much - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

much

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"much" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 16 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
much s. fazla
much zf. çok
General
much i. çok şey
much i. belirli bir miktar
much i. önemli şey
much s. çok
much s. sayılamayanlar için ne kadar
much zf. aşağı yukarı
much zf. pek
much zf. epey
much zf. çokça
much zf. hemen hemen
much zf. fazlaca
much zf. ziyade
much zf. çok (more/most)
much zf. hayli

"much" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
too much s. çok fazla
very much zf. pek çok
not much ünl. fazla değil
General
not to think much of f. iyi gözle bakmamak
have a drop too much f. içkiyi fazla kaçırmak
be much too tight f. dar gelmek
do as much harm as possible f. etmediğini komamak
not to think much of f. gözü tutmamak
make much of f. fazlasıyla önemsemek
make much of somebody f. başının üstünde gezdirmek
be too much f. gırla gitmek
make much of somebody f. birisi için bayram yapmak
suffer so much after having something good f. burnundan gelmek
make much of f. fazlasıyla üstünde durmak
be too much f. fazla gelmek
make much of f. önemsemek
put too much stress on f. fazlasıyla vurgulamak
make much of something f. mübalağa etmek
be too much for f. için çok zor olmak
be much sought after f. çok rağbette olmak
make much of f. tezahürat yaparak sevgisini belirtmek
seem too much f. çok gelmek
make much of something f. büyütmek
be much sought after f. çok rağbet görmek
cost too much f. girmek
cost very much f. pahalıya oturmak
do as much harm as possible f. etmediğini bırakmamak
be too much f. çok gelmek
be too much for f. gücünü aşmak
take a drop too much f. içkiyi fazla kaçırmak
make much of something f. izam etmek
make much of somebody f. birisini ağırlamak
put too much stress on f. fazla yük olmak (bir yapıdaki eleman)
put too much stress on f. fazla yük bindirmek (bir yapıdaki eleman)
like some very much f. çok hoşlanmak
take something (much) further f. daha da ileriye götürmek
be very much upset by someone f. çok üzülmek
miss someone very much f. çok özlemek
increase much f. daha fazla artmak
be very much distressed by someone f. çok üzülmek
stress too much f. üzerinde çok durmak
cost much f. pahalıya mal olmak
consider (something) to be too much f. çok görmek
become too much for (someone) to take f. çok gelmek
talk too much f. çok söylemek
be too much (for) f. çok gelmek
be too much f. fazla kaçmak
spend too much f. fazla harcama yapmak
make much of f. çok önem vermek
make much of f. önem vermek
not be liked much f. pek sevilmemek
place too much stress on f. üzerinde önemle durmak
lay too much stress on f. üzerinde önemle durmak
stress too much f. üzerinde önemle durmak
place too much stress on f. önemle üzerinde durmak
lay too much stress on f. önemle üzerinde durmak
stress too much f. önemle üzerinde durmak
pay too much f. çok fazla para ödemek
spend too much time in front of the tv f. televizyonun karşısında çok vakit geçirmek
pay too much f. dünyanın parasını ödemek
pay too much f. pahalıya mal olmak
take much longer f. çok daha uzun sürmek
pay too much money f. çok fazla para ödemek
put so much effort into f. çok çaba sarfetmek
sing much better than f. (şarkı vb) çok daha iyi söylemek
run so much f. çok koşmak
come to much f. (hesap vb) çok/fazla gelmek
not eat much f. fazla yememek
not eat much f. fazla yemek yememek
not much care f. pek umurunda olmamak
want something very much f. bir şeyi çok istemek
have become much worse f. daha kötüye gitmek
have become much worse f. daha da kötüleşmek
play too much golf f. çok fazla golf oynamak
try much f. çok denemek
not miss much f. fazla birşey kaçırmamak
not leave much of a trail f. pek iz bırakmamak
have a little too much to drink f. içkiyi biraz fazla kaçırmak
watch too much tv f. çok tv izlemek
watch too much tv f. çok televizyon izlemek
