bug - Türkçe İngilizce Sözlük

bug

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bug — Definition

Anlamı ve Tanımı:
böcek, yazılım hatası, dinleme cihazı
Okunuş (IPA):
(AmE /bʌɡ/ – BrE /bʌɡ/)
Terim Türü:
İsim: bug (bugs); Fiil: bug (bugs – bugged – bugging)
Böceği anlatır; bilişimde yazılım hatasını ve bazen gizli dinleme cihazını ifade eder. “Yazılım hatası” anlamı, erken mühendislik anlatılarındaki “sisteme giren böcek/aksaklık” hikâyesiyle kültürel olarak yerleşmiş güçlü bir mecazdır

"bug" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 90 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bug i. böcek
In many cultures, some bugs are believed to bring good luck.
Birçok kültürde bazı böceklerin iyi şans getirdiğine inanılır.

More Sentences
Genel
bug i. merak
He caught a sudden cycling bug from our last trip.
Son seyahatimizden sonra aniden bisiklet sürmeye merak sardı.

More Sentences
bug i. mikrop
She didn't come to the school because she caught a bug three days ago.
Üç gün önce mikrop kaptığı için okula gelmedi.

More Sentences
bug i. böcek
In many cultures, some bugs are believed to bring good luck.
Birçok kültürde bazı böceklerin iyi şans getirdiğine inanılır.

More Sentences
bug i. arıza
The programmer fixed the bug.
Programcı arızayı düzeltti.

More Sentences
bug i. dinleme cihazı
A bug found under the president's desk caused diplomatic chaos between the two countries.
Başkanın masasının altında bulunan bir dinleme cihazı iki ülke arasında diplomatik kaosa neden oldu.

More Sentences
bug f. rahatsız etmek
The buzzing noise coming from the speaker bugs me.
Hoparlörden gelen vızıltı sesi beni rahatsız ediyor.

More Sentences
bug f. kızdırmak
Can I tell you what bugs me?
Beni neyin kızdırdığını sana söyleyebilir miyim?

More Sentences
bug f. dinleme cihazı yerleştirmek
Your phone is bugged.
Telefonuna dinleme cihazı yerleştirilmiş.

More Sentences
bug f. canını sıkmak
What's bugging Tom?
Tom'un canını sıkan ne?

More Sentences
bug f. rahatsız etmek
The buzzing noise coming from the speaker bugs me.
Hoparlörden gelen vızıltı sesi beni rahatsız ediyor.

More Sentences
bug f. gizlice dinlemek
They checked the room of the president to determine if the room was bugged.
Başkanın odasının gizlice dinlenip dinlenmediğini anlamak için odayı kontrol ettiler.

More Sentences
Bilgisayar
bug i. arıza
The programmer fixed the bug.
Programcı arızayı düzeltti.

More Sentences
bug i. böcek
In many cultures, some bugs are believed to bring good luck.
Birçok kültürde bazı böceklerin iyi şans getirdiğine inanılır.

More Sentences
bug i. hata
A bug in the software caused all systems to shut down.
Yazılımdaki bir hata tüm sistemlerin kapanmasına neden oldu.

More Sentences
Telekom
bug i. hata
A bug in the software caused all systems to shut down.
Yazılımdaki bir hata tüm sistemlerin kapanmasına neden oldu.

More Sentences
Otomotiv
bug i. böcek
In many cultures, some bugs are believed to bring good luck.
Birçok kültürde bazı böceklerin iyi şans getirdiğine inanılır.

More Sentences
bug i. hata
A bug in the software caused all systems to shut down.
Yazılımdaki bir hata tüm sistemlerin kapanmasına neden oldu.

