more - Türkçe İngilizce Sözlük

more

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

more — Definition

Anlamı ve Tanımı:
daha fazla
Okunuş (IPA):
(AmE /mɔːr/ – BrE /mɔː/)
Terim Türü:
Zarf/Sıfat
Miktar veya derece artışını tanımlayan sözcüktür. Eski İngilizce māra biçiminden evrilmiştir. Karşılaştırmalı anlatılarda fazlalık ve artışı ifade eder.
Eş Anlamlılar:
additional, extra
Zıt Anlamlılar:
less

"more" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 48 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
more s. daha fazla
These are areas in which we should have more influence in the future.
Bunlar gelecekte daha fazla etkiye sahip olmamız gereken alanlar.

More Sentences
more zf. daha
Healthcare was more expensive than I expected in the USA.
ABD'de sağlık hizmetleri beklediğimden daha pahalıydı.

More Sentences
Genel
more i. fazla şey
There is not much more to say.
Söylenecek pek fazla şey yok.

More Sentences
more i. ziyade
Approving this report will consequently be less a point of arrival and more a point of departure.
Sonuç olarak bu raporu onaylamak bir varış noktasından ziyade bir kalkış noktası olacaktır.

More Sentences
more s. daha çok
I am trying to read more poetry.
Daha çok şiir okumaya çalışıyorum.

More Sentences
more zf. -den daha çok
He loves cars more than anything else.
Arabaları her şeyden daha çok seviyor.

More Sentences
more zf. dahası
Their confidence has been damaged, and more besides.
Güvenleri zedelenmiş durumda ve dahası var.

More Sentences
more zf. daha fazla
My new job requires more travel than my old one.
Yeni işim eski işimden daha fazla seyahat gerektiriyor.

More Sentences
more zf. daha çok
Popcorn is more identified with movie theaters.
Patlamış mısır daha çok sinema salonlarıyla özdeşleşmiştir.

More Sentences
more zm. daha fazla
More people are supporting the idea of free healthcare systems.
Daha fazla insan ücretsiz sağlık sistemi fikrini destekliyor.

More Sentences
more zm. daha
We need two more men to operate the machine.
Makineyi çalıştırmak için bize iki adam daha lazım.

More Sentences
Bilgisayar
more s. büyük
And thus, the more part of the year did pass away.
Ve böylece, yılın büyük bir kısmı geçip gitti.

More Sentences
more zf. başka
What was actually envisaged was nothing more than for Turkey to participate in the Europe of the single market.
Aslında öngörülen şey, Türkiye'nin Avrupa tek pazarına katılmasından başka bir şey değildi.

More Sentences
more expr. devam
Indonesia is a product of more than three centuries of Dutch colonialism.
Endonezya, üç yüzyılı aşkın bir süre devam eden Hollanda sömürgeciliğinin bir ürünüdür.

More Sentences
more expr. daha fazla bilgi
Want to know more about this program, Certificate in International Business?
Bu program hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz, Uluslararası İşletme Sertifikası?

More Sentences
more expr. daha çok
That is why the emphasis of car taxation should move more in the direction of taxation on use.
Bu nedenle otomobillerin vergilendirilmesinde vurgu daha çok kullanım üzerinden vergilendirme yönünde olmalıdır.

More Sentences
more expr. diğer
Check out more stuff from Jessica here.
Jessica'nın diğer içeriklerine buradan göz atın.

More Sentences
Genel
more i. ek sayı
more i. ek miktar
more i. ek süre
more i. daha ayrıntılı tartışma
more i. üstün rütbeli olan kimse veya şey
more i. üstün şey
more i. ortalamanın üzerinde şey
more i. daha önemli şey
more i. daha anlamlı şey
more i. ek kişiler
more i. ek şeyler
more s. üstün kaliteli
more s. üstün yoğunluklu
more s. daha yaşlı
more s. yaşça üstün
more zf. takriben
more zf. daha (çok)
more zf. -den daha
more zf. yine
more zf. tekrar
more zf. yeniden
more zf. ayrıca
Bilgisayar
more i. ayrıntılar
more i. yardım
more expr. ek bilgi
more expr. tüm seçenekler
more expr. tüm
more expr. tümü
Botanik
more i. bitki
Dilbilim
more i. mossi halkının konuştuğu volta-kongo dili
Eski Kullanım
more s. üstün dereceli