watch too much television f. çok televizyon izlemek
watch too much television f. çok tv izlemek
wonder very much f. çok merak etmek
drink too much coke f. çok kola içmek
eat too much f. çok yemek
have much in common f. çok ortak yanı bulunmak
too much money i. çok para
as much again i. bir misli daha
much ado for nothing i. kuru gürültü
much publicized views i. geniş anlamda yer bulan görüşler
too much i. ziyade
much ado about nothing i. kuru gürültü
be much more the case i. durum bundan ibaret
much frequented place i. uğrak
much time i. fazla zaman
much ado about nothing i. kuruntu
much-frequented place i. ayakaltı
so much hate i. çok fazla nefret
far too much s. çok fazla
pretty much the same s. hemen hemen aynı
as much s. aynı miktarda
too much s. fazla
much thought of s. gözde
much more than s. -den çok daha fazla
too much s. aşırı
very much s. çok fazla
much the same s. hemen hemen aynı
very much s. kıyamet gibi
too much s. pek çok
too much s. çok fazla miktarda
too much s. çok fazla
much the same s. nerdeyse aynı
much better s. çok daha iyi
much more beautiful s. çok daha güzel
much better s. daha iyi
much better s. daha da iyi
too much s. haddinden fazla
much worse s. bin beter
much-awaited s. çok beklenen
much-praised s. çokça övülen
much-debated s. çok tartışılan
much-debated s. çokça tartışılan
much-ballyhooed s. çok ses getiren
much dreaded s. çok korkunç
much-cited s. çok atıfta bulunulan
much-cited s. çok atıf yapılan
much-discussed s. çokça tartışılan
much-discussed s. çok tartışılan
much-discussed s. çokça tartışılmış
much-used s. çok kullanılan
much-admired s. çok beğenilen/hayranlık duyulan
much-anticipated s. çok beklenen
much-needed s. çok ihtiyaç duyulan
much-needed s. aşırı ihtiyaç duyulan
much-needed s. gereğinden çok
much-heard s. çok duyulmuş
a deal too much zf. fazlaca
so much zf. bu kadar
very much zf. gayet
so much zf. bunca
this much zf. bunca
without much effort zf. eziyetsiz
pretty much the same zf. yine öyle
twice as much zf. iki misli
very much zf. pek
for as much as zf. bu sebepten
this much zf. bu kadar
pretty much zf. oldukça fazla
a bit much zf. bir parça fazla
so much zf. çok
with much ceremony zf. büyük törenle
very much zf. yerden göğe kadar
much later in the history zf. tarihte son zamanlarda
ever so much zf. derecesiz
every bit as much zf. tam onun kadar
as much again zf. iki katı
much the same zf. olduğu gibi
as much as possible zf. mümkün mertebe
ever so much zf. pek çok
as much as possible zf. mümkün olduğu kadar çok
much more zf. kat kat fazla
that much zf. bu oranda
that much zf. bu kadar
that much zf. bu miktarda
so much more zf. kat be kat
so much more zf. kat kat fazla
as much as we can zf. elimizden geldiğince
much earlier zf. çok daha önce
as much as possible zf. mümkün olduğu kadar fazla
much more zf. daha bir
for as much as zf. zira
pretty much zf. hemen hemen
pretty much zf. büyük ölçüde
pretty much zf. neredeyse
pretty much zf. aşağı yukarı
twice as much zf. 2 kat fazla
twice as much zf. iki kat fazla
a little too much zf. biraz çok
so much more zf. katbekat
much more zf. daha fazla
as much as possible zf. olabildiğince fazla
as much as possible zf. olabildiğince çok
as much ed. kadar
as much ... as ed. kadar
in much of ed. ---'ın bir çok yerinde
in as much as ed. -e göre
in as much as ed. -e göre kadarıyla
so much for ed. -e bakın
as much as half of ed. -nın yarısı kadar
as much as bağ. kadar
much as bağ. her ne kadar ... ise de
so much so that bağ. zaten
much less bağ. şöyle dursun
so much as bağ. ne kadar çok olursa
so much so that bağ. öyle ki
for as much as bağ. mademki
so much so that bağ. hatta o kadar ki
as much as bağ. kadar çok
in as much as bağ. mademki
much as bağ. ise de
this much that bağ. şu kadar ki
as much as bağ. aynı miktarda
as much as bağ. olduğu kadar
as much as bağ. olabildiği kadar
much as bağ. aynen
much as bağ. tam da
so much the better! ünl. canına minnet!
