place - Türkçe İngilizce Sözlük

place

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

place — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yer, konum, yerleştirmek
Okunuş (IPA):
(AmE /pleɪs/ – BrE /pleɪs/)
Terim Türü:
İsim: place (places); Fiil: place (places – placed – placing)
Fiziksel veya soyut bir konumu ve bir şeyi belirli bir yere koyma eylemini tanımlayan çok işlevli kelimedir. Latince platea kökünden evrilen yapı, açık alan fikrine dayanır. Coğrafya, sosyal yapı analizleri ve organizasyonel bağlamlarda mekânsal ve kavramsal konumlandırma için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
location, position
Zıt Anlamlılar:
nowhere

"place" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 91 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
place i. mekan
First of all, they were both created as places of thought and places of influence.
Her şeyden önce, her ikisi de düşünce ve etki mekanları olarak yaratıldı.

More Sentences
place i. sıra
Vettel was forced to replace his front wing at the end of lap 6, leaving him in last place.
Vettel 6. turun sonunda ön kanadını değiştirmek zorunda kaldı ve onu son sırada bıraktı.

More Sentences
place i. yer
A person’s place in society is also determined by their occupation.
Bir insanın toplumdaki yeri mesleğine göre de belirlenir.

More Sentences
place f. koymak
My group also places question marks alongside two specific Commission proposals.
Grubum ayrıca Komisyonun iki spesifik önerisinin yanına soru işaretleri koymaktadır.

More Sentences
place f. oturtmak
Finally, the EU countries must be placed on an equal footing.
Son olarak, AB ülkeleri eşit bir zemine oturtulmalıdır.

More Sentences
place f. yerleştirmek
I took the candle and placed it on a shelf.
Mumu aldım ve rafa yerleştirdim.

More Sentences
Genel
place i. şehir
I've visited many places.
Birçok şehre gittim.

More Sentences
place i. ev
We’re meeting at my place for drinks.
Bir şeyler içmek için benim evimde buluşacağız.

More Sentences
place i. yan
Tom went to his parents' place.
Tom ailesinin yanına gitti.

More Sentences
place i. koltuk
There were only a few places left on the flight.
Uçakta yalnızca birkaç koltuk kalmıştı.

More Sentences
place i. yerleştirme
Our advice is to remove the values you want to dedupe and place them in another sheet.
Tavsiyemiz, tekilleştirmek istediğiniz değerleri kaldırmanız ve başka bir sayfaya yerleştirmenizdir.

More Sentences
place i. konum
The UK is ideally placed for taking short trips to other countries.
Birleşik Krallık, diğer ülkelere kısa geziler yapmak için ideal bir konumdadır.

More Sentences
place i. yer
A person’s place in society is also determined by their occupation.
Bir insanın toplumdaki yeri mesleğine göre de belirlenir.

More Sentences
place i. alan
They consider it a place of life.
Burayı bir yaşam alanı olarak görüyorlar.

More Sentences
place f. çıkarmak
I can't quite place his accent.
Aksanını tam olarak çıkaramıyorum.

More Sentences
place f. yatırmak
The summit placed its bets on the best Europe has to offer.
Zirve, bahislerini Avrupa'nın sunabileceği en iyi şeylere yatırdı.

More Sentences
place f. vermek
And under whose control have we placed it?
Peki bunu kimin denetimine verdik?

More Sentences
place f. oturtmak
Finally, the EU countries must be placed on an equal footing.
Son olarak, AB ülkeleri eşit bir zemine oturtulmalıdır.

More Sentences
place f. koymak
My group also places question marks alongside two specific Commission proposals.
Grubum ayrıca Komisyonun iki spesifik önerisinin yanına soru işaretleri koymaktadır.

More Sentences
place f. yerleştirmek
I took the candle and placed it on a shelf.
Mumu aldım ve rafa yerleştirdim.

