-e - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

-e



"-e" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

Türkçe İngilizce
General
-e aboard zf.
-e over zf.
-e on zf.
-e for ed.
-e in ed.
-e by ed.
-e into ed.
-e to ed.
Colloquial
-e at

"-e" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
-e uymak abide by f.
-e alışık accustomed to s.
-e kadar till ed.
General
(gemi) -e girmek put into f.
(gemiyi) -e sokmak put into f.
(mahkeme aracılığıyla) -e karşı yasaklama/durdurma kararı aldırmak secure an injunction against f.
(silahı) -e doğrultmak level at f.
(suçu) -e yüklemek level at f.
…e şeref vermek honour f.
-a/e dönmek give way to f.
bir e-posta mesajına eklenti yapmak attach to f.
bir şeyden -e olarak çıkmak/vücut bulmak emerge from something as something f.
birden -e başlamak burst into f.
çare olarak -e başvurmak fall back upon f.
-e alınmak take offence at f.
-e alınmak take offense at f.
-e (kadar) ulaşmak reach up to f.
-e (vergi) koymak impose upon f.
-e (vergi) koymak impose on f.
-e ... adını vermek term f.
-e ... demek term f.
-e ... katmak put into f.
-e acımak take pity on f.
-e acımak feel sorry for f.
-e acımak feel pity for f.
-e acımak be sorry for f.
-e açılmak open onto f.
-e açılmak open out on f.
-e açılmak open into f.
-e açmak open up f.
-e adanmak be dedicated to f.
-e ağır gelmek weigh on f.
-e ağırına gitmek take offense at f.
-e ağırına gitmek take offence at f.
-e ağırlık vermek work on f.
-e ağırlık vermek feature f.
-e ağzının suyu akmak slaver after f.
-e ait olmak pertain to f.
-e ait olmak reside in f.
-e aktarmak transmit f.
-e alamet olmak argue f.
-e alamet olmak betide f.
-e alamet olmak portend f.
-e alamet olmak presage f.
-e aldırmak take notice of f.
-e aldırmamak be insensitive to f.
-e aldırmamak be unmindful of f.
-e aldırmamak be insensible to f.
-e alenen iftira etmek vilify f.
-e alışmak warm to f.
-e alışmak warm towards f.
-e almak take f.
-e anlam vermek make of f.
-e anlatılmak be related to f.
-e arka olmak back f.
-e aşık olmak be in love with f.
-e aşina olmak be acquainted with f.
-e aşina olmak have an acquaintance with f.
-e ayak basmak set foot in f.
-e ayak basmak set foot on f.
-e ayak uydurmak be in step with f.
-e ayak uydurmak keep up with f.
-e ayrılmak split f.
-e bağırmak yell at f.
-e bağlamak attribute to f.
-e bağlamak hitch on to f.
-e bağlı kalmak stay loyal to f.
-e bağlı kalmak remain loyal to f.
-e bağlı olmak hinge upon f.
-e bağlı olmak hinge on f.
-e bakarak hükme varmak go by f.
-e bakmak command f.
-e bakmak front on f.
-e bakmak dominate f.
-e basmak tread on f.
-e basmak depress f.
-e baş eğmek truckle to f.
-e başvurmak resort f.
-e başvurmak appeal to f.
-e batırmak thrust into f.
-e bayılmak hang up f.
-e bayılmak rave about f.
-e bayılmak be crazy about f.
-e bayılmak be enchanted by f.
-e bayılmak be enchanted with f.
-e bel bağlamak bank on f.
-e bel bağlamak rely on f.
-e belirti olmak argue f.
-e benzemek be parallel to f.
-e benzemek be comparable to f.
-e benzemek be parallel with f.
-e benzemek take after f.
-e binmek ride on f.
-e bir değer biçmek put something on f.
-e bir fiyat koymak put something on f.
-e bir şekil vermek shape f.
-e boğmak (birini) smother with f.
