ziyade - Türkçe İngilizce Sözlük

ziyade

"ziyade" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ziyade more i.
Approving this report will consequently be less a point of arrival and more a point of departure.
Sonuç olarak bu raporu onaylamak bir varış noktasından ziyade bir kalkış noktası olacaktır.

More Sentences
ziyade too much i.
ziyade excess i.
ziyade excessive s.
ziyade much zf.
ziyade moe [dialect] zf.

"ziyade" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 139 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
maldan ziyade hizmet sunan faaliyet alanı service industry i.
gelişmiş teknolojiden ziyade buharla çalışan makinaların değişik yorumlamalarını içeren bir bilim-kurgu türü steampunk i.
mantıktan ziyade duygu üzerine söylemlerle destek kazanmaya çalışan siyasi lider demagogue i.
ideal ya da ahlaki boyutundan ziyade faydacı ve pratik yönü ağır basan realistic i.
mantığından ziyade duygularıyla hareket eden kimse emotionalist i.
bilinçli çabadan ziyade sezgilerle hareket edilen sakin dikkatlilik durumu zen i.
kardan ziyade zarar ettiren şey money-loser i.
para kazanmaktan ziyade keyif için çiftçilik yapan zengin erkek gentleman farmer i.
eseri sanattan ziyade süs olarak görülen kimse omamentalist i.
eseri sanattan ziyade süs olarak görülen kimse omamentist i.
pratik bilgiden ziyade spekülatif ya da teorik bilgiye dayanan bilgelik sapience [obsolete] i.
bütünden ziyade parça veya bireyle ilişkili olma particularity i.
dinin dogmatik inançtan ziyade insan ahlakına dayandığı ve bu nedenle geliştirilebilir olduğu düşüncesi perfectibility i.
teorikten ziyade uygulamayı savunan kimse practicalist i.
teorikten ziyade uygulama ile ilgilenen kimse practic i.
idealistten ziyade pratik yaklaşan kimse pragmatic i.
metnin anlamından ziyade yorumcunun kendi görüşlerini ifade eden özellikle kutsal yazılara ilişkin bir yorum eisegesis i.
nitelikten ziyade nicelik quantity over quality i.
akademik düzeyden ziyade yaşa bakılarak öğrenciye sınıf atlatma social promotion i.
uçlardan ziyade merkezi daha yüksek olmak hog f.
(birine) insandan ziyade nesne gibi davranmak objectify f.
bütünden ziyade tek bir bölüme önem vermek partialize f.
gerçeklerden ziyade hikayelere dayanan anecdotal s.
tıbbi nedenler ya da bağımlılıktan ziyade keyif için alınan (uyuşturucu) recrational s.
şimdiki zaman veya gelecekten ziyade geçmişle ilgili backward looking s.
şimdiki zaman veya gelecekten ziyade geçmişle ilgili backward-looking s.
sonsuzluktan ziyade zamanla ilişkili temporary [obsolete] s.
gerçeklikten ziyade isteklere dayanan wishful s.
düşünce veya duygulardan ziyade zihnin dışındaki şeylerle uğraşan objective s.
düşünce veya duygulardan ziyade zihnin dışındaki şeyleri kast eden objective s.
(sanat eseri) anlamından ziyade duygusal olarak etkileyen decorative s.
kanıttan ziyade varsayıma dayanan divinatory s.
morfolojiden ziyade metabolik tepkimeler ya da fonksiyonel özellikler bakımından farklılık gösteren physiologic s.
morfolojiden ziyade metabolik tepkimeler ya da fonksiyonel özellikler bakımından farklılık gösteren physiological s.
teoriden ziyade somut gerçeklerle temas eden shirt-sleeved s.
teoriden ziyade somut gerçeklerle temas eden shirt-sleeve s.
teoriden ziyade somut gerçeklerle temas eden shirt-sleeves s.
daha ziyade a fortiori zf.
en ziyade at most zf.
daha ziyade rather zf.
-den ziyade rather zf.
pek ziyade bad zf.
haddinden ziyade roaring zf.
-den ziyade sted zf.
daha ziyade farther zf.
daha ziyade more of an ed.
-den daha ziyade rather than bağ.
-den ziyade rather than bağ.
-den ziyade but rather bağ.
-den daha ziyade instead of bağ.
-den ziyade instead of bağ.
İfadeler
nicelikten ziyade nitelik quality over quantity expr.
kuraldan ziyade istisna exception rather than the rule expr.
Konuşma Dili
eğlendirmekten ziyade iç bayan etkinlik enterdrainment i.
Deyim
öfkeden ziyade hüzün içinde bir çehre a countenance more in sorrow than in anger i.
