exclusive - Türkçe İngilizce Sözlük

exclusive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

exclusive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
özel, ayrıcalıklı, münhasır
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪkˈskluːsɪv/ – BrE /ɪkˈskluːsɪv/)
Terim Türü:
Sıfat
Sadece belirli kişilere/şartlara açık olanı; tek başına sahiplik veya erişim ayrıcalığı taşıyan durumu niteleyen sözcüktür. Latince excludere kök ailesinden türemiştir; modern kullanımda exclusive, hem pazarlamada “sınırlı erişim” vaadiyle cazibe üretir, hem de sosyal bağlamda dışlayıcılık eleştirisini çağırabilecek iki yönlü bir ton taşır.
Eş Anlamlılar:
privileged, restricted, sole
Zıt Anlamlılar:
inclusive, public, shared

"exclusive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 46 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
exclusive s. münhasır
It will not be your exclusive responsibility, but we are very unclear about this.
Bu sizin münhasır sorumluluğunuz olmayacaktır, ancak bu konuda çok net değiliz.

More Sentences
exclusive s. özel
This is an exclusive club; they don't let just anyone in.
Burası özel bir kulüp; öyle herkesi içeri almıyorlar.

More Sentences
exclusive s. hariç tutulan
Genel
exclusive s. seçkin
These people are part of an exclusive group of modern artists.
Bu insanlar modern sanatçılardan oluşan seçkin bir grubun parçası.

More Sentences
exclusive s. özel
This is an exclusive club; they don't let just anyone in.
Burası özel bir kulüp; öyle herkesi içeri almıyorlar.

More Sentences
exclusive s. tüm
Channel 5 has exclusive rights to the film.
Kanal 5 filmin tüm haklarını elinde tutuyor.

More Sentences
exclusive s. yegâne
A new mother's exclusive focus is to provide for her child.
Yeni bir annenin yegâne odak noktası çocuğuna bakmaktır.

More Sentences
Siyasal
exclusive s. münhasır
It will not be your exclusive responsibility, but we are very unclear about this.
Bu sizin münhasır sorumluluğunuz olmayacaktır, ancak bu konuda çok net değiliz.

More Sentences
Medya
exclusive i. özel haber
Have you read the exclusive about the political scandal?
Siyasi skandalla ilgili özel haberi okudunuz mu?

More Sentences
Bilgisayar
exclusive s. özel
This is an exclusive club; they don't let just anyone in.
Burası özel bir kulüp; öyle herkesi içeri almıyorlar.

More Sentences
Genel
exclusive i. çevresini kısıtlı tutan kimse
exclusive s. ancak özel seçilmiş bazı kişilere açık olan
exclusive s. tek
exclusive s. hariç
exclusive s. biricik
exclusive s. hariç tutulan
exclusive s. ayrıcalıklı
exclusive s. dışında
exclusive s. özel kullanım
exclusive s. hariç tutan
exclusive s. herkese açık olmayan
exclusive s. kişiye ait
exclusive s. pahalı
exclusive s. paylaşılmayan
exclusive s. inhisari
exclusive s. ayrık
exclusive s. özgü
exclusive s. has
exclusive s. eşsiz
exclusive s. yegane
exclusive s. eşi olmayan
exclusive s. tam
exclusive s. bütün
exclusive s. bölünmez
Ticaret/Ekonomi
exclusive s. inhisarı
exclusive s. müstesna
exclusive s. tekelci
exclusive s. bağlayıcı
Hukuk
exclusive i. özel hak
exclusive i. imtiyaz
Medya
exclusive i. özel hikaye
exclusive i. özel öykü
Teknik
exclusive s. dışlayan
Mantık
exclusive s. dışarmalı
Dilbilim
exclusive s. muhatabı olmayan birinci çoğul şahıs zamiri ile ilgili
Çevre
exclusive i. tek bir ekolojik çevrede bulunan organizma

