çok - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

çok



"çok" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 189 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
çok much zf.
çok many zf.
çok very zf.
General
çok umpteen s.
çok myriad s.
çok extreme s.
çok damned s.
çok large s.
çok profuse s.
çok terrific s.
çok whaling s.
çok rattling s.
çok dead s.
çok abounding s.
çok a world of s.
çok ample s.
çok whopping s.
çok affluent s.
çok hearty s.
çok vast s.
çok bountiful s.
çok helluva s.
çok terrible s.
çok bounteous s.
çok a great many s.
çok rich s.
çok precious s.
çok long s.
çok some s.
çok spanking s.
çok round s.
çok unsparing s.
çok remarkable s.
çok a great number of s.
çok darned s.
çok deadly s.
çok plentiful s.
çok such s.
çok big s.
çok heaps of s.
çok exuberant s.
çok thick s.
çok plenteous s.
çok whacking s.
çok over s.
çok handsome s.
çok a lot of s.
çok piping s.
çok a raft of s.
çok right s.
çok good s.
çok loads of s.
çok multitudinous s.
çok many more s.
çok umptieth s.
çok prodigal s.
çok great s.
çok far s.
çok abysmal s.
çok horrible s.
çok killing s.
çok umpteenth s.
çok countless s.
çok innumerable s.
çok lots of s.
çok copious s.
çok thundering s.
çok extensive s.
çok heavy s.
çok abundant s.
çok tidy s.
çok plenty of s.
çok lavish s.
çok hell of s.
çok uprising s.
çok rank s.
çok very s.
çok hard s.
çok much s.
çok high s.
çok multiple s.
çok numerous s.
çok most s.
çok too s.
çok manifold s.
çok multi- s.
çok exceeding s.
çok enough s.
çok a heap of s.
çok hefty s.
çok a good deal zf.
çok acres and acres zf.
çok sadly zf.
çok revoltingly zf.
çok vastly zf.
çok along with a lot zf.
çok highly zf.
çok largely zf.
çok pretty zf.
çok sorely zf.
çok extremely zf.
çok lot zf.
çok ever so zf.
çok like hell zf.
çok downright zf.
çok exceedingly zf.
çok well zf.
çok deeply zf.
çok so much zf.
çok awfully zf.
çok strongly zf.
çok molto zf.
çok bloody zf.
çok a lot zf.
çok in earnest zf.
çok fantastically zf.
çok a great deal zf.
çok badly zf.
çok enormously zf.
çok by far zf.
çok tremendously zf.
çok fair zf.
çok sore zf.
çok galore zf.
çok greatly zf.
çok jolly zf.
çok infinitely zf.
çok heavily zf.
çok heartily zf.
çok so zf.
çok numerously zf.
çok substantially zf.
çok profoundly zf.
çok eminently zf.
çok considerably zf.
çok dearly zf.
çok dreadfully zf.
çok many zf.
çok unduly zf.
çok terribly zf.
çok majorly zf.
çok hugely zf.
çok eye-wateringly zf.
çok sizably zf.
çok per- ök.
çok poly- ök.
Phrases
çok way beyond
Colloquial
çok oh-dee s.
çok umpteen
çok a bushel and a peck and some in a gourd
çok big time
çok very much so
çok much of a muchness
Idioms
çok thick on the ground
çok ever so
çok as all get out
çok like blue blazes
çok eye-watering
çok like nobody's business
Speaking
çok a whale of
Slang
çok hell
çok heaps
çok whole lotta
Tourism
çok affluent
Technical
çok poly
çok many
çok multi
çok plenty
çok several
çok too
çok very
Computer
çok more
Biochemistry
çok multi-
çok poly-
Marine Biology
çok multy
British Slang
çok bare
çok billy-o
çok blinking
çok blinkin'
çok blithering
çok blooming
çok stonking
çok chuffing
çok huggins
çok like fuck!
çok perishing
çok tonk
çok tossing
çok twattwatting (a general intensifier)

"çok" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
çok gayret etmek strain f.
çok korkutmak terrify f.
çok az iş/çalışma/emek lack of work i.
çok gelişme overdevelopment i.
çok yönlülük versatility i.
çok fazla too much s.
çok kolay very easy s.
çok komik very funny s.
çok komik so funny s.
çok komik too funny s.
çok önemli crucial s.
