çok - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

çok



"çok" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 226 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
çok much zf.
çok many zf.
çok very zf.
General
çok abounding s.
çok umpteen s.
çok myriad s.
çok extreme s.
çok damned s.
çok large s.
çok profuse s.
çok terrific s.
çok whaling s.
çok rattling s.
çok dead s.
çok a world of s.
çok ample s.
çok whopping s.
çok long s.
çok some s.
çok spanking s.
çok round s.
çok unsparing s.
çok remarkable s.
çok a great number of s.
çok darned s.
çok deadly s.
çok plentiful s.
çok such s.
çok big s.
çok heaps of s.
çok exuberant s.
çok thick s.
çok plenteous s.
çok whacking s.
çok over s.
çok handsome s.
çok a lot of s.
çok piping s.
çok a raft of s.
çok right s.
çok good s.
çok loads of s.
çok multitudinous s.
çok many more s.
çok umptieth s.
çok far s.
çok abysmal s.
çok prodigal s.
çok great s.
çok horrible s.
çok killing s.
çok affluent s.
çok hearty s.
çok vast s.
çok bountiful s.
çok rich s.
çok precious s.
çok helluva s.
çok terrible s.
çok bounteous s.
çok a great many s.
çok countless s.
çok innumerable s.
çok lots of s.
çok copious s.
çok thundering s.
çok extensive s.
çok heavy s.
çok abundant s.
çok tidy s.
çok plenty of s.
çok lavish s.
çok hell of s.
çok uprising s.
çok rank s.
çok very s.
çok hard s.
çok much s.
çok high s.
çok multiple s.
çok numerous s.
çok most s.
çok too s.
çok manifold s.
çok multi- s.
çok exceeding s.
çok enough s.
çok a heap of s.
çok hefty s.
çok nimious s.
çok all-fired s.
çok unnumberable s.
çok unnumerable s.
çok extraordinary [obsolete] s.
çok well zf.
çok deeply zf.
çok exceedingly zf.
çok so much zf.
çok a good deal zf.
çok acres and acres zf.
çok downright zf.
çok sadly zf.
çok revoltingly zf.
çok vastly zf.
çok along with a lot zf.
çok highly zf.
çok strongly zf.
çok pretty zf.
çok awfully zf.
çok sorely zf.
çok extremely zf.
çok lot zf.
çok largely zf.
çok ever so zf.
çok like hell zf.
çok molto zf.
çok bloody zf.
çok a lot zf.
çok in earnest zf.
çok fantastically zf.
çok a great deal zf.
çok badly zf.
çok tremendously zf.
çok by far zf.
çok enormously zf.
çok fair zf.
çok sore zf.
çok galore zf.
çok greatly zf.
çok jolly zf.
çok infinitely zf.
çok heavily zf.
çok heartily zf.
çok so zf.
çok numerously zf.
çok substantially zf.
çok profoundly zf.
çok eminently zf.
çok considerably zf.
çok dearly zf.
çok dreadfully zf.
çok many zf.
çok unduly zf.
çok terribly zf.
çok majorly zf.
çok hugely zf.
çok eye-wateringly zf.
çok sizably zf.
çok bad zf.
çok nation [dialect] zf.
çok unboundably zf.
çok ungodly zf.
çok way zf.
çok main [dialect] zf.
çok mainly [uk] zf.
çok verra [scotland] zf.
çok so bağ.
çok per- ök.
çok poly- ök.
çok ext (extremely) kısalt.
Phrases
çok to burn zf.
çok too (something) by half [uk] zf.
çok by the handful expr.
çok way beyond expr.
çok more than a little expr.
Colloquial
çok oh-dee s.
çok umpteen s.
çok real zf.
çok bokoo (a phonetic spelling of the french word beaucoup) zf.
çok boku (a phonetic spelling of the french word beaucoup) zf.
çok epically zf.
çok mucho zf.
çok big time expr.
çok very much so expr.
çok a bushel and a peck and some in a gourd expr.
çok much of a muchness expr.
çok a (damn) sight too (something) expr.
