in - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"in" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 192 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
in zf. içeri
in ed. içinde
in zf. içeride
General
in i.
in i. makam sahibi kimse
in i. iktidardaki kimse
in i. yetkili makama ve iktidara yakın kimse
in i. nüfuz sahibi kimse
in i. etki
in i. nüfuz
in i. kenar
in i. köşe
in i. inç
in s. örtülü
in s. görev başında
in s. gözde
in s. içeri doğru yönelen
in s. mevsimi gelmiş
in s. iktidardaki
in s. çok moda olan
in s. tutulan
in s. gelmiş olan
in s. moda
in s. yerinde
in s. iktidarda olan
in s. giymiş
in s. iktidarda
in s. dahili
in s. içeride olan
in s. tam yerinde olan
in s. uygun konumda olan
in s. bağlantıda olan
in s. çalışır durumda olan
in s. iktidar sahibi
in s. vuruş sırası gelen
in s. içeri doğru duran
in s. giren
in s. gelen
in s. güvenilir kaynaktan gelen
in s. belirli bir grupla ilgili
in s. yalnızca belirli bir grubun bildiği
in s. yeniliklere meraklı ve zeki
in s. tamamlanmış
in s. toplanmış
in s. bir araya getirilmiş
in s. sayılmış
in s. bol
in s. mevcut
in zf. vasıtasıyla
in zf. içine
in zf. açısından
in zf. içerde
in zf. durumunda
in zf. içeriye
in zf. ile
in zf. iken
in zf. kullanarak
in zf. bakımından
in zf. halinde
in zf. elinde
in zf. evde
in zf. içeri
in zf. bünyesinde
in zf. cinsinden
in zf. tamamlanmış bir şekilde
in zf. bitmiş bir şekilde
in zf. aşikar
in zf. apaçık ortada
in zf. halihazırda
in zf. belirli bir görevde
in zf. belirli bir işte
in zf. belirsizlikten netliğe
in zf. süresiz bir şekilde
in zf. belirsiz bir şekilde
in zf. belirli bir yönde
in zf. bir noktaya doğru
in zf. yakınına doğru
in zf. yanına
in zf. göğüs göğse
in zf. çok yakından
in zf. (soyut bir şeyle) yavaş yavaş etrafını saracak şekilde
in zf. yerine
in zf. uygun bir şekilde
in zf. belirli bir yere
in zf. belirli bir yere doğru
in zf. belirli bir yerde
in zf. iş yerinde
in zf. varış noktasında
in zf. seyahat bitiş noktasında
in zf. doğru yerde
in zf. tam yerinde
in zf. etrafını saracak şekilde
in zf. hapsedecek şekilde
in zf. hapiste
in zf. görevde
in zf. elinde
in zf. ile iyi geçinir şekilde
in zf. ile belirli bir ilişkide
in zf. mutlak galibiyet kazanmış bir şekilde
in zf. modaya uygun bir şekilde
in zf. trend
in zf. yanan bir şekilde
in zf. ışıklı bir şekilde
in zf. mevsiminde
in zf. (bir şeyin) başlangıcından sonra
in ed. da
in ed. üzere
in ed. olarak
in ed. göre
in ed. içindeki
in ed. içinde
in ed. sonunda
in ed. sonra
in ed. -da
in ed. -a
in ed. -den yapılmış
in ed. -de
in ed. -ken
in ed. -e
in ed. sırasında
in ed. esnasında
in ed. (bir malın) ticaretini yapmakta
in ed. (bir durumun) içine batmış
in ed. (bir şey) içinde yüzen
in ed. (giysiler) içerisinde
in ed. (bir şey) ile kaplanmış
in ed. (fizyolojik süreç) geçirmekte olan
in ed. kendi içinde
in ed. özünde
in ed. ile ruhsal birlik içinde
in ed. gücü altında
in ed. kontrolü altında
in ed. düzeniyle
in ed. sırasıyla
in ed. stilinde
in ed. tarzında
in ed. (dili) iletişim aracı olarak kullanan
in ed. ile dolup taşarak
in ed. -in dibine vurarak
in ed. (giysi) üzerinde
in ed. (bir özellik) sergileyerek
in ed. (içki) etkisi altında
in ed. sırasında
in ed. esnasında
in ed. (zaman aralığı) boyunca
in ed. vasıtasıyla
in ed. yardımıyla
in ed. kullanarak
in ed. sonucu olarak
in ed. binaen
in ed. -den dolayı
in ed. (yüzdeleri) bulan
in ed. (miktarlara) erişen
in ed. (miktarlarla) ölçülen
in ed. (tarz, düzen) ile
in ed. (hal, tavır) takınarak
in ed. -e gelince
in ed. (ruh hali) içerisinde
in ed. (kişiliğe) bürünmüş halde
in ed. (belirli bir şeye) ait olan
Colloquial
in s. … kadar kar eden
