saloon - Türkçe İngilizce Sözlük

saloon

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

saloon — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bar, büyük salon
Okunuş (IPA):
(AmE /səˈluːn/ – BrE /səˈluːn/)
Terim Türü:
İsim: saloon (saloons)
Özellikle içki servisi yapılan kamusal mekânı ya da geniş oturma alanını tanımlar. Salon sözcüğünün İngilizce varyantı olarak gelişmiştir. Tarihsel ve kültürel anlatımlarda Batı Amerika’ya özgü sosyal mekânları betimlemek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
bar, tavern
Zıt Anlamlılar:
home

"saloon" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 16 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
saloon i. salon
The local government closed all bars and saloons.
Yerel yönetim tüm bar ve salonları kapattı.

More Sentences
Genel
saloon i. salon (yolcu gemisinde)
The captain came to the saloon and chatted with the passengers.
Kaptan salona gelerek yolcularla sohbet etti.

More Sentences
saloon i. bar
The cowboy kicked the saloon's door.
Kovboy barın kapısını tekmeledi.

More Sentences
saloon i. binek arabası (körüksüz)
saloon i. meyhane
saloon i. galeri
saloon i. lüks salon
saloon i. sürücüyle yolcu arasında ayırıcı bölme bulunmayan kapalı araba
saloon i. dükkan
saloon i. büyük araba
saloon i. büyük salon
saloon i. önemli birinin evinde verdiği sosyetik davet
saloon i. (barda) oturma salonu
saloon i. sedan araba
Demiryolu
saloon i. dinlenme odası gibi işlevleri olan tren vagonu
Denizcilik
saloon i. gemi salonu

"saloon" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
saloon keeper i. meyhaneci
sleeping saloon i. yataklı vagon
saloon keeper i. meyhaneci veya bar sahibi
billiards saloon i. bilardo salonu
billiard saloon i. bilardo salonu
saloon car i. sedan
saloon car i. sedan araba
saloon compartment i. kompartıman
saloon coach i. salon vagonu
wedding saloon i. düğün salonu
breakfast saloon i. kahvaltı salonu
hair styling saloon i. kuaför
hair styling saloon i. saç şekillendirme salonu
last chance saloon i. ahlaksız ve rezil kimselerin uğrak yeri olan mekan
last chance saloon i. başarmak için son çare olduğu düşünülen durum
sawdust saloon i. talaş zeminli mekan
Deyim
the last chance saloon i. son fırsat
the last chance saloon i. köprüden önceki son çıkış
the last chance saloon i. son şans
at the last chance saloon zf. son şansı olma
(drinking) in the last chance saloon zf. son fırsatı olma
(drinking) in the last chance saloon zf. son şansı olma
at the last chance saloon zf. son fırsatı olma
in the last chance saloon expr. son şansı
in the last chance saloon expr. köprüden önceki son çıkışta
in the last chance saloon expr. son fırsatı
Otomotiv
saloon 2/4 door i. 2/4 kapılı sedan
saloon car i. sedan
Demiryolu
saloon car i. salon vagonlu
Star Wars
dust bowl saloon i. toz kasesi salonu
miss mylla's saloon i. bayan mylla'nın salonu
mos pelgo saloon i. mos pelgo salonu
red moon saloon i. kırmızı ay salonu