önemli - Türkçe İngilizce Sözlük

önemli

"önemli" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 104 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
önemli substantial s.
I would say that since the crises in Asia, we have made substantial progress.
Asya'daki krizlerden bu yana önemli ilerlemeler kaydettiğimizi söyleyebilirim.

More Sentences
önemli important s.
Mr Kindermann's report is a good one, and we are dealing with a complex and very important subject.
Sayın Kindermann'ın raporu iyi bir rapor ve karmaşık ve çok önemli bir konuyla karşı karşıyayız.

More Sentences
önemli significant s.
There were significant changes in the agreement.
Anlaşmada önemli değişiklikler oldu.

More Sentences
General
önemli outstanding s.
The inauguration of the Convention was, though, the only outstanding achievement.
Yine de Kongre'nin açılışı tek önemli başarıydı.

More Sentences
önemli essential s.
The Pact constitutes an essential means of implementing that policy.
Pakt bu politikanın uygulanmasında önemli bir araç teşkil etmektedir.

More Sentences
önemli big s.
The big issue at conciliation was that of catering waste and there we had two national problems.
Uzlaşma sürecindeki en önemli konu yemek atıklarıydı ve burada iki ulusal sorunumuz vardı.

More Sentences
önemli prime s.
Universal service has a prime role to play in this regard.
Evrensel hizmetin bu konuda oynayacağı önemli bir rol vardır.

More Sentences
önemli great s.
What is of the essence is that we want labelling to bring about greater transparency.
Asıl önemli olan, etiketlemenin daha fazla şeffaflık getirmesini istememizdir.

More Sentences
önemli notable s.
Community food law is especially notable for its significant deficiencies as regards coherence and legal certainty.
Topluluk gıda hukuku özellikle tutarlılık ve yasal kesinlik açısından önemli eksiklikleriyle dikkat çekmektedir.

More Sentences
önemli worthy s.
Every democrat and, consequently, every journalist worthy of the name should welcome this crucial principle.
Her demokrat ve dolayısıyla adına yakışır her gazeteci bu önemli ilkeyi memnuniyetle karşılamalıdır.

More Sentences
önemli substantive s.
In addition to these substantive points, we also regarded a number of other considerations as being important.
Bu temel noktalara ek olarak bir dizi başka hususu da önemli olarak değerlendirdik.

More Sentences
önemli high s.
What have been the high points for the ELDR Group over the past year?
Geçtiğimiz yıl ELDR Grubu için en önemli noktalar neler oldu?

More Sentences
önemli material s.
There are certainly material arguments here which go beyond political bounds.
Burada kesinlikle siyasi sınırların ötesine geçen önemli argümanlar var.

More Sentences
önemli vital s.
In the field of criminal law, Turkey has yet to accede to two vital Council of Europe instruments.
Ceza hukuku alanında, Türkiye iki önemli Avrupa Konseyi belgesine henüz katılmamıştır.

More Sentences
önemli crucial s.
I believe that the crucial issue facing us consists of recognising the advantages of the Schengen Information System.
Önümüzdeki en önemli meselenin Schengen Bilgi Sisteminin avantajlarını kabul etmek olduğuna inanıyorum.

More Sentences
önemli momentous s.
This was a momentous occasion in European history, finally bringing to an end the divisions created by the Cold War.
Bu, Avrupa tarihinde Soğuk Savaş'ın yarattığı bölünmeleri nihayet sona erdiren önemli bir olaydı.

More Sentences
önemli grave s.
The situation is grave.
Durum önemli.

More Sentences
önemli leading s.
We are determined to continue to take a leading role in carrying forward this important initiative.
Bu önemli girişimin ileriye taşınmasında öncü bir rol üstlenmeye devam etmeye kararlıyız.

More Sentences
önemli fundamental s.
The fact remains, ladies and gentlemen, and this is fundamental, that we are not a tribunal.
Gerçek şu ki, bayanlar ve baylar, bu çok önemli, biz bir mahkeme değiliz.

More Sentences
önemli of importance s.
There is no real matter of importance here, but it is important that we do not make a mess of it.
Burada gerçekten önemli bir mesele yok, ancak bunu berbat etmememiz önemli.

More Sentences
önemli considerable s.
We made considerable progress at the ICAO General Assembly in Montreal in September.
Eylül ayında Montreal'de yapılan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Genel Kurulu'nda önemli ilerlemeler kaydettik.

More Sentences
önemli important s.
However, far more important is that noise nuisance will decrease for our citizens.
Ancak bundan çok daha önemlisi vatandaşlarımız için gürültü rahatsızlığının azalacak olmasıdır.

More Sentences
önemli major s.
During the conflict, Palestinian heritage has become a major political issue.
Çatışma sırasında Filistin mirası önemli bir siyasi mesele haline gelmiştir.

More Sentences
önemli chief s.
What were yesterday's chief events?
Dünün önemli olayları neydi?