çok önemli vital s.
çok pis filthy s.
çok renkli multicoloured s.
çok renkli multicolored s.
çok yakın (ilişki/kimse) intimate s.
çok yönlü versatile s.
en çok most s.
az çok more or less zf.
çok az too little zf.
pek çok very much zf.
General
(bir şeyden) çok bulunmak be abundant in f.
(çocuğu vb) çok kalın giydirmek overclothe f.
(çocuğu vb.) çok kalın giydirmek overdress f.
(gemi) son yolculuğunda çok mesafe/deniz mili katetmek log many nautical miles up on its last voyage f.
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked by f.
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked with f.
(hesap vb) çok/fazla gelmek come to much f.
(işte) çok çalışmak do a hard day's work f.
(işte) çok yorulmak do a hard day's work f.
(makineyi) çok hızlı işletmek race f.
(olumsuz yönleri) çok olmak be beset by f.
(olumsuz yönleri) çok olmak be beset with f.
(piyasanın) çok üzerinde fiyat biçmek/koymak price out of the market f.
(sayıca) -den çok olmak outnumber f.
(şarkı vb) çok daha iyi söylemek sing much better than f.
aklına koyduğu her şeyde çok iyi olmak be great at anything he/she sets one's mind to f.
altından kalkamayacak kadar çok iş üstlenmek overreach oneself f.
anlatması/betimlemesi (çok) zor olmak defy description f.
aptalca ve çok konuşmak chatter f.
arabayı çok hızlı sürmek have a heavy foot f.
arabayı çok hızlı sürmek drive the car too fast f.
aşırı çok bulunmak superabound f.
aşırı/çok yemek binge f.
az çok bilmek know more or less f.
azıp çok yayılmak (bitki) run wild f.
belirli bir alanda aniden çok başarılı olmak take someone by storm f.
bile bile çok tehlikeli bir işe girişmek knowingly undertake a risky business f.
bir çok açıdan benzemek resemble in many aspects f.
bir çok ağaç dikmek plant a lot of trees f.
bir çok ortak özelliği olmak have many things in common f.
bir çok ortak özelliği olmak have a lot in common f.
bir çok yere gitmek go many places f.
bir işin yapılması için çok az zaman vermek give short notice f.
bir konu hakkında çok az bilgisi olmak know very little about something f.
bir konuda çok ilgili olmak take an eager interest in f.
bir konuda çok usta olmak be a past master at f.
bir makineyi çok işletmek overrun f.
bir şey çok katkıda bulunmak go a long way in doing something f.
bir şey hakkında çok az bilgisi olmak know very little about something f.
bir şey üzerinde çok çalışmak work hard at something f.
bir şey yapmayı çok istemek feel urge to f.
bir şey yapmayı çok istemek get urge to f.
bir şey yapmayı çok istemek have an urge to f.
bir şeye aşırı/çok ilgi duymak have a strong interest in something f.
bir şeye aşırı/çok ilgi duymak be very interested in something f.
bir şeye çok değer vermek value something greatly f.
bir şeye çok değer vermek hold something dear f.
bir şeye çok katkıda bulunmak go a long way toward doing something f.
bir şeye çok katkıda bulunmak go a long way towards f.
bir şeye çok önem vermek place a great emphasis on something f.
bir şeye çok önem vermek set great store on f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll f.
bir şeye pek çok üzülmek take something hard f.
bir şeyi çok arzu etmek dearly love to f.
bir şeyi çok az bilmek know very little about something f.
bir şeyi çok istemek give eyeteeth for f.
bir şeyi çok istemek want something very much f.
bir şeyi çok istemek want something a lot f.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips f.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well f.
bir şeyi her şeyden daha çok sevmek love something more than anything f.
bir şeyi yapmak için çok masraf etmek go to great expense f.
bir şeyin çok zararını görmek be hard hit by f.
bir şeyin içinde çok saygın bir yeri olmak be enshrined in f.
birden çok anlama gelmek have more than one meaning f.
birden çok anlama gelmek have many meanings f.
birden çok anlama sahip olmak have many meanings f.
birden çok anlama sahip olmak have more than one meaning f.
birden çok anlamı olmak have more than one meaning f.
birden çok anlamı olmak have many meanings f.
birden çok para kazanmak be in the money f.