so much for that ünl. şimdilik bu kadar yeter
much obliged ünl. teşekkürler
much obliged ünl. çok teşekkürler
Phrases
as much as one can yapabildiği kadar
doing as much as one can karınca kararınca
so much so that o dereceye ki
in so much that o kadar ki
as much as he/she likes dilediği kadar
in so much that o dereceye kadar
so much so that şöyle ki
so much the more bahusus ki
as much as one can gücü yettiği kadar
for as much as bu sebepten mademki
as much as one wants doya doya
this much is certain şurası gerçektir ki
as much as one can elinden geldiği kadar
in as much as kadarıyla
in much of istanbul istanbul'un bir çok yerinde
as much as we understand anladığımız kadarıyla
as much as we can elimizden geldiği kadar
in as much as -e dayanarak
however much ne kadar olursa olsun
much to my regret i must inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
in as much as zira
i love her so much that onu o kadar seviyorum ki
i love him so much that onu o kadar seviyorum ki
much less answer cevaplamak bi yana
it is a fate much worse than death bu ölümden çok daha beter bir kader
much better çok daha iyi
much as i would like to istememe rağmen
much appreciated çok memnun oldum
I sense much fear in you (star wars - master yoda) içinde çok fazla korku olduğunu seziyorum
after much effort on our part uzun uğraşlarımız sonucunda
so/that much o denli
at least as much as you en az sizin/senin kadar
so much as bile
so much time çok fazla zaman
too much information! (tmi) bu kadar detaya girmene gerek yoktu
so much the more özellikle
so much the more özellikle de
thank you very much for your prompt response hızlı cevabınız için çok teşekkür ederim.
words can't describe how much i love you kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif edemez
words can't describe how much i love you kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif etmekte kifayetsiz kalır
as much as i can elimden geldiğince
as much aşağı kalmayan
as much as the next person hemen herkes kadar
as much as the next person hemen herkes gibi
as much as I can elimden geldiği kadar
as much as I can yapabildiğim kadar
it is not too much to say that ...dığını söylemek abartı değildir
much appreciated çok teşekkür ederim
much more besides çok daha fazlası
Proverb
have too much of a good thing sevilen şeyler çok tüketilirse eskisi kadar zevk vermeyebilir
he that travels far knows much çok gezen çok bilir
Colloquial
much obliged teşekkür ederim
leave much to be desired hiç doyurucu olmamak
leave much to be desired çok yetersiz olmak
half as much again yarısı kadar daha
not much of a çok iyi değil
(very) much of a muchness hemen hemen aynı
so much for bitiş
too much çok fazla
not so much çok fazla değil
not so much çok değil
not much çok değil
not that much o kadar değil
not that much o kadar fazla değil
not that much o kadar çok değil
not that much o kadar da değil
too much water under the bridge o günler geride kaldı
so much for [... da] buraya kadar(mış)
so much the better çok daha iyi (olur vb)
take much time çok uzun sürmek
much in evidence aleni
much in evidence aşikar
much in evidence apaçık
not that i've taken much advantage of it yet gerçi bundan yeterince faydalandığım pek söylenemez
pretty much neredeyse tamamen
very much so son derece fazla
very much so çok
much of a muchness çok miktarda
much of a muchness çok
too much to overcome üstesinden gelmek için yeterince ağır
too much to overcome üstesinden gelmek çok zor
people say i talk too much insanlar çok konuştuğumu söyler
miss too much burnunda tütmek
Idioms
good words are worth much, and cost little tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır
too much of a good thing bu kadarı da biraz çok
not much cop beş para etmez
not much cop eften püften
make much of önemsemek
make much of el üstünde tutmak
ever so much fazlasıyla
ever so much çok çok
ever so much çok fazla
make much of something aşırı önem vermek
make much of something fazlasıyla önemsemek
be nothing much to write home about çok fazla değişiklik olmamak
not much to write home about yeni birşey olmamak
be nothing much to write home about yeni birşey olmamak
not much to write home about çok fazla değişiklik olmamak
how much do you want to bet?/do you want a bet? bahse var mısın?
