bar - Türkçe İngilizce Sözlük

bar

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bar — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bar, çubuk, engel, barlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /bɑːr/ – BrE /bɑː/)
Terim Türü:
İsim: bar (bars); Fiil: bar (bars – barred – barring)
İçki servisi yapılan mekânı veya tezgâhı tanımlayan sözcüktür; ayrıca metal çubuk/çubuk grafik gibi “çubuk” anlamı taşır; fiil olarak “yasaklamak/engellemek” anlamında da kullanılır. Fransızca/Latince bir kelime kökünden günümüze ulaşır ve çok anlamlıdır

"bar" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bar i. çubuk
There were several bars on his uniform.
Üniformasında birkaç çubuk vardı.

More Sentences
bar i. parmaklık
They installed bars on all of the windows.
Bütün pencerelere parmaklık takmışlar.

More Sentences
bar i. baro
The State Bar is considering a ban against advertising by lawyers.
Eyalet Barosu, avukatların reklam yapmasına yasak getirmeyi düşünüyor.

More Sentences
bar i. bar
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar i. demir çubuk
Genel
bar i. büfe
Ted wiped the bar with a cloth while taking our orders.
Ted siparişlerimizi alırken büfeyi bir bezle sildi.

More Sentences
bar i. parmaklık
They installed bars on all of the windows.
Bütün pencerelere parmaklık takmışlar.

More Sentences
bar i. çıta
It is time we moved the bar up a few notches and looked for new challenges.
Artık çıtayı birkaç kademe yukarı taşımanın ve yeni zorluklar aramanın zamanı geldi.

More Sentences
bar i. kalıp
He peeled the wrapper off the candy bar and took a bite.
Çikolata kalıbının ambalajını soyarak çıkardı ve bir ısırık aldı.

More Sentences
bar i. bar (içki içilen yer)
Let's meet at the cocktail bar downstairs.
Alt kattaki kokteyl barında buluşalım.

More Sentences
bar i. hariç
They come here every day, bar Monday.
Pazartesi hariç her gün buraya geliyorlar.

More Sentences
bar i. baro
The State Bar is considering a ban against advertising by lawyers.
Eyalet Barosu, avukatların reklam yapmasına yasak getirmeyi düşünüyor.

More Sentences
bar i. bar
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar i. demir
The children played on the monkey bars.
Çocuklar maymun demirlerinde oynadılar.

More Sentences
bar i. çıta
It is time we moved the bar up a few notches and looked for new challenges.
Artık çıtayı birkaç kademe yukarı taşımanın ve yeni zorluklar aramanın zamanı geldi.

More Sentences
bar f. yasaklamak
The cops seized their passports and barred them from leaving the country.
Polisler pasaportlarına el koydu ve ülkeyi terk etmelerini yasakladı.

More Sentences
bar f. kapatmak
A fallen tree branch barred their way.
Devrilmiş bir ağaç dalı yollarını kapatmıştı.

More Sentences
bar f. sürgülemek
We barred the door and locked it.
Kapıyı sürgüleyip kilitledik.

More Sentences
Hukuk
bar i. baro
The State Bar is considering a ban against advertising by lawyers.
Eyalet Barosu, avukatların reklam yapmasına yasak getirmeyi düşünüyor.

More Sentences
bar i. parmaklık
They installed bars on all of the windows.
Bütün pencerelere parmaklık takmışlar.

More Sentences
bar i. (iddia, fiil) engelleme
The United States, too, has a tradition of barring those regarded as enemies or as dangerous influences.
Amerika Birleşik Devletleri de düşman ya da tehlikeli etki olarak gördüğü kişileri engelleme geleneğine sahiptir.

More Sentences
bar i. avukatlık sınavı
Marshal has been studying for the bar for over a year.
Marshal bir yılı aşkın süredir avukatlık sınavına hazırlanıyor.

More Sentences
bar f. men etmek
She was barred from practicing law.
Avukatlık yapmaktan men edilmiştir.

More Sentences
Teknik
bar i. bar
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar i. çubuk
There were several bars on his uniform.
Üniformasında birkaç çubuk vardı.

More Sentences
bar i. demir
The children played on the monkey bars.
Çocuklar maymun demirlerinde oynadılar.

More Sentences
bar i. kalıp
He peeled the wrapper off the candy bar and took a bite.
Çikolata kalıbının ambalajını soyarak çıkardı ve bir ısırık aldı.

More Sentences
Otomotiv
bar i. bar
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar i. çubuk
There were several bars on his uniform.
Üniformasında birkaç çubuk vardı.

More Sentences
Spor
bar i. bar
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar i. çıta
It is time we moved the bar up a few notches and looked for new challenges.
Artık çıtayı birkaç kademe yukarı taşımanın ve yeni zorluklar aramanın zamanı geldi.