öfkeden ziyade elem içinde bir çehre a countenance more in sorrow than in anger i.
öfkeden ziyade keder yansıtan bir yüz a countenance more in sorrow than in anger i.
(diplomasiden ziyade) askeri kuvvet blood and iron i.
kendi çıkarlarından ziyade şirketin çıkarlarını düşünen çalışan company man i.
hükümlerini yazılı kanunlardan ziyade kişisel ideolojilerine göre veren yargıç/yargı activist judge [us/south africa] i.
hükümleri yazılı kanunlardan ziyade kişisel ideolojilere göre verilen adalet/yargı activist justice i.
kızgınlıktan ziyade hayal kırıklığından dolayı yapmak do something more in sorrow than in anger f.
fiziksel güçten ziyade zeka ile more with brains than with brawn zf.
öfkeden ziyade hüzün içinde more in sorrow than in anger expr.
Konuşma
ziyade olsun thank you expr.
daha ziyade şaşkınım I'm rather surprised expr.
Ticaret/Ekonomi
en ziyade müsaadeye mazhar millet tarifesi most-favoured-nation-tariff i.
beceriden ziyade etnisiteye, cinsiyete veya cinsel yönelime göre işe alma diversity hire i.
beceriden ziyade etnisiteye, cinsiyete veya cinsel yönelime göre işe alma diversity hiring i.
fiyatları çoğunlukla tesadüfi ekonomik faktörlerden ziyade arz ve talep tarafından belirlenen (piyasa) technical s.
Hukuk
birden ziyade şeylere taalluk eden borç alternative obligation i.
en ziyade müsaadeye mazhar millet kaydı most-favored-nation clause i.
örf ve adet hukukundan ziyade yazılı kanunlarla belirtilen suç regulatory offense i.
örf ve adet hukukundan ziyade yazılı kanunlarla belirtilen suç regulatory offence i.
iddianın kendisinden ziyade niteliğine itiraz ederek iddianın doğruluğunu ima eden önerme negative pregnant i.
(antik roma hukuku) medeni veya çıkarcı olmaktan ziyade faydalı veya hakkaniyetli bonitarian s.
(antik roma hukuku) medeni veya çıkarcı olmaktan ziyade faydalı veya hakkaniyetli bonitary s.
Siyasal
en ziyade müsaadeye mazhar millet tarifesi most favoured nation tariff i.
en ziyade müsaadeye mazhar millet tarifesi most favoured-nation-tariff i.
devletin seçilmişten ziyade atanmışlar tarafından yönetilmesi bureaucracy i.
bölge meclisinden ziyade ulusal parlamentonun sorumluluk ve yetki alanına giren (mesele) reserved s.
Sanayi
finansal ve politik kurumlardan ziyade ürünlerin üretim ve dağıtımı ile işverenler ve çalışan ilişkilerine ait veya ilgili material s.
Turizm
uyumaktan ziyade eğlence veya toplantılar için kullanılan otel odası hospitality suite i.
Medya
haberden ziyade yazarın bir konudaki yorumunu/karşıt görüşünü belirten yazı op-ed piece i.
Teknik
kilidi döndürme hareketinden ziyade içe doğru ittirme ile açan anahtar push key i.
kilidi döndürme hareketinden ziyade içe doğru ittirme ile açan anahtar thrust key i.
Medikal
fiziki muayeneden ziyade hastanın ifadelerinden yola çıkarak tespit edilen semptom rational symptom i.
Psikoloji
kan ve vahşetten ziyade bilinmeyenin ve anlaşılmaz olanın dehşetini vurgulayan kurgusal bir korku alt türü cosmic horror i.
akıl ve ahlaktan ziyade duygu ve hislere yönelik thymocentric s.
Mantık
önermeler arasındaki ilişkiyi içerikten ziyade biçim açısından inceleyen mantık aristotelian logic i.
bilimsel prensiplerden ziyade deneye güvenen kimse empiric i.
(asıl anlamdan ziyade bir diğer önerme üzerinden çıkarım yapılabilen) önerme implicature i.
terimin anlamından ziyade geçerli olduğu nesneler açısından extensity s.
Fizik
uzay ve zamanın mutlak kavramlardan ziyade göreceli kavramlar olduğu teorisi relativity theory i.
uzay ve zamanın mutlak kavramlardan ziyade göreceli kavramlar olduğu teorisi relativity i.
gerçek bir materyalin özelliklerinden ziyade termodinamik yasaları ile tanımlanan sıcaklığı absolute temperature i.
uzay ve zamanın mutlak kavramlardan ziyade göreceli kavramlar olduğu teorisi einstein's theory of relativity i.
gerçek bir materyalin özelliklerinden ziyade termodinamik yasaları ile tanımlanan sıcaklığı thermodynamic temperature i.
uzay ve zamanın mutlak kavramlardan ziyade göreceli kavramlar olduğu teorisi theory of relativity i.
