leading - Türkçe İngilizce Sözlük

leading

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"leading" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
leading s. öncülük eden
leading s. önde olan
leading s. kılavuzluk eden
Genel
leading i. liderlik
I now understand what Tony Blair means by Labour leading in Europe.
Tony Blair'in İşçi Partisi'nin Avrupa'da liderlik yapmasından ne kastettiğini şimdi anlıyorum.

More Sentences
leading s. önemli
We are determined to continue to take a leading role in carrying forward this important initiative.
Bu önemli girişimin ileriye taşınmasında öncü bir rol üstlenmeye devam etmeye kararlıyız.

More Sentences
leading s. yol açan
The World Health Organization says alcohol abuse is the third leading cause of death and disability in the world.
Dünya Sağlık Örgütü alkol bağımlılığının dünyada ölüm ve sakatlığa yol açan nedenler arasında üçüncü sırada yer aldığını belirtmektedir.

More Sentences
leading s. önde gelen
Today, some of the leading players who were not in favour of Fridays have been gone since midday.
Bugün, Cuma günlerini desteklemeyen önde gelen oyunculardan bazıları öğle saatlerinden beri yoklar.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
leading i. yönlendirme
In which case they are leading everybody up the garden path.
Bu durumda herkesi bahçe yoluna yönlendiriyorlar.

More Sentences
Genel
leading i. kurşun kaplama
leading i. rehberlik
leading i. ima
leading i. kurşun çerçeve
leading i. yol gösterme
leading i. kılavuzluk
leading i. satır aralığı
leading i. önderlik
leading i. kurşun işi
leading s. yol gösteren
leading s. ileri gelen
leading s. ana
leading s. başta olan
leading s. baştaki
leading s. başta gelen
leading s. en önemli
leading s. en başta gelen
leading s. başlıca
leading s. başta gelen
leading s. en önemli
leading s. baş
leading s. birinci
leading s. önder
leading s. rehber
leading s. yöneten
Siyasal
leading s. başlıca
leading s. belli başlı
Teknik
leading i. bir grup kurşun şerit
leading i. kurşunla kaplama
leading i. kurşunlama
leading s. başta gelen
leading s. en önemli
leading s. kurşun kaplı
Bilgisayar
leading s. başlangıç önce gelen
leading s. başlangıç
leading s. önce gelen
Petrol
leading i. kurşunlama
Baskı Teknikleri
leading i. satır arası açma kurşunu
Matbaa
leading i. satır arası