Law
in i. meri
in zf. yasal imtiyazla
in zf. yasal unvanla
in zf. yürürlükte
in zf. geçerli halde
Politics
in zf. iktidarda
in zf. seçimi kazanmış durumda
Technical
in i. indiyumun simgesi
Computer
in i. yer
in ed. (harfin) tuşunda
in expr. konumu
in expr. konum
in kısalt. inç
Marine
in s. (yelken) sarılmış
in s. (yelken) istiflenmiş
in zf. (gemi yelkenleri) sarılmış veya istiflenmiş halde
Petrol
in zf. (petrol kuyusu) üretim halinde
Geometry
in i. çokgenin 180 dereceden büyük iç açısı
Agriculture
in zf. (mahsul) yetiştirilme halinde
in zf. hasat edilir durumda
in zf. olgunlaşmış bir halde
Golf
in s. (on sekiz delikli golf sahasında) son dokuz delikte oynanan
Sport
in i. (tenis veya squash oyununda) saha sınırları içine atılan top
in i. geçerli dönüş
in i. oynanabilir dönüş
in zf. (krikette) atış durumunda
in zf. (atışçı) atış halinde
in zf. (oyunda) sırası gelecek şekilde
in zf. (oyunda) atış yaparak
Baseball
in zf. (vurucunun durduğu köşeyi geçerek) sayı alacak şekilde
Wagering
in zf. bahse katılmaya doğru

"in" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 15 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
in cave i.
General
in couch i.
in den i.
in hole i.
in earth i.
in burrow i.
in lair i.
in cavern i.
in lodge i.
in nest i.
in lie i.
in latibulum i.
Zoology
in tunnel i.
in hold i.
in holt i.

"in" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
materialism in literature i. edebiyatta materyalizm
in and out i. giriş çıkış
drug in the market i. satılmayan mal
murder in the first degree i. kasten adam öldürme
specialist in judicial affairs i. adliyeci
working in the evening i. akşamcı
decision on the future marriage of a boy and a girl in the cradle i. beşik kertmesi
marriage in necessity i. zorunlu evlilik
cryptography in literature i. edebiyatta şifreli yazı
religion in literature i. edebiyatta din
difficulty in breathing i. nefes darlığı
international agencies in europe i. avrupa'da uluslararası işbirliği
grant in aid i. parasal destek
research in literature i. edebiyatta araştırma
leap in the dark i. sonu belirsiz iş
imperialism in literature i. edebiyatta emperyalizm
built in function i. hazır fonksiyon
conference on security and cooperation in europe i. agik
rehabilitation centre for children in turkey i. çocuk merkezi
light in the head i. ahmak
senses and sensation in children i. çocuklarda duyular ve duygu
castle in the air i. hulya
beat generation in literature i. edebiyatta beat kuşağı
the necessity to act in conformity of the instructions of the chief responsible for the protection of the building i. bina korunma amirinin talimatlarına uyma zorunluluğu
a football team in turkey i. beşiktaş
eulogy show in ottoman culture and entertainment life i. meddahlık
visions in literature i. edebiyatta önseziler
possibility in literature i. edebiyatta olabilirlik
a football team in turkey i. fenerbahçe
a football team in turkey i. galatasaray
homosexuality in motion pictures i. sinemada eşcinsellik
friday divine service parade in ottoman empire i. cuma selamlığı
kept in a case i. mahfazalı
in commission i. işe hazır
the man in the street i. sokaktaki insan
in a line i. bir sıra durumunda
a feather in your cap i. gelecekte yararı dokunacak bir başarı
success in children i. çocuklarda başarı
hermetism in literature i. edebiyatta hermetizm
dance in motion pictures i. sinemada dans
way in i. giriş
contributions in natural law i. doğa yasalarında makaleler
station in life i. sosyal durum
the man in the street i. sokaktaki adam
total quality management in human services i. insan hizmetlerinde toplam kalite yönetimi