"exclusive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 124 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
exclusive right i. özel hak
exclusive use i. münhasır kullanım
exclusive rights i. tüm haklar
exclusive licenses i. kişiye özel ruhsatlar
exclusive use i. özel kullanım
mutually exclusive s. ayrışık
mutually exclusive s. karşılıklı hariç
non-exclusive s. özel olmayan
exclusive (to) s. özgü
mutually exclusive s. birbirini dışlayan
mutually exclusive s. biri olursa biri olmayan
mutually exclusive s. birbirini karşılıklı olarak dışlayan
exclusive of ed. -den ayrı
exclusive of ed. dışında
exclusive of ed. hariç
exclusive of ed. haricinde
excl (exclusive) kısalt. hariç tutulan
excl (exclusive) kısalt. münhasır
excl (exclusive) kısalt. özel
İfadeler
on a non-exclusive basis expr. gayrı münhasır şekilde/olarak
collectively exhaustive, mutually exclusive expr. efradını cami ağyarını mani
Ticaret/Ekonomi
exclusive authority i. münhasır yetki
mutually exclusive goals i. çelişkili amaçlar
exclusive operating rights i. münhasır işletme hakları
exclusive bargaining agent i. yetkili toplu pazarlık kuruluşu
exclusive distributorship agreement i. münhasır bayilik sözleşmesi
exclusive distribution i. tek dağıtıcılık yetkisi
exclusive distributor i. tam yetkili distribütör
exclusive agent i. tek acente
exclusive unionism i. meslek sendikacılığı
exclusive representation i. tek temsilcilik
exclusive dealing i. tek satış
exclusive agent i. münhasır acente
exclusive distributorship agreement i. tek satıcılık sözleşmesi
exclusive territory i. tek bölgede satış
exclusive reference (to standards) i. mutlak atıf (standartlara)
exclusive requirement i. gerekli kural
exclusive agent i. tek yetkili temsilci
non-exclusive agent i. tek olmayan acente
semi-exclusive agent i. yarı münhasır acente
exclusive sales agreement i. tekelci satış anlaşması
exclusive license i. münhasır lisans
exclusive distributor i. tek distribütör
exclusive distributor i. tek dağıtımcı
exclusive distributor i. münhasır dağıtımcı
exclusive distributor i. münhasır distribütör
exclusive distributor i. tek dağıtıcı
exclusive license i. özel lisans
exclusive power i. münhasır yetki
exclusive use i. inhisari kullanma
exclusive use i. tekelden kullanma
non-exclusive agent i. münhasır olmayan acente
exclusive right i. münhasır hak
exclusive negotiation i. münhasır görüşme
sole and exclusive liability i. tek ve yegane sorumluluk
exclusive economic zone i. münhasır ekonomik bölge
non-exclusive s. tam yetki vermeyen (distribütörlük vb)
cost exclusive s. masraf hariç
vat exclusive s. kdv hariç
Hukuk
exclusive operating rights i. inhisari işletme hakları
exclusive license due i. bir kimseye ait ruhsatname
exclusive possession i. münhasır zilyetlik
exclusive jurisdiction i. münhasır yargı yetkisi
exclusive remedy i. tek başvuru yolu
exclusive jurisdiction i. münhasır yargı hakkı
exclusive remedy i. münhasır başvuru yolu
exclusive jurisdiction i. münhasır yargı hakkı ve yetkisi
exclusive property i. kişiye özel mülkiyet
exclusive property i. münhasır mülkiyet
exclusive property i. özel mülkiyet
sole and exclusive owner of i. tek ve yegane sahibi
sole and exclusive remedy i. tek ve yeğane çare/çözüm
exclusive evidence i. münhasır delil
exclusive license i. tam ruhsat
non-exclusive license i. basit ruhsat
exclusive right i. münhasır hak
exclusive competence i. münhasır yetki
exclusive economic zone i. münhasır ekonomik bölge
Siyasal
exclusive economic zone i. ayrıcalıklı ekonomik bölge
exclusive competence i. münhasır yetki
exclusive rights i. münhasır haklar
exclusive purchasing agreement i. tek elden satın alma anlaşması
exclusive distribution agreement i. tek elden dağıtım anlaşması
exclusive economic zone i. münhasır ekonomik bölge
exclusive purchasing agreements i. tek elden satın alma anlaşmaları
the individual holders of exclusive rights i. münhasır hakların sahipliği
exclusive broadcasting rights i. münhasır yayın hakları
exclusive economic zone i. özel ekonomik bölge
non-exclusive right i. münhasır olmayan hak
exdis (exclusive distribution) kısalt. tek dağıtıcılık yetkisi
Medya
exclusive interview i. özel röportaj
Teknik
mutually exclusive events i. karşılıklı dışarlayan olaylar
mutually exclusive s. karşılıklı dışarlayan
Bilgisayar
exclusive lock i. dışlayıcı kilit
exclusive mode i. özel kullanım modu
exclusive mode i. kapalı kip
mutually exclusive events i. karşılıklı dışlamalı olaylar
mutually exclusive events i. karşılıklı dışarlayan olaylar
exclusive-or operator i. dışlamalı veya operatörü
exclusive-or operator i. dışlamalı veya işleci
exclusive-or element i. dışlamalı veya öğesi
exclusive or circuit i. d-ya devresi
mutually exclusive s. karşılıklı dışarlayan
mutually exclusive s. birbirini dışlayan
exclusive or expr. dışlamalı ya
exclusive or expr. dışlayan ya da
open exclusive expr. özel kullanıma aç
open exclusive expr. özel kullanımda aç
exclusive-or expr. dışlamalı veya
Bilişim
exclusive or circuit i. xor kapısı
exclusive or gate i. xor kapısı
mutually exclusive s. birbirini dışlayan
Telekom
exclusive rights i. özel haklar
Denizcilik
exclusive economic zone i. ekonomik amaçla kullanılmayan deniz bölgesi
Mantık
exclusive disjunction i. dışlamalı veya
exclusive or i. dışlamalı veya
exclusive or i. dışlamalı ayırtlama
exclusive disjunction i. dışlamalı ayırtlama
İstatistik
mutually exclusive event i. ayrık olay
mutually exclusive event i. karşılıklı dışlamalı olay
Deniz Biyolojisi
exclusive fishing zone i. münhasır balıkçılık bölgesi
Dini
exclusive brethren i. kapalı brethren
Felsefe
exclusive proposition i. tekelci önerme
Askeri
exclusive economic zone i. sınırlanmış ekonomik bölge