-e boğmak (birini) smother in f.
-e boğulmak be overwhelmed with f.
-e boğulmak burst into f.
-e borçlu olmak be due to f.
-e boş boş bakmak look blankly at f.
-e büyük saygı duymak reverence f.
-e can atmak crave f.
-e cevap vermek yield to f.
-e cüret etmek venture f.
-e çağrıda bulunmak appeal to f.
-e çarpmak impinge on f.
-e çarpmak run into f.
-e çarptırmak run into f.
-e çatmak come up against f.
-e çatmak run against f.
-e çekici gelmek appeal to f.
-e çekmek take after f.
-e çevirmek point at f.
-e çivilemek nail to f.
-e çok değer vermek prize f.
-e çok sevinmek glory f.
-e çok şaşırmak be taken aback at/by f.
-e çöküvermek slump into f.
-e dair kehanette bulunmak predict f.
-e daldırmak plunge into f.
-e dalmak plunge into f.
-e dayalı olmak build upon f.
-e dayalı olmak rest on f.
-e dayalı olmak rest upon f.
-e dayalı olmak rest against f.
-e dayamak rest against f.
-e dayamak rest on f.
-e dayanmak hinge upon f.
-e dayanmak be based on f.
-e dayanmak reside f.
-e dayanmak hinge on f.
-e dayanmak stick f.
-e dayanmak rest upon f.
-e dayanmak rest on f.
-e dayanmak be based upon f.
-e dayanmak rest against f.
-e değer vermemek think nothing of f.
-e değer vermemek think little of f.
-e değinmek touch upon f.
-e değinmek touch on f.
-e değinmek deal with f.
-e değiştirmek turn into f.
-e değmek merit f.
-e değmek be worth f.
-e değmek be worthy of f.
-e delalet etmek bode f.
-e delalet etmek attest to f.
-e deli gibi aşık olmak be infatuated with f.
-e deli olmak be nuts about f.
-e denk olmak be a counterbalance to f.
-e devam etmek prosecute f.
-e devam etmek go ahead with f.
-e devam etmek proceed with f.
-e devam etmek go on with f.
-e devretmek make over to f.
-e devrolmak devolve on f.
-e dikine saplamak stick in f.
-e dikkat çekmek point out (something) f.
-e dikkat etmek pay attention to f.
-e dikkat etmek take cognizance of f.
-e dikkati çekmek point out f.
-e dikkati çekmek highlight f.
-e dikkatini çevirmek focus one's attention on f.
-e dikkatle bakmak peer into f.
-e dikkatle bakmak peer at f.
-e dikmek stick in f.
-e doğru gelmek bear down on f.
-e doğru gitmek head for f.
-e doğru gitmek strike out for f.
-e doğru gitmek make for f.
-e doğru gitmek progress to f.
-e doğru ilerlemek move towards f.
-e doğru ilerlemek progress to f.
-e doğru ilerlemek bear down on f.
-e doğru ilerlemek be on the road to f.
-e doğru yol almak make for f.
-e doğru yöneltmek head towards f.
-e doğrultmak point at f.
-e dokunmak touch upon f.
-e dokunmak redound up f.
-e dokunmak tamper with f.
-e dokunmak touch on f.
-e dokunmak lay hands on f.
-e dokunmak redound on f.
-e dokunmamak skirt f.
-e dolamak intertwine with f.
-e doluşmak crowd into f.
-e döndürmek reduce to f.
-e dönmek face f.
-e dönmek turn into f.
-e dönüşmek change into f.
-e dönüşmek turn into f.
-e dönüştürmek translate into f.
-e dönüştürmek make into f.
-e dönüştürmek change into f.
-e dönüştürmek transmute into f.
-e dönüştürmek turn into f.
-e dudak bükmek sneer at f.
-e duyarlı olmak be responsive to f.
-e duyarlı olmamak be insensitive to f.
-e düşkün olmak be fond of f.