birden çok yavru doğurmak litter f.
biri hakkında çok az şey bilmek know very little about someone f.
biri hakkında çok az şey bilmek know little about someone f.
birinden çok içmek outdrink f.
birine çok çektirmek make life miserable for f.
birine çok para kazandırmak make someone a lot of money f.
birini çok çekici bulmak feel an affinity for f.
birini çok çekici bulmak find someone very attractive f.
birini çok çekici bulmak find someone so attractive f.
birini çok feci korkutmak scare someone out of their wits f.
birini çok feci korkutmak frighten someone out of their wits f.
birini çok iyi tanımak know someone very well f.
birini çok kızdırmak drive someone wild f.
birini çok sevmek overlove f.
birini çok sevmek excessive love f.
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome someone with open arms f.
birini çok şaşırtmak take someone by surprise f.
birini çok şaşırtmak take someone aback f.
birini çok şık giydirmek gussy someone up f.
birini çok uğraştırmak lead someone a dance f.
birini çok uğraştırmak lead someone a merry chase f.
birini çok yormak fag someone out f.
birini çok yormak lead someone a dance f.
birini çok yormak tire someone out f.
birini çok yormak lead someone a merry chase f.
birini çok zahmete sokmak lead someone a dance f.
birini çok zahmete sokmak lead someone a merry chase f.
birinin bir şeyi yapmasını çok istemek be anxious for someone to do something f.
birinin canını çok sıkmak bore someone to death f.
birinin canını çok sıkmak bore someone to tears f.
birisi hakkında çok şey bilmek know a lot about someone f.
birisini çok fazla eleştirerek üzmek cut someone to the quick f.
biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak keep someone at arm's length f.
birşeyi çok istemek want something so badly f.
birşeyi yapmakta çok istekli olmak fall over oneself to do something f.
bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak have a lot on one's plate f.
çok (alkol) içmek souse f.
çok acıkmak starve f.
çok acıkmış olmak be famished f.
çok acımak hurt a lot f.
çok acıtmak hurt a lot f.
çok aç olmak be starved f.
çok aç olmak famish f.
çok ağlamak cry a lot f.
çok ağlamak sob a lot f.
çok ağlamak shed tears a lot f.
çok alçaktan uçmak hedgehop f.
çok alçaktan uçmak fly too low f.
çok alçaktan uçmak flat hat f.
çok alçalmak (güneş/ay) sink low f.
çok alıngan olmak have a chip on one's shoulder f.
çok alıngan olmak be easily offended f.
çok alkış toplamak bring down the house f.
çok alkışlanmak bring down the house f.
çok aptalca konuşmak blabber f.
çok arzu etmek yearn f.
çok arzu etmek yearn for f.
çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak get something out of one's system f.
çok arzulamak lust after f.
çok az bir parayla geçinmek live on a very small amount of money f.
çok az birikim yapmak undersave f.
çok az çaba harcamak make the slightest effort f.
çok az ortak yönleri olmak have little in common f.
çok az yemek peck f.
çok az yemek eat like a bird f.
çok azalmak drop off f.
çok azalmış olmak be at a low ebb f.
çok bağırmak roar f.
çok baskı altında kalmak be under a lot of pressure f.
çok baskı altında olmak be under a lot of pressure f.
çok başarılı olmak go far f.
çok başarılı olmak ace f.
çok başarılı olmak go to town f.
çok başarılı olmak (belirli bir konuda) shine f.
çok beğenilmek make a hit f.
çok beğenmek think the world of f.
çok beğenmek hold in high esteem f.
çok beğenmek enviously admire something f.
çok beğenmek hold in esteem f.
çok beğenmek fall for f.
çok beğenmek regard f.
çok beğenmek admire f.
çok beğenmek hold-in-high-regard f.
çok beklemek wait a long time f.
çok bekletmek keep someone wait a long time f.
çok benzemek look alike somebody a lot f.
çok benzemek be the spit of somebody f.
çok benzemek resemble somebody a lot f.
çok benzemek approach f.
çok bilgisiz olmak be highly ignorant f.
çok bilgisiz olmak be rather illiterate f.
çok binerek yormak override f.
çok bol olmak overflow f.
çok borcu olmak be in heavy debt f.
çok boyutlu yaşamak have a multi-dimensional life f.
çok bulunmak abound in f.