as much fun as a barrel of monkeys çok eğlenceli
as much fun as a barrel of monkeys eğlence dolu
have too much on one's plate yapacak çok işi olmak
have too much on one's plate çok meşgul olmak
have too much on one's plate çok yoğun olmak
not be much to look at çekici/hoş görünümlü olmamak
not be much to look at yüzüne bakılacak gibi olmamak
not amount to much bir işe yaramaz
not amount to much işe yaramamak
not amount to much pek bir şey etmemek
not take much stock itibar etmemek
without so much as a by your leave izin bile istemeden
think much of someone iyi gözle bakmak
think much of someone takdir etmek
without so much as asking someone's permission birisinin iznini istemeden
without so much as asking someone's permission birisinden izin almadan
make too much fuss fazla yaygara koparmak
set great/much store by something bir şeye büyük önem vermek
have too much time on one's hands yeteri kadar/çok zamanı olmak
know as much about something as a hog knows about sunday (bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
too much information (mahremiyetin ifşa edilmesi durumunda söylenen) duyulmak istenmeyen bilgiler (duymak istemiyorum/ bana anlatma)
be able to take just so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
be able to take only so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
can take only so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
can take just so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
know as much about as a hog knows about sunday (bir konu hakkında) hiçbir bilgisi olmamak
think much of someone hakkında iyi/olumlu düşünmek
make much of something çok önem vermek
not be much to shout about abartılacak kadar iyi olmamak
not miss much hiçbir şeyi kaçırmamak
have as much chance as a one-legged man in a butt kicking contest hiç şansı olmamak
make too much of someone birini gözünde çok büyütmek
not be up to much o kadar iyi olmamak
not come to much çok bir şey / anlam ifade etmemek
not be up to much oldukça kötü/berbat/fena olmak
not count for much çok bir şey / anlam ifade etmemek
take too much on yapabileceğinden daha çok işin altına girmek
protest too much çok fazla şikayet etmek/şikayetçi olmak/mızmızlanmak
too much information fazla ayrıntıya girmek
set great/much store by something çok değer/önem vermek
much ado about nothing bir bardak suda fırtına koparmak
much ado about nothing bir bardak suda fırtına
as much as the next man hemen herkes kadar
have too much of a good thing bir şeyin cılkını çıkarmak
talk too much çok konuşmak
be not much of o kadar da iyi olmamak
be not much of matah olmamak
get as much out of it as possible mümkün olduğunca fazla yararlanmak
Speaking
i love you so much seni çok seviyorum
not too much to say söyleyecek çok fazla şey yok
there is much more to it than that o kadar basit değil
who has suffered much cefakar
thank you ever so much çok teşekür ederim
how much? kaç para
how much is it? kaç para
how much? ne kadar?
how much kaça
you all play too much hepiniz çok şakacısınız
i thought as much zaten bunu bekliyordum
how much ne kadar
too much of a good thing pes doğrusu
he that travels knows much çok gezen çok bilir
it's a bit much biraz fazla
i love you very much seni çok seviyorum
as much as you like ne kadar isterseniz
it's not much of a thing ahım şahım bir şey değil
i thought as much hiç şaşırmadım
i am much obliged çok minnettarım
there is much more to somebody than gibi değil
thank you so much çok teşekkür ederim
this is way too much bu kadarı da fazla
we miss you so much sizi çok özledik
i talked much çok konuştum
i spoke much çok konuştum
as much as you wish dilediğin kadar
i am much obliged müteşekkirim
i am much obliged minnettarım
i miss you very much seni çok özledim
how much time ne kadar zaman
how much do you weigh kaç kilosun
thank you ever so much çok çok teşekkürler
thank you ever so much çok çok teşekkür ederim
don't eat much fazla yeme
don't eat much çok yeme
how much kaç para
i like you very much senden çok hoşlandım
not be much cop önemsiz
not be much cop sonuç getirmeyen
not be much cop saçma
not be much cop sıkıntı verici
not be much cop aptalca
not be much cop ilgilenmeye değmez
not be much cop gereksiz
there's so much you can do yapabileceğin ne de çok şey var
as much as me benim kadar
how much do i owe you borcum ne
i am much surprised çok şaşırdım
i am much surprised 1 yaşıma daha girdim
how much do i owe you borcum nedir
how much time ne kadar zamandır
how much do i owe you borcum ne kadar
how much time have you got left ne kadar zamanın kaldı
i am much surprised bir yaşıma daha girdim
i like to watch tv very much televizyon izlemeyi çok seviyorum
thank you very much çok sağ ol
i like this game so much bu oyunu çok seviyorum
how much do you love me? beni ne kadar seviyorsun?
