tüm - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

tüm



"tüm" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
General
tum i. davul sesi
tum i. mide

"tüm" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 24 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
tüm all i.
tüm overall s.
tüm entire s.
tüm whole s.
General
tüm the whole of i.
tüm entirety i.
tüm complement i.
tüm totality i.
tüm aggregate i.
tüm utter s.
tüm absolute s.
tüm undivided s.
tüm total s.
tüm whole s.
tüm full s.
tüm entire s.
tüm clear zf.
tüm all over the ed.
Technical
tüm overall
tüm total
tüm whole
tüm unitary
tüm complete
Computer
tüm more

"tüm" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
tüm diğer every other s.
General
tüm dikkatini almak (iş/sorun) absorb f.
tüm dikkatini vermek pay particular attention to f.
tüm parasını yitirmek lose one's shirt f.
tüm dikkatini vermek focus on f.
tüm yasal haklarını satın almak buy out f.
tüm gözler üzerinde olmak be in the limelight f.
tüm yerleri dolu olmak be booked up f.
tüm masrafları üstlenmek foot the bill f.
tüm dikkatini bir şeye vermiş olmak be absorbed in f.
tüm dikkatleri üzerine çekmek draw all attention towards oneself f.
tüm yerleri rezerve olmak be booked up f.
birinin tüm isteklerini yerine getirmek go all the way with f.
karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek jump through hoops f.
tüm kuvvetiyle bağırmak shoot at the top of one's voice f.
tüm dünyaca sevilmek be universally liked f.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthrall f.
ağaçlık bir alandaki tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut f.
tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut f.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach an all-time high f.
tüm yurtta yavru vatan ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlanmak be celebrated throughout the country the foster-land and legations f.
tüm çekmeceleri boşaltmak clean out all the drawers f.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all the efforts deployed by f.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all medical efforts f.
davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek rest one's case f.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blindingly obvious f.
tüm çabalara rağmen kurtarılamamak despite all efforts can not be saved f.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blatantly obvious f.
tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek be at all-time high f.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach all-time high f.
tüm odalar dolu olmak no vacancy f.
tüm boyutlarıyla tartışmak discuss thoroughly (all aspects of) f.
tüm yolları denemek use every means possible f.
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla tartışmak argue something out f.
tüm gününü boşa harcamak loaf the entire day away f.
tüm ayrıntıları gözlemlemek observe every detail f.
tüm detayları anlatmak tell every detail f.
tüm sorumluluğu kabul etmek assume full responsibility f.
tüm sorumluluğu üstlenmek assume full responsibility f.
tüm sorumluluğu almak assume full responsibility f.
tüm parasını uyuşturucuya harcamak spend all of one’s money on drugs f.
tüm dikkatini vermek give full attention/focus to something f.
tüm parasını kaybetmek lose all one’s money f.
bir şeyi tüm benliğinle anlamak grok f.
stokunda tüm ebatlarından/boylarından ve renklerinden bulunmak have all sizes and colors in stock f.
tüm odalar dolu olmak be fully booked f.
tüm odalar dolu olmak no room available f.
tüm odalar dolu olmak be booked up f.
tüm odalar dolu olmak have no room available f.
tüm odalar dolu olmak be fully booked up f.
tüm bu çılgınlığa bir son vermek put an end to all the madness f.
birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak use every means available to help someone f.
tüm gün uyumak sleep all day f.
tüm gece çalışmak work all night f.
tüm kaseti izlemek watch the whole tape f.
tüm beklentileri aşmak exceed all expectations f.
tüm ailesini kaybetmek lose one's entire family f.
tüm olasılıklara bakmak look at all possibilities f.
tüm izinleri almak get all the permits f.
tüm sevgisini çocuğuna vermek give all her love to her child f.
tüm ayarlamaları yapmak make all the arrangements f.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthral f.
tüm haberlerde olmak be all over the news f.
tüm suçlamalardan suçlu bulunmak be found guilty on all charges f.
tüm dikkatini vermek give someone an undivided attention f.
tüm benliği ile dinlemek give someone an undivided attention f.
tüm imkanları seferber etmek use every means available f.
tüm olanakları seferber etmek use every means available f.
tüm yılı harcamak spend all year f.
bir kimsenin tüm giysileri wardrobe i.
tüm danış referendum i.
tüm toplum tarafından aptal olduğu düşünülen kimse celebutard i.