go in i. güneş veya ayın bulutla örtülmesi
nationalism in literature i. edebiyatta milliyetçilik
discoveries in science i. bilimde keşifler
slavery and slaves in literature i. edebiyatta kölelik ve köleler
persons in need of help i. muhtacin
contributions in theory of knowledge i. bilgi teorisinde makaleler
primitivism in art i. sanatta ilkelcilik
mulattoes in literature i. edebiyatta melezler
elder in need of nursing i. bakıma muhtaç yaşlı
case in point i. tipik bir örnek sorun
successor in office i. halef
memory in motion pictures i. sinemada bellek
violence in sports i. sporda şiddet
violence in mass media i. kitle iletişim araçlarında şiddet
engineer in charge i. sorumlu mühendis
economy in use i. kullanımda tutumluluk
nationality in literature i. edebiyatta milliyet
a bull in a china shop i. orman kibarı
anti-catholicism in literature i. edebiyatta anti-katoliklik
breaking-in i. alıştırma
afro-americans in motion picture i. sinemada afro-amerikalılar
brother in-law i. kayınbirader
in-flight magazine i. seyahat dergisi
in-country escort i. memleket içi refakat
lying-in i. loğusalık
cut-in i. devreye girme
check-in islands i. check-in adaları
in-group i. örgüt içinde grup oluşturan topluluk
lead-in i. besleme
father-in-law i. kaynata
the first turkish-muslim women’s union in anatolia i. bacıyan-ı rum
walk-in closet i. elbise odası
increase in length i. boy uzaması
way in i. yol girişi
violence in the name of honour i. namus adına şiddet
low point (to be in something) i. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
stories in english i. ingilizce masallar
year in review i. gözlenen yıl
stand-in parent i. manevi aile
40 degrees celsius in the shade i. gölgede 40 derece
increase in the amount i. miktardaki artış
rules of thermal insulation in buildings i. binalarda ısı yalıtım kuralları
the man in the street i. sokaktaki sade vatandaş
in-situ examination i. (olay) yerinde soruşturma
a film in/reflecting the sprit of the 80s i. seksenlerin ruhunu yansıtan film
to the matter in hand i. ele alınan konu
director-in-chief i. başmüdür
panel (in a comic strip or comic book) i. kare (çizgi romanda)
women in art i. sanatta kadın
small part (in a film/movie) i. küçük rol (filmde)
a man in a suit i. takım elbiseli bir adam
form-in-us i. içimizdeki biçim
science in counseling psychology i. psikolojik danışmanlık bilimi
a pain in the arm i. el ağrısı
walk-in box i. soğuk hava deposu
walk-in box i. soğuk hava odası
guy in a bathrobe i. bornozlu adam
men in black i. siyah giyen adamlar
fill-in list i. yedek listesi
police officer in plain clothes i. sivil kıyafetli polis memuru
arranging in rows i. sıralam
first line in defense i. savunma hattının ön cephesi
in high feather i. neşeli
call-in i. radyo ya da televizyon programına telefonla katılan
call-in i. takipçilerin yayına telefonla katılabildikleri radyo ya da televizyon programı
breakfast in bed i. yatakta kahvaltı
husband of sister-in-law i. bacanak
brother-in-law i. bacanak
brother-in-law i. enişte
cave-in i. çökmenin gerçekleştiği yer
cave-in i. göçük alanı
cave-in i. teslim olma
cave-in i. boyun eğme
cave-in i. pes etme
interest in i. ilgi
relative-in-law i. evlilikten doğan akrabalık
relative-in-law i. eşin ailesi
relative-in-law i. kayın akraba
co-in-laws i. dünür
co-in-law i. dünür
term in office i. hizmet süresi
term in office i. görev süresi
subject-in-process i. süreç içerisindeki özne
throw-in i. bonus olarak eklenen şey
joke in poor taste i. tatsız şaka
shelter in place i. yerinde sığınak
shelter in place i. yaşanılan mekanda, temel önlemler alarak, dışarıdan gelen tehditlere karşı oluşturulan güvenli bir alan