More Sentences
önemli prominent s.
Health care and care for the elderly are issues that have traditionally occupied prominent places on our Liberal agenda.
Sağlık ve yaşlı bakımı, geleneksel olarak Liberal gündemimizde önemli bir yer işgal eden konulardır.

More Sentences
önemli significant s.
The rapid growth of recent years has gone hand in hand with a significant expansion of foreign trade.
Son yıllardaki hızlı büyüme, dış ticaret hacminde önemli bir genişlemeyle el ele gitmiştir.

More Sentences
önemli key s.
A key feature of EU transport policy is durability.
AB ulaştırma politikasının önemli bir özelliği dayanıklılıktır.

More Sentences
önemli main s.
The main thing is that they are fulfilled.
Önemli olan bunların yerine getirilmesidir.

More Sentences
önemli significantly zf.
Perhaps more significantly, what signal does this send to potential enemies?
Belki de daha önemlisi, bu potansiyel düşmanlara nasıl bir sinyal gönderir?

More Sentences
Idioms
önemli of consequence s.
Nothing of consequence happened.
Önemli bir şey olmadı.

More Sentences
Speaking
önemli that's important expr.
It's the prevention of migraines during daily life that's important, not dealing with migraines when they occur.
Önemli olan migren ortaya çıktığında onunla başa çıkmak değil, günlük yaşam sırasında migreni önlemektir.

More Sentences
Trade/Economic
önemli substantial s.
The Council has made a number of substantial reductions in the draft budget.
Konsey taslak bütçede bir dizi önemli kesinti yapmıştır.

More Sentences
önemli outstanding s.
The inauguration of the Convention was, though, the only outstanding achievement.
Yine de Sözleşme'nin açılışı tek önemli başarıydı.

More Sentences
Technical
önemli significant s.
I personally feel that the codecision process has resulted in significant improvements to this decision.
Ben şahsen kodifikasyon sürecinin bu kararda önemli iyileştirmeler sağladığını düşünüyorum.

More Sentences
önemli serious s.
Like I said, it's nothing serious as of yet.
Dediğim gibi, henüz önemli bir durum yok.

More Sentences
önemli considerable s.
Secondly, the Commission has considerable difficulties with Amendment No 21 on penalties.
İkinci olarak, Komisyon'un cezalara ilişkin 21 No.lu Değişiklik ile ilgili önemli zorlukları bulunmaktadır.

More Sentences
önemli prominent s.
I repeat, migratory issues must have a prominent place in the EU's external relations.
Tekrar ediyorum, göç konuları AB'nin dış ilişkilerinde önemli bir yere sahip olmalıdır.

More Sentences
Computer
önemli critical s.
The distinction is critical.
Ayrım önemlidir.

More Sentences
Food Engineering
önemli significant s.
World trade is becoming increasingly significant.
Dünya ticareti giderek daha önemli hale gelmektedir.

More Sentences
General
önemli weighty s.
önemli urgent s.
önemli consequential s.
önemli cardinal s.
önemli grand s.
önemli noteworthy s.
önemli circumspect s.
önemli heavy s.
önemli of note s.
önemli fateful s.
önemli smart s.
önemli eventful s.
önemli respectable s.
önemli healthy s.
önemli emphatical s.
önemli capital s.
önemli of weight s.
önemli emphatic s.
önemli gut s.
önemli historic s.
önemli solemn s.
önemli especial s.
önemli hotshot s.
önemli burning s.
önemli big-time s.
önemli top-line s.
önemli cautious s.
önemli go-to s.
önemli mouthful s.
önemli lead s.
önemli noticeable s.
önemli unfrivolous s.
önemli king-size s.
önemli main [obsolete] s.
önemli valiant s.
önemli meaningful s.
önemli live s.
önemli bigtime s.
önemli matterful s.
önemli mentionable s.
önemli high-profile s.
önemli momental [obsolete] s.
önemli revealing s.
önemli much s.
önemli rich s.
önemli heavy-duty s.
önemli operative s.
önemli condign [obsolete] s.
önemli innuent [obsolete] s.
önemli core s.
önemli corollary s.
önemli four-star s.
önemli solempne s.
önemli square s.
önemli substant s.
önemli weightily zf.
Colloquial
önemli major-league s.
önemli big-league s.
önemli crunch s.
Idioms
önemli bricks and mortar s.
önemli big-name s.
Trade/Economic
önemli cardinal s.
Archaic
önemli sufficient s.
Slang
önemli biggy s.
önemli biggie s.

"önemli" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
önemli olmak matter f.
What matters most is implementation of the rights contained in those conventions.
Önemli olan bu sözleşmelerde yer alan hakların uygulanmasıdır.

More Sentences
çok önemli crucial s.
Mr Martin's report has come at a crucial time in the fisheries sector.
Bay Martin'in raporu balıkçılık sektörü için çok önemli bir zamanda geldi.

More Sentences
çok önemli vital s.
Fresh air within your climate is also very vital.
İkliminizdeki temiz hava da çok önemlidir.