tüm eşyasını bir torbada taşıyıp sokaklarda yaşayan kadın bag lady i.
tüm öğretim personeli (bir öğretim kurumundaki) faculty i.
kullanıcılara belirli bir kayak bölgesi veya bölgelerindeki tüm teleferiklerden ücretsiz yararlanma lift pass i.
tüm evren all creation i.
tüm kategoriler all genres i.
toplumun tüm kesimleri all segments of society i.
tüm canlıların tek hücreden oluştuğu kuramı monogenesis i.
davalının arazisinin yarısı ile çift hayvanları dışında tüm menkullerinin davacının yedine teslimi estate by elegit i.
tüm beyin encephala i.
tüm türler all genres i.
tüm detaylar the ins and outs i.
tüm haklar exclusive rights i.
tüm haklar full rights i.
tüm ülkenin whole country's i.
tüm dünya whole world i.
tüm zamanların en iyi (müzik) grubu band of all times i.
tüm bu olanlar all the happenings i.
tüm dünyada şubeleri olan kuruluş worldwide organization i.
tüm aksesuarlar all accessories i.
tüm yol adı full pathname i.
tüm-tehlikeler yaklaşımı all-hazards approach i.
tüm dalgaları alıcı all-wave receiver i.
tüm riskler all-risks i.
tüm dalga all-wave i.
tüm zamanların en yükseği all-time high i.
tüm program whole program i.
tüm bu gelişmeler all these developments i.
tüm canlılar all creatures i.
tüm içerik entire content i.
gerçeği, tüm gerçeği ve yalnızca gerçeği the truth, the whole truth and nothing but the truth i.
tüm birikimini all one's savings i.
tüm gün whole day i.
tüm zamanlar all times i.
tüm insanlık whole humanity i.
emzirici hayvanların çok yavrusu olduğu durumlarda tüm yavruların emzirilmesini mümkün kılmak üzere yavruları belirli bir sıraya göre meme uçlarına yerleştirme nurse sow i.
tüm şeyler all things i.
tüm operasyon entire operation i.
tüm işlem entire operation i.
tüm zaman whole time i.
tüm evren entire universe i.
tüm noktalar all the points i.
tüm dönem whole/entire period i.
tüm vücut entire body i.
tüm vücut whole body i.
tüm gezegen whole planet i.
tüm bilim dalları all branches of science i.
bir kişinin ürettiği tüm eserleri (kitap) oeuvre i.
tüm görüşmeler all discussions/talks i.
tüm zamanların en çok tutulan müzik kutusu most popular jukebox model of all time i.
tüm sorumluluğu kabul etme assuming full responsibility i.
kural tanımaz tüm davranışları one's all acts of vigilantism i.
tüm aksesuarlar all the trimmings i.
tüm yaşayan canlılar all living creatures i.
tüm canlılar all living creatures i.
tüm dünyadaki en uç ortam sıcaklıkları extreme world-wide ambient temperatures i.
tüm birimler all units i.
beynin içerdiği tüm nöronları ve sinir yollarını gösteren diyagrama verilen isim connectome i.
tüm köy the whole village i.
tüm hafta entire week i.
bulmacanın tüm parçaları all the pieces of the puzzle i.
tüm vatandaşlar citizenry i.
tüm hayvan ürünlerini hariç tutan diyet vegan diet i.
yumurta harici tüm et ürünlerinin tüketilmediği vejeteryanlık ovo vegetarianism i.
tüm nesil whole generation i.
(tüm koltuklar dolu olduğunda) ayakta kalan kimse standee i.
bir sanatçının tüm eserleri oeuvre i.
tüm mevsimler all seasons i.
tüm süreç whole process i.
tüm süreç entire process i.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle holoalphabetic sentence i.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle, mısra v.b. pangram i.
tüm hikaye full story i.
toplumun tüm katmanlarından insanlar people from all social strata i.
tüm kesimler all sections i.
tüm kesimler all walks (of life) i.
tüm kesimler all segments i.
tüm meyveler all fruits i.
tüm gece süren parti all-night party i.
tüm insanlar all people i.
tüm insanlar all the people i.
tüm dil kuramı whole language theory i.
sorduğumuz tüm sorular all the questions we asked i.
tüm türk halklarında şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inanç tengrism i.
tüm öğrenciler all students i.
tüm arkadaşlar all friends i.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai i.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit i.
abd'de şükran günü'nden sonraki ilk cuma günü kutlanan gün boyunca tüketicilerin hemen hemen tüm ürünleri son derece indirimli fiyatlarla aldıkları gün black friday i.
tüm tarafların anlamlı bir şekilde bir şeyler katılabileceği kapsayıcı, çok taraflı bir sistem panarchy i.
bir toplum tarafından paylaşılan tüm bilgi ve değerler acculturation i.
