spoil - Türkçe İngilizce Sözlük

spoil

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

spoil — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bozmak, şımartmak
Okunuş (IPA):
(AmE /spɔɪl/ – BrE /spɔɪl/)
Terim Türü:
Fiil: spoil (spoils – spoiled/spoilt – spoiling)
Bu fiil, bir şeyi kullanılmaz hâle getirmeyi veya aşırı ilgiyle zarar vermeyi tanımlar. Eski Fransızca kökenlidir. Fiziksel bozulma ve psikolojik etki anlatımlarında yer alır.
Eş Anlamlılar:
ruin
Zıt Anlamlılar:
preserve

"spoil" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 104 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
spoil f. şımartmak
I was their only grandchild, so they spoiled me rotten.
Ben onların tek torunuydum, bu yüzden beni çok şımarttılar.

More Sentences
spoil f. berbat etmek
You spoiled everything.
Her şeyi berbat ettin.

More Sentences
spoil f. bozulmak
Oh no! The strawberries have started to spoil.
Olamaz! Çilekler bozulmaya başladı.

More Sentences
spoil f. bozmak
Despite the simplifications, we must guard against the risks of spoiling them or reducing their effectiveness.
Basitleştirmelere rağmen onları bozma veya etkinliklerini azaltma risklerine karşı dikkatli olmalıyız.

More Sentences
Genel
spoil i. ganimet
The soldiers treated themselves to the spoils of war.
Askerler kendilerine savaş ganimetlerini ikram ettiler.

More Sentences
spoil i. döküntü
They extracted gold and silver from the 55 spoil heaps on the property.
Arazideki 55 döküntü yığınından altın ve gümüş çıkardılar.

More Sentences
spoil f. kaçırmak
This means that we are in fact spoiling our opportunities for even considering external candidates.
Bu da aslında dışarıdan adayları değerlendirmek için bile fırsatlarımızı kaçırdığımız anlamına geliyor.

More Sentences
spoil f. tadını kaçırmak
Tom spoiled the movie for Mary by telling her how it ends.
Tom, filmin nasıl bittiğini söyleyerek Mary'nin seyir tadını kaçırdı.

More Sentences
spoil f. bozulmak
Oh no! The strawberries have started to spoil.
Olamaz! Çilekler bozulmaya başladı.

More Sentences
spoil f. mahvetmek
Don't let a minor accident spoil your day.
Ufak bir kazanın gününüzü mahvetmesine izin vermeyin.

More Sentences
spoil f. çürümek
The spoiled meat had a nasty smell.
Çürümüş etin iğrenç bir kokusu vardı.

More Sentences
spoil f. yüz verip şımartmak
Don't spoil the children.
Çocuklara yüz verip şımartma.

More Sentences
spoil f. bozmak
Despite the simplifications, we must guard against the risks of spoiling them or reducing their effectiveness.
Basitleştirmelere rağmen onları bozma veya etkinliklerini azaltma risklerine karşı dikkatli olmalıyız.

More Sentences
spoil f. berbat etmek
You spoiled everything.
Her şeyi berbat ettin.

More Sentences
spoil f. geçersiz saymak
The election had more than 60,000 spoiled ballots.
Seçimlerde 60,000'den fazla oy pusulası geçersiz sayıldı.

More Sentences
Konuşma Dili
spoil f. bozmak
Despite the simplifications, we must guard against the risks of spoiling them or reducing their effectiveness.
Basitleştirmelere rağmen onları bozma veya etkinliklerini azaltma risklerine karşı dikkatli olmalıyız.

More Sentences
spoil f. berbat etmek
You spoiled everything.
Her şeyi berbat ettin.

More Sentences
Deyim
spoil f. berbat etmek
You spoiled everything.
Her şeyi berbat ettin.

More Sentences
Teknik
spoil f. bozmak
Despite the simplifications, we must guard against the risks of spoiling them or reducing their effectiveness.
Basitleştirmelere rağmen onları bozma veya etkinliklerini azaltma risklerine karşı dikkatli olmalıyız.

More Sentences
Argo
spoil f. berbat etmek
You spoiled everything.
Her şeyi berbat ettin.