More Sentences
Genel
bug i. tahtakurusu
bug i. delilik
bug i. cihaz
bug i. gizli mikrofon
bug i. tutkun
bug i. tutku
bug i. ayarsızlık
bug i. virüs
bug i. çapar
bug i. yanlış
bug i. gizli dinleme aygıtı
bug i. bozukluk
bug i. ateşböceği
bug i. önemli kimse
bug i. yüksek sosyal statüye sahip kimse
bug i. asterisk işareti
bug f. can sıkmak
bug f. gizli dinleme aygıtı yerleştirmek
bug f. gizli mikrofon yerleştirmek
bug f. başının etini yemek
bug f. büyümek
bug f. pörtlemek
bug f. içini kemirmek
bug f. (bitki) böcekten arındırmak
bug f. böcek avlamak
bug f. böcek toplamak
bug f. telefon dinlemek
bug s. meraklı
Irregular Verb
bug f. big - bug
Konuşma Dili
bug i. mikrobiyal hastalık
bug i. takıntı
bug i. obsesyon
bug i. çılgınlık
bug i. bir şey delisi
bug i. bir şey meraklısı
bug i. bir şey heveslisi
Deyim
bug f. birisini sıkmak
bug f. birini çok kızdırmak
bug f. çok öfkelendirmek
bug f. gıcık etmek
bug f. küplere bindirmek
bug f. sinirden kudurtmak
bug f. sinirlerini ayağa kaldırmak
Ticaret/Ekonomi
bug i. ürünün sendika işletmesi tarafından üretildiğini gösteren etiket
Teknik
bug i. gizli dinleme aygıtı
bug i. alarm sistemi
bug i. hırsız alarmı
bug f. hırsız alarmı takmak
Bilgisayar
bug i. yanlış
bug i. yazılım hatası
bug i. internet kullanıcılarını izlemek için kullanılan bir dosya
Telekom
bug i. yüksek hızlı telgraf anahtarı
Televizyon
bug i. (ekranın köşesinde görülen) televizyon kanalı işareti
Aydınlatma
bug i. liman ışığı
bug i. kanal ışığı
bug i. gemi sinyal ışığı
Otomotiv
bug i. iki kişilik hafif bir tür araba
Havacılık
bug i. işaretçi
Patoloji
bug i. hastalık üreten mikroorganizma
bug i. hastalık üreten madde
bug i. mikroorganizma veya maddenin neden olduğu hastalık
Zooloji
bug i. yarımkanatlı böcek
Balıkçılık
bug i. yapay olta böceği
Coğrafya
bug i. doğu avrupa'da ukrayna ile polonya arasında bir nehir
bug i. ukrayna'da bir nehir
Spor
bug i. yeni bir jokeyin talep edebileceği ağırlık toleransı
Eski Kullanım
bug i. kendini beğenmiş kimse
Böcek Bilimi
bug i. çok ayaklı küçük omurgasız hayvan
Argo
bug i. deli
bug i. manyak
bug i. sayı manipülasyonu
bug i. (lgbt jargonunda) aids virüsü