Idioms
çok eye-watering s.
çok for england zf.
çok to high heaven zf.
çok too many to count zf.
çok too (something) by half [uk] zf.
çok for England zf.
çok thick on the ground expr.
çok like nobody's business expr.
çok like blue blazes expr.
çok ever so expr.
çok as all get out expr.
Speaking
çok a whale of expr.
çok ever so/ever such (a)... expr.
Tourism
çok affluent s.
Technical
çok several s.
çok many s.
çok very zf.
çok too zf.
çok plenty zf.
çok poly ök.
çok multi ök.
Biochemistry
çok poly- ök.
çok multi- ök.
Music
çok assai zf.
Slang
çok heaps i.
çok buttload zf.
çok shitload zf.
çok whole lotta expr.
çok hell expr.
çok hecka expr.
çok hella expr.
çok a metric shit ton expr.
çok a metric shitload expr.
çok metric shitload expr.
çok mongo expr.
British Slang
çok bare expr.
çok huggins expr.
çok perishing expr.
çok like fuck expr.
çok blinkin' expr.
çok blithering expr.
çok chuffing expr.
çok twattwatting (a general intensifier) expr.
çok blooming expr.
çok blinking expr.
çok tonk expr.
çok tossing expr.
çok stonking expr.
çok billy-o expr.

"çok" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
çok gayret etmek strain f.
çok korkutmak terrify f.
çok az iş/çalışma/emek lack of work i.
çok yönlülük versatility i.
çok renkli multicoloured s.
çok renkli multicolored s.
çok pis filthy s.
çok yakın (ilişki/kimse) intimate s.
çok önemli crucial s.
çok fazla too much s.
en çok most s.
çok komik too funny s.
çok komik very funny s.
çok komik so funny s.
çok yönlü versatile s.
çok önemli vital s.
çok kolay very easy s.
çok derin ve dipsiz abyssal s.
çok kötü awful s.
az çok more or less zf.
pek çok very much zf.
çok az too little zf.
General
çok düşünmek rack one's brains f.
çok olmak overstep the mark f.
üzerinde çok durmak harp on f.
çok terlemek swelter f.
çok sevmek love someone to bits f.
çok neşesiz olmak be down in the dumps f.
birini çok şaşırtmak take someone by surprise f.
çok sayıda engelle karşılaşmak jump through hoops f.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips f.
çok çalışmak bang away f.
çok alçaktan uçmak hedgehop f.
çok miktarda bulunmak be thick with f.
daha çok parlamak outshine f.
çok yemek (yemek) stow away f.
gözünü dört açıp çok çalışmak hustle f.
bir şeyi yapmak için çok masraf etmek go to great expense f.
çok çalışmak work like a demon f.
çok saygı beslemek venerate f.
çok şaşırmak very amazed to f.
çok değerli olmak be of great value f.
çok görmek begrudge f.
çok cömert olmak give someone the shirt off one's back f.
çok kişiye bulaşmak (hastalık) go around f.
çok büyük miktarda üretmek overproduce f.
bir şeye çok katkıda bulunmak go a long way towards f.
kendini çok istekli göstermek fall over oneself f.
çok hızlı çekmek whip f.
çok harcamak lash out on f.
çok görmek (bir şeyi birine) grudge f.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten by f.
çok paraya mal olmak cost an arm and a leg f.
daha çok dayanmak outlive f.
çok öfkeli olmak seethe f.
çok para kazanmak make a pile f.
çok şaşırtmak stupefy f.
çok etkilemek overpower f.
çok sevindirmek ravish f.
çok hoşlanmak (güzel bir şeyden) be smitten with f.
çok azalmış olmak be at a low ebb f.
(olumsuz yönleri) çok olmak be beset by f.
oldukça çok miktarda satın almak stock up on f.
-e çok şaşırmak be taken aback at/by f.
bir makineyi çok işletmek overrun f.
çok zor bir durumda olmak be in desperate straits f.
aptalca ve çok konuşmak chatter f.
çok binerek yormak override f.
çok sevinmek be delighted with f.
çok ileri gitmek overstep the mark f.