More Sentences
Genel
spoil i. kazanç
spoil i. çapul
spoil i. yağma malı
spoil i. memuriyet (seçim kazanılınca)
spoil i. gasp
spoil i. avanta
spoil i. memuriyet
spoil i. çalıntı mal
spoil i. yağma
spoil i. zarar verme
spoil i. zarar
spoil i. bozulma
spoil i. bozukluk
spoil i. özürlülük
spoil i. kusur
spoil i. enkaz
spoil i. enkaz
spoil i. yıkıntı
spoil i. büyük çabalarla elde edilen şey
spoil i. (ince zevk gerektiren) koleksiyon ürünü
spoil i. kazıdan çıkarılan malzeme
spoil i. kazı ile ulaşılan malzeme
spoil i. kusurlu şey
spoil i. defolu ürün
spoil f. heba etmek
spoil f. mahrum etmek
spoil f. bozulmak (besin vb)
spoil f. yazık etmek
spoil f. yağma etmek
spoil f. istemek
spoil f. azdırmak
spoil f. haklamak
spoil f. yüz vermek
spoil f. yıkmak
spoil f. bozulmak (süt vb)
spoil f. batırmak
spoil f. nazlı alıştırmak
spoil f. katletmek
spoil f. yemek çürümek
spoil f. dozunu kaçırmak
spoil f. içine etmek
spoil f. (olumsuz anlamda) değiştirmek
spoil f. ifsat etmek
spoil f. itilenmek
spoil f. soymak
spoil f. gasp etmek
spoil f. (tavuk) kesmek
spoil f. çürütmek
spoil f. kokutmak
spoil f. zarar vermek
spoil f. canına okumak
spoil f. canına okumak
spoil f. tecavüz etmek
spoil f. ırzına geçmek
spoil f. (birinin) huyunu bozmak
spoil f. (birini) yanlış yönlendirmek
spoil f. yolsuzluk yapmak
spoil f. değersizleşmek
spoil f. niteliksizleşmek
spoil f. sıradanlaşmak
spoil f. istekli olmak
spoil f. yoksunluk duymak
spoil f. çok istemek
spoil f. ağzının suyu akmak
Irregular Verb
spoil f. spoiled/spoilt - spoiled/spoilt
Konuşma Dili
spoil i. filmin veya kitabın sonunu söyleme
spoil f. içine etmek
spoil f. perişan etmek
Deyim
spoil f. çorba etmek
spoil f. eline yüzüne bulaştırmak
spoil f. içine etmek
Siyasal
spoil f. (oy pusulasını) bilerek geçersiz kılmak
Sanayi
spoil i. ölü hayvan derisi
spoil i. yüzülmüş hayvan derisi
spoil i. tabaklanmış hayvan postu
Teknik
spoil f. zarar vermek
Denizcilik
spoil i. atık
spoil i. taranmış malzeme
Petrol
spoil i. ıskarta malzeme
Çevre
spoil i. ıskarta
İskambil
spoil i. (spoil five oyununda) kimsenin kazanmadığı el
spoil i. (spoil five oyununda diğerlerinin kazanmasını engelleyen) puan getiren kartı kazanma
Argo
spoil f. eline yüzüne bulaştırmak
spoil f. içine etmek