More Sentences
Müzik
bar i. ölçü
This pop song is about 80 bars long.
Bu pop şarkısı yaklaşık 80 ölçü uzunluğunda.

More Sentences
Genel
bar i. parça
bar i. meyhane
bar i. bariyer
bar i. ışın
bar i. demir çubuk
bar i. çizgi
bar i. set
bar i. ayrıksız
bar i. mahpus
bar i. engel
bar i. vazgeçiren
bar i. su içindeki kum seti
bar i. üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar
bar i. yargı
bar i. demir ya da tahta parmaklık
bar i. sürgü
bar i. beklenti
bar i. gereklilik
bar i. at dizgininin metal ağızlığı
bar i. atın dişleri arasında at dizgininin metal bölümünün girdiği boşluk
bar i. (oyunda) ceza muafiyeti
bar i. (oyunda) ceza muafiyeti isteme
bar i. madalya yerine takılan renkli kurdele
bar i. bir tüyün üzerindeki kesişen çizgiler
bar i. tavla tahtasında oyuncunun kendi bölgesiyle rakibinkinden ayıran kısım
bar i. düğme iliği üstündeki güçlendirici iplikler
bar i. pencere sinekliği
bar i. dikdörtgen nesne
bar f. sokmamak
bar f. menetmek
bar f. demirlemek
bar f. parmaklıkla çevirmek
bar f. hapsetmek
bar f. saymamak
bar f. katmamak
bar f. önünü kesmek
bar f. parmaklıklarla örtmek
bar f. önlemek
bar f. engel olmak
bar f. parmaklık takmak
bar f. engellemek
bar f. almamak
bar f. hoşlanmamak
bar f. kısıtlamak
bar f. sınır dışı etmek
bar f. çizgi çizmek
bar ed. -den başka
Hukuk
bar i. bölme
bar i. mahkemede sanık kürsüsü
bar i. mahkeme
bar i. müçtemi hakimli mahkeme
bar i. men'i muhakeme
bar i. sanık kürsüsü
bar i. (iddia, fiil) hükümsüz kılma
bar i. hükümsüz kılma süreci
bar i. engelleme süreci
bar i. önleme süreci
bar i. avukatlık
bar i. davacının dava açması için neden olmadığını gösteren savunma
bar i. karar mercii
bar f. itiraz etmek
bar f. menetmek
bar f. reddetmek
Teknik
bar i. basınç ölçü birimi
bar i. basınç birimi
bar i. bara
bar i. değnek
bar i. demir çubuk
bar i. çubuk demir
bar i. elektrik sobasının ısıtıcı teli
bar i. histogram çizgisi
bar i. kol
bar i. levye
bar i. parça
bar i. sırık
bar i. sürgü
bar i. cam pencere veya kapılardaki destekleyici bir çubuk
bar i. ölçüyü işaretlemek için çubuk üzerine çizilen dikey çizgi
bar i. ölçüm
bar i. derece
bar i. mikrobar
bar i. blok içindeki malzeme miktarı
bar i. kapı destek çubuğu
bar i. pencere destek çubuğu
bar f. bir çubuk ile bağlamak
Bilgisayar
bar i. görev çubuğu
bar i. metin kutusu
bar i. tanımlanmamış ya da geçici değeri temsil eden metasentaktik değişken
Telekom
bar i. kablosuz cihazlarda şarj, sinyal çekme derecesini gösteren gayri resmi ölçüm birimi
Mekanik
bar i. mekanizmayı etkinleştirmek veya çıkarılabilir parçaları tutmak için tasarlanmış makine parçası
Tekstil
bar i. sırık
bar i. (dantelde) bir motifin parçalarını birleştiren iplik veya ilmek
Maden
bar i. altın külçe
bar i. gümüş külçe
bar i. maden damarı
bar i. maden yatağı
bar i. sondaj çubuğu
Diş Hekimliği
bar i. (çıkarılabilir kısmi diş protezinde) metal çerçeve
Veterinerlik
bar f. (atın ameliyat edilecek bölgesindeki kan damarını) kesip bağlamak
Mutfak
bar i. dikdörtgen blok
bar i. dikdörtgen parçalar halinde kesilen şekerleme
Matematik
bar i. üst simge işareti
Zooloji
bar i. at toynağında içe dönük çıkıntılı çizgi
Dilbilim
bar i. grafem içinden çekilen çizgiden oluşan aksan işareti
Coğrafya
bar i. set
bar i. akarsu veya göldeki alüvyon birikintisi
Askeri
bar i. (haneden armasında) kalkan üzerine çizilmiş bir çift yatay paralel çizgi
bar i. madalyaya sonradan yapılan ek
Spor
bar i. kolun arkaya bükülmesi
bar i. kol bükme
Futbol
bar i. kale üstündeki direk
Bahisçilik
bar ed. (at yarışında) ismi belirtilmeyen atlara verilen minimum bahis oranı
Müzik
bar i. ölçü çizgisi
bar i. müzik parçasında aynı ritimle tekrarlanan tempo
bar i. keman cinsi müzik aletlerinin ortasındaki dikdörtgen tahta parçası
Matbaa
bar i. (tipografya) yazı karakterleri üzerinde çizilen yatay çizgi
Osmanlıca
bar i. hanut
İngiliz Argosu
bar i. 1 pound

"bar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 57 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bar bar i.
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
Genel
bar tavern i.
We will go to John's Tavern to drink.
John'un barına içmeye gideceğiz.