More Sentences
General
çok önemli big deal i.
It's no big deal.
O çok önemli değil.

More Sentences
önemli olay highlight i.
Their performance was the highlight of the evening.
Performansları gecenin en önemli olayıydı.

More Sentences
önemli rol important role i.
I pointed out at that time the important role of confidants.
O zaman da sırdaşların önemli rolüne dikkat çekmiştim.

More Sentences
önemli bir rol an important role i.
When it comes to my third point, this is where the democratic debate plays an important role.
Üçüncü hususa gelince işte burada demokratik tartışma önemli bir rol oynamaktadır.

More Sentences
önemli gelişme major development i.
I should also mention another major development, the mid-term review of the common agricultural policy.
Bir başka önemli gelişmeden, ortak tarım politikasının orta vadeli gözden geçirilmesinden de bahsetmeliyim.

More Sentences
önemli gelişme significant development i.
There are also significant developments beyond steel which will have serious consequences.
Çelik dışında da ciddi sonuçları olacak önemli gelişmeler var.

More Sentences
önemli sorun important problem i.
There is another important problem, which is how to prevent the sick from being ostracized.
Bir başka önemli sorun da hastaların dışlanmasının nasıl önleneceğidir.

More Sentences
önemli mesele important matter i.
After that intervention inspired by naked self-interest, may I come back to more important matters of the day?
Düpedüz kişisel çıkarlardan kaynaklı bu müdahalenin ardından, günün daha önemli meselelerine geri dönebilir miyim?

More Sentences
önemli değişiklik substantial alteration i.
At most, there might be a need for editorial adjustments to the transversal articles, but not substantial alterations.
En fazla, çapraz makalelerde editoryal düzeltmelere ihtiyaç duyulabilir, ancak önemli değişiklikler yapılmayabilir.

More Sentences
önemli haber big news i.
This is big news.
Bu önemli haber.

More Sentences
en önemli parça centrepiece i.
The grand chandelier was the centrepiece of the ballroom.
Büyük avize balo salonunun en önemli parçasıydı.

More Sentences
önemli adım important step i.
The directive that the plenary has adopted today represents another important step.
Genel Kurul'un bugün kabul ettiği yönerge de bir başka önemli adımı temsil etmektedir.

More Sentences
önemli bir adım an important step i.
It could also be an important step towards obtaining understanding of the EU's other negotiating aims.
Ayrıca AB'nin diğer müzakere hedeflerinin anlaşılması yönünde de önemli bir adım olabilir.

More Sentences
önemli kararlar important decisions i.
The summit took a number of important decisions.
Zirvede bir dizi önemli karar alındı.

More Sentences
önemli bir rol a major role i.
The European Union has a major role to play in this fight, as Minister Haarder has so skilfully illustrated.
Bakan Haarder'in de ustalıkla ortaya koyduğu üzere, Avrupa Birliği'nin bu mücadelede oynayacağı önemli bir rol vardır.

More Sentences
önemli bir rol a key role i.
He played a key role in the movement.
Harekette önemli bir rol oynadı.

More Sentences
önemli bir rol a prominent role i.
Starting with Parliament, our institutions must play a prominent role in the coming weeks and months.
Meclisten başlayarak kurumlarımız önümüzdeki haftalarda ve aylarda önemli bir rol oynamalıdır.

More Sentences
önemli bir rol an essential role i.
Agriculture, pastoralism and forestry play an essential role in mountain regions.
Tarım, hayvancılık ve ormancılık dağlık bölgelerde önemli bir rol oynamaktadır.

More Sentences
önemli bir rol a pivotal role i.
They also play a pivotal role in the Cotonou partnership agreement.
Cotonou ortaklık anlaşmasında da önemli bir rol oynarlar.

More Sentences
önemli bir rol a significant role i.
As stated before, they too play a significant role.
Daha önce de belirtildiği gibi onlar da önemli bir rol oynamaktadır.

More Sentences
önemli konular important matters i.
To sum up what I have said on this important matter, I would like to make the following comments.
Bu önemli konuda söylediklerimi özetlemek üzere aşağıdaki yorumları yapmak istiyorum.

More Sentences
önemli misafir important guest i.
Important guests arrive tomorrow.
Yarın önemli misafirler gelecek.

More Sentences
önemli konuk important guest i.
Many important guests have already been received here.
Birçok önemli konuk daha önce buraya kabul edildi.

More Sentences
önemli konular key issues i.
One of the key issues on the minds of group leaders has been the security of those who may go.
Grup liderlerinin aklındaki en önemli konulardan biri de gidebilecek olanların güvenliği olmuştur.

More Sentences
önemli husus important issue i.
In the text that you presented, you stress two important issues.
Sunduğunuz metinde iki önemli hususu vurguluyorsunuz.

More Sentences
önemli bilgi important information i.
Be sure to check out system requirements and other important information before you install.
Yüklemeden önce sistem gereksinimlerini ve diğer önemli bilgileri kontrol ettiğinizden emin olun.