çok bulunmak (bir şey) be studded with f.
çok büyük bir hata yapmak make a boo boo f.
çok büyük hata yapmak boob f.
çok büyük miktarda üretmek overproduce f.
çok büyümek overgrow f.
çok büyümek grow out of f.
çok ciddi davranmak prim f.
çok ciddi olmak mean business f.
çok cömert olmak give someone the shirt off one's back f.
çok cömert olmak be very generous f.
çok çaba sarf etmek make an effort f.
çok çaba sarfetmek make a great effort f.
çok çaba sarfetmek put so much effort into f.
çok çabalamak strive hard f.
çok çabalamak make a tremendous effort f.
çok çabalamak strive mightily f.
çok çabalamak exert oneself f.
çok çabuk gitmek fly f.
çok çalışkan olmak be a hard worker f.
çok çalışmak mug up f.
çok çalışmak bang away f.
çok çalışmak try hard f.
çok çalışmak work like a demon f.
çok çalışmak slog f.
çok çalışmak slog away f.
çok çalışmak work very hard f.
çok çalışmak drum f.
çok çalışmak work up a sweat f.
çok çalışmak mug f.
çok çalışmak cram f.
çok çalışmak bone up on f.
çok çalışmak toil f.
çok çalışmak swot f.
çok çalıştırmak overwork f.
çok çile çekmek go through a difficult patch f.
çok çile çekmek suffer a lot f.
çok çile çekmek patiently endure difficulties f.
çok daha ağır gelmek/basmak far outweigh f.
çok daha fazlasını denemek be up someone's efforts f.
çok daha uzun sürmek take much longer f.
çok değer vermek esteem very highly f.
çok değer vermek prize f.
çok değerli olmak be of great value f.
çok değerli saymak treasure f.
çok değişmek change a lot f.
çok denemek try much f.
çok deneyimli olmak have been around f.
çok ders çalışmak study hard f.
çok dikkat çekmek attract a great deal of attention f.
çok dikkat etmek pay utmost attention f.
çok dikkat etmek beware f.
çok dil bilmek know many languages f.
çok duman çıkarmak billow f.
çok düşkün olmak dote up f.
çok düşkün olmak dote on f.
çok düşmek (fiyat) sink low f.
çok düşünceli olmak be very thoughtful f.
çok düşünmek rack one's brains f.
çok düşünmek dwell upon f.
çok düşünmek puzzle over f.
çok düşünmek overthink f.
çok düşünmek debate f.
çok düşünmek dwell on f.
çok eğlenmek have a great time f.
çok eğlenmek have a blast f.
çok eğlenmek have a lot of fun f.
çok eğlenmek have lots of fun f.
çok eleştiri almak be widely criticized f.
çok emeği geçmek support f.
çok endişeli olmak be worried sick f.
çok erken başlamak jump the gun f.
çok erken konuşmak speak too soon f.
çok eski olmak be very old f.
çok eski olmak be too old f.
çok etkilemek overpower f.
çok etkilenmek be influenced a lot f.
çok etkilenmek be impressed a lot f.
çok etkili olmak be very effective f.
çok fazla büyümeden önlenmek be suppressed (before the situation became graver) f.
çok fazla değer biçmek price out of the market f.
çok fazla ders çalışmak mug up f.
çok fazla golf oynamak play too much golf f.
çok fazla ilaç alıyor olmak be on a load of medication f.
çok fazla insanla doldurmak overcrowd f.
çok fazla işi olmak have a lot on one's plate f.
çok fazla para ödemek pay a high price f.
çok fazla para ödemek pay too much money f.
çok fazla para ödemek pay too much f.
çok fazla sevmek overlove f.
çok fazla şikayet etmek/şikayetçi olmak/mızmızlanmak whine/complain a lot f.
çok fazla vakti olmak have a lot of time f.
çok fazla yol katetmek come a long way f.
çok formda olmak be in great shape f.
çok geç yatmak go to bed too late f.
çok gelmek be too much (for) f.
çok gelmek brim over f.
çok gelmek seem too much f.
çok gelmek become too much for (someone) to take f.
çok gelmek be too much f.
çok geniş bir alana yayılmak sprawl f.
çok gezmek get around f.
çok gitmek go too far f.
çok görmek begrudge f.
çok görmek grudge f.
çok görmek consider (something) to be too much f.
