| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | size i. | büyüklük | ||
|
With feet that size, you must be having problems with walking. Bu büyüklükteki ayaklarla yürümeniz zor oluyordur herhalde. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | size i. | ölçü | ||
|
Italiatour, Eurofly and the IT services company Sigma Travel will be drastically reduced in size, if not abolished. Italiatour, Eurofly ve bilişim hizmetleri şirketi Sigma Travel, lağvedilmese bile büyük ölçüde küçültülecektir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | size i. | boyut | ||
|
Despite its relatively small size, Macao has an extraordinary bridging function. Nispeten küçük boyutuna rağmen Macao olağanüstü bir köprü işlevine sahiptir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | size i. | numara (ayakkabı için) | ||
|
I think the size 4 will fit you fine. 4 numaranın size çok yakışacağını düşünüyorum. More Sentences |
||||
| Genel | size i. | beden (elbise için) | ||
|
Can I get this shirt in a smaller size? Bu gömleğin bir küçük bedenini alabilir miyim? More Sentences |
||||
| Genel | size i. | boy | ||
|
It’s suitable for dogs of all sizes and ages. Her boy ve yaştaki köpekler için uygundur. More Sentences |
||||
| Genel | size i. | hacim | ||
|
The grey economy is also very large, but there are no reliable evaluations of its size. Gri ekonomi de çok büyüktür, fakat hacmi konusunda güvenilir değerlendirmeler yoktur. More Sentences |
||||
| Genel | size f. | büyüklüğüne göre ayırmak | ||
|
The logs are sized and selected before loading. Tomruklar yüklemeden önce büyüklüğüne göre ayrılır ve seçilir. More Sentences |
||||
| Genel | size f. | boyutlandırmak | ||
|
The two groups each used different methods to size up the proton. Her iki grup da protonu boyutlandırmak için farklı yöntemler kullandı. More Sentences |
||||
| Genel | size f. | değerlendirmek | ||
|
He sized up the situation and acted immediately. Durumu değerlendirdi ve hemen harekete geçti. More Sentences |
||||
| Genel | size f. | (belirli) bedende üretmek | ||
|
These shirts are sized for adults only. Bu gömlekler sadece yetişkin bedenlerinde üretilmiştir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | size i. | hacim | ||
|
The grey economy is also very large, but there are no reliable evaluations of its size. Gri ekonomi de çok büyüktür, fakat hacmi konusunda güvenilir değerlendirmeler yoktur. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | size i. | boyut | ||
|
Despite its relatively small size, Macao has an extraordinary bridging function. Nispeten küçük boyutuna rağmen Macao olağanüstü bir köprü işlevine sahiptir. More Sentences |
||||
| Teknik | size i. | boy | ||
|
It’s suitable for dogs of all sizes and ages. Her boy ve yaştaki köpekler için uygundur. More Sentences |
||||
| Teknik | size i. | büyüklük | ||
|
With feet that size, you must be having problems with walking. Bu büyüklükteki ayaklarla yürümeniz zor oluyordur herhalde. More Sentences |
||||
| Teknik | size i. | ebat | ||
|
Tom couldn't assemble the bed because he didn't have the right sized Allen key. Tom, doğru ebatta alyan anahtarı olmadığı için karyolanın montajını yapamadı. More Sentences |
||||
| Teknik | size i. | ölçü | ||
|
Italiatour, Eurofly and the IT services company Sigma Travel will be drastically reduced in size, if not abolished. Italiatour, Eurofly ve bilişim hizmetleri şirketi Sigma Travel, lağvedilmese bile büyük ölçüde küçültülecektir. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | size i. | ebat | ||
|
Tom couldn't assemble the bed because he didn't have the right sized Allen key. Tom, doğru ebatta alyan anahtarı olmadığı için karyolanın montajını yapamadı. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | size i. | cüsse | ||
|
Tom is nearly twice your size. Tom neredeyse senin cüssenin iki katı. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | size i. | boyut | ||
|
Despite its relatively small size, Macao has an extraordinary bridging function. Nispeten küçük boyutuna rağmen Macao olağanüstü bir köprü işlevine sahiptir. More Sentences |
||||