"more" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
more than s. -den daha
more or less zf. aşağı yukarı
once more zf. bir kez daha
more or less zf. az çok
more and more zf. gitgide
once more zf. bir daha
once more zf. bir kere daha
Genel
be much more the case i. durum bundan ibaret
making more difficult i. ağırlaştırma
more than half of turks i. türklerin yarısından fazlası
more distant point i. daha uzak nokta
more traditional i. daha geleneksel
parents with more than one kid i. çok çocuklu aile
family with more than one kid i. çok çocuklu aile
put of more i. daha fazlasını koyma
more than meets the eye i. göründüğünden daha fazlası
more than adequate i. yeterinden fazlası
one more cup of coffee i. bir fincan kahve daha
more favorable condition i. daha uygun koşul
more suitable condition i. daha uygun koşul
one more step i. bir adım daha
one more step i. bir basamak daha
one more reason to celebrate i. kutlama için bir neden daha
one more year i. bir yıl daha
one more year i. bir sene daha
more [dialect] [uk] i. ağaç kökü
more [dialect] [uk] i. kök
more pressing matters i. daha acil meseleler
become more powerful f. gücüne güç katmak
gain more strength f. gücüne güç katmak
grow more mellow f. daha fazla olgunlaşmak
do more harm than good f. faydadan çok zararı olmak
make more even f. daha düz hale getirmek
be of no more use f. hayır kalmamak
become more expensive f. pahalılaşmak
become more amusing f. renklenmek
make more powerful f. gücünü artırmak
speak more quietly f. sesini kısmak
be more fun than a barrel of monkeys f. çok komik veya eğlenceli olmak
be more royalist than the king f. kraldan çok kralcı olmak
get more complicated f. karmaşıklaşmak
become more difficult f. ağırlaşmak
make more violent f. şiddetlendirmek
be more often f. sıklaşmak
make more difficult f. ağırlaştırmak
become more expensive f. pahalanmak
go into more depth f. bir şeyde derinleşmek
do more harm than good f. ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek
need more sources f. daha fazla kaynağa ihtiyaç duymak
have more in common with someone f. biriyle daha fazla ortak yönleri olmak
be more than necessary f. fazla gelmek
be more than necessary f. fazla kaçmak
be more popular f. daha ünlü olmak
become more popular f. daha ünlü olmak
have no more endurance left f. tahammülü kalmamak
not bear any more f. tahammülü kalmamak
have no more patience left f. tahammülü kalmamak
wear more than one hat f. bir koltukta iki karpuz taşımak
become more of an issue f. önem arz etmek
become more of an issue f. önem kazanmak
enter more details f. daha fazla detay vermek
go into more detail f. daha fazla detaya girmek
go into more detail f. daha fazla teferruata girmek
have more than one meaning f. birden çok anlamı olmak
have more than one meaning f. birden çok anlama gelmek
have more than one meaning f. birden çok anlama sahip olmak
be more careful f. daha dikkatli olmak
become even more beautiful f. daha bir güzel olmak
put on something more comfortable f. üzerine rahat bir şeyler giymek
mean more than (that) f. daha öte bir anlam taşımak
mean more than (that) f. daha öte anlam taşımak
know more or less f. az çok bilmek
approach more seriously f. daha ciddi yaklaşmak
learn more f. daha fazla öğrenmek
approach something more seriously f. daha ciddi yaklaşmak
ask more f. daha istemek
want more f. daha istemek
ask more f. daha fazlasını istemek
want more f. daha fazlasını istemek
have no (more) strength to stand f. dayanma gücü kalmamak
have no (more) strength to stand f. dayanacak gücü kalmamak
love something more than anything f. bir şeyi her şeyden daha çok sevmek
get some more water f. biraz daha su almak
see more than its share of suffering f. payına düşenden daha fazla acıya şahit olmak
be more than happy f. ayrı bir mutluluk olmak
be not interesting/matter any more f. bir esprisi kalmamak
make more money in a week than you earn in a year f. birinin bir yılda kazandığından fazlasını bir haftada kazanmak
do more exercise f. daha fazla egzersiz yapmak
do more exercises f. daha fazla egzersiz yapmak
make it more understandable f. daha anlaşılır hale getirmek
get some more experience f. biraz daha deneyim kazanmak
get some more experience f. biraz daha tecrübe kazanmak
ask for more time f. daha fazla zaman istemek
not want any more bloodshed f. daha fazla kan dökülmesini istememek
have more pluses than minuses f. eksisinden çok artısı olmak
pay more for something than it is really worth f. bir şeye gerçek değerinden fazla ödemek
pay more for something than it is really worth f. bir şeye gerçek değerinden daha fazla ödemek
do more f. daha fazlasını yapmak
put more effort forth f. daha fazla çaba harcamak
be more than happy f. ayrı bir mutlu olmak
hope for something more than dinner f. sıradan bir akşam yemeğinden fazlasını beklemek
become even more important f. daha da önem kazanmak
become more independent f. daha bağımsız hale gelmek
become more independent f. daha bağımsız olmak
become more self-confident f. kendine daha fazla güvenli hale gelmek
make life more liveable f. hayatı daha yaşanır kılmak
pay more attention f. daha fazla dikkat etmek
be more beautiful f. daha güzel olmak
spend more time f. daha fazla zaman harcamak
become more and more important f. gittikçe önem kazanmak
be no more f. artık (bir şey) olmamak
be no more f. artık var olmamak
more than s. -den çoğu
more than half s. yarıdan fazla
more of a s. daha çok
many more s. çok
more colorful s. daha renkli
more frequent s. daha sık
more feasible s. daha uygun
much more than s. -den çok daha fazla
more than ever s. her zamankinden çok
more than ever s. her zamankinden daha fazla
one more beautiful than the other s. birbirinden güzel
more than half of s. yarısından çoğu
more quality s. daha kaliteli
more contemporary s. daha modern
more modern s. daha modern
one more than half s. yarısından bir fazlası
more current s. daha güncel
more general s. daha genel
more than s. -den daha fazla
more up-to-date s. daha güncel
more than human s. insandan öte
more human than human s. insandan öte
much more beautiful s. çok daha güzel
more understandable s. daha anlaşılır
more comprehensible s. daha anlaşılır
more than adequate s. gereğinden fazla
more in number s. sayıca fazla
more than expected s. beklenenden daha fazla
more than needed s. ihtiyaç duyulandan fazla
more understandable s. daha anlaşılabilir
more difficult s. daha zorlu
more difficult s. daha zor
more successful s. daha başarılı
more likely to develop s. gelişme olasılığı daha yüksek
more experienced s. daha deneyimli
more-heavily-loaded s. daha ağır yüklü
more free s. daha özgür
more common s. daha yaygın