-e düşmek be incumbent on f.
-e eğilimi olmak be prone to f.
-e el atmak try one's hand at f.
-e el koymak take possession of f.
-e el sürmek lay hands on f.
-e elini atmak make a grab for f.
-e elini uzatmak lend a hand to f.
-e elini uzatmak give a hand to f.
-e elverişli olmak lend itself to f.
-e emanet etmek resign f.
-e empoze etmek obtrude upon f.
-e engel olmak militate against f.
-e engel olmak override f.
-e epey para harcamak splurge on f.
-e erişmek get at f.
-e erişmek come at f.
-e eşit olmak be equivalent to f.
-e etkimek act f.
-e etkisi olmak have an impact on f.
-e faydalı olmak be beneficial to f.
-e fazla iş vermek overburden f.
-e fazla vergi koymak overtax f.
-e fazla yük olmak overburden f.
-e fazla yük yüklemek overload f.
-e gecikmek be late for f.
-e geç kalmak be late for f.
-e geçirmek transmit to f.
-e geçmek proceed to f.
-e geçmek cross into f.
-e geçmek devolve on f.
-e gelmek accrue to f.
-e gelmek bear f.
-e gelmek set foot in f.
-e gelmek step over f.
-e gelmek report to f.
-e gelmek get to f.
-e gelmek visit f.
-e gelmek set foot on f.
-e gelmemek absent from f.
-e genişletmek extend to f.
-e gereksinimi olmak want f.
-e geri dönmek get back to f.
-e giden yolun yarısında olmak be halfway to f.
-e gidip anlatmak confront with f.
-e gidip söylemek confront with f.
-e girişmek venture on f.
-e girişmek venture upon f.
-e girişmek enter into f.
-e girişmek embark upon f.
-e girişmek embark on f.
-e girişmek enter on f.
-e girişmek enter upon f.
-e girizgahta bulunmak make overtures to f.
-e girmek get into f.
-e girmek set foot in f.
-e girmek log on f.
-e girmek fit in f.
-e girmek log in f.
-e girmek cross into f.
-e girmek fit into f.
-e girmesini sağlamak fit in f.
-e girmesini sağlamak fit into f.
-e gitmek resort to f.
-e gitmek visit f.
-e gitmek head for f.
-e gitmek proceed f.
-e gitmek lead to f.
-e gitmek step over f.
-e gitmek report to f.
-e gitmemek cut f.
-e gölge düşürmek bring into disrepute f.
-e gönüllü olarak katılmak volunteer for f.
-e göre ayarlamak temper to f.
-e göre ayarlamak key to f.
-e göre belirlemek determine according to f.
-e göre belirlemek specify according to f.
-e göre davranmak abide by f.
-e göre davranmak act upon f.
-e göre hareket etmek abide by f.
-e göre hareket etmek act upon f.
-e göre mesele olmamak think nothing of f.
-e göre mesele olmamak think little of f.
-e göre olmak agree f.
-e göre olmak fit f.
-e göre önlem almak take measures to f.
-e göre sınıflandırmak classify according to f.
-e göre sınıflandırmak classify by f.
-e göre yaşamak live up to f.
-e göz kulak olmak watch f.
-e gözünü dikmek set one's sight on f.
-e gücenmek take offense at f.
-e gücenmek take offence at f.
-e güm güm vurmak thunder on f.
-e güm güm vurmak thunder at f.
-e hakim olmak have a command of f.
-e hakkında kehanette bulunmak predict f.
-e haline getirmek make into f.
-e hapsetmek confine to f.
-e harcamak spend on f.
-e has olmak pertain to f.
-e hasretmek confine to f.
-e hasretmek devote f.
-e hassas olmak be responsive to f.
-e hassas olmamak be insensitive to f.
-e hatırı kalmak take offense at f.
-e hatırı kalmak take offence at f.
-e havale etmek refer to f.
-e hayıflanmak regret f.
-e hayıflanmak bewail f.