"bug" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
may bug i. mayıs böceği
lightning bug i. ateş böceği
potato bug i. patatesböceği
lace bug i. dantel böceği
june bug i. haziranböceği
pill bug i. tespihböceği
plant bug i. bitki biti
giant water bug i. dev su böceği
lightning bug i. ateşböceği
big bug i. önemli kimse
flu bug i. grip virüsü
water bug i. su böceği
bed bug i. tahtakurusu
true bug i. gerçek virüs
forest bug i. osurganböceği
lightning bug i. yıldızböceği
leaf bug i. yaprak zararlısı
love bug i. aşk böceği
may bug i. mayısböceği
tummy bug i. mide iltihabı
black bug i. kara böcek
bug screen i. tel sineklik
bug invasion i. böcek istilası
pernicious bug i. zararlı böcek
bug hunter i. böcekbilimci
bug hunter i. entomolojist
bug-bear i. gulyabani
bug-bear i. öcü
bug screen i. böceklik
bug screen i. sineklik
bug bounty program i. yazılım hatası bulma ödül programı
cabbage bug i. kötü kokulu ve siyah renge sahip lahana v.b bitki haşeresi
bug [obsolete] i. cin
bug [obsolete] i. hortlak
bug [obsolete] i. kötü ruh
bug words [obsolete] i. tehditkar konuşma
bug-hunter i. böceklerle ilgilenen kimse
bug's word [obsolete] i. korkunç kelime
bug-hunter i. böcekbilimci
bug word [obsolete] i. korkunç kelime
bug's words [obsolete] i. tehditkar konuşma
fire bug i. yangın çıkararak zarar vermeyi amaçlayan vandal
become bug-infested f. böceklenmek
be bitten by a bug f. bir böcek tarafından ısırılmak
bug-infested s. böcekli
bug-eyed s. patlak gözlü
bug-free s. böceksiz
bug [dialect] [uk] s. burnu havada
bug [dialect] [uk] s. kendini beğenmiş
bug-ridden s. böcekle dolu
bug [dialect] [uk] s. kibirli
Öbek Fiiller
bug out f. (eşyalarını) toplanmak
bug out (of) f. sorumluluktan kaçmak
bug out (on) f. sorumluluktan kaçmak
Konuşma Dili
stomach bug i. mide virüsü
stomach bug i. mide mikrobu
gold bug i. altın düşkünü kimse
gold bug i. altının zenginlik simgesi olduğunu savunan kimse
gold bug i. altının en önemli yatırım aracı olduğuna inanan kimse
bob [bug-out bag] i. afet ve acil durum çantası
bug-out bag i. afet çantası
bug-out bag i. acil durum çantası
bug nut i. vidalı klemens
bob (bug-out bag) i. afet çantası
bob (bug-out bag) i. acil durum çantası
fire bug i. kasten yangın çıkaran kimse
fire bug i. kundakçı
potato bug i. tesbih böceği
bug out f. strese girmek
bug out f. stres yapmak
bug out f. çok endişelenmek
bug off! expr. kaybol!
bug off! expr. defol!
bug off! expr. defol git!
cute as a bug's ear expr. çok şirin
cute as a bug's ear expr. çok hoş
let’s bug out exclam. hadi tüyelim
Deyim
big bug i. kodaman
big bug i. ekabir
big bug i. büyükbaş
big bug i. çok önemli ve etkili kimse
slug bug i. bir volkswagen beetle gördüğünde birine yumruk atıp ilk gösteren olmaya çalışılan oyun
be bitten by the bug f. merakını uyandırmak
be bitten by the bug f. meraktan deliye dönmek
be bitten by the bug f. merakını celbetmek
be bitten by the bug f. ilgisini çekmek
get bitten by the bug f. meraktan deliye dönmek
get bitten by the bug f. merakını uyandırmak
get bitten by the bug f. merakını celbetmek
get bitten by the bug f. ilgisini çekmek
put a bug in someone's ear f. birisinin kafasına bir fikir sokmak
put a bug in someone's ear f. kulağına kar suyu kaçırmak
be bitten by the same bug f. aynı isteklere veya ihtiyaçlara sahip olmak
bug someone f. birisini rahatsız etmek
be bitten by the travel bug f. gezip dolaşmayı çok istemek
put a bug in someone's ear f. birine bir tavsiyede bulunmak
put a bug in someone's ear f. birine ipucu vermek
put a bug in someone's ear f. birine tavsiye vermek
have the bug f. vurulmak
have the bug f. çok ilgisini çekmek
have the bug f. can atmak
have the bug f. kapılmak
have the bug f. (bir şeye) sardırmak
have the bug f. (bir şeye) heveslenmek
have the bug f. (bir şey) meraklısı/heveslisi/tutkunu olup çıkmak
have the bug f. (bir şeye) sarmak/merak sarmak
have the bug f. (bir şeye) merak duymak/heves etmek
be bitten by the bug f. sürekli (bir şeyle) ilgilenip durmak
be bitten by the bug f. (bir şeye) sardırmak
be bitten by the bug f. (bir şeye) sarmak/merak sarmak
have the bug f. (bir şey) hevesine/merakına düşmek
be bitten by the bug f. (bir şeye) heveslenmek
be bitten by the bug f. (bir şeye) merak duymak/heves etmek
be bitten by the bug f. (bir şey) hevesine/merakına düşmek
have the bug f. sürekli (bir şeyle) ilgilenip durmak
be bitten by the bug f. (bir şey) meraklısı/heveslisi/tutkunu olup çıkmak
be bitten by the bug f. (bir şeye) merak sarmak
have the bug f. (bir şeye) heves etmek/heveslenmek
be bitten by the bug f. (bir şeye) sarmak
be bitten by the bug f. sürekli (bir şeyle) ilgilenip durmak
have the bug f. heveslisi/tutkunu olup çıkmak
be bitten by the bug f. heveslisi/tutkunu olup çıkmak
be bitten by the bug f. (bir şeye) heves etmek/heveslenmek
be bitten by the bug f. (bir şey) hevesine/merakına düşmek
have the bug f. (bir şeye) sarmak
have the bug f. (bir şey) hevesine/merakına düşmek
have the bug f. (bir şeye) merak sarmak
have the bug f. sürekli (bir şeyle) ilgilenip durmak
be (as) snug as a bug in a rug f. konforlu olmak
be (as) snug as a bug in a rug f. keyifli olmak
be (as) snug as a bug in a rug f. sımsıcak olmak
be (as) snug as a bug in a rug f. sıcacık olmak
be (as) snug as a bug in a rug f. rahat olmak
have the bug f. sarmak/merak sarmak
be bitten by the bug f. merak duymak/heves etmek
be bitten by the bug f. heveslenmek
have the bug f. meraklısı/heveslisi/tutkunu olup çıkmak
be bitten by the bug f. sarmak/merak sarmak
have the bug f. hevesine/merakına düşmek
be bitten by the bug f. meraklısı/heveslisi/tutkunu olup çıkmak
have the bug f. merak duymak/heves etmek
be bitten by the bug f. hevesine/merakına düşmek
be bitten by the bug f. sardırmak
have the bug f. heveslenmek
have the bug f. sardırmak
put a bug in (one's) ear f. (birine) ipucu vermek
put a bug in (one's) ear f. (birine) tavsiye vermek
put a bug in (one's) ear f. (birine) çıtlatmak
put a bug in ear f. çıtlatmak
put a bug in (one's) ear f. (birinin) kulağına kar suyu kaçırmak