tie-in i. gizli bağlantı
tie-in i. bilinmeyen ilişki
tuck–in [brit] i. çok miktarda yemek
tuck–in [brit] i. ziyafet
tuck–in i. bir yere sıkıştırılan (kumaş gibi) malzeme
annuity in advance i. yıllık taksit
jack-in-a-box i. içinden yaylı palyaço fırlayan kutu oyuncak
jack-in-the-box i. içinden yaylı palyaço fırlayan kutu oyuncak
common in gross i. herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası
in-patient i. yatan hasta
in-and-out i. (atçılık) iki çitten oluşan bir tür engel
in-between i. orta düzey
in-between i. aracı
in-betweener i. aracı
in-betweener i. arabulucu
in-betweener i. zıt iki şeyin arasındaki kimse
in-betweener i. tam arada kalan şey
in-bond shop [caribbean] i. gümrüksüz satış mağazası
in-box i. kişiyi uğraştıran şeyler
in-box i. ofis içi posta kutusu
in-box i. masa üstü posta tepsisi
in-box i. gelen e-posta kutusu
in-fighting i. (aynı arkadaş grubu arasında çıkan) tartışma
in-fighting i. münakaşa
in-fighting i. ağız dalaşı
be driven in f. çakılmak
be in accord with f. ile uyumlu olmak
tip the scales in someone's favor f. durumu birinin lehine çevirmek
be choosy in eating f. yemek seçmek
be unable to get a word in edgewise f. karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak
fall in love with f. aşık olmak
put in an appearance f. boy göstermek
break in f. terbiye etmek
fence in f. çitle çevirmek
be in love f. gönül çekmek
shut in f. kapmak
be engraved in one's memory f. kafasına kazınmak
hang in the balance f. muallakta olmak
tune in f. belirli bir istasyonu açmak
be in the pink f. en güzel halinde olmak
go in for f. ilerlemek için bir kariyer seçmek
fit in f. uygun olmak (bir yere/çevreye/gruba vb'ne)
put in barrels f. fıçılamak
be taken in by f. aldanmak
sink in f. nüfuz etmek
find pleasure in f. zevk almak
stay in f. çalışmaya devam etmek (bir yerde/bir işte)
be uninterested in f. merak etmemek
plug something in f. bir şeyin fişini prize sokmak
hem in f. sarmak
fit in f. sığdırmak
pull someone in f. birini çekmek (bir yerin içine)
confide in someone f. birine sırrını söylemek
be in good shape f. formda olmak
study in university f. üniversite okumak
set a place in order f. bir yeri derleyip toplamak
bear in mind f. dikkate almak
be skilled in f. bir şeyi iyi yapmak
set foot in f. -e ayak basmak
be in the wrong f. haksız olmak
cast in f. paylaşmak
have somebody in one's pocket f. parmağında oynatmak
go up in smoke f. yanıp kül olmak
pull in f. çekmek (dizginleri/ipi vb'ni)
increase in numbers f. üremek
give in f. imana gelmek
shut in f. hapsetmek
react in a usual way f. doğal karşılamak
get a rise in one's salary f. maaşına zam almak
be engrossed in f. dalıp gitmek
close in f. ortalık kararmak
sit in for f. birine vekalet etmek
bring up in conversation f. açmak
cut in f. birinin sözünü kesmek
cajole somebody in doing something f. razı etmek
jack in f. terketmek
step in f. girmek
take an active role in f. aktif rol üstlenmek
pile in f. doluşmak
pass in f. içeri almak
shut in f. kıstırmak
remain in suspense f. muallakta kalmak
go for a walk in the moonlight f. mehtaba çıkmak
lay in f. depolamak
keep in view f. göz önüne almak
have something in prospect f. beklemek
take an examination in f. imtihan olmak
diminish in intensity f. sönmek
prejudice someone in favor of f. lehine çevirmek (birini)
break in f. zorla girmek
send in f. göndermek
be in a jam f. başı dertte olmak
strike in f. karışmak
get in f. seçilmek
hold in estimation f. saygı göstermek
be unsparing in f. kaçınmamak
muffle in f. sarınmak
give away one's daughter in marriage f. kız vermek
count in f. saymak
mix in the correct proportions f. dozunu ayarlamak