-e hayranlık duymak look up to f.
-e hayranlık duymak infatuation with f.
-e hayret etmek be astonished at f.
-e hazır olmak be in shape f.
-e hazır olmak be poised for f.
-e hazır olmak be in shape for f.
-e hemen gitmek make a beeline for f.
-e hemen gitmek make a beeline to f.
-e hiç benzememek bear no resemblance to f.
-e hiç niyeti olmamak have no thought of f.
-e hiddetlenmek rage against f.
-e hile ile çekmek decoy into f.
-e hissettirmeden yaklaşmak creep up on f.
-e hitap etmek apply to f.
-e hizmet etmek minister to f.
-e hizmet etmek wait on f.
-e hoş gelmek be congenial to f.
-e hücum etmek fall on f.
-e hücum etmek set at f.
-e hükmetmek rule f.
-e ısınmak warm towards f.
-e ısınmak warm to f.
-e ışık tutmak offer an insight into f.
-e içi gitmek pant for f.
-e içi gitmek crave f.
-e içi gitmek pant after f.
-e için olmak apply to f.
-e iftira etmek slander f.
-e ihtiyacı olmak be in need of f.
-e ihtiyacı olmak want for f.
-e ihtiyacı olmak do with f.
-e ihtiyacı olmak want f.
-e ihtiyacı olmak need f.
-e ihtiyacı olmak require f.
-e ihtiyacı olmamak have no use for f.
-e ihtiyaç duymak want for f.
-e ihtiyaç duymak need f.
-e ile başlamak preface f.
-e ilerlemek bear down on f.
-e ilgi duymak be interested in f.
-e ilişkin bilgi vermek give insight into f.
-e ilişkin olmak pertain to f.
-e iplik geçirmek thread f.
-e iş bulmak place f.
-e işaret etmek signalize f.
-e işaret etmek bode f.
-e işaret etmek presage f.
-e işaret etmek be indicative of f.
-e işaret etmek threaten f.
-e işaret etmek portend f.
-e işaret etmek imply f.
-e işaret etmek speak of f.
-e işemek wet f.
-e itimat etmemek distrust f.
-e iyi gözle bakmak look favourably on f.
-e kabiliyetli olmak be gifted for f.
-e kadar ceşitlilik göstermek vary up to f.
-e kadar ulaşmak extend all the way to f.
-e kadar uzanmak extend over f.
-e kafasını takmak hang up f.
-e kakalamak foist on f.
-e kalmak devolve on f.
-e kalmak rest with f.
-e kapatmak confine to f.
-e kara çalmak slander f.
-e karşı avantaj elde etmek gain an advantage over f.
-e karşı avantajlı duruma geçmek gain an advantage over f.
-e karşı ayaklanmak rebel against f.
-e karşı ayaklanmak rise against f.
-e karşı ayırım yapmak discriminate against f.
-e karşı bahse girmek bet against f.
-e karşı birlik olmak align against f.
-e karşı çıkmak/durmak be in opposition to f.
-e karşı garanti vermek guarantee against something f.
-e karşı gelmek cross f.
-e karşı gelmek go against f.
-e karşı günah işlemek sin against f.
-e karşı güvenlik (güvenliği) sağlamak provide security against f.
-e karşı harekete geçmek mobilize against f.
-e karşı hazırlıklı olmak provide against f.
-e karşı hukuki süreç başlatmak initiate legal action against f.
-e karşı ilgisiz olmak be insensitive to f.
-e karşı ilgisiz olmak be insensible to f.
-e karşı ilgisiz olmak be indifferent to f.
-e karşı isyan etmek rebel against f.
-e karşı kamuoyu oluşturmak create a public opinion against f.
-e karşı kazanma şansı olmak have a chance to win against someone f.
-e karşı korumak safeguard against f.
-e karşı olmak go against f.
-e karşı olmak oppose f.
-e karşı olmak be averse to f.
-e karşı olmak be down on f.