önceden belirlenen dönemden sonra kalan tüm borçların ödenmesini gerektiren bir kredi türü balloon mortgage i.
tüm seyirci koltuklarının dolu olması capacity audience i.
tüm hafta boyunca weeklong s.
tüm ülke çapında nationwide s.
insanın tüm dikkatini toplayan absorbing s.
tüm kiliselerin kabul ettiği ecumenical s.
tüm dünyayı ilgilendiren global s.
tüm kiliselerin birleşmesini amaçlayan ecumenical s.
tüm ülkede tanınan known throughout the nation s.
tüm ayrıntıları gösteren graphic s.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorbed s.
tüm borçarını ödeyebilen (kurum) solvent s.
tüm dünyaya bedel worth the whole world s.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorbed s.
tüm dünyaca tanınan globally known s.
tüm gün süren a day-long s.
tüm dünyanın bildiği world wide known s.
tüm dünyanın bildiği worldwide known s.
tüm dünyaca tanınan world wide known s.
tüm dünyaca bilinen globally known s.
tüm dünyaca bilinen worldwide known s.
tüm dünyaca bilinen renowned worldwide s.
tüm dünyaca bilinen world wide known s.
tüm dünyaca tanınan worldwide known s.
tüm dünyanın bildiği globally known s.
tüm dünyaca tanınan renowned worldwide s.
tüm dünyanın bildiği renowned worldwide s.
tüm zamanların en ünlü all time favourite s.
tüm zamanların en iyi all time favourite s.
tüm zamanların en ünlü all time favorite s.
tüm zamanların en iyi all time favorite s.
belirtilen tüm özelliklere sahip full-featured s.
gerekli olan tüm ekipmanlara sahil well-appointed s.
tüm yıl boyunca year-round s.
tüm şiddetiyle devam eden (rüzgar vb) unabated s.
tüm dünyanın tanıdığı world-renowned s.
tüm dünyanın bildiği world-renowned s.
tüm dünyaca tanınan world-renowned s.
tüm dünyaca bilinen world-renowned s.
tüm zamanlar için geçerli omnitemporal s.
tüm zamanları ilgilendiren omnitemporal s.
tüm zamanlara ait omnitemporal s.
tüm araştırmaları kapsayan hologeistic s.
tüm çalışmaları kapsayan hologeistic s.
tüm şehri kapsayan citywide s.
tüm ırkları kapsayan panethnic s.
tüm insanlığı ilgilendiren panhuman s.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorpt s.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorpt s.
tüm ekonomi economywide s.
tüm ekonomiyi kapsayan economywide s.
tüm dikkatiyle absorbedly zf.
tüm dünyada all over the world zf.
tüm yıl boyunca all the year round zf.
tüm risklere karşı against all risks zf.
tüm gücüyle amain zf.
tüm dünyada around the world zf.
tüm ilgiyi çekerek absorbingly zf.
tüm ulus çapında across the nation zf.
tüm yeteneğine karşın for all his talent zf.
tüm gün boyunca daylong zf.
tüm aşamalarda in all phases zf.
tüm aşamalarda in all steps zf.
tüm yıl boyunca all year round zf.
tüm yıl süresince all year round zf.
birinin tüm yetişme çağı boyunca throughout one's entire upbringing zf.
tüm dünya çevresinde all around the world zf.
yaşamın tüm anları için for all of life's occasions zf.
tüm diğer zamanlar at all other times zf.
yarın tüm gün all day tomorrow zf.
tüm olanakları seferber ederek in earnest zf.
yukarıdaki tüm bu nedenlerden dolayı from all reasons above zf.
tüm ulusun önünde in front of the whole nation zf.
tüm gücüyle in force zf.
tüm ülkede all over the country zf.