i like this game so much bu oyundan çok hoşlanıyorum
if it isn't too much trouble size zahmet olacak
if it isn't too much trouble zahmet olmazsa
first of all thank you very much öncelikle çok teşekkür ederim
i miss you so much seni çok özledim
first of all thank you very much herşeyden önce çok teşekkür ederim
how much do you earn ne kadar kazanıyorsun
i love my school very much okulumu çok seviyorum
a father can only do so much at the birth doğum sırasında babanın elinden ancak bu kadarı gelir
a father can only do so much at the birth bir baba doğum sırasında ancak bu kadarını yapabilir
this much bu çoklukta
that much bu kadar çok
this much bu kadar çok
this much bu kadar
that much bu kadar
that much bu çoklukta
i love you so much sizi çok seviyorum
i love my family very much ailemi çok seviyorum
i need you so much sana çok ihtiyacım var
i like you so much sizden çok hoşlanıyorum
i like you so much senden çok hoşlandım
i like you so much sizden çok hoşlandım
i like you so much senden çok hoşlanıyorum
how much do you want ne kadar istiyorsun
i want you so much seni çok istiyorum
i miss you so much çok özledim seni
how much does it cost kaç para
how much does it cost bu ne kadar
how much does it cost bunun fiyatı nedir
I miss you so much seni çok özledim
how much do you weigh? kaç kilosun
don't think much çok düşünme
thank you very much good evening çok teşekkür ederim iyi akşamlar
I love him so much onu çok seviyorum
I love her so much onu çok seviyorum
I want to say how much I miss you seni ne kadar çok özlediğimi söylemek istiyorum
I'll tell you that much sana bu kadarını diyorum
I'll tell you that much sana bu kadarını söylüyorum
how much time do I have? ne kadar zamanım var?
how much money do you have? ne kadar paran var?
how much did it cost? kaça mal oldu?
how much did it cost? kaç paraya mal oldu?
how much did it cost? ne kadar tuttu?
how much did it cost? kaça patladı?
how much time do I have? ne kadar zamanım kaldı?
how much time do we have ne kadar zamanımız var?
how much time do we have ne kadar zamanımız kaldı?
do you know how much I love you? sizi ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun?
do you know how much I love you? seni ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun?
do you know how much we love you? seni ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
do you know how much we love you? sizi ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun?
how much will it take? ne kadar sürer?
how much does it take? ne kadar sürer?
how much longer do we have to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
how much longer are we supposed to wait? daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
not be much cop iyi değil
you're too much like your dad aynen baban gibisin
it causes too much pain çok acı veriyor
how much money you got on you? üzerinde ne kadar para var?
why does it mean so much to you? bu senin için neden bu kadar önemli?
you're not talking much these days bugünlerde pek fazla konuşmuyorsun
it's much better on my side benim için böylesi daha iyi
it doesn't really matter much pek bir şey fark ettirmiyor aslında
you haven't been sleeping much son zamanlarda pek uyumuyorsun
why do you care about her/him so much? niye onu bu kadar önemsiyorsun?
is that too much to ask? çok şey mi istiyorum?
how much for a room? oda ücreti ne kadar?
i feel much better now artık daha iyi hissediyorum
i'm not really much of a dancer pek iyi dans edemem
failure is something i know too much about başarısızlık iyi bildiğim bir şeydir
they did something much worse çok daha da kötüsünü yaptılar
you don't know how much i love you seni ne kadar sevdiğimi bilmiyorsun
you're losing too much blood çok kan kaybediyorsun
how much are these? bunlar ne kadar?
we're going to have so much fun deli gibi eğleneceğiz
we're going to have so much fun çok eğleneceğiz
just tell us how much you took ne kadar aldığını söyle sadece bize
how much money is there? orada ne kadar para var?
you don't have much time left fazla zamanın kalmadı
you don't have much time çok fazla zamanın yok
how much did they pay you? sana ne kadar ödediler?
you don't have too much time çok fazla zamanın yok
thank you so much for helping me yardımın için çok teşekkür ederim
how much further? ne kadar yolumuz kaldı?