| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lion i. | aslan | ||
|
The lions hunted the village's animals. Aslanlar, köyün hayvanlarını avlıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lion i. | arslan | ||
|
Every dog is a lion at home. Her köpek kendi evinde bir arslandır. More Sentences |
||||
| Genel | lion i. | cesur kişi | ||
| Genel | lion i. | cesur kimse | ||
| Genel | lion i. | aslan yürekli adam | ||
| Genel | lion i. | başarılı ve aranan kimse | ||
| Genel | lion i. | ünlü kişi | ||
| Genel | lion i. | şahlanmış aslan şeklinde arma simgesi | ||
| Genel | lion i. | üstünde aslan şekli olan çeşitli eski madeni paralara verilen ad | ||
| Genel | lion i. | aslanlar | ||
| Genel | lion i. | bir şehirde veya ülkede görülmesi gereken en önemli yerler | ||
| Genel | lion i. | ilgi odağı kimse | ||
| Genel | lion i. | lions kulübü | ||
| Genel | lion i. | en az on yaşındaki çocuklardan oluşan erkek izci grubu | ||
| Genel | lion i. | lions kulübünden (kimse) | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | lion i. | sarımsı bir kahverengi tonu | ||