More Sentences
önemli başarılar important achievements i.
Some important achievements have been made.
Bazı önemli başarılar elde edildi.

More Sentences
önemli belgeler important documents i.
After we had prepared the report, two important documents came from the Commission.
Biz raporu hazırladıktan sonra Komisyon'dan iki önemli belge geldi.

More Sentences
önemli görev important task i.
Insufficient resources have been allocated to that important task.
Bu önemli görev için yeterli kaynak ayrılmamıştır.

More Sentences
önemli görev crucial task i.
Now that enlargement is home and dry, the work in the Convention has become the crucial task in European politics.
Genişleme artık tamamlandığına göre Konvansiyon'daki çalışmalar Avrupa siyasetinin en önemli görevi haline gelmiştir.

More Sentences
önemli olaylar highlights i.
Compared to the years preceding that fall, it is now one of the highlights of the political year.
Bu düşüşten önceki yıllarla karşılaştırıldığında, şimdi siyasi yılın en önemli olaylarından biri.

More Sentences
önemli başarı biggie i.
The new blockbuster movie became a biggie at the box office.
Çok ses getiren yeni film gişede önemli bir başarı elde etmiştir.

More Sentences
önemli olmak count f.
It's not winning but the effort that counts.
Önemli olan kazanmak değil, çaba göstermektir.

More Sentences
önemli olmak be important f.
Take a step back, evaluate what is important, and enjoy life.
Bir adım geri at, neyin önemli olduğunu değerlendir ve hayatın tadını çıkar.

More Sentences
önemli hale gelmek become important f.
Europe must become important for its citizens.
Avrupa kendi vatandaşları için önemli hale gelmelidir.

More Sentences
önemli ölçüde değişmek change dramatically f.
Sexual behaviour and attitudes towards women, in particular, will have to change dramatically.
Özellikle kadınlara yönelik cinsel davranış ve tutumların önemli ölçüde değişmesi gerekecektir.

More Sentences
önemli adımlar atmak take important steps f.
The new Commission has already taken important steps to move away from the way it used to function.
Yeni Komisyon, daha önceki işleyiş biçiminden uzaklaşmak için şimdiden önemli adımlar atmıştır.

More Sentences
en önemli chief s.
What were the chief events of last year?
Geçen yılın en önemli olayları nelerdi?

More Sentences
en önemli paramount s.
Our paramount concern is to ensure that we act quickly and flexibly.
En önemli kaygımız, hızlı ve esnek bir şekilde hareket etmemizi sağlamaktır.

More Sentences
en önemli pivotal s.
It is a very simple message, and I think that it is the pivotal element in this connection.
Bu çok basit bir mesajdır ve bence bu bağlantıdaki en önemli unsurdur.