More Sentences
place f. sokmak
Your resignation placed us in a very difficult position.
İstifanız bizi çok zor bir duruma soktu.

More Sentences
place f. (sipariş) vermek
I’ve placed an order for his new book.
Onun yeni kitabı için sipariş verdim.

More Sentences
place f. tutmak
I place my career above everything except my family.
Kariyerimi ailem dışında her şeyin üstünde tutuyorum.

More Sentences
Teknik
place i. alan
They consider it a place of life.
Burayı bir yaşam alanı olarak görüyorlar.

More Sentences
place f. koymak
My group also places question marks alongside two specific Commission proposals.
Grubum ayrıca Komisyonun iki spesifik önerisinin yanına soru işaretleri koymaktadır.

More Sentences
place f. yerleştirmek
I took the candle and placed it on a shelf.
Mumu aldım ve rafa yerleştirdim.

More Sentences
Genel
place i. orun
place i. küçük meydan
place i.
place i. mevki
place i. memuriyet
place i. basamak
place i. küçük sokak
place i. sorumluluk
place i. vazife
place i. semt
place i. kasaba
place i. mahal
place i. görev
place i. yerleşim yeri
place i. statü
place i. mevzi
place i. hane
place i. bölge
place i. meydan
place i. oturacak yer
place i. kent
place i. çıkmaz sokak
place i. yarışmada ilk üçe girme
place i. yarışma finalistliği
place i. at yarışlarında ikincilik
place f. vermek (para)
place f. atamak
place f. tanımak
place f. yerini belirlemek
place f. para yatırmak
place f. tayin etmek
place f. kim olduğunu çıkarmak
place f. görevlendirmek
place f. ısmarlamak
place f. bırakmak
place f. sipariş vermek
place f. yatırım yapmak
place f. yazdırmak
place f. bir yere koymak
place f. -e iş bulmak
place f. anımsamak
place f. (para) yatırmak
place f. tahmin etmek
place f. kestirmek
place f. (kronolojide) tarihlemek
place f. (roman, oyun için) yayımcı bulmak
Teknik
place i. bölge
place i. meydan
place f. konuma getirmek
Matematik
place i. hane
Edebiyat
place i. yazıda geçen bölüm
place i. okuyucunun kitapta kaldığı yer
Dilbilim
place f. (ses organlarını ve enstrümanı) duru ve akıcı tonlar üretecek şekilde ayarlamak
Askeri
place i. müstahkem kışla
Spor
place i. yarıştaki en iyi anlar
place f. (birinci/ikinci/üçüncü) gelmek
place f. yarışmadaki sıralamayı duyurmak
place f. sıralamadaki yerleri belirlemek
Bahisçilik
place f. bahse girmek
Müzik
place f. bir notayı doğru perdede okumak
Eski Kullanım
place i. toplanma noktası
place f. atfetmek
place f. dayandırmak
place f. isnat etmek
place f. yakıştırmak

