ciddi - Türkçe İngilizce Sözlük

ciddi

"ciddi" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 97 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
ciddi serious s.
It's serious; they are planning to marry.
Durum ciddi; onlar evlenmeyi planlıyorlar.

More Sentences
ciddi critical s.
A critical question mark should also be placed over the funds allocated.
Ayrılan fonlar üzerinde de ciddi bir soru işareti bulunmalıdır.

More Sentences
Genel
ciddi sedate s.
The company produces sedate cars.
Şirket ciddi görünümlü arabalar üretiyor.

More Sentences
ciddi real s.
There is also a very real drought in southern Africa.
Afrika'nın güneyinde de çok ciddi bir kuraklık var.

More Sentences
ciddi in earnest s.
During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Japonya'da geçirdiği yedi yıl boyunca ciddi bir Japonca eğitimi aldı.

More Sentences
ciddi heavy s.
The things got heavy for me too early, and I know that.
İşler benim açımdan çok erken ciddileşti ve bunun farkındayım.

More Sentences
ciddi significant s.
We fear that self-handling would simply be an excuse for significant social dumping.
Kendi kendini idare etmenin ciddi bir sosyal çöplük için bahane olmasından korkuyoruz.

More Sentences
ciddi critical s.
A critical question mark should also be placed over the funds allocated.
Ayrılan fonlar üzerinde de ciddi bir soru işareti bulunmalıdır.

More Sentences
ciddi momentous s.
In his time that was still a momentous decision.
Onun zamanında bu karar halen ciddi bir karardı.

More Sentences
ciddi important s.
The magazine spread many important charges against the Senator.
Dergi senatöre karşı birçok ciddi suçlama yaydı.

More Sentences
ciddi earnest s.
He is being earnest today.
Bugün ciddi davranıyor.

More Sentences
ciddi sober s.
He is a sober reminder that gambling addiction is dangerous.
Kumar bağımlılığının tehlikeli olduğunu ciddi bir şekilde hatırlatıyor.

More Sentences
ciddi solemn s.
The boy's solemn little face broke into a huge smile.
Çocuğun ufak, ciddi yüzü kocaman bir gülümsemeye dönüştü.

More Sentences
ciddi grave s.
These attacks on innocent civilians remind us all of the grave security threat that terrorism poses.
Masum sivillere yönelik bu saldırılar hepimize terörizmin yarattığı ciddi güvenlik tehdidini hatırlatmaktadır.

More Sentences
ciddi serious s.
It's serious; they are planning to marry.
Durum ciddi; onlar evlenmeyi planlıyorlar.

More Sentences
ciddi straight s.
Tom is trying to keep a straight face.
Tom ciddi kalmaya çalışıyor.

More Sentences
ciddi deep s.
Most of Asia is in a deep economic crisis.
Asya'nın çoğu ciddi bir ekonomik kriz içinde.

More Sentences
ciddi weighty s.
She doesn't enjoy discussing weighty subjects.
Ciddi konuları tartışmaktan hoşlanmaz.

More Sentences
ciddi severe s.
The hurricane caused severe damage.
Kasırga ciddi hasara yol açtı.

More Sentences
ciddi sharp [obsolete] s.
Everyone in this House is aware that fish stocks are in sharp decline across the EU.
Bu Meclisteki herkes balık rezervlerinin AB genelinde ciddi bir düşüş içinde olduğunun farkındadır.

More Sentences
ciddi intense s.
The ministry announced more intense measures to deal with the pandemic.
Bakanlık pandemi ile mücadele konusunda daha ciddi önlemler alınacağını açıkladı.

More Sentences
Teknik
ciddi serious s.
It's serious; they are planning to marry.
Durum ciddi; onlar evlenmeyi planlıyorlar.

More Sentences
ciddi severe s.
The hurricane caused severe damage.
Kasırga ciddi hasara yol açtı.