More Sentences
Common Usage
önemli değil you're welcome ünl.
General
çok önemli a matter of life or death i.
önemli insan vip i.
önemli kimse worthy i.
önemli destekçi pillar i.
kısa fakat önemli bir haber flash i.
geçmişte önemli veya ünlü oluşundan dolayı ilgi çekici kabul edilen atraksiyon historical attraction i.
günün önemli sorunu a live issue i.
en önemli kişi pillar i.
önemli kişi personage i.
en önemli nokta cruces i.
önemli biri person of note i.
önemli bir atılım quantum leap i.
önemli kanıt cogent evidence i.
önemli şey much i.
önemli kimse heavyweight i.
önemli kimse topliner i.
en önemli rol star role i.
önemli olma notableness i.
en önemli nokta pivot i.
önemli kimse big gun i.
önemli madde (politika) plank i.
önemli karşılaşma derby i.
taoizmin kurucusu kabul edilen önemli bir çin filozofudur laotze i.
önemli olma noteworthiness i.
istatistik alanında kullanılan önemli bir yazılım sas i.
önemli kişi personality i.
bir şirket grubundaki en önemli şirket flagship i.
bir anlatının en önemli noktası punch line i.
önemli kimse big bug i.
önemli kimse vip i.
önemli olma essentialness i.
önemli bir olay milestone i.
önemli şahıs personage i.
önemli kimse linchpin i.
önemli an juncture i.
ikinci derecede önemli olma subsidiarity i.
çok önemli a matter of life and death i.
en önemli kişi kingpin i.
çok önemli kişi very important person i.
sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş enterprize i.
önemli kimse headliner i.
önemli yandaş pillar i.
önemli miktar size i.
önemli adam mogul i.
ticari açıdan önemli kişi cip i.
önemli özellik virtue i.
önemli bir sovyet gazetesi izvestia i.
önemli şahsiyet vip i.
bir anlatının en önemli noktası punchline i.
en önemli destek backbone i.
en önemli nokta cruxes i.
önemli konular real things i.
önemli yer key position i.
önemli kimse person of rank i.
önemli kişi high muck a muck i.
önemli kimse a big gun i.
önemli mesaj flash message i.
önemli olay watershed i.
en önemli bölüm highlight i.
önemli üye pillar i.
önemli kimse cordon blue i.
önemli kimse important person i.
çok önemli durum key position i.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture i.
en önemli kimse kingpin i.
en önemli tanık key witness i.
en önemli şey piece de resistance i.
en önemli olan piece de resistance i.
en önemli eser piece de resistance i.
görünüşte önemli değersiz buluş mare's nest i.
önemli haber newsflash i.
önemli oranda a considerable extent i.
önemli oranda a considerable amount i.
önemli sayıda a considerable amount i.
önemli ölçüde a considerable extent i.
1920'lerin en önemli abd'li golfçüsü sarazen i.
önemli aktör key actor i.
önemli albümler important albums i.
önemli gelişme radical development i.
önemli gelişme remarkable development i.
önemli gelişme important development i.
en önemli figür key figure i.
önemli günler important days i.
önemli durum important situation i.
önemli risk significant risk i.
önemli problem important problem i.
önemli problem serious problem i.
önemli kimse big shot i.
en önemli kısım bulk i.
sorunun en önemli noktası crux i.
önemli konular weighty matters i.
önemli konular heavy matters i.
önemli konu weighty matter i.
önemli kimse big-timer i.
önemli gün d-day i.
kendini abartılı bir şekilde önemli gören ikinci derece çalışan jack-in-office i.
çok önemli olmayan ve üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gerekmeyen no-brainer i.
bir şeyin en önemli kısmının dışı non-core i.
çok önemli iş adamı baron i.
en önemli noktası crux i.
önemli şahsın yanındakiler entourage i.
en önemli kent capital i.
en önemli terim leading term i.
önemli konu meat i.
önemli gün occasion i.
ünlü ya da önemli kimse personage i.
en önemli nokta chief point i.
önemli kimse person of note i.
önemli değişiklik noticeable change i.
önemli toplantı important meeting i.
önemli engel significant obstruction i.
en önemli öğe centrepiece i.
en önemli öğe centerpiece i.
en önemli parça centerpiece i.
önemli not critical note i.
önemli not important note i.
önemli bir rol a fundamental role i.
önemli bir rol a primary role i.
önemli bir rol a vital role i.
önemli bir rol a leading role i.
önemli bir sorun/problem an important problem i.
en önemli özellik the most important feature i.
önemli parametreler key parameters i.
önemli gelişmeler important developments i.
önemli gelişmeler crucial developments i.
önemli yerler important places i.
önemli bir sağlık sorunu an important health problem i.
önemli bir sağlık sorunu a major health problem i.
önemli müşteri big customer i.
önemli müşteri major customer i.
önemli müşteri major client i.
çok önemli bir gelişme a very important improvement/development i.
önemli hata important mistake i.
konuşmanın en önemli kısmı sound byte i.
konuşmanın en önemli kısmı sound bite i.
konuşmanın en önemli kısmı soundbite i.
konuşmanın en önemli kısmı soundbyte i.
kayda değer/hatırı sayılır/önemli gelişme considerable development i.
önemli etki material impact i.
önemli etki important effect i.