"place" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
place of residence i. ikametgah
place an order f. sipariş vermek
take place f. meydana gelmek
Genel
that place i. orası
wild and remote place i. dağ başı
this place i. şura
dirty place i. çöplük
the place where one earns one's livelihood i. ekmek teknesi
place of refuge for women i. kadın sığınma evi
sandy place i. kumla
halting place i. menzil
that place i. şurası
rocky place i. kayalık
hiding place i. gizleme yeri
flat place i. düzlük
resting place i. dinlenme yeri
place of use i. kullanım yeri
resting place i. mola yeri
grassy place i. otluk
pride of place i. konumun üstünlüğü
stony place i. taşlık
a noisy place i. curcunalı yer
green place i. yeşerti
working place i. işyeri
meeting place i. buluşma yeri
every place i. her yer
changing place i. tebdil-i mekan
place of worship i. ibadethane
first place i. birincilik
imaginary place i. hayali yer
third place i. üçüncülük
a meadowy place i. çayırlık
place for military service i. asker ocağı
seaside place i. yazlık
parking place i. park yeri
dwelling place i. mesken
place of employment i. işyeri
frequented place i. uğrak
market place i. pazaryeri
distant place i. uzak yer
place where one earns one's living i. geçim kapısı
very muddy place i. çamur deryası
hiding place i. saklanma yeri
service place competence certificate i. hizmet yeri yeterlilik belgesi
place of i. yeri
hiding place i. barınak
meeting place i. toplantı yeri
decimal place i. ondalık hanesi
this place i. şurası
place abounding in vineyards i. bağlık
that place i. şura
place mat i. amerikan servis
change of place i. intikal
landing place i. iskele
sandy place i. kumluk
pride of place i. en yüksek mevki
a nearby place i. komşu kapısı
sunny place i. güneşlik
place of worship i. tapınak
this place i. burası
summer place i. sayfiye
watering place i. hayvanların su içmesine elverişli yer
place card i. davetlilerin sofradaki yerlerini gösteren kart
place setting i. tek kişilik servis takımı
hiding place i. saklanacak yer
watering place i. kaplıca
vacation place i. dinlenme yeri
burial place i. mezar
taking place i. husul
trysting place i. buluşma yeri
this place i. bura
nearby place i. yakın
native of this place i. buralı
place setting i. yer ayarlaması
watering place i. termal
place suitable for an outing i. mesirelik
muddy place i. çamurluk
place name i. yer ismi
the place where one earns one's bread i. ekmek teknesi
watering place i. suvat
foreign place i. hariç
a place where the streets are paved with gold i. taşı toprağı altın
dwelling place i. ev
that place i. ora
deserted place i. kargasekmez
place bet i. bahis
watering place i. kıyıda bulunan tatil yeri
place of printing i. basım yeri
much frequented place i. uğrak
foreign place i. gurbet eli
place of resort i. buluşma yeri
watering place i. doğal bir su kaynağı
place of origin i. menşe yeri
place of amusement i. eğlence yeri
public place i. umuma açık olan yer
gathering place i. toplantı yeri
place in the sun i. iyi durum
place of refuge for women i. kadın misafirhanesi
dark place i. zindan
place where labourers can be hired i. ırgat pazarı
place of registry i. nüfusa kayıtlı olduğu yer
place where one earns his living i. ekmek kapısı
dark and narrow place i. in gibi
marshy place i. sazlık
stopping place i. durak
votive place i. adaklık
resting place i. pansiyon
being in the first place i. başta olmak üzere
place of discharge i. boşaltıra yeri
place of residence i. ikamet yeri
place of performance i. ifa yeri
loading place i. iskele
place of business i. işyeri
place of destination i. varış yeri
place for performing ablutions i. abdestlik
birth place i. doğum yeri
narrow place i. dar mekan
meeting place i. toplanma yeri
place of entertainment i. eğlence mekanı
stopping place i. iskele
place of business i. iş yeri
favorite place i. gözde mekan
prayer place i. ibadet mekanı
a place of refuge i. sığınacak liman
working place i. iş yeri
working place i. çalışma yeri
dangerous place i. tehlikeli yer
place of publication i. basım yeri
natural place i. doğal yer
hiding-place i. saklanacak yer
hiding-place i. gizlenecek yer
hiding-place i. gizlenme yeri
jumping-off place i. başlama noktası
hiding-place i. zula
jumping-off place i. dünyanın öbür ucu
much-frequented place i. ayakaltı
in-place evaluation i. yerinde değerlendirme
watering place i. plaj
watering place i. içmeler
passing place i. yol cebi
public amusement place i. halk eğlence yeri
safety place i. güvenli yer
place of birth i. doğum yeri
noisy place i. gürültülü yer
public place i. umumi yer
public place i. umuma açık yer
burial place i. mezarlık
burial place i. kabristan
cool place i. serin yer
dry place i. kuru yer