be in good taste f. yerinde olmak
rub in f. tutturmak
be down in the dumps f. canı sıkkın olmak
settle in f. bastırmak
be in bad with f. arası bozuk olmak
fence in f. çit yapmak
behave in an inexperienced way f. acemilik etmek
pull in opposite directions f. çekişmek
check in f. giriş yapmak
get in someone's hair f. birini rahatsız etmek
result in f. neticelenmek
fall down in a fit f. fenalık geçirerek yere düşmek
specialize in f. özel ilgi alanı (belirli bir şey) olmak
bring someone in on f. birini bir işe katmak
hold something in detestation f. nefret etmek
express in other terms f. başka sözlerle anlatmak
hem in f. çevresini çevirmek
get in somebody's way f. ayak altında dolaşmak
be interested in f. alakalanmak
be in the ascendant f. doğu ufkunda görünmek (yıldız/gezegen)
put one's foot in one's mouth f. gaf yapmak
be in dire straits f. çok güç durumda olmak
keep in view f. göz önünde tutmak
fence in f. parmaklıkla çevirmek
drink in f. emmek
approve in advance f. peşinen kabul etmek
take in f. kandırmak
hold in disrespect f. küçümsemek
come in f. sağlamak
chime in f. söze karışmak
wrap oneself in f. sarınmak
put one's foot in it f. pot kırmak
pay in f. para yatırmak
be poised in the sky f. (kuş) havada hareketsizmiş gibi durmak
succeed in f. becermek
invest in f. para yatırmak
seclude oneself in f. inzivaya çekilmek
have a finger in f. parmağı olmak
shut something in f. bir şeyi bir yere sıkıştırmak
let in f. sokmak
stay in touch with f. iletişim halinde bulunmak
be in sync f. senkronize edilmiş olmak
stumble in f. yanılmak
be in a huff f. darılmak
hedge in f. kuşatmak
walk in f. girmek
be in someone's shadow f. gölgesinde kalmak
not to be firmly in place f. iğreti durmak
be in the ascendant f. yükselmek
move in f. içeri girmek
be black in the face f. çok kızmak
chip in f. bağışta bulunmak
drive in a stake f. kazık çakmak
go up in smoke f. heba olmak
place one's trust in f. itimat etmek
wash one's dirty linen in public f. kirli çamaşırlarını ortaya dökmek
not to leave somebody in peace f. yakasını bırakmamak
be in order f. yolunda olmak (işler)
rise in rebellion f. ayaklanmak
squeeze in f. sıkıştırmak
cover in f. doldurmak
be in one's power f. elinde olmak
strike in f. başlamak
interfere in f. söze karışmak
nip in f. dalmak
be in accordance with f. uygun olmak
be in the know f. bir konuda çoğu kimsenin bilmediği şeyleri bilmek
discuss in detail f. masaya yatırmak
take pride in f. ile iftihar etmek
have a special place in one's life f. hayatında özel bir yere sahip olmak
delight in f. zevk almak
answer in the affirmative f. olumlu cevap vermek
put in prison f. hapsetmek
settle down in f. alışmak (bir işe)
cave in f. göçürmek
swathe in f. ile sarıp sarmalamak
call in f. davet etmek
stop in f. dışarı çıkmamak
be engrossed in f. dalmak
be kept in a place f. saklanmak
batter something in f. bir şeye vurup delmek
bask in f. zevk almak
steep in f. bastırıp bekletmek (sıvıya)
give someone a start in life f. birinin hayata atılmasını sağlamak
pick holes in f. kusur bulmak
put a stake in the ground f. ilk çiviyi çakmak
have confidence in f. birine itimadı olmak
give somebody in marriage to somebody f. evermek
fit in f. programına almak
fence in f. kapamak
be in rut f. hayvan kızışmak
be in tatters f. yırtık pırtık olmak
stop off in f. bir yerde durmak
work in shifts f. keşikleşmek
ruin oneself in vain f. kendini boş yere harap etmek
write in code f. şifreli yazmak
lay in f. biriktirmek
have a bee in one's bonnet about something f. kafaya takmak
be in doubt about f. kuşku duymak
enter in the book f. deftere işlemek
put in order f. düzene koymak