çok görmek begrudge (someone) (something) f.
çok görmek grudge (someone) (something) f.
çok görmek (bir şeyi birine) grudge f.
çok güç durumda olmak be in dire straits f.
çok güçlü olmak be very strong f.
çok güçlü olmak be very powerful f.
çok gülmek laugh a lot f.
çok gürültü yapmak raise the roof f.
çok güvenmek swear by f.
çok güzel bir çift olmak make such a beautiful couple f.
çok güzel olmak be very beautiful f.
çok güzel olmak be very pretty f.
çok hakkı olmak have a good right f.
çok harcamak lash out on f.
çok harcamak lavish f.
çok harcamak go the pace f.
çok hasta olmak be as sick as a dog f.
çok heyecanlandırmak thrill f.
çok heyecanlı olmak be all keyed up f.
çok hırpalamak maul f.
çok hızlı çekmek whip f.
çok hızlı dönmek sleep f.
çok hızlı geçmek whiz f.
çok hızlı gidip kaçırmak overshoot f.
çok hızlı hareket etmek flash f.
çok hızlı hareket etmek move very fast f.
çok hızlı solumak breathe heavily f.
çok hoş karşılanmak be very well received f.
çok hoşlanmak be fond of (something/someone) a lot f.
çok hoşlanmak like some very much f.
çok hoşlanmak enviously admire something f.
çok hoşlanmak love someone to bits f.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten with f.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten by f.
çok ısınmak overheat f.
çok içip sarhoş olmak get pissed out of one's mind f.
çok içmek drink heavily f.
çok içmek swill f.
çok içmek tope f.
çok içmek soak f.
çok içmek bib f.
çok içmek lush f.
çok içmek drink a lot f.
çok ihtiyacı olmak cry for f.
çok ihtiyatlı davranmak feel one's way f.
çok ileri gitmek go too far f.
çok ileri gitmek overstep the mark f.
çok ileri gitmek overstep f.
çok ilgi göstermek enthuse f.
çok indirmek (fiyatları, bütçeyi vb'ni) slash f.
çok istemek be thirsty for f.
çok istemek raring to f.
çok istemek slaver for f.
çok istemek yearn for f.
çok istemek long f.
çok istemek crave f.
çok istemek be dying for f.
çok istemek gasp for something f.
çok istemek aspire f.
çok istemek set one's mind on f.
çok istemek whim f.
çok istemek itch f.
çok istemek long for f.
çok istemek long to f.
çok istemek set one's heart on f.
çok istemek covet f.
çok istemek bent f.
çok istemek die f.
çok istenilen bir şeyi elde etmek snare f.
çok iş görmek go far f.
çok işine yaramak serve well f.
çok işine yaramak work a lot f.
çok iyi biliyormuş gibi kullanmak (bir sözü) bandy about f.
çok iyi bilmek know by heart f.
çok iyi bilmek know something by heart f.
çok iyi bir aileden gelmek come from a very good family f.
çok iyi bir pozisyonda olmak fly high f.
çok iyi bir şey olmak be quite something f.
çok iyi dans etmek dance very well f.
çok iyi gelişmek/büyümek thrive f.
çok iyi gitmek go like a bomb f.
çok iyi gitmek (işler) thrive f.
çok iyi kondisyonda/durumda olmak be in great shape f.
çok iyi olmak excel f.
çok iyi öğrenmek learn something very well f.
çok iyi performans göstermek give a very good performance f.
çok iyi performans sergilemek give a very good performance f.
çok kalın giyinmek overdress f.
çok kalın giyinmek overclothe f.
çok kar yağmak snow a lot f.
çok kazanmak earn a lot f.
çok keyiflendirmek exhilarate f.
çok kısa bir süre kalmak put in an appearance f.
çok kısa bir sürede büyük paralar kazanmak be minting it f.
çok kısa kesmek (hayvanın tüylerini) shear f.
çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak get to the top of one's field in a very short time f.
çok kıymet vermek set a high value on f.
çok kıymetli tutmak treasure f.
çok kızdırmak make one's blood boil f.
çok kızdırmak enrage f.
çok kızdırmak exasperate f.
çok kızmak fly off the handle f.
çok kızmak be black in the face f.
çok kızmak be violently angry at f.
çok kızmak go black in the face f.
