bilerek - Turco Inglés Diccionario

bilerek

Significados de "bilerek" en diccionario inglés turco : 15 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bilerek on purpose adv.
He did that on purpose.
Bunu bilerek yaptı.

More Sentences
General
bilerek deliberately adv.
She hurt me deliberately.
O bana bilerek zarar verdi.

More Sentences
bilerek purposely adv.
Tom purposely left the last page blank.
Tom son sayfayı bilerek boş bıraktı.

More Sentences
bilerek knowingly adv.
She knowingly hurt him.
Ona bilerek zarar verdi.

More Sentences
bilerek intentionally adv.
You're intentionally throwing the game.
Bilerek oyunu bozuyorsun.

More Sentences
Colloquial
bilerek on purpose expr.
He did that on purpose.
Bunu bilerek yaptı.

More Sentences
General
bilerek scienter adv.
bilerek wittingly adv.
bilerek purposedly adv.
bilerek apurpose adv.
bilerek purposively adv.
bilerek designedly adv.
bilerek willfully adv.
Idioms
bilerek by choice expr.
Law
bilerek prepensely adv.

Significados de "bilerek" con otros términos en diccionario inglés turco: 127 resultado(s)

Turco Inglés
General
alarmın çalmasından sonra sürekli kalkmak zorunda olduğunu bilerek uyuma durumu unprotected sleep n.
bilerek zarar verme intentional harm n.
bilerek yapılan yazım yanlışı deliberate typo n.
(sözcük oyununda olduğu gibi) bir kelimenin anlamının bilerek çarpıtılması verbicide n.
bilerek görmezden gelmek overlook v.
(bilerek) yardımcı olmamak stonewall v.
bilerek hamile kalmak get pregnant on purpose v.
insanların ondan (kendisinden) nefret ettiğini bilerek yaşayabilmek go through life knowing that people hate him v.
bir şeyi bilerek yapmak do something on purpose v.
birini bilerek sinirlendirmek make someone angry on purpose v.
bilerek veya kazayla takım arkadaşını vurmak/öldürmek team-kill v.
bilerek hatalı bilgilendirmek disinform v.
bilerek zayıf göstermek sandbag v.
bilerek yapılan wilful adj.
bilerek yapılan willful adj.
bilerek yardım etmeyen aukward adj.
bilerek duygularını göstermeyen ice-cold adj.
değerini bilerek assessingly adv.
bilerek ya da bilmeyerek knowingly or unknowingly adv.
sorumluluğunu bilerek responsibly adv.
hesabını bilerek huswifely adv.
bilerek olduğu halde kazara yapmış gibi göstererek on purpose adv.
değer bilerek savorly adv.
değer bilerek savourly adv.
önceden bilerek foreknowingly adv.
Phrases
kendi/birinin/bir şeyin riskini bilerek at risk to yourself/somebody/something v.
kendini/birini/bir şeyi riske attığını bilerek at risk to yourself/somebody/something v.
bilerek ve isteyerek knowingly and willfully expr.
riskin size ait olduğunu bilerek girin enter at your own risk expr.
bilerek değil more by accident than (by) judgment expr.
(birinin/bir şeyin/kendi) riskini bilerek at risk to (someone, something, or oneself) expr.
(birini/bir şeyi/kendini) riske attığını bilerek at risk to (someone, something, or oneself) expr.
Colloquial
bireyin tüm elektronik cihazlardan bilerek bir süreliğine ayrı kalması digital detox n.
bilerek bir şeyi yapamıyormuş gibi yapma weaponized incompetence n.
bilerek bir şeyi yapamıyormuş gibi yapma weaponised incompetence n.
bilerek olduğu halde kazara yapmış gibi göstermek accidentally on purpose v.
(boksta) rakibin yumruğun geleceğini bilerek kendini savunmaya zamanı olacağı türden bir yumruk atmaya hazırlanmak telegraph v.
Idioms
bilerek değil şans eseri more by accident than design n.
bilerek değil şans eseri more by accident than by design n.
bilerek kazık atma daylight robbery n.
bilerek göz ardı etme willful ignorance n.
bilerek zaman geçirme merry dance n.
bilerek zaman öldürme merry dance n.
sanatsal bir etki yaratmak için geleneksel formlardan/standartlardan/söz diziminden bilerek sapma artistic license n.
birisini bilerek sinirlendirmek rattle somebody's cage v.
(maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek throw a game v.
bilerek kavga çıkarmak pick a quarrel v.
kötü niyetle bilerek kaybetmek play booty v.
birine bilerek hakaret etmek spit in someone's eye v.
birini bilerek aşağılamak spit in someone's eye v.
(birine) bilerek hakaret etmek spit in (one's) eye v.
birini bilerek aşağılamak spit in the eye of someone v.
futbolda kendini bilerek yere atıp yaralanma numarası yapmak take a dive v.
(kazara veya bilerek birinin) başına vurmak knock (someone) on the head v.
(kazara veya bilerek birinin) başına çarpmak knock (someone) on the head v.
(krikette) topu bilerek sahanın bir tarafına doğru vurmak/göndermek pick (one's) spot v.
bilerek geç kalmış fashionably late adj.
her şeyi bilerek with one's eyes open expr.
tüm sonuçları bilerek with one's eyes open expr.