-e karşı olmak side against f.
-e karşı önlem almak guard against f.
-e karşı saldırıya geçmek mount an attack against f.
-e karşı savaşım vermek crusade against f.
-e karşı savaşmak wage war with f.
-e karşı savaşmak wage war against f.
-e karşı savaşmak wage war on f.
-e karşı savunmak defend against f.
-e karşı sigorta etmek insure against f.
-e karşı suçlamalarda bulunmak make allegations against f.
-e karşı şansı olmak have a chance against f.
-e karşı şiddetli ilgi duymak take an eager interest in f.
e karşı tedbirler almak take precautions against f.
-e karşı uyarmak warn against f.
-e karşı üstünlük elde etmek gain an advantage over f.
-e karşı üstünlük sağlamak gain an advantage over f.
-e karşı yasal süreç başlatmak initiate legal action against f.
-e karşı yüksek sesle protestoda bulunmak cry out against f.
-e karşılık vermek reciprocate f.
-e karşılıkta bulunmak reciprocate f.
-e karşısında zafer kazanmak win a victory over f.
-e kaş göz etmek make eyes at f.
-e katılmak partake in f.
-e katılmak take part in f.
-e katlanmak abide with f.
-e kaybetmek lose to f.
-e kayıtlı olmak be registered under f.
-e kayıtlı olmak be registered to f.
-e kayıtlı olmak be enrolled under f.
-e kayıtlı olmak be enrolled to f.
-e kefil olmak vouch for f.
-e kefil olmak sponsor f.
-e kızmak resent f.
-e kızmak take offense at f.
-e kızmak take exception to f.
-e kızmak be angry at f.
-e koşmak run to f.
-e koymak stick f.
-e koymak rest on f.
-e koyulmak fall to f.
-e kulak vermek pay attention to f.
-e kurnazlıkla girmek worm one's way into f.
-e küsmek take offense at f.
-e küsmek take offence at f.
-e layık olmak merit f.
-e layık olmak be worthy of f.
-e mal etmek attribute to f.
-e mal olmak cost f.
-e mecbur olmak need to f.
-e meraklı olmak be interested in f.
-e mıhlamak nail to f.
-e muhtaç olmak need f.
-e müteessir olmak deplore f.
-e nazır olmak overlook f.
-e nazır olmak look onto f.
-e neden olmak elicit f.
-e neden olmak provoke f.
-e neden olmak make for f.
-e neden olmak trigger f.
-e nişan almak train f.
-e noktasına gelmek get to f.
-e nutuk çekmek lecture f.
-e olarak işe almak/çalıştırmak employ someone as something f.
-e olarak tanıtmak inaugurate someone as f.
-e oturmak install oneself on f.
-e oturmak install oneself in f.
-e oturmak settle f.
-e oynamak play to f.
-e öfkelenmek rage against f.
-e önem vermek take cognizance of f.
-e özel ders vermek coach f.
-e özenle bakmak wet-nurse f.
-e özgü olmak be intrinsic to f.
-e özgü olmak pertain to f.
-e para vermek put into f.
-e paralel olmak be parallel to f.
-e paralel olmak be parallel with f.
-e rağmen çok zarar görmemek be none the worse f.
-e rast gelmek come across f.
-e rast gelmek meet f.
-e rastlamak meet f.
-e rastlamak run into f.
-e rastlamak run across f.
-e rastlamak fall in with somebody f.
-e rastlamak come across f.
-e razı olduğunu belirten bazı adımlar atmak make overtures for f.
-e razı olmak be prepared to f.
-e razı olmak go along with f.
-e razı olmak consent to f.
-e riayet etmek respect f.
-e rüşvet yedirmek corrupt f.
-e sadık kalmak remain loyal to f.
-e sadık kalmak stay loyal to f.
-e sahip olduğuna inanılmak be credited with f.
-e sahip olduğunu sanmak credit with f.
-e sahip olmak gain f.