"leading" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
leading wheel i. ön tekerlek
leading edge spar i. uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıta
leading rope i. kılavuz halatı
leading man i. başroldeki erkek
a leading question i. verilecek cevabı belirleyen soru
leading edge i. önde gelen kenar
leading man i. başrol oyuncusu erkek
leading player i. başoyuncu
leading lady i. başroldeki kadın
leading edge technologies i. son teknolojiler
leading character i. önce gelen karakter
leading term i. baş terim
leading article i. başyazı
leading lady i. başrol oyuncusu kadın
leading light i. rehber feneri
leading man i. esas oğlan
leading question i. belirli bir cevaba yönelten soru
leading role i. başrol
leading actor i. başaktör
leading term i. başat terim
leading position i. lider konum
leading expert i. alanında uzman
world's leading brand i. dünya markası
leading brand i. lider marka
leading company i. lider firma
leading hotel i. lider otel
leading-edge technology i. ileri teknoloji
leading edge i. ön tarafa gelen kenar
leading-edge technology i. gelişmiş teknoloji
leading-edge spar i. uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıtası
leading article i. başmakale
leading term i. en önemli terim
leading zero i. öndeki sıfır
leading characters i. önce gelen karakterler
leading question i. cevabı yönlendiren soru
leading cause i. başlıca sebep
leading cause i. başlıca neden
leading cause i. önde gelen sebep
a leading role i. büyük bir rol
a leading role i. önemli bir rol
leading force i. öncü güç
leading string i. bebek yürüteci
leading string i. yürüteç
leading spirit i. lider ruh
leading term i. baskın terim
leading term i. başçıl terim
leading candidates i. önde olan/şansı yüksek adaylar
leading actress i. başaktris
leading name i. öncü isim
leading name i. lider isim
leading zeros i. baştaki sıfırlar
leading man i. baş aktör
leading player i. baş aktör
leading actor i. baş aktör
leading motives i. mucip sebepler
leading manufacturers i. önde gelen üreticiler
leading question i. yönlendirici soru
leading rein i. atın başını sağa-sola yönlendiren dizgin
leading dog [new zealand] i. sürü koruma köpeği
leading reins i. çocukları yürümeye alıştırmak için kullanılan ip
leading reins i. aşırı kısıtlama
leading reins i. aşırı yönlendirme
leading strings i. (yeni yürümeye başlayan çocuklar için) yürüme ipi
be the leading f. başında gelmek
assume the leading role f. lider rolü üstlenmek
be a leading country for f. açısından önde gelen bir ülke olmak
keep the leading position f. liderliği elinde tutmak
play leading role f. başrol oynamak
be in the leading position f. lider konumunda olmak
world's leading s. dünyanın önde gelen
leading-edge s. çığır açan
leading-edge s. modern
industry-leading s. sektöründe öncü
in the leading position zf. lider konumda
leading to ed. -e yol açan
İfadeler
a leading body of expr. önde gelen topluluk/kişiler
Atasözü
the blind leading the blind bozacının şahidi şıracı
the blind leading the blind körler sağırlar birbirini ağırlar
Konuşma Dili
leading light i. parlak lider
leading light i. ışık saçan kimse
leading light i. önemli ve etkili kimse
pathway leading to better tomorrows i. daha güzel yarınlara giden yol
Deyim
case of the blind leading the blind i. körün köre kılavuzluk etmesi
on the leading edge i. en ileri
a leading light i. bir grubun parlayan yıldızı
a leading light i. ışık saçan kimse
leading edge i. alanında önde gelen çalışma
leading edge i. alanındaki en ileri/gelişmiş teknoloji
leading edge i. alanındaki en yüksek uygulama/faaliyet
leading edge i. alanındaki en ileri/gelişmiş uygulama
leading edge i. alanında önde gelen teknoloji
leading edge i. alanındaki en yüksek konum
leading edge i. alanında lider uygulama/faaliyet
leading edge i. alanında başı çeken teknoloji
leading edge i. alanında başı çeken uygulama/faaliyet
leading edge i. alanındaki en yüksek çalışma
leading edge i. alanındaki en ileri/gelişmiş çalışma
leading edge i. alanında başı çeken çalışma
leading edge i. alanındaki en yüksek teknoloji
leading edge i. alanında lider teknoloji
leading edge i. alanındaki en ileri/gelişmiş faaliyet
leading edge i. alanında lider çalışma
leading edge i. alanında önde gelen uygulama/faaliyet
a case of the blind leading the blind i. körün köre kılavuzluğu
a case of the blind leading the blind i. körler sağırlar birbirini ağırlar
a leading light (in/of something) i. (bir şeydeki) ışık saçan kimse
a leading light (in/of something) i. (bir şeydeki) parlayan yıldız
a leading question i. cevabı yönlendiren bir soru
a leading question i. yönlendirici bir soru
a leading light (in/of something) i. (bir şeyin) parlayan yıldızı
a leading light (in/of something) i. (bir şeyde) önemli bir yere sahip kimse
a leading question i. istenen cevabı almaya yönelik bir soru
a leading question i. belirli bir cevaba yönelten soru
take a leading part f. öncü bir rol oynamak
be in leading strings f. bebeklik çağında olmak
be in leading strings f. başkalarına bağımlı durumda olmak
leading edge s. alanındaki en yüksek (konum, teknoloji, uygulama)
leading edge s. alanında önde gelen (konum, teknoloji, uygulama)
leading edge s. alanında başı çeken
leading edge s. alanında lider olan (konum, teknoloji, uygulama)
leading edge s. alanındaki en ileri/gelişmiş (konum, teknoloji, uygulama)
blind leading the blind expr. kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz
leading a double life expr. gece silahlı gündüz külahlı
on the leading edge expr. ileri teknoloji
on the leading edge expr. (teknolojinin) en ileri noktasında
on the leading edge expr. en modern
on the leading edge expr. en son teknolojiyle hazırlanmış
the blind leading the blind expr. bozacının şahidi şıracı
blind leading the blind expr. bozacının şahidi şıracı
the blind leading the blind expr. kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz
the blind leading the blind expr. körler sağırlar birbirini ağırlar
blind leading the blind expr. körler sağırlar birbirini ağırlar
Ticaret/Ekonomi
leading indicators i. uyarıcı göstergeler
leading position i. lider konum (firma vb)
leading sector i. lokomotif sektör
leading indicators i. öncü göstergeler
leading group i. şirketin hisselerine hakim olan grup
leading questions i. yönlendirici soru
leading sector i. ekonomideki sürükleyici sektörler
leading partner i. baş ortak
leading underwriter i. baş sigortacı
leading article i. başyazı
leading brand i. lider marka
leading share i. yüksek değerdeki hisse senedi
leading manager i. idare müdürü
leading indicator i. baş gösterge
leading manager i. yönetim müdürü
leading provider of i. nın öncü lider tedarikçisi
industry-leading i. endüstri lideri
leading economic indicators index i. öncü göstergeler indeksi