| Gıda | size i. | ölçü | ||
|
Italiatour, Eurofly and the IT services company Sigma Travel will be drastically reduced in size, if not abolished. Italiatour, Eurofly ve bilişim hizmetleri şirketi Sigma Travel, lağvedilmese bile büyük ölçüde küçültülecektir. More Sentences |
||||
| İstatistik | ||||
| İstatistik | size i. | büyüklük | ||
|
With feet that size, you must be having problems with walking. Bu büyüklükteki ayaklarla yürümeniz zor oluyordur herhalde. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | size i. | çiriş | ||
| Genel | size i. | önemli miktar | ||
| Genel | size i. | boy (şişe/kutu için) | ||
| Genel | size i. | ahar | ||
| Genel | size i. | apre | ||
| Genel | size i. | uzam | ||
| Genel | size i. | çap | ||
| Genel | size i. | tutkal | ||
| Genel | size i. | durum | ||
| Genel | size i. | beden | ||
| Genel | size i. | oylum | ||
| Genel | size i. | numara | ||
| Genel | size i. | kıdemli olma | ||
| Genel | size i. | yetkinlik | ||
| Genel | size i. | güvenilirlik | ||
| Genel | size i. | nüfuzlu olma | ||
| Genel | size i. | gerçek durum | ||
| Genel | size i. | mevcut vaziyet | ||
| Genel | size i. | gerçek karakter | ||
| Genel | size i. | esas kimlik | ||
| Genel | size i. | gerçek önem | ||
| Genel | size f. | tutkallamak | ||
| Genel | size f. | çirişlemek | ||
| Genel | size f. | (askerleri) hizaya dizmek | ||
| Genel | size f. | (insanları) konuşlandırmak | ||
| Genel | size f. | ölçüp biçmek | ||
| Genel | size f. | eşit olmak | ||
| Genel | size f. | denk olmak | ||
| Genel | size f. | kıyas götürmek | ||
| Genel | size f. | artmak | ||
| Genel | size f. | çoğalmak | ||
| Genel | size f. | büyümek | ||
| Genel | size f. | (kağıdı) suya dayanıklı hale getiren maddeyle işlemek | ||
| Genel | size f. | (kumaşı) haşıllamak | ||
| Genel | size f. | aprelemek | ||
| Genel | size f. | apre uygulamak | ||
| Genel | size f. | (keçeyi) sertleştirmek | ||
| Genel | size f. | (keçeyi) kompakt hale getirmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | size i. | genel gidişat | ||
| Konuşma Dili | size i. | genel durum | ||
| Konuşma Dili | size i. | durum özeti | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | size i. | cesamet | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | size i. | beden | ||
| Teknik | size i. | haşıl | ||
| Teknik | size i. | numara | ||
| Teknik | size i. | sığa | ||
| Teknik | size i. | iplik numarası | ||
| Teknik | size i. | iplik numaralandırma sistemi | ||
| Teknik | size i. | grafik boyutu | ||
| Teknik | size i. | grafikte kenarlık sayısı | ||
| Teknik | size i. | bir tür inci ölçüm cihazı | ||
| Teknik | size f. | (metali) basınç uygulayarak kalıpla şekillendirmek | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | size expr. | boyutlandır | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | size i. | beden | ||
| Tekstil | size f. | (kıyafeti) defolara karşı kontrol etmek | ||
| Gıda | ||||
| Gıda | size i. | irilik | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | size i. | format | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | size i. | mürekkep yerine kullanılan yapışkan dokulu bir madde | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | size f. | aharlamak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | size i. | (özellikle üniversitede) yemekhane porsiyonu | ||
| Eski Kullanım | size f. | sabitlemek | ||
| Eski Kullanım | size f. | standart hale getirmek | ||
| Eski Kullanım | size f. | belirli hale getirmek | ||
| Eski Kullanım | size f. | (öğrenci) yemek bursu talep etmek | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | size | you zm. | ||
|
Do this and see what answer you are given. Bunu yapın ve size ne cevap verildiğini görün. More Sentences |
||||
| Konuşma | ||||
| Konuşma | size | to you expr. | ||
|
This is what I have to say to you. Size söyleyeceklerim bunlar. More Sentences |
||||
| Konuşma | size | for you expr. | ||
|
Mr President-in-Office of the Council, I therefore have some very specific questions for you. Sayın Konsey Dönem Başkanı, bu nedenle size çok özel bazı sorularım var. More Sentences |
||||