tutulan - Türkçe İngilizce Sözlük

tutulan

"tutulan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 15 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
tutulan retained s.
The bad odor starts because of the toxins that are retained in the system.
Kötü koku, sistemde tutulan toksinler nedeniyle başlar.

More Sentences
tutulan in great demand s.
tutulan fair haired s.
tutulan restrained s.
tutulan in s.
tutulan favourite s.
tutulan popular s.
tutulan hired s.
tutulan favorite s.
tutulan occupied s.
tutulan fave s.
tutulan at a premium zf.
tutulan retd (retained) kısalt.
Deyim
tutulan a hot number i.
Teknik
tutulan popular s.

"tutulan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
hariç tutulan exclusive s.
Genel
belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın servant i.
matemi tutulan lament i.
kanuna aykırı olarak mesken tutulan bina squat i.
tutulan balık miktarı take i.
göz hapsinde tutulan kişi probationer i.
yahudilikte ölen yakınların ardından tutulan yedi günlük yas dönemi shivah i.
baraj tarafından tutulan su impoundment i.
elle tutulan olta handline i.
tutulan sözcük vogue word i.
ara sıra kullanım için tutulan ev pied-a-terre i.
tutulan su intercepted water i.
hariç tutulan makam exempted addressee i.
tüm zamanların en çok tutulan müzik kutusu most popular jukebox model of all time i.
el üstünde tutulan ilkeler cherished principles i.
denetime tabi tutulan supervisee i.
üzerine çentik koyularak hesap tutulan değnek tally i.
(tutulan) kayıt tally i.
yerine daha iyisi bulunana kadar koleksiyonda tutulan düşük kaliteli eşya filler i.
koleksiyonu daha büyük göstermek için tutulan değeri düşük eşya filler i.
parayla tutulan bir kimsenin kutlanması istenen kişiyi öpmesiyle verilen bir kutlama hizmeti kissagram i.
sınava tabi tutulan kimse examinate [obsolete] i.
cesedin başında tutulan gece nöbeti late-wake [uk] i.
cesedin başında tutulan gece nöbeti latewake [uk] i.
cesedin başında tutulan gece nöbeti lykewake [scotland] i.
acil ihtiyaçlar veya küçük alımlar için kenarda tutulan para mad money i.
kuşhanede tutulan kuşlar volery i.
kuşhanede tutulan kuşlar volary i.
bir grubun ilgisini üzerinde toplayan ve el üstünde tutulan kimse mascot i.
çok sayıdaki insanın ölümünden sorumlu tutulan siyasi veya askeri lider mass murderer i.
kırbaç tutulan el whip hand i.
genellikle kasıtlı olarak saklanıp beklenmedik durumlar için elde tutulan unsur wildcard i.
planlanmış harcama veya ifraz olarak alıkonan veya tutulan bir şey holdback i.
geride tutulan şey holdback i.
yaşam, iş ve ilişkiler konusunda tavsiyeler almak üzere tutulan kimse lifestyle guru i.
sirk göstericisinin üzerinden atlaması için tutulan şerit veya flama garter i.
iki el tarafından tutulan kalp tasarımlı bir yüzük claddagh ring [ireland] i.
tutulan şey grab i.
ileride kullanılmak üzere tutulan bilgi, anı hoard i.
sayıları her zaman tam tutulan pers kraliyet muhafızları immortals i.
komanditte tutulan papazlık makamı commendam i.
elde tutulan içeceği soğuk tutan yumuşak yapıdaki silindirik kap cozy i.
(balık) tutulan miktar ya da ağırlık draught i.
hazırda tutulan personel grubu pool i.
onaylanmış tedarik hedefini ve ekonomik maksatla alıkonma stokunu aşan fakat bazı acil durumlarda kullanılmak üzere elde tutulan malzemeler contingency retention stock i.
çapraz incelemeye tabi tutulan soru cross-question i.
kilit altında tutulan şey inlock i.
post fiksasyona tabi tutulan şey postfix i.
sekonder tespite tabi tutulan şey postfix i.
esir tutulan şey prisoner i.
zorla tutulan kimse prisoner i.
para ile tutulan gazeteci scribe i.
tutulan taraf side i.
el altında tutulan şey standby i.
akılda tutulan şey note i.
geçmişte yapılan ve gizli tutulan kariyer past i.
gizli tutulan şey reservation [obsolete] i.
gizli tutulan geçmiş tarihli olay past i.
borç karşılığında kefil olarak tutulan köle pawn i.
mesken tutulan yerden çıkmak dislodge f.
işleme tabi tutulan processed s.