önemli gerçekler key facts i.
çok önemli konuma sahip front and center i.
önemli kimse bigwig i.
önemli kimse bashaw i.
önemli yorumlar important comments i.
önemli konular grave matters i.
önemli bir büyüme a considerable growth i.
en önemli mesele top issue i.
kendini çok önemli biriymiş gibi gören kimse chocolate soldier i.
önemli sorunlar key issues i.
önemli husus important matter i.
önemli rakamlar key figures i.
önemli bilgiler important information i.
önemli şehirler important cities i.
konuda geçen önemli nokta landmark i.
mali yönden önemli proje financially significant project i.
mali açıdan önemli proje financially significant project i.
önemli artış considerable increase i.
önemli artış substantial increase i.
önemli değişim significant alteration i.
önemli kişiler notable personages i.
önemli müşteri key customer i.
önemli kelimeler important words i.
bir öğenin önemli unsurlarından biri cornerstone i.
önemli bölün significant portion i.
genç insanların etkisinden veya eyleminden kaynaklanan önemli kültürel, siyasi veya sosyal değişim youthquake i.
bir konuda önemli bilgiler veren dergi veya gazete bible i.
önemli bir olayın 150. yıl dönümü sesquicentenary i.
önemli durum critical situation i.
ekonomisinin önemli bir bölümü yasadışı uyuşturucu ticaretinden oluşan ülke narco-state i.
en yetkili/önemli kimse top i.
en önemli kimse top drawer i.
en önemli kişi tongue of the trump [scottish] i.
önemli bir kısmı a good part of i.
çok önemli şey earthshaker i.
önemli nokta emphasis i.
en önemli nitelik end i.
önemli veya gizemli biriymiş gibi davranan kimse autothaumaturgist i.
konuşmaktan çekinilen önemli sorun eight-hundred-pound gorilla i.
en önemli şey quick i.
önemli an zero hour i.
önemli bir sanatçının halefi epigone i.
bir devri başlatan önemli olay epoch i.
(tarihte) yeni ve önemli bir devrin başlangıcı epoch i.
bir şeyin en önemli noktası essence i.
önemli kimse bassa [rare] i.
işvereni tarafından önemli bir pozisyon için yedek olarak belirlenmiş çalışan key employee i.
kuram ya da argümanın en önemli noktası kingpin i.
güney büyük ovalar'da yaşayıp kiowa kabilesinin önemli bir kısmını oluşturan ve bu kabileden farklı olarak bir atabask dili konuşan amerikan yerlilerine mensup kimse kiowa apache i.
önemli değişikliklere neden olan şey leaven i.
bir nesnenin en önemli veya belirgin yüzü face i.
önemli biriyle yapılan kısa görüşme face time i.
önemli veya nüfuzlu kimse (ironik) macher i.
önemli kimse magnifico i.
vücudun önemli bir uzvunun kaybına veya kullanılmaz hale gelmesine yol açan sakatlanma maim i.
büyük veya önemli müzik, film şirketi major i.
bir şeyin önemli parçaları vitals i.
kendini önemli sanan boş kimse bladder i.
usta bir kimse tarafından mimarlık, edebiyat gibi alanlarda ortaya konmuş en önemli eser master work i.
önemli bir kişinin yataktan kalkınca yaptığı ağırlama levee i.
saygı uyandıran veya önemli karakter rolü mantle i.
görünüşte önemli değersiz buluş mare’s-nest i.
görünüşte önemli değersiz buluş mares-nest i.
önemli bölüm half i.
önemli kısım half i.
topluluk, sektör, meslek gibi bir grupta bulunan önemli veya nüfuzlu kimseler whos who i.
önemli kimse wig i.
neredeyse kare prizma şeklindeki önemli parça block i.
daha az önemli olan şey handmaiden i.
ilginç, eğlenceli veya önemli şey happening i.
en önemli veya esasi kısım meat and potatoes i.
eğlence sektöründe herkesçe tanınan önemli kimse megastar i.
bir bestedeki en önemli kısım veya nağme melody i.
yapının, makinenin veya cihazın önemli parçası member i.
en önemli uç head i.
önemli haber headline i.
en önemli kişi headpin i.
en önemli kısım heart i.
önemli kimse bug i.
önemli insanlara duyulan büyük saygı hero worship i.
en önemli kadın heroess [obsolete] i.
en önemli kadın karakter heroin i.
en önemli kadın karakter heroine i.
önemli olay high spot i.
önemli kimse high-muck-a-muck i.
önemli amaç holy grail i.
önemli kimse honcho i.
önemli kimse honor i.
önemli mevkideki kimse honor i.
önemli kimse honour i.
önemli mevkideki kimse honour i.
adımların diğer hareketlerden daha önemli olduğu dans hoofing i.
daha önemli şey more i.
önemli ve meşakkatli işler yapan kimse yeoman i.
en önemli kısım yolk [obsolete] i.
ünlü veya önemli insanlardan oluşan bir topluluk galaxy i.
bir şehirde veya ülkede görülmesi gereken en önemli yerler lion i.
çok önemli kimse muck–a–muck i.
isa'nın hayatındaki önemli olaylar üzerine yapılan on beş tefekkür mystery i.
bir şeyin yapılma veya düşünülme şeklini önemli ölçüde değiştiren şey game-changer i.
eşit öneme sahip olmayan yan yana gelmiş iki ünlüden az önemli olanı glide i.
gerçekleşen önemli şey occurrence i.
devletin diplomasi veya askeri yetkilisi tarafından genellikle şifreli olarak gönderilen önemli mesaj dispatch [us] i.
devletin diplomasi veya askeri yetkilisi tarafından genellikle şifreli olarak gönderilen önemli mesaj despatch [uk] i.
önemli eylem geste i.
önemli veya olağanüstü bir deneyimden geçen kimse graduate i.
gösteriş yaparak etkileyici veya önemli görünme grandiosity i.