Biyoloji
türler arasındaki doğal ve gerçek ilişkilerden ziyade yüzeysel verilere dayanan sınıflandırma artificial classification i.
genetik unsurlardan ziyade gıda veya yem koşullarından kaynaklanan trophogenic s.
Biyokimya
yarı iletkenlerden ziyade organik moleküllerden yapılmış mikroçip microarray i.
Deniz Biyolojisi
kemikten ziyade kıkırdak iskeleti olan köpekbalığı, vatoz gibi balıkları içeren sınıf cartilaginous fish (chondrichthyes) i.
Zooloji
rastgele çiftleşmeden ziyade daha fazla ortak özelliği olan bireylerin çiftleşmesi assortative mating i.
kolonide üremeden ziyade beslenmeden sorumlu polip hydranth i.
Botanik
türler arasındaki doğal ve gerçek ilişkilerden ziyade yüzeysel verilere dayanan sınıflandırma artificial order i.
Tarım
yemekten ziyade şarap yapımına uygun elma cider-apple i.
sulamadan ziyade doğal yağışa dayanan çiftçilik ile ilgili rainfed s.
Sosyal Bilimler
olayların insanlardan ziyade tarihi koşullardan etkilendiğini savunan kuram historicism i.
Dilbilim
durumdan ziyade eylem tanımlayan fiil nonstative i.
biçimsel yapıdan ziyade dilin anlamsal içeriği ile ilgilenen dilbilimci notionalist i.
bir dilin kurallarından ziyade ana konuşucuları tarafından kullanılma şekli usage i.
dili ve düşünceyi bilgi aktarma aracından ziyade eylem şekli olarak analiz etme tekniği dramatism i.
yazıdan ziyade konuşma dilinde daha sık rastlanan ifade conversationism i.
yazıdan ziyade konuşma dilinde daha sık rastlanan ifade conversationalism i.
durumdan ziyade eylem tanımlayan (fiil) nonstative s.
durumdan ziyade eylem tanımlayan (fiil) active s.
dilbilgisel yapıdan ziyade anlama dayalı notional s.
kelimelerden ziyade gerçekliğe ait extradictionary s.
dilbilgisel yapıdan ziyade anlama dayalı olarak notionally zf.
Tarih
(eski israil’de) evden ziyade çadırda yaşayan ve şarap içmeyen aşiretin üyesi olan kimse rechabite i.
Arkeoloji
maymunsu özelliklerden ziyade insansı özellikler taşıyan canlı humanoid i.
Dini
mutlak'ın bilgisinin insanın mantıksal süreçlerden ziyade yüksek bir dini bilinç ile erişilebileceği doktrini metagnosticism i.
Felsefe
david hume'un felsefesine göre hizmet bilincinden ziyade doğal eğilimden gelen erdem natural virtue i.
ahlaki yasaların, sabit ya da evrenselden ziyade anlam ve uygulama bakımından göreceli olduğu görüşü antinomianism i.
ortak çıkarlardan ziyade kendini düşünme individualism i.
bir şeyin ne olabileceğinden ya da ne olması gerektiğinden ziyade ne olduğunu ele alan assertoric [obsolete] s.
Coğrafya
manyetik kutuplardan ziyade dünyanın eksenine göre belirlenen (yön) true s.
Jeoloji
yeryüzünün bazalttan ziyade gabrodan oluşan kıtasal alt kabuğu sima i.
Silah/Atıcılık
görme duyusundan ziyade koku duyusu ile avlanan tazı scenthound i.
Spor
yeteneğinden ziyade çalışmasıyla başarılı olan atlet grinder i.
(kriket) sayı kazanmaktan ziyade savunma amaçlı vuruş yapmak stonewall f.
Sanat
eserleri sanattan ziyade dekorasyon olarak görülen kimse ornamentist i.
eserleri sanattan ziyade dekorasyon olarak görülen kimse ornamentalist i.
Sinema
izleyicinin hikayeyi yönetmenin açıklamalarından ziyade eylemler aracılığıyla anlamasını sağlayan bir anlatım tekniği show, don't tell i.
Fotoğrafçılık
figürden ziyade manzara öğeleri içeren fotoğraf scenic i.
Eski Kullanım
cennetten ziyade yeryüzüne ait terrestrial s.
cennetten ziyade yeryüzüyle ilgili terrestrial s.
akıldan ziyade fiziksel beceri gerektiren illiberal s.