go up in smoke f. havaya uçmak
be in tears f. ağlamak
have a finger in a matter f. eli olmak
traffic in something f. ticareti yapmak
specialize in f. uzmanlık alanı (belirli bir şey) olmak
smash in f. parçalamak
consist in f. bağlı olmak
have a broad repercussion in press f. basında geniş yankı bulmak
stand out in relief f. göze çarpmak
keep in touch with f. ile teması sürdürmek
be in contact with f. ile ilişkiyi koparmamak
nip in the bud f. başlangıçta durdurmak
nip in the bud f. daha başlangıçta bir şeyin önünü almak
be trapped in debt f. borç batağına saplanmak
discuss something in utter detail f. bütün boyutlarıyla ele almak
give in f. vermek
count someone in f. dahil etmek
be in for f. (kötü bir şeyi) geçirmek üzere olmak
enter in a register f. kayda geçirmek
apply in written form f. yazılı olarak başvurmak
be unskilled in f. bir şeyde iyi olmamak
follow in somebody's wake f. takip etmek
stand idle (in the slack period) f. sinek avlamak
take precautions in time f. zamanında önlem almak
keep in touch f. irtibat halinde olmak
take something in f. bir şeyi kapsamak
be in bad state f. kötü durumda olmak
turn a place in a very noisy disordered state f. curcunaya çevirmek
put one's heart and soul in doing something f. canla başla çalışmak
put all of one's efforts in a job f. canla başla çalışmak
turn a place in a very noisy disordered state f. curcunaya vermek
be in over one's head f. haddini bilmemek
put one's life and affairs in order (again) f. kendini toparlamak
turn a place in a very noisy disordered state f. ortalığı ellialtıya vermek
be in f. yer almak
be in radiant health f. yanağından kan damlamak
come in force f. yürürlüğe girmek
come in existence f. meydana gelmek
bore a hole in something with a nail f. çivi ile delmek
be engaged in farming f. çiftçilikle uğraşmak
make a hole in something with a nail f. çivi ile delmek
excite a feeling in someone f. duygu uyandırmak
live in safety f. güven içinde yaşamak
hit a car coming in the opposite direction f. karşı yönden seyreden arabaya çarpmak
end in success f. başarıyla sonuçlanmak
live in fear for one's life f. ölüm korkusuyla yaşamak
engage in a sexual intercourse f. cinsel ilişkiye girmek
break in half f. ikiye bölmek (ekmeği vb)
be shot in the foot f. ayağından vurulmak
take place in literature f. literatürde yer almak
shoot somebody in the leg f. bacağına sıkmak
point somebody in direction f. yön göstermek
put in an order f. sipariş vermek
nudge somebody in direction f. yön göstermek
not to be involved in f. olaya seyirci kalmak
occur in the course of time f. zamanla oluşmak
put half the money in the bank f. paranın yarısını bankaya yatırmak
give one's daughter in marriage to f. kızlarını vermek
give one's daughter in marriage to f. kızını vermek
be in relation with f. ilişki içinde olmak
keep (someone/something) in quarantine f. karantina altına almak
examine in detail f. ayrıntılı ele almak
check in at the hotel f. otele yerleşmek
hold in high esteem f. hayran kalmak
hold in esteem f. hayran kalmak
hold in esteem f. hayran olmak
cash a cheque in the bank f. çeki bankada bozdurmak
be involved in activities f. etkinliklerde bulunmak
be in love f. aşk yaşamak
be greatly interested in f. merakı olmak
develop a great interest in f. merak sardırmak
engage in an activity f. faaliyette bulunmak
be in seventh heaven f. çok mutlu olmak
be in seventh heaven f. sevinçten havalara uçmak
be in excess of f. fazla olmak
meet someone in final f. final oynamak
surf in the internet f. internette gezinmek
be in the news f. sözedilmek
be born in the purple f. varlıklı bir aileye doğmak