"spoil" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 106 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
spoil of war i. savaş ganimeti
spoil [obsolete] i. incitici hareket
spoil [obsolete] i. aşağılayıcı davranış
spoil rotten f. şımartmak
spoil the enjoyment f. ağzının tadını bozmak
spoil the game f. oyun bozmak
cause to spoil f. bozdurmak
spoil the enjoyment of f. ağzının tadını bozmak
spoil the pleasure f. burnundan getirmek
spoil something while trying to improve f. kuşa benzetmek
spoil a scheme f. filmleri yakmak
let something spoil f. kokutmak
not spoil f. yüz vermemek
spoil (someone's) pleasure or fun f. zevkini bozmak
spoil (something) f. tadını kaçırmak
spoil (a piece of writing) by alteration f. üzerinde kalem oynatmak
spoil food by cooking it for too long f. yemeği yakmak
spoil the scene f. manzarayı bozmak
spoil the view f. manzarayı bozmak
spoil someone f. birini şımartmak
spoil mood f. modunu düşürmek
spoil one's appetite f. iştahını kapatmak
spoil a tv series f. bir dizide olacakları söylemek
spoil a story f. bir hikayede olacakları söylemek
spoil a novel f. bir romanda olacakları söylemek
spoil a tv show f. bir dizide olacakları söylemek
spoil a book f. bir kitapta olacakları söylemek
spoil a film f. bir filmde olacakları söylemek
spoil a series f. bir dizide olacakları söylemek
spoil a movie f. bir filmde olacakları söylemek
spoil a show f. bir dizide olacakları söylemek
spoil [obsolete] f. ağır yaralamak
spoil [obsolete] f. ciddi zarar vermek
Atasözü
spare the rod and spoil the child kızını dövmeyen dizini döver
too many cooks spoil the broth horozu çok olan köyün sabahı geç olur
spare rod and spoil the child kızını dövmeyen dizini döver
too many cooks spoil the stew nerede çokluk orada bokluk
too many cooks spoil the broth horozu çok olan köyde sabah geç olur
too many cooks spoil the broth nerede çokluk orada bokluk
too many cooks spoil the stew horozu çok olan köyde sabah geç olur
too many cooks spoil the broth nerede çokluk orda bokluk
spare the rod and spoil the child dayak cennetten çıkmadır
too many cooks spoil the soup horozu çok olan köyde sabah geç olur
too many cooks spoil the soup nerede çokluk orada bokluk
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel bir korkak bir orduyu bozar
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel bir baş soğan tüm kazanı kokutur
it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel çürük bir elma sepettekilerin tümünü bozar
do not spoil the ship for a ha'porth of tar küçücük/incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey için koca gemiyi yakma
do not spoil the ship for a ha'porth of tar pire için yorgan yakma
do not spoil the ship for a ha'porth of tar küçücük/incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey için gemileri yakma
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch balık baştan kokar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel bir baş soğan bir kazanı kokutur
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch bir korkak bir orduyu bozar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel itle yatan bitle kalkar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel üzüm üzüme baka baka kararır
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch körle yatan şaşı kalkar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch itle yatan bitle kalkar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch üzüm üzüme baka baka kararır
it takes one bad apple to spoil the (whole) bunch bir baş soğan bir kazanı kokutur
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel bir korkak bir orduyu bozar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel balık baştan kokar
it takes one bad apple to spoil the (whole) bushel körle yatan şaşı kalkar
Konuşma Dili
spoil a plan f. bir planın içine etmek
spoil the game f. oyunu bozmak
spoil the game f. oyununu bozmak
Deyim
spoil somebody rotten f. birisini çok şımartmak
spoil somebody rotten f. birisinin tüm isteklerini yerine getirmek
spoil the ship for a hap'orth of tar f. çok pahalı bir şey alıp ufak harcamalardan kaçınmak
spoil somebody rotten f. birini aşırı şımartmak
spoil somebody rotten f. bir dediğini iki etmemek
make a spoon or spoil a horn f. gözünü karartmak
make a spoon or spoil a horn f. bir şeye ulaşmak için azimle uğraşmak
make a spoon or spoil a horn f. ne pahasına olursa olsun her şeyi yapmak
make a spoon or spoil a horn f. bir şeye ulaşmak için her şeyi göze almak
make a spoon or spoil a horn f. bir şeye ulaşmak için her yolu denemek
spoil the ship for a ha'porth of tar f. pire için yorgan yakmak
spoil the ship for a ha'porth of tar f. küçük bir harcamadan kaçacağım diye koca şeyi/elindekini/asıl önemli şeyi mahvetmek
spoil the ship for a ha'penny-worth of tar f. pire için yorgan yakmak
spoil the ship for a ha'penny-worth of tar f. küçük bir harcamadan kaçacağım diye koca şeyi/elindekini/asıl önemli şeyi mahvetmek
spoil the ship for a ha'p'orth of tar f. küçük bir harcamadan kaçacağım diye koca şeyi/elindekini/asıl önemli şeyi mahvetmek
spoil the ship for a ha'p'orth of tar f. pire için yorgan yakmak
spoil the ship for a ha'p'orth of tar f. küçük tasarruflar etmeye çalışırken daha büyük bir girişimi riske atmak
spoil for (something) s. (kavgaya, tartışmaya hazır/istekli
spoil for s. kavgaya hazır
spoil for (something) s. (bir şeye) hazır/istekli
spoil for s. -e hazır
too many cooks spoil the broth expr. nerde çokluk, orada bokluk
too many cooks spoil the broth expr. horozu çok olan köyde sabah erken olur
too many cooks spoil the broth expr. horozun çok olduğu yerde sabah erken olur
too many cooks spoil the broth expr. nerde çokluk orda bokluk
too many cooks spoil the broth expr. nerede çokluk orda bokluk
Konuşma
don't spoil me expr. şımartma beni
don't spoil me expr. şımartmayın beni
Teknik
mount kit roof spoil system i. montaj kiti tavan rüzgarlığı sistemi
spoil bank i. cüruf yığını
spoil draught i. çekiş azaltıcı
Demiryolu
ballast spoil i. balast bozulması
Denizcilik
ozone layer spoil i. ozon tabakasının bozulması
Çevre
spoil area i. moloz dökme alanı
İskambil
spoil five i. çok oyunculu bir iskambil oyunu
Sürüngenler
spoil [obsolete] i. yılana ait ölü deri
spoil [obsolete] i. soyulmuş yılan derisi