önemli statü grandness i.
siyaset ve ekonomi açısından önemli bir grubu oluşturan ve bağımsız bir oy kaynağı teşkil eden kırsal bölge halkı grass roots i.
iki şey arasındaki keskin veya önemli ayrım noktası great divide i.
önemli ayrım great divide i.
önemli fark great divide i.
önemli kimse great mogul i.
en önemli yer heartland i.
önemli kimse heavy weight i.
daha önemli bir şeye sokma hedging [obsolete] i.
bir konuyu yeterince anlamak için tarihi farkındalığın önemli olduğunu savunan görüş historicism i.
en önemli özellikleri öne çıkarma idealisation i.
en önemli özellikleri öne çıkarma idealization i.
en önemli ösellikleri öne çıkarma idealisation i.
önemli fark odds [uk] i.
önemli ifade one-liner i.
hayvan popülasyonunun avcılıkla veya öldürerek yok edilmesi veya önemli oranda azaltılması overkill i.
önemli tavır importance i.
önemli hareket importance i.
önemli şey importancy [obsolete] i.
önemli kişileri taklit eden kimse impressionist i.
daha büyük veya önemli bir şeye bağlı olan şey incident i.
daha büyük veya önemli bir şeyin sonucu olan durum incident i.
daha önemli bir şeyin sonucu olarak meydana gelen durum incident i.
sergilenen önemli hizmet karşılığı atfedilen bir madalya türü distinguished service medal i.
(britanya hindistanı'nda) bir şehre ait en önemli idari birim district i.
önemli bir gelişme aşamasına gelinen an coming of age i.
önemli kadın domina [obsolete] i.
önemli miktar packet i.
en önemli mesele paramount issue i.
en önemli sorun paramount issue i.
önemli an pinch i.
ahlaken önemli husus ponderable i.
önemli derece considerable i.
eserin incelenmesi veya tasarlanmasında bağlamın önemli olduğunu vurgulayan teori contextualism i.
önemli olay page i.
önemli kimse panjandrum i.
çok önemli şey pivotal i.
önemli kimse planet i.
önemli kimse pot i.
önemli birinin evinde verdiği sosyetik davet saloon i.
bir yerdeki önemli alanların hızlı ve üstünkörü gezilmesi cooks tour i.
en önemli grup core i.
en önemli grup core group i.
önemli gün day i.
en önemli adam first gentleman i.
önemli miktarda harcanabilir geliri bulunan sırt çantalı gezgin flashpacker i.
daha önemli bir gazete makalesi ile ilişkili olup genellikle ona ek olarak basılan gazete makalesi follow i.
en önemli konum forefront i.
en önemli bölüm forehand [obsolete] i.
totaliter rejim veya hiyerarşide birinin emrinde olup önemli konumu olan siyasi görevli gauleiter i.
çerçeveyi oluşturan en önemli parça principal i.
en önemli unsur principal i.
önemli özellik pregnancy i.
önemli şeylere delalet eden olay preindication i.
önemli şeyleri işaret eden olay preindication i.
önemli olma preponderancy i.
önemli şey serious i.
önemli kimse shakes i.
önemli yapı show place i.
önemli olma signality i.
önemli adam man of consequence i.
önemli durum crunch i.
kendini önemli gösterme pretensions i.
londra'da önemli ingiliz şairlerinin anıtlarının yer aldığı bir köşe poets' corner i.
tartışmanın en önemli noktası point i.
önemli kimse point person i.
önemli sosyal etkinliklerin düzenlendiği sezon social season i.
(yaşam süresi hususunda belirleyici faktör olarak kabul edilen) önemli ilke stamen [obsolete] i.
önemli şey substantial i.
belirli bir zaman için önemli olan şey substantial i.
önemli madde substantial i.
önemli hususlar substantials i.
önemli heyet superboard i.
önemli bürokrat superbureaucrat i.
önemli toplum superclub i.
cehenneme ait en önemli altı şeytan superior spirits of hell i.
çok önemli olmak be of capital importance f.
için önemli sayılmak be noted for f.
bir şeyin önemli bir öğesi olmak be a part and parcel of f.
önemli haberleri özet halinde vermek give a roundup of the news f.
önemli bir yeri olmak loom large in f.
daha önemli olmak override f.
önemsiz bir şeyi mesele yapıp önemli bir şeye hiç aldırmamak strain at a gnat and swallow a camel f.
en önemli destekçileri getirmek bring up one's big guns f.
önemli olmak bulk f.
çamur atmak (önemli birine) muckrake f.
çok önemli olmak be of prime importance f.
olduğundan daha önemli saymak overrate f.
daha önemli saymak (birini/bir şeyi başkasından) subordinate to f.
yerinden etmek (önemli bir yerde olan birini) unseat f.
için önemli sayılmak be notable for f.
daha az önemli saymak subordinate f.
tayin etmek (önemli bir yerden önemsiz bir yere/makama) shunt f.
önemli kısımları çıkararak bozmak mutilate f.
önemli biri çıkmak (bir yerden/aileden) throw up f.
en önemli dayanakları ileri sürmek bring up one's big guns f.
bir şeyde önemli bir rolü olmak feature f.
önemli yer tutmak take an important place f.
önemli başarılara imza atmak put one's signature under important successes f.
önemli bulmak think something significant f.
önemli görmek think something significant f.
önemli hale gelmek become significant f.
önemli saymak view something as significant f.
önemli saymak regard something as significant f.
önemli saymak deem something significant f.
önemli görmek regard something as significant f.
önemli bulmak consider something as significant f.
önemli bulmak view something as significant f.