More Sentences
bar saloon i.
The cowboy kicked the saloon's door.
Kovboy barın kapısını tekmeledi.

More Sentences
bar bar i.
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
bar lounge i.
Let's go to the lounge and drink a beer.
Hadi bara gidip bira içelim.

More Sentences
Teknik
bar bar i.
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
Bilgisayar
bar pub i.
My favourite pub is just around the corner.
En sevdiğim bar, köşeyi hemen dönünce orada.

More Sentences
Otomotiv
bar bar i.
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
Spor
bar bar i.
Looking around, I thought we could have met in the bar.
Etrafa bakınca barda tanışmış olabileceğimizi düşündüm.

More Sentences
Genel
bar joint i.
bar taproom i.
bar tap i.
bar dramshop i.
bar shebeen i.
bar a kind of folk dance i.
bar grogshop i.
bar public i.
bar gin mill i.
bar barroom i.
bar cafe i.
bar public house i.
bar night club i.
bar shebang i.
bar groggery i.
bar porterhouse i.
bar ale house i.
bar dram-shop i.
bar alehouse i.
bar drinking den i.
bar tapstry [old-fashioned] i.
bar beverage room [canada] i.
bar bibbery i.
bar buvette i.
bar grocery [dialect] i.
bar grocery store [dialect] i.
bar cocktail lounge i.
bar shanty [australia] i.
bar beer joint i.
bar house i.
Konuşma Dili
bar draft board i.
Teknik
bar cross member i.
bar travers i.
Mobilya
bar mahogany i.
Eski Kullanım
bar tippling-house i.
bar tippling house i.
Argo
bar gargle factory i.
bar gin palace i.
bar guzzery i.
bar guzzlery i.
bar puke hole i.
bar rubbity [australia] i.
bar sauce parlor [dated] i.
İngiliz Argosu
bar nuclear sub i.
bar rub-a-dub i.
bar battle cruiser (boozer) i.
bar boozer i.
bar all time loser i.