stab someone in the back f. kalleşlik yapmak
act in one's own name f. birinin adına hareket etmek
take in hand f. nezaret etmek
begin to live in (a certain) way f. yol tutmak
represent his/her country in the best possible way in the international arena f. ülkesini uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmek
show in the balance sheet f. bilançoda göstermek
grow in maturity f. olgunluğa erişmek
operate in full capacity f. tam kapasiteyle çalışmak
operate in full capacity f. tam kapasite ile çalışmak
be in breach of a rule f. kuralı çiğnemek
engage in human activities f. beşeri faaliyetlerde bulunmak
have a bitter end end in a calamity f. acı son ile bitmek
be in expectation f. beklenti içinde olmak
participate in politics f. siyasete katılmak
give to in marriage f. söz takmak
enrol/enroll one's child in a school f. çocuğu okula kaydettirmek
play in the garden f. bahçede oynamak
have bats in the belfry f. kafayı çizmek
wait in a queue f. kuyrukta beklemek
be not interested in f. ilgilenmemek
cash in f. yararlanmak
clock in f. işe başlamak
fall in with somebody f. kabul etmek
leave someone in the lurch f. zor durumda bırakmak
get lost in the ocean f. okyanusta kaybolmak
look in the pink f. yanakları al al olmak
be in conformity with f. -e uymak
be available in f. -de mevcut olmak
fall in with somebody f. -e rastlamak
join in f. -de yer almak
luxuriate in f. -den pek çok zevk almak
hold-in-high-regard f. takdir etmek
stage a sit-in f. oturma eylemi yapmak
militate in favor of f. -e yararlı olmak
prevail in f. -de en çok ... bulunmak
spend the holiday in f. tatilini -de geçirmek
key in f. (veri) girmek
include in the scope f. kapsama almak
let in f. bırakmak
fit in f. -e sığmak
vest in f. -e vermek
pitch in f. işe girişmek
be in want f. muhtaç olmak
get/fall in the wrong hands f. yanlış ellere düşmek
work in f. katmak
be in competition with f. rekabete girmek
take the law in one's own hands f. ipleri eline almak
be helpless in the face of death f. ölüm karşısında çaresiz olmak
laugh in someone's face f. suratına gülüp geçmek
laugh in someone's face f. birinin suratına gülmek
take in f. kapsamak
go in the matter f. işi incelemek
box in f. sıkıştığı yerden çıkmamak
go in a partnership with someone f. ortak olmak
live in an inland city f. denize kıyısı olmayan bir kentte yaşamak
chime in f. kaş yapayım derken göz çıkarmak
be in flower f. çiçeklenmek
chisel in f. kaş yapayım derken göz çıkarmak
chisel in f. burnunu sokmak
be in blossom f. çiçek vermek
hold in high esteem f. el üstünde tutmak
be in need of f. ihtiyacı olmak
be in distress f. sıkıntıda olmak
be in the news f. haber olmak
interpret in the manner of f. şeklinde yorumlamak
be in danger of lapsing f. zamanaşımına uğrama tehlikesiyle karşı karşıya bulunmak
wait in vain f. haybeye beklemek
be in a good mood f. gününde olmak
take the name of god in vain f. allah'ın adını boş yere ağzına almak
pay in the bank f. bankaya yatırmak
place in inverted commas f. tırnak içine almak
spit in one's face f. yüzüne tükürmek
engage in f. kendini kaptırmak
increase in number f. sayısında artış olmak
be in communication with f. iletişim içerisinde olmak
live life in the fast lane f. hayatı uçlarda yaşamak
be in trance f. (derinlere) dalmak
be in trance f. mest olmak
put in pledge f. rehin koymak
take in possession f. temellük etmek
take part in f. müdahil olmak
keep in contact f. temas halinde olmak
figure in f. ilave etmek
stamp in f. damga basmak
be awarded in three categories f. üç dalda ödül almak
think in the same way f. aynı düşünmek
come in fifth f. beşinci gelmek
scrabble in a bag f. çantasını karıştırmak