önemli görmek deem something significant f.
önemli bulmak consider something significant f.
önemli görmek consider something significant f.
önemli görmek view something as significant f.
önemli görmek consider something as significant f.
önemli saymak consider something as significant f.
önemli saymak think something significant f.
önemli bulmak deem something significant f.
önemli bulmak regard something as significant f.
önemli saymak consider something significant f.
-de önemli bir rolü olmak feature in f.
(bir şeyin) önemli bir öğesi olmak feature in f.
önemli kılmak make something important f.
önemli oranda artmak increase considerably f.
önemli oranda artmak increase dramatically f.
önemli oranda artmak increase substantially f.
önemli oranda artmak increase enormously f.
önemli oranda artmak increase significantly f.
önemli bir başarıya imza atmak grab a slice of history f.
önemli rol oynamak play an important role f.
önemli rol oynamak play a fundamental role f.
önemli rol oynamak play a crucial role f.
önemli rol oynamak play a significant role f.
önemli bir rol oynamak play a significant role f.
önemli bir rol oynamak play a fundamental role f.
önemli bir rol oynamak play an essential role f.
önemli bir rol oynamak play an important role f.
önemli bir rol oynamak play a crucial role f.
önemli rol oynamak play an essential role f.
daha önemli olmak take precedence of f.
-den daha az önemli olmak be subordinate to f.
-de önemli rolü olmak feature in f.
-den daha önemli olmak outweigh f.
önemli bir öğesi olmak feature f.
önemli noktaları yinelemek recapitulate f.
önemli bir yere sahip olmak have an important position f.
önemli bir yere sahip olmak occupy an important position f.
önemli bir yere sahip olmak occupy an important place f.
önemli bir yere sahip olmak have an important place f.
önemli hale getirmek make something important f.
önemli bir hal almak become critical f.
önemli bir rol oynamak play a key role f.
son derece önemli bulmak find it very/extremely important f.
önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya başlamak become a serious health concern f.
önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmek become a serious health concern f.
hayatı önemli kılmak make life important f.
önemli noktaları vurgulamak highlight key points f.
önemli bir noktaya temas etmek mention an important point f.
önemli bir noktaya temas etmek touch on an important matter f.
önemli bir noktaya temas etmek point out an important matter f.
önemli adımlar atmak take considerable steps f.
önemli bir çığır açmak achieve a significant breakthrough in f.
büyük/önemli bir atılım gerçekleştirmek make a breakthrough f.
hafızasında önemli bir yer tutmak still linger strongly in one's memory f.
önemli bir yeri olmak have an important role f.
önemli bölüme geçmek get to the important part f.
önemli ölçüde azaltmak decimate f.
-de önemli adımlar atmak take remarkable steps in f.
önemli noktaları yakalamak catch the main points f.
çok önemli bir amaca hizmet etmek serve a very important purpose f.
önemli olmak be of significance f.
(ciddi/önemli) saymak take f.
kendini önemli göstermek için ünlülerle yakınlığından bahsederek büyüklük taslamak veya böbürlenmek namedrop f.
önemli ölçüde destek vermek lend considerable support f.
en önemli unsur olmak key f.
en önemli kısmını çıkarmak eviscerate f.
önemli olmak mean f.
projeyi bir dizi önemli adımla planlamak milestone f.
(bir şeyi) daha büyük veya önemli bir şeye bağlamak bootstrap f.
önemli olmak mister [obsolete] f.
araştırma sırasında önemli yerleri taşlarla işaretlemek monument f.
önemli olmak bulk f.
en önemli kısımlarını alıp sunmak gist f.
(kitabın) önemli bölümlerini çıkarmak gut f.
daha önemli bir şeye sokmak hedge [obsolete] f.
önemli özelliklerini ortaya çıkarmak heighten f.
meseleyi çok genel ifadelerle tartışıp önemli detay veya nüansları göz ardı etmek overgeneralize f.
meseleyi çok genel ifadelerle tartışıp önemli detay veya nüansları göz ardı etmek overgeneralize f.
meseleyi çok genel ifadelerle tartışıp önemli detay veya nüansları göz ardı etmek overgeneralise f.
meseleyi çok genel ifadelerle tartışıp önemli detay veya nüansları göz ardı etmek overgeneralise f.
daha önemli görünmek overshade f.
daha önemli olmak overshadow f.
önemli olmak import f.
önemli hale getirmek consecrate f.
önemli biri gibi giydirmek clothe f.
önemli bir imtihanı başaramamak clutch f.
önemli olmak concern [obsolete] f.
önemli olmak cut f.
daha büyük veya önemli bir şeyle birlikte kurup çalıştırmak piggyback f.
(önemli biri) yaşadığı dönemde yıldızı parlamak floruit f.
önemli bir yer kazanmak preempt f.
önemli konuma gelmek preempt f.
önemli olmak skill f.
önemli hale getirmek solemnize [us] f.
önemli hale getirmek solemnise [uk] f.
çok önemli olmak mean f.
önemli ve değerli saymak validate f.
daha az önemli olan (başka bir şeye göre) subordinate s.
en önemli number one s.
en önemli cardinal s.
birinci derecede önemli of prime importance s.