||
| Kütüphanecilik | dump i. | kitap sergileme rafı | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | dump i. | kısa ve tıknaz kimse | ||
| Argo | ||||
| Argo | dump f. | (sevgili vb.) terk etmek | ||
| Argo | dump f. | sertçe vurmak | ||
| Argo | dump f. | vurup devirmek | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | dump i. | pis/döküntü yer | ||
| İngiliz Argosu | dump f. | sıçmak | ||