More Sentences
Genel
ciddi unsmiling s.
ciddi forbidding s.
ciddi eventful s.
ciddi gut s.
ciddi austere s.
ciddi demure s.
ciddi lenten s.
ciddi nasty s.
ciddi staid s.
ciddi devout s.
ciddi capital s.
ciddi businesslike s.
ciddi bad s.
ciddi owlish s.
ciddi sober-minded s.
ciddi no-nonsense s.
ciddi tight s.
ciddi earnestful [obsolete] s.
ciddi earthshaking s.
ciddi earth-shaking s.
ciddi earthshattering s.
ciddi earthshattering s.
ciddi uncomic s.
ciddi unfrivolous s.
ciddi epochal s.
ciddi ernestful [obsolete] s.
ciddi laughterless s.
ciddi king-size s.
ciddi major-league s.
ciddi literal s.
ciddi matronlike s.
ciddi high s.
ciddi rigorous s.
ciddi hard-core s.
ciddi inexorable s.
ciddi inficete s.
ciddi good s.
ciddi cothurnate s.
ciddi douce [scotland] s.
ciddi prayerful s.
ciddi scarifying s.
ciddi scrutinous s.
ciddi self-contained s.
ciddi cruel s.
ciddi pressing s.
ciddi solid s.
ciddi sobersided s.
ciddi starch s.
ciddi stocky s.
ciddi strange s.
ciddi stiff s.
ciddi steady-going s.
ciddi straightlaced [obsolete] s.
ciddi straitlaced [obsolete] s.
ciddi perjink [scotland] s.
ciddi perjinkety [scotland] s.
ciddi perjinkity [scotland] s.
ciddi stour s.
ciddi stowre s.
ciddi stour s.
ciddi stowre s.
ciddi stern s.
ciddi grievous s.
ciddi portentous s.
ciddi mortally zf.
ciddi earnestly zf.
ciddi mortal [dialect] zf.
ciddi worse zf.
Konuşma Dili
ciddi earth-shattering s.
ciddi button-down s.
ciddi hard-core s.
Deyim
ciddi of consequence s.
Sanat
ciddi hard s.
Modern Argo
ciddi ain't no joke exclam.