(bir olayı anlatırken) tüm detayları oluş sırasıyla vererek blow-by-blow zf.
tüm sabah all morning zf.
tüm yaşlarda at all ages zf.
tüm aileyle with the whole family zf.
tüm ciddiyetle in all seriousness zf.
tüm bunlara rağmen despite all zf.
tüm yıl boyunca for a whole year zf.
tüm dünyada across the world zf.
tüm ayrıntılarıyla specifically zf.
tüm olarak as a whole zf.
tüm ülke çapında across the nation zf.
Phrasals
tüm sevgisini vermek be wrapped up in
(tüm servetini vb.) bırakmak will away
tüm gücüyle çekmek tug away (at something)
tüm yerleri rezerve etmek/ayırmak book something up
tüm ilgisini birine vermek absorb oneself in someone or something
tüm etrafını çivilemek hammer something down
Phrases
burada verilen tüm bilgiler kisiye özel ve gizlidir all information provided herein is private and confidential
tüm anlattıklarına göre according to all accounts
tüm gücümle as far as in me lies
tüm ülke çapında across the country
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement encompasses all the following details
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement covers all the following details
tüm varlığıyla with all of one's being
tüm saygımla söylüyorum with all due respect
tüm çareler tükendiğinde when all else fails
tüm gerekli belgeleri ekleyerek attaching all necessary documents
toplumun her kesiminde/tüm katmanlarında at all levels of society
tüm suçlamalardan on all charges
tüm insanlığın iyiliği için for the good of all mankind
tüm bunlar hesaba katıldığında taking into account all of these
tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda taking into account all of these
tüm bunlar göz önüne alındığında taking into account all of these
tüm bunlar dikkate alındığında taking into account all of these
yukarıda bahsedilen tüm bu gerçeklerin ışığında in the light of all the facts mentioned above
tüm bunların yanında in addition to all these
ilgili tüm hak ve imtiyazlar all the rights and privileges thereunto appertaining
tüm bunlar düşünüldüğünde considering all of these
tüm hayatım my whole life
tüm hayatım my entire life
tüm hüküm ve tasarruf devlette olan fully owned by the state
tüm bu unsurları dikkate alacak olursak If we take into account all of these factors
tüm bunları dikkate alacak olursak If we take into account all of these
tüm bunlar göz önüne alındığında having all these in mind
tüm zaman entire time
tüm sene boyunca all year long
tüm yıl all year long
tüm yıl boyunca all year long
tüm şartları var ise/gerçekleşmiş ise if all conditions are met
tüm parametrelerde in all parameters
tüm varlığımla with every fiber of my being
tüm bilgiler güvenli bir bağlantı üzerinden iletilir all information is transmitted over a secure connection
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin malıdır all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetindedir all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinindir all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerine aittir all trademarks are property of their respective owners
tüm kalbinizle kulak verin listen with an open heart
tüm sorumluluğu üstlenerek under our sole responsibility
Proverb
buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın abandon hope all ye who enter here
para tüm kötülüklerin anasıdır money is the root of all evil
sepetteki bir çürük elma tüm sepeti çürütür rotten apple spoils the barrel
tembellik tüm kötülüklerin anasıdır idleness is the root of all evil
tüm icatlar ihtiyaçtan doğar necessity is the mother of invention
Colloquial
tüm çabasını harcamak move heaven and earth
tüm hızıyla like blue murder
tüm incelikleriyle from a to z
tüm gücünü harcayarak like blue murder
tüm hızıyla flat out
tüm ayrıntılarıyla from a to z
tüm parasını kaybetmesine neden olmak take to the cleaners
tüm gücünü harcayarak flat out
tüm zamanların en yüksek derecesi all-time
tüm gün twenty four hours a day
tüm cesaretini toplamak screw up one's courage
tüm parasıyla bahis oynamak put one's shirt on
tüm bunlar olurken meantime
tüm bunlar olurken meanwhile
eldeki tüm imkanları kullanarak by all available means
eldeki tüm imkanları kullanarak by any means necessary
tüm dünyada pole to pole
tüm kalbiyle from the bottom of one's heart
tüm çabalara rağmen despite all efforts