kazara veya bilerek whether by accident or design expr.
tüm sonuçları bilerek with your eyes open expr.
her şeyi bilerek with eyes open expr.
her şeyi bilerek with your eyes open expr.
tüm sonuçları bilerek with eyes open expr.
Speaking
kazara mı bilerek mi kaçırdın? did you miss it by mistake or intentionally? expr.
uçağı bilerek mi kaçırdın? did you intentionally miss the flight? expr.
uçağı bilerek mi kaçırdın? did you miss the flight intentionally ? expr.
bunu bilerek mi düşürdün? did you drop this on purpose? expr.
bunu bilerek yaptın you did that on purpose expr.
bunu neden bilerek yapayım ki? why would I do it on purpose? expr.
bunu bilerek yaptın you did this on purpose expr.
bu kadar çok sesi bilerek çıkarıyor he is making all that noise on purpose expr.
bilerek olmadı it wasn't intentional expr.
bilerek gitmedik we didn't go there on purpose expr.
Trade/Economic
çalışanların bilerek yapacakları zararlara karşı yapılan sigorta fidelity insurance n.
kişinin bilerek kariyerini mahvetmesi career suicide n.
Law
bilerek suç işleme scienter n.
bilerek adam öldürme voluntary man slaughter n.
bilerek yanlış yönlendirme prevarication n.
bilerek gizleme fraudulent concealment n.
bilerek müsaade edilen yetki apparent authority n.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma willful misconduct n.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma reckless misconduct n.
bilerek isteyerek görevi kötüye kullanma wanton misconduct n.
bilerek yanlış bilgilendirme false light n.
çalınan bir şeyi bilerek almak reset v.
Politics
(oy pusulasını) bilerek geçersiz kılmak spoil v.
Computer
forum/site ziyaretçilerini bilerek sinirlendirmek için gönderilen mesaj ragebait n.
forum/site ziyaretçilerini bilerek sinirlendirmek için gönderilen mesaj rage bait n.
bilerek boş bırakılmış intentionally left blank adj.
Architecture
farklı mimari üsluplardaki binaların birbirine yakın olmasından kaynaklanan karışım etkisinin yeni yapılarda bilerek yaratılması bricolage n.
Medical
bilerek zarar vermeme nonmaleficence n.
Psychology
bilerek kendini sakatlama self-injury n.
bilerek kendini sakatlama self-harm n.
bilerek kendini sakatlama self-mutilation n.
terapide (danışanın uymayacağını bilerek) istenenin aksi yönde talimatlar verme paradox n.
bireyin belirli görevleri yerine getirme konusunda bilerek yetersiz kalması ve böylece ilgili görevlerden kaçınması veya onları başkalarına yüklemesi weaponized incompetence n.
bireyin belirli görevleri yerine getirme konusunda bilerek yetersiz kalması ve böylece ilgili görevlerden kaçınması veya onları başkalarına yüklemesi weaponised incompetence n.
Education
bilerek işlenen devamsızlık suçu pipping n.
Religious
bilerek cahil kalma vincible ignorance n.
Military
amire saldırı ve bilerek itaat etmeme assaulting or willfully disobeying superior commissioned officer n.
bilerek saklanan silah concealed weapon n.
Sport
rakibe bilerek yenilmek throw v.
(oyunda veya sporda) diğer oyuncuları gaza getirmek için bilerek kötü oynamak hustle v.
(oyunu, maçı) bilerek kaybetmek dump v.
Baseball
bilerek vurucunun başına doğru atılan top beanball n.
bilerek vurucunun başına doğru atılan top beaner n.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sac bunt n.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sacrifice hit n.
koşucunun ilerlemesi için bilerek bunting vurma sacrifice bunt n.
vurucuyu yürütmek için topa vurmak yerine topu bilerek atmak pitch around v.
Boxing
maçı bilerek kaybetmek throw a fight v.
Wagering
oyuncu veya oyuncu grubunun bilerek sayı üretmediği yasa dışı bir bahis planı point-shaving n.
Art
bilerek başka bir sanatçının tarzında yaratımda bulunma pastiche n.
Cinema
bilerek çoğaltım negatifi composite dupe negative n.
bilerek ana pozitif composite master positive n.
Latin
sahibinin rızasıyla bir ücretsiz olarak başkasının arazisinden geçen şahsın mal sahibinin ihmalinden kaynaklanacak kazaları bilerek göze alması ve sorumluluk kabul etmemesi caveat viator n.
listede olmayanlar bilerek/özellikle dahil edilmemiştir expressio unius est exclusio alterius (the expression of one is the exclusion of another) expr.
Slang
bilerek yanlış kelimeler kullanma eylemi palinpropism n.
bilerek boka sarmak fuck shit up on purpose v.
testte bilerek başarısız olmak chuff v.
British Slang
birine bilerek ve ısrarcı şekilde takılma kidology n.
bilerek ortalığı karıştırma shit stirring n.
bilerek ortalığı karıştıran tip shit stirrer n.
bilerek olduğu halde kazara gibi gösterilen accidentally-on-purpose expr.
Modern Slang
bilerek cahil kalma amathia n.
zeki olduğu halde bilerek aptal gibi davranma amathia n.