| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | real s. | hakiki | ||
|
Everyone knows that fruits are healthy, and real, whole food. Herkes meyvelerin sağlıklı ve hakiki, işlem görmemiş gıda olduğunu bilir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | real s. | gerçek | ||
|
In this way, we will be able to head towards real equality. Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | real s. | asıl | ||
|
The real worry is not particularly with food-chain animals. Asıl endişe özellikle gıda zinciri hayvanları ile ilgili değildir. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | gerçekten | ||
|
The conciliation procedure was a real pleasure. Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | sahici | ||
|
This is the real McCoy. Sahici bu. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | ciddi | ||
|
There is also a very real drought in southern Africa. Afrika'nın güneyinde de çok ciddi bir kuraklık var. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | cidden | ||
|
Play a real quiet grooming song. Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | gerçek | ||
|
In this way, we will be able to head towards real equality. Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | reel | ||
|
Overall, real Turkish GNP rose by 22% between 1987 and 1994. Genel olarak, Türkiye'nin reel GSMH'si 1987ve 1994 arasında % 22 artmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | doğru | ||
|
Now all he does is eat chips and pretzels instead of real food. Artık tek yaptığı doğru düzgün yemekler yerine cips ve simit yemek. More Sentences |
||||
| Genel | real s. | sanal olmayan | ||
|
While cyberspace is virtual, criminal liability for offences committed there is real. Siber uzay sanal olsa da, burada işlenen suçlar için cezai sorumluluk gerçektir. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | real zf. | gerçekten | ||
|
The conciliation procedure was a real pleasure. Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | hakikaten | ||
|
This issue is very important in Czech domestic politics and the eurosceptics are making a real song and dance about it. Bu konu Çek iç siyasetinde çok önemli ve Avrupa Birliği karşıtları bu konuyu hakikaten çok abartıyorlar. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | cidden | ||
|
Play a real quiet grooming song. Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | çok | ||
|
The European Union is in real danger of moving way ahead of what the people of Europe want. Avrupa Birliği, Avrupa halklarının istediklerinin çok ötesine geçme tehlikesiyle karşı karşıyadır. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | gerçekten | ||
|
The conciliation procedure was a real pleasure. Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | hakikaten | ||
|
This issue is very important in Czech domestic politics and the eurosceptics are making a real song and dance about it. Bu konu Çek iç siyasetinde çok önemli ve Avrupa Birliği karşıtları bu konuyu hakikaten çok abartıyorlar. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | real zf. | cidden | ||
|
Play a real quiet grooming song. Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | real s. | hakiki | ||
|
Everyone knows that fruits are healthy, and real, whole food. Herkes meyvelerin sağlıklı ve hakiki, işlem görmemiş gıda olduğunu bilir. More Sentences |
||||
| Teknik | real s. | reel | ||
|
Overall, real Turkish GNP rose by 22% between 1987 and 1994. Genel olarak, Türkiye'nin reel GSMH'si 1987ve 1994 arasında % 22 artmıştır. More Sentences |
||||
| Matematik | ||||
| Matematik | real s. | gerçek | ||
|
In this way, we will be able to head towards real equality. Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | real s. | içten | ||
| Genel | real s. | doğru dürüst | ||
| Genel | real s. | harbi | ||
| Genel | real s. | sabit | ||
| Genel | real s. | etkin | ||
| Genel | real s. | fiili | ||
| Genel | real s. | saf | ||
| Genel | real s. | samimi | ||
| Genel | real s. | taşınmaz | ||
| Genel | real s. | sahiden | ||
| Genel | real s. | özbeöz | ||
| Genel | real s. | maddi | ||
| Genel | real s. | somut | ||
| Genel | real s. | gerçeğe uygun | ||
| Genel | real s. | kesin | ||
| Genel | real s. | şüphe götürmez | ||
| Genel | real s. | sorgulanamaz | ||
| Genel | real s. | anlamlı | ||
| Genel | real s. | elde yapılmış | ||
| Genel | real s. | fabrikasyon olmayan | ||
| Genel | real s. | saptanabilen | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | real zf. | son derece | ||
| Konuşma Dili | real zf. | son derece | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | real i. | ispanya ve latin amerika'da eskiden kullanılan gümüş para | ||
| Ticaret/Ekonomi | real i. | eski portekiz parası | ||
| Ticaret/Ekonomi | real i. | brezilya para birimi | ||
| Ticaret/Ekonomi | real i. | eski portekiz madeni parası | ||
| Ticaret/Ekonomi | real i. | brezilya para birimi | ||
| Ticaret/Ekonomi | real s. | fiili satın alma gücü ile ölçülen | ||
| Ticaret/Ekonomi | real s. | ayni | ||
| Ticaret/Ekonomi | real s. | enflasyona göre düzeltilmiş | ||
| Ticaret/Ekonomi | real s. | sabit fiyatlarla ölçülen | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | real s. | şahsa bağlı olmayıp herkese karşı geçerli olan (hak) | ||
| Hukuk | real s. | taşınmaz mallarla ilgili | ||
| Hukuk | real s. | ayni | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | real s. | has | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | real s. | ev yapımı | ||
| Mutfak | real s. | geleneksel yolla pişirilen | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | real i. | reel sayı | ||
| Matematik | real i. | gerçel sayı | ||
| Matematik | real i. | gerçek sayı | ||
| Matematik | real s. | gerçel | ||
| Felsefe | ||||
| Felsefe | real s. | mutlak | ||
| Felsefe | real s. | nihai biçimde var olan | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | real s. | (klasik müzikte) müzikal tema içerisinde görünen aralıkları koruyarak çalınan | ||