içeride tutulan kept in s.
konumunda tutulan kept s.
en çok tutulan prevalent s.
hariç tutulan exclusive s.
hariç tutulan excludable s.
hak olarak elde tutulan titular s.
açık tutulan kept open s.
en çok tutulan prevailing s.
gözetim altına tutulan sentineled s.
gözetimde tutulan incarcerated s.
elle tutulan hand-held s.
baskı altında tutulan inhibitory s.
el üstünde tutulan cherished s.
gözetim altına tutulan sentinelled s.
akılda tutulan remembered s.
teste tabi tutulan test s.
gizli tutulan unemphatic s.
iki elle tutulan two-fisted s.
yukarı tutulan uplifted s.
derli toplu tutulan kempt s.
tertemiz tutulan kempt s.
gözden uzakta tutulan behind-the-scenes s.
gizli tutulan behind-the-scenes s.
el üstünde tutulan blessed s.
elle tutulan bir aletle yapılmış handheld s.
elle tutulan bir aletle yapılmış handheld s.
sağım için tutulan milk s.
rezerv olarak tutulan fallback s.
rezerv olarak tutulan fall-back s.
alternatif olarak tutulan fall-back s.
alternatif olarak tutulan fallback s.
el üstünde tutulan loved s.
yoksunluğa tabi tutulan deprivable s.
bir sonraki yıl için tutulan overyear s.
egemenlik için tutulan royal s.
imparatorluk için tutulan royal s.
sıkıca tutulan implanted s.
sorumlu tutulan imposed s.
gizli tutulan closed s.
avuçta tutulan palmed s.
kollarla tutulan pinnoed s.
eleştiriye tutulan on the pan s.
belirlenen düzeyde tutulan pegged s.
dikey konumda tutulan ported s.
kapalı tencerede tutulan potted s.
taze tutulan preserved s.
canlı tutulan preserved s.
ayrı tutulan segregated s.
köle olarak tutulan slave s.
ile bir arada tutulan bound by s.
kontrol altında tutulan subjected s.
gizli tutulan sub-rosa s.
ikame reaksiyonuna tabi tutulan substituted s.
kontrol altında tutulan sure [obsolete] s.
sorumlu tutulan upon the spot s.
stokta tutulan reserve s.
evde tutulan house s.
dışarıda tutulan out of door s.
dışarıda tutulan out of door s.
buhara tutulan steam s.
baskı altında tutulan oppressed s.
hariç tutulan bating ed.
hariç tutulan excl (exclusive) kısalt.
Öbek Fiiller
sıkıca tutulan bir şeyi zorla almak tear from (someone or something) f.
yedekte tutulan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak fall back on someone or something f.
(yedekte tutulan birine/bir şeye) güvenmek fall back on (someone or something) f.
(yedekte tutulan birine/bir şeye) bel bağlamak fall back on (someone or something) f.
yedekte tutulan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak fall back onto someone or something f.
(yedekte tutulan birine/bir şeye) bel bağlamak fall back upon (someone or something) f.
(yedekte tutulan birine/bir şeye) güvenmek fall back upon (someone or something) f.
İfadeler
el altında tutulan up one's sleeve expr.
Konuşma Dili
birini takip etmesi için tutulan dedektif tail i.
popüler/çok tutulan isim a thing i.
karmaşık bir problemi çözmesi için tutulan uzman hired gun i.
bir işletmeyi zor durumdan kurtarması için tutulan kişi hired gun i.
işletme veya hukukta karmaşık problemleri çözmesi için tutulan kişi hired gun i.
bir meseleyi çözmesi için tutulan uzman hired gun i.
birine fiziksel göz dağı veya şiddetle bir şey yaptırması için tutulan adam strong-arm man i.
saklı tutulan koz card i.
avantajlı kullanılabilene kadar yedekte tutulan şey hole card i.
Deyim
ileride kullanılmak üzere hazır tutulan mukabele planı a rod in pickle [obsolete] i.
kendi memleketinde sevilip el üstünde tutulan siyasetçi kızı favorite daughter i.
kötü/uygunsuz bir işi yerine getirmesi için tutulan kimse hatchet man i.
birinin ününü/itibarını baltalaması için tutulan kişi (gazeteci, muhabir) hatchet man i.
birinin ismine leke sürmek için tutulan kişi (gazeteci, muhabir) hatchet man i.
birinin saygınlığına zarar vermesi için tutulan kişi (gazeteci, muhabir) hatchet man i.
birini öldürmesi için tutulan kimse long knife i.
gizli tutulan iğrenç/tatsız bir şey something nasty in the woodshed i.
gizli tutulan yasa dışı bir şey something nasty in the woodshed i.