tüm uğraşlara rağmen despite all efforts
tüm samimiyetimle with all sincerity
tüm samimiyetimle with all my sincerity
tüm hayatımda in my whole life
tüm yaşamımda in my whole life
tüm yaşamımda in whole of my life
tüm yaşamımda in my entire life
tüm hayatımda in my entire life
tüm hayatımda in whole of my life
tüm bunlara ilaveten in addition to all these
tüm olanakları seferber ederek with full effort
tüm gözler bende all eyes on me
tüm gözler bende all eyes are on me
tüm gün from dawn to dusk
bir şeyin tüm ayrıntıları nooks and corners
bir şeyin tüm ayrıntıları twists and turns
birisinin tüm parasını çalmak steal one’s money all away
tüm enerjisini bir şeye vermek put all one’s energy into something
tüm sorunlarına rağmen for all someone's problems
tüm birimlerin dikkatine all units be advised
tüm birimlerin dikkatine attention all units
kanunun önünde/gözünde tüm insanlar eşittir all people are equal in the eyes of the law
tüm yollar buraya çıkıyor all roads lead here
tüm çıplaklığıyla starkly
tanrı seni tüm kötülüklerden korusun god protect you from all evil
tüm ilaçlarını al take all your medicine
tüm ilaçlarınızı alın take all your medicine
tüm çıkışları tutun cover all the exits
bireyin tüm elektronik cihazlardan bilerek bir süreliğine ayrı kalması digital detox
hiçbir şeyi umursamadan herhangi bir durumda tüm zorluklara rağmen istediğini elde etmek anlamına gelen bir ifade thug life
Idioms
tüm şartları zorlamak strain every nerve
tüm şartları zorlamak strain every sinew
tüm ayrıntılar (bir konunun/işin) all the ins and outs of
eldeki tüm olanaklarla full steam ahead
tüm yumurtaları aynı sepete koymamak hedge one's bets
tüm yolları denemek bust a gut
tüm yolları denemek do all one can
tüm yolları denemek put oneself out
tüm yolları denemek try one's hardest
tüm yolları denemek bend over backwards
tüm yolları denemek work hard
tüm yolları denemek do one's utmost
tüm yolları denemek give one's all
tüm yolları denemek go all out
tüm yolları denemek spare no effort
tüm yolları denemek do one's damnedest
tüm yolları denemek do one's best
tüm olanakları kullanmak pull out all the stops
tüm şartları zorlamak pull out all the stops
tüm ilgiyi üzerine çekmek steal the show
tüm gücünü ve enerjisini harcamak go great guns
tüm olumsuzluklara karşın görüşlerini ya da inançlarını savunmayı sürdürmek stick to one's guns
tüm kalbiyle with all one's heart and soul
tüm gönlüyle with all one's heart and soul
tüm kalbi ve ruhu ile with all one's heart and soul
tüm enerjisini kullanarak by main force
tüm gücüyle sarılmak put one's best foot forward
tüm çabasıyla uğraşmak put one's best foot forward
eldeki tüm verilere göre by all accounts
tüm belirtiler earmarks
tüm ödülleri kazanmak sweep the board
tüm göstergelerin doğrultusunda by all accounts
tüm sonuçları bilerek with one's eyes open
tüm toplumu kapsayan all-encompassing
tüm toplumu kapsayan all-embracing
tüm eşyası ile birlikte bag and baggage
tüm toplumu kapsayan across the board
tüm ilişkiyi kopartmak break with
tüm malıyla beraber bag and baggage
tüm üyeleri kapsayan across the board
tüm üyeleri kapsayan all-embracing
tüm üyeleri kapsayan all-encompassing
tüm üyeleri kapsayan encompassing
tüm olasılıkları denemek go through the card
tüm ilgisini birine yöneltmek draw a bead on
tüm olasılıkları düşünmek go through the card
tüm toplumu kapsayan encompassing
tüm üyeleri kapsayan panoptic
tüm toplumu kapsayan panoptic
tüm cesaretini toplamak take one's courage in both hands
tüm ilgisini (bir şeye) yönlendirmek concern oneself over
tüm ilgisini (bir şeye) yönlendirmek concern oneself with
tüm ilgisini (bir şeye) yönlendirmek concern oneself about
tüm varlığıyla body and soul
tüm içtenliğiyle at the bottom of one's heart
tüm benliğiyle body and soul
tüm içtenliğiyle from the bottom of one's heart
tüm şimşekleri üzerine çekmek set the cat among the pigeons
tüm şimşekleri üzerine çekmek put the cat among the pigeons
tüm fırsatları tüketmek have had one's chips
tüm dikkatini vererek dinlemek be all ears
tüm seçenekleri denemek go all lengths
tüm yollar roma'ya çıkar all roads lead to rome
tüm sırlarını anlatmak bare one's soul
tüm sırlarını anlatmak bare one's heart
tüm gücüyle çalışmak break one's neck
tüm gücüyle çalışmak break one's back