"ciddi" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ciddi müzik serious music i.
grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etme junketing i.
ciddi düşünme serious mindedness i.
ciddi ve ayrıntılı yazı discourse i.
ciddi tehlike serious danger i.
ciddi yenilgi body-blow i.
ciddi ve komedi içeriği olan oyun ya da roman seriocomic i.
ciddi durum plight i.
ciddi ilişki committed relationship i.
ciddi hata serious mistake i.
ciddi şirket serious company i.
ciddi ifade serious expression i.
ciddi ifade serious look i.
ciddi hukuki sonuç serious legal result i.
ciddi bir uyuşturucu alışkanlığı a serious drug habit i.
ilk ciddi saldırı first serious attack i.
ilk ciddi atak first serious attack i.
ciddi bir soru a serious question i.
ciddi mesele serious matter i.
ciddi kavga serious fight i.
ciddi uyarı stern warning i.
ciddi uyarı serious warning i.
ciddi konular important matters i.
ciddi konular grave matters i.
ciddi artış substantial increase i.
ciddi yanık severe burn i.
bir kişinin genellikle sağlıklı ve ciddi bir hastalığı olmadan geçirdiği yaşam süresi healthspan i.
ciddi olmayan kimse toyer i.
ciddi yanlış anlama embroglio i.
çok ciddi önlem extremity i.
ciddi hassasiyet jugular i.
ciddi sakatlık maim [obsolete] i.
ciddi yenilgi black eye i.
ciddi olarak görülen kimse legitimate i.
ciddi sahne legit i.
ciddi drama tiyatrosu legitimate i.
ciddi tiyatro legit i.
ciddi aksilik whammy i.
abd ve kanada'da 2015'ten sonra opioid bazlı uyuşturucu kullanımının/bağımlılığının/doz aşımı vakalarının ciddi derecede artması opioid epidemic i.
ciddi hata gutzer i.
ciddi gaf gutzer i.
ciddi yüz ifadesi long face i.
ciddi muamele rough i.
(sağlık, servet, onur, umut) tam hasara veya ciddi bozulmaya sebep olan şey ruination i.
ciddi tavırlı kimse owl i.
ciddi kimse oyster i.
diplomatik konularda ciddi sonuçlara yol açabilecek hareket incident i.
ciddi yiyecek kıtlığı famine i.
ciddi zihinsel yetersizlik feeblemindedness i.
aşırı ciddi olma primness i.
ciddi bir karar gerektiren durum scale i.
çok ciddi olan kadın schoolmarm [uk] i.
ciddi azarlama scold i.
ciddi husus serious i.
ciddi ve başarılı amatör simon-pure i.
ciddi kimse solemniser [uk] i.
ciddi kimse solemnizer [us] i.
ciddi sebep grave reason i.
ciddi başarısızlık severe failure i.
bakış açısı veya muamele bakımından tümüyle ciddi olma sobersidedness i.
ciddi ve vakur tavır somberness i.
ciddi ve vakur tavır sombreness i.
ciddi kaza howler i.
ciddi bir tehdit a serious threat i.
ciddi bir tehdit a grave threat i.
ciddi tehdit serious threat i.
ciddi tehdit grave threat i.
çok ciddi olmak mean business f.
ciddi bir hal almak (hastalık) become serious (illness) f.
ciddi olmamak not to be serious f.
ciddi olarak işe koyulmak get down to work f.
yarı ciddi bir şekilde düşünmek toy with f.
ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak discourse f.
ciddi sonuçlara sahip olmak have serious consequences f.
ciddi olmak mean business f.
ile ciddi bir şekilde ilgilenmek come to grips with f.
çok ciddi davranmak prim f.
ciddi bir hal almak (hastalık) become severe (illness) f.
ciddi biçimde vurulmak be fatally shot f.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious illness f.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious disease f.
ciddi durmak keep a straight face f.
ciddi kalmak keep a straight face f.
ciddi olarak düşünmek cogitate f.
ciddi bir rahatsızlığı olmak have a serious disorder f.
ciddi bir rahatsızlık geçirmek have a serious disorder f.
ciddi bulmak find something serious f.
daha ciddi yaklaşmak approach more seriously f.
daha ciddi yaklaşmak approach something more seriously f.
ciddi bir şekilde sakatlanmak be seriously injured f.
ciddi bir ilişki istemek want a serious relationship f.
ciddi oranda sekteye uğratmak seriously cripple f.
ciddi olmak mean f.
(ciddi/önemli) saymak take f.
ciddi şekilde kınamak rark up f.
ciddi çaba sarf etmek do one's diligence f.
ciddi olmayan bir biçimde değerlendirmek toy f.
ciddi olmak mean f.
ciddi tartışmaya girmek wrestle f.
(at) topuk eklemini destekleyen bağ dokuları veya kemikleri ciddi şekilde zedelemek break down f.
(niyet, ruh hali, tavır) ciddi bir şekilde değişmek break f.
ciddi rol oynamak heavy f.
ciddi davranmak deadpan f.
ciddi tavır takınmak prim f.
ciddi giyinmek prim f.
ciddi yüz ifadesine bürünmek prim f.
ciddi zarar vermek spoil [obsolete] f.
daha ciddi hale getirmek straiten [obsolete] f.
ciddi biçimde çalışmak knuckle down f.
çok ciddi prim s.
en ciddi most serious s.
aşırı ciddi prim s.
çok ciddi solemn s.
çok ciddi somber s.
kadar ciddi as grave as s.
ciddi olan (kimse) intense s.
ciddi olmayan frivolous s.
ciddi (bakış) straight s.
aşırı ciddi as stiff as a ramrod s.
kısmen ciddi semiserious s.
çok ciddi desperate s.
ciddi olmayan nonserious s.
ciddi olmayan unserious s.
gayri ciddi unserious s.
çok ciddi sombre s.
gayri ciddi light-minded s.
ciddi görünen taciturn s.
arada ciddi bir bağlılık sözünün olmadığı (seks, ilişki) casual s.
ciddi derecede terrific s.
aşırı ciddi trig s.
aşırı ciddi ultraserious s.
aşırı ciddi ultracritical s.
ciddi bir biçimde sakatlanmış maim [obsolete] s.
yarı ciddi half-serious s.
yarı şaka yarı ciddi half-joking s.
aşırı ciddi ve resmi olan (şey) wiggy s.
soğuk ve ciddi harsh s.
(tıpta) ciddi veya hayati tehlikesi olmayan minor s.
aşırı ciddi şekilde teklif edilen humorless s.
aşırı ciddi şekilde teklif edilen humourless s.
etkisi ciddi olmayan moderate s.
aşırı ciddi olan mortal s.
ciddi hasar almış busted s.
ciddi şekilde yaralanmış busted s.
çok ciddi davranan governessy s.
çok ciddi heavy-duty s.
ciddi dramatik rol ile ilgili heavy s.
ciddi bir şekilde yaralanmamış ok s.
ciddi bir şekilde yaralanmamış okay s.
fazlasıyla ciddi overearnest s.