"bar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
refreshment bar i. gazino
magnetic bar i. mıknatıs çubuğu
grate bar i. ocak ızgarası
tying bar i. tombolo
ice bar i. buz kalıbı
bar of soap i. sabun kalıbı
snack bar i. ayakta meze gibi yiyeceklerin atıştırıldığı lokanta
bar sight i. çubuk nişangah
chinning bar i. barfiks
metal bar i. mil
coffee bar i. kafeterya
lattice bar i. kafes çubuğu
american bar i. amerikan bar
color bar i. ırk ayrımı
horizontal bar i. barfiks
date bar i. tarih çizgisi
magnetic bar i. manyetik çubuk
peanut bar i. fıstıklı gofret
bar diagram i. çubuk grafiği
snack bar i. müşterilerinin bar gibi bir tezgahın önünde oturduğu ufak lokanta
snack bar i. hafif yemek büfesi
sand bar i. sığlık
sliding bar i. sürgü
a bar of i. bir parça
bar room i. meyhane
bar associations i. barolar
snack bar i. genellikle bir tezgah çevresinde oturulan, hafif yiyecek ve çeşitli içeceklerin satıldığı küçük restoran
coffee bar i. kafe
sand bar i. kum kalıbı
sand bar i. kum seti
rudder bar i. dümen pedalı
metal bar i. metal çubuk
salad bar i. salata barı
color bar i. beyazlar ve siyahlar arasındaki ırk ayrımı
panic bar i. acil çıkış mandalı
bar graph i. çubuk grafiği
snack bar i. büfe
bar mitzvah i. yahudilerde yaş kutlaması
bar association i. avukatlar barosu
bar president i. baro başkanı
bar spacing i. çubuk aralayıcı
bar list i. demir listesi
bar spacing i. aralayıcı çubuk
fire bar i. ızgara
fire bar i. ızgara çubuğu
grab bar i. banyo tutamağı
bar-tailed lark i. küçük çöl toygarı
choc-bar i. çikolata kaplı dondurma
mini-bar i. minibar
t-bar i. t-kolu
mini-bar i. otellerde müşterilerin kullanımına tahsis edilmiş self-servis bar
motion bar i. hareket kolu
towel bar i. havluluk
towel bar i. havlu asacağı
towel bar i. havlu askısı
bar-room brawl i. bar kavgası
bar chair i. bar sandalyesi
bar stool i. bar taburesi
bar-b-que i. barbekü
bar mitzvah i. (yahudilerde) yetişkinliğe kabul töreni
bar tour i. bir bardan çıkıp ötekine gitme
bar-hopping i. bir bardan çıkıp ötekine gitme
bar crawl i. (aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme
bar tour i. (aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme
bar-hopping i. (aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme
bar crawl i. bir bardan çıkıp ötekine gitme
jimmy bar i. levye
pry bar i. levye
a bar of chocolate i. bir kalıp çikolata
support bar i. destek çubuğu
hotel bar i. otelin barı
handle bar i. bisiklet gidonu
handle bar i. gidon
pool bar i. havuz bar
bar fight i. bar kavgası
bar room fight i. bar kavgası
a bar of soap i. bir kalıp sabun
soap bar i. kalıp sabun
bar of soap i. kalıp sabun
soap bar i. sabun kalıbı
panic bar i. panik kolu
bar steel i. çubuk çeliği
bar copper i. çubuk bakır
toy-bar i. oyuncak asma çubuğu
toy-bar i. oyuncak barı
grab bar i. tutunma kolu
nail bar i. manikürcü
nail bar i. manikür pedikürcü
tie bar i. kravat iğnesi
karaoke bar i. karaoke bar
chin-up bar i. barfiks
honor bar i. (küçük içki şişeleriyle dolu) minibar
ka-bar i. askeri bıçaklar üreten bir firma
milk bar (aus) i. bakkal
trigger bar i. tetik kolu
tamping bar i. sıkıştırıcı
tamping bar i. (tütün) sıkıştırma çubuğu
t-bar lift i. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift i. t-bar lift
t-bar lift i. kayak merkezlerinde kişilerin t şeklinde bir bara tutunarak yukarı çıktığı lift
t-bar lift i. kayakçıların çekilerek taşınması
juice bar i. meyve suyu standı
raw bar i. kabuklu deniz ürünlerinin çiğ olarak servis edildiği bar veya tezgah
cash bar i. parti ya da etkinlikte cam bardakta içecek satılan bar/tezgah
cash bar i. partide parayla içki satışı yapılan özel bar
bar [scotland] i. eğlenceli durum
bar sinister i. (hanedan armasında) çapraz şerit
bar [uk] i. (barda) oturma salonu
bar [obsolete] i. kapatılabilen geçit kapısı
bar shoe i. altında çubuk bulunan bir at nalı
bar girl i. konsomatris
bar sinister i. şerefe sürülen leke
bar girl i. barmaid
bar [scotland] i. insan kandırmaya dayalı şaka
bar girl i. barlarda çalışan hayat kadını
bar sinister i. alında kara leke
bar sinister i. namus lekesi
bar-stool i. bar sandalyesi
bar-share plow i. tahta kulağı ve metal düz çubuğu olan eski bir tür döner pulluk
halligan bar i. itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç
dive bar i. ucuz, kalitesiz bar
matter in bar i. nihai savunma
h-bar i. ä§ karakteri
hershey bar® i. hershey şirketine ait sütlü kalıp çikolata
burger bar i. hamburgerci
gemel bar i. hanedan armalarında yan yana kullanılan bir çift şerit
heel bar i. ayakkabı tamir tezgahı
heel bar i. kundura tamircisi
heel bar i. ayakkabı tamircisi
hitching bar i. (at) bağlama rayı
bar [scottish] i. zor durumdaki birini istismar eden şaka
bar girl i. barlara takılan hayat kadını
bar sinister i. (armada) soylunun evlilik dışı doğduğunu gösteren bir işaret
bar girl i. bar sahibinin erkek müşterilere içki ısmarlatması için tuttuğu çekici kız
bar chart i. sütun grafiği
bar graph i. sütun grafiği
bar-stool i. yaslanma kısmı olmayan yüksek iskemle
bar-stool i. bar taburesi
pinky bar® [new zealand] i. çikolata kaplı bir şekerleme markası
father of the bar i. baro başkanı
father of the bar i. baronun en tecrübelisi
fern bar i. yeşil bitkilerle süslü bar veya restoran
sandwich bar i. ana ürünü sandviç olan restoran veya büfe
cocktail bar i. ağırlıklı olarak alkollü kokteyl servisi yapan içki mekanı
private bar [uk] i. umuma açık eğlence mekanında içkili oturma salonu
singles bar i. bekarlar kulübü
singles bar i. bekarlar barı
splinter bar [uk] i. at ile arabayı birleştiren bağlantı parçası
splinter bar i. (at arabasında) yay destek çubuğu
splinter bar i. helezon yayı