tüm yolları denemek do absolutely anything
tüm yolları denemek go to any lengths
tüm yolları denemek go to any extreme
tüm yolları denemek go to great lengths
tüm ayrıntısı the whole shooting match
tüm sosyete all the world and his wife
birine tüm gücüyle vurmak knock the living daylights of
tüm dikkatini vererek dinlemek hang on one's words
tüm gününü (belli bir faaliyete) harcamak make a day of it
tüm dünya görsün diye for all the world to see
tüm kalbimle with all my heart
birisinin tüm isteklerini yerine getirmek spoil somebody rotten
tüm çabasıyla with guns blazing
tüm çabasıyla with (your) guns blazing
tüm çabasıyla all guns blazing
tüm enerjisiyle with guns blazing
tüm enerjisiyle all guns blazing
tüm enerjisiyle with (your) guns blazing
tüm kozları elinde bulundurmak hold all the cards
tüm kozları elinde bulundurmak hold all the aces
tüm samimiyetimle with all my heart
işin tüm inceliklerini öğrenmek know (all) the tricks of the trade
içki tüm kötülüklerin anasıdır alcohol is the root of all evil
tüm sorumluluk bende (yapılanların sorumluluğunu başkasının üzerine atmayacağım) buck stops here
karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek go through hoops
tüm kozlar elinde olmak have all the aces
tüm kozları elinde bulundurmak have all the aces
tüm enerjisiyle with one's guns blazing
tüm çabasıyla with one's guns blazing
tüm gözler üzerinde all eyes are on someone
tüm dikkatiyle izlemek be all eyes
bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak touch all the bases
bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover all the bases
bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak touch all the bases
bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak cover all the bases
tüm zorluklara rağmen against all the odds
tüm olanaksızlıklara rağmen against all the odds
tüm olanaksızlıklara rağmen against all odds
tüm zorluklara rağmen against all odds
tüm tuhaflıklara rağmen against all the odds
tüm tuhaflıklara rağmen against all odds
tüm olanaklarını seferber etmek pull out all the stops
tüm cevapları bilmek know all the answers
tüm cevapları bilmek have all the answers
tüm hızıyla at full pelt
tüm hızıyla at full tilt
tüm hızıyla at full steam
tüm parsayı toplamak get all the marbles
tüm eşyası ile birlikte part and parcel
tüm imkanlar whole bag of tricks
tüm mevcut olanaklar whole bag of tricks
tüm detayları/ayrıntıları kapsamak touch all the bases
tüm detayları dahil etmek touch all the bases
tüm detayları dahil etmek cover all the bases
tüm detayları/ayrıntıları kapsamak cover all the bases
tüm parasını almak bleed someone dry
tüm parasını almak bleed someone white
tüm ayrıntılarını bilmek know where all the bodies are buried
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla bilmek know where all the bodies are buried
tüm dünyası başına yıkılmak entire world to come crashing about somebody's ears
tüm dünyası başına yıkılmak entire world to come crashing around somebody's ears
tüm kozlar elinde olmak hold all the aces
tüm kozlar elinde olmak have all the cards
tüm kozlar elinde olmak hold all the cards
bir konuya ait tüm ayrıntılar/gerçekler/noktalar chapter and verse
tüm detaylarıyla ele almak cover the waterfront
bir konuyu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover the waterfront
bir konuyu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover the territory
tüm doğruyu söylememek be economical with the truth
tüm ilgiyi üzerine çekmek steal the spotlight
(tüm yatırımı) eriyip gitmek go up in smoke
(tüm varı yoğu) yok olmak go up in smoke
(tüm yatırımı) eriyip gitmek go up in flames
(tüm varı yoğu) yok olmak go up in flames
tüm güçleriyle orada olmak be out in force
tüm zahmetlerine rağmen for all one's trouble
(bir şeye) tüm enerjisini vermek go to town on something
bir şeyi tüm enerjisiyle yapmak go to town on something
bir şeyin tüm özelliklerini içinde barındırmak have all the makings of something
bir şey için gereken tüm özellikleri içinde barındırmak have all the makings of something
tüm parasını almak take the shirt off somebody's back
tüm parasını almak have the shirt off somebody's back
tüm hayatını bir şeye vermek put one's whole life into something
tüm hayatını heba etmek throw one's whole life away