çok kişiye bulaşmak (hastalık) go around f.
çok kola içmek drink too much coke f.
çok kolay kazanmak win hands down f.
çok komik veya eğlenceli olmak be more fun than a barrel of monkeys f.
çok konuşmak talk a lot f.
çok konuşmak outspeak f.
çok konuşmak natter f.
çok konuşmak gab f.
çok konuşmak rattle f.
çok korkmak be terrified f.
çok korkmak be scared half to death f.
çok korkmak be scared out of one's mind f.
çok korkmak dread f.
çok korkutmak petrify f.
çok korkutmak terrify f.
çok korkutmak freeze one's blood f.
çok koşmak run so much f.
çok kötü dövmek wallop f.
çok kötü hissetmek feel terrible f.
çok kullanmak overutilize f.
çok lezzetli olmak taste very good f.
çok makyaj yapmak do a lot of makeup f.
çok masrafa girmek go great expense f.
çok masrafa girmek go to great expense f.
çok memnun kalmak overjoy f.
çok memnun olmak be very pleased to f.
çok memnun olmak be so pleased to f.
çok merak etmek wonder very much f.
çok meşgul olmak hardly to have time to breathe f.
çok meşgul olmak have one's hands full f.
çok methetmek sing someone's praises f.
çok miktarda almak buy up f.
çok miktarda almak purchase the entire supply of something f.
çok miktarda biriktirmek stockpile f.
çok miktarda bulunmak be thick with f.
çok miktarda bulunmak be alive with f.
çok miktarda toplanmak/birikmek swarm with f.
çok moralsiz hissetmek hit rock bottom f.
çok mutlu olmak be in seventh heaven f.
çok mutlu olmak be very happy f.
çok mutlu olmak be on a natural high f.
çok mutlu olmak overjoy f.
çok mutsuz görünmek look so unhappy f.
çok neşelendirip zindeleştirmek exhilarate f.
çok neşelendirmek elate f.
çok neşesiz olmak be down in the dumps f.
çok olmak overstep the mark f.
çok olmak go too far f.
çok olmak overstep the limit f.
çok olmak mount up f.
çok olmak abound f.
çok olmak abound in f.
çok olmak brim over f.
çok olmak (bir yerde) abound with f.
çok olmak (bir yerde) abound in f.
çok olumlu bulunmak be very well received f.
çok ortak yanı bulunmak have much in common f.
çok öfkelendirmek outrage f.
çok öfkelendirmek infuriate f.
çok öfkelenmek stamp with rage f.
çok öfkelenmek quiver with rage f.
çok öfkelenmek foam with rage f.
çok öfkelenmek burst with anger f.
çok öfkelenmek see red f.
çok öfkelenmek stamp the foot f.
çok öfkelenmek swell with rage f.
çok öfkeli olmak seethe f.
çok öfkeli olmak be out of one's mind f.
çok öfkeli olmak foam at the mouth f.
çok önceden ölmek die a long time ago f.
çok önceden yapmak preproperate f.
çok önde olmak have a big lead f.
çok önem taşımak be of capital importance f.
çok önem vermek give particular importance to something f.
çok önem vermek attach particular importance to f.
çok önem vermek give a lot of importance to f.
çok önem vermek place special emphasis on f.
çok önem vermek attach great importance f.
çok önem vermek make much of f.
çok önemli bir amaca hizmet etmek serve a very important purpose f.
çok önemli olmak be of capital importance f.
çok önemli olmak be of prime importance f.
çok önemsemek consider (someone/something) important f.
çok övmek enthuse about f.
çok övmek enthuse aover f.
çok özen göstermek pay strict attention to f.
çok özlemek hanker f.
çok özlemek miss someone very much f.
çok pahalıya patlamak pay an arm and a leg for f.
çok para kaybetmek lose a lot of money f.
çok para kaybetmek/yitirmek lose a lot of money f.
çok para kazanmak make a pile f.
çok para kazanmak make the big buck f.
çok para kazanmak be coining it f.
çok para kazanmak make a bundle f.
çok para kazanmak earn a lot of money f.
çok para kazanmak rake in money f.
çok para kazanmak make a lot of money f.
çok para kazanmak earn a fortune f.
çok para ödemek pay a lot of money f.
çok para tutmak (pahalı vb) roll in f.
çok para yapmak make a lot of money f.