çok kısa kesmek (hayvanın tüylerini) shear f.
çok memnun kalmak overjoy f.
piyasaya çok miktarda kağıt para çıkarmak inflate f.
çok komik veya eğlenceli olmak be more fun than a barrel of monkeys f.
birini çok zahmete sokmak lead someone a dance f.
çok tiz sesle bağırmak make a high pitched cry f.
çok hızlı dönmek sleep f.
çok sevinmek rejoice over f.
birini çok yormak lead someone a dance f.
bir şeyi çok istemek give eyeteeth for f.
çok ısınmak overheat f.
bile bile çok tehlikeli bir işe girişmek knowingly undertake a risky business f.
çok sevinmek exult at f.
çok ciddi olmak mean business f.
çok hoşlanmak enviously admire something f.
çok miktarda almak purchase the entire supply of something f.
çok istemek whim f.
çok soru sormak (birine) quiz f.
çok içmek soak f.
aşırı çok bulunmak superabound f.
çok içmek tope f.
çok istemek itch f.
çok olmak go too far f.
çok sevinmek exalt at f.
kirayı çok artırmak rack f.
çok neşelendirmek elate f.
çok sevinmek crow over f.
çok kızmak fly off the handle f.
çok üzmek tear one's heart out f.
çok istemek be thirsty for f.
çok para kazanmak be coining it f.
çok çalışkan olmak be a hard worker f.
çok yakınında olmak be hard by f.
-e rağmen çok zarar görmemek be none the worse f.
çok yemek load f.
çok ileri gitmek go too far f.
arabayı çok hızlı sürmek have a heavy foot f.
çok çalışmak try hard f.
sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek drive a hard bargain f.
çok gitmek go too far f.
çok harcamak go the pace f.
çok sevinmek have a fit f.
çok sıkı çalışmak work one's tail off f.
bir şey yapmayı çok istemek get urge to f.
çok miktarda toplanmak/birikmek swarm with f.
çok hızlı geçmek whiz f.
çok istemek die f.
çok beğenmek fall for f.
çok para tutmak (pahalı vb) roll in f.
çok serbest veya teklifsiz davranmak freewheel f.
merakını çok çekmek fascinate f.
biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak keep someone at arm's length f.
çok miktarda biriktirmek stockpile f.
çok çalışmak mug f.
çok alçalmak (güneş/ay) sink low f.
çok sevinmek jubilate f.
çok öfkeli olmak foam at the mouth f.
çok utandırmak humiliate f.
çok kötü dövmek wallop f.
içinde en çok ... bulunmak prevail among f.
çok öfkeli olmak be out of one's mind f.
çok rağbette olmak be much sought after f.
çok sıkmak straitjacket f.
ile çok meşgul olmak be up to one's eyes in f.
çok zayıflamak emaciate f.
çok fazla işi olmak have a lot on one's plate f.
çok yardımı dokunmak do yeoman service f.
çok çalışmak bone up on f.
çok alçaktan uçmak flat hat f.
çok pişirmek overcook f.
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome someone with open arms f.
çok güvenmek swear by f.
çok ucuza satılmak go for a song f.
çok beğenmek enviously admire something f.
için çok zor olmak be too much for f.
çok zor bir karar almak bite the bullet f.
çok yaygın olmak be rife f.
çok zeki olmak have a good head on one's shoulders f.
çok konuşmak gab f.
birden çok para kazanmak be in the money f.
içinde en çok ... bulunmak prevail in f.
azıp çok yayılmak (bitki) run wild f.
çok kızmak go black in the face f.
birini çok yormak tire someone out f.
çok heyecanlandırmak thrill f.
çok keyiflendirmek exhilarate f.
çok istemek covet f.
çok sevindirmek beatify f.
çok hırpalamak maul f.
çok çile çekmek patiently endure difficulties f.
çok gelmek seem too much f.
daha çok dayanmak outlast f.
daha çok satmak outsell f.
çok önem vermek place special emphasis on f.
çok düşkün olmak dote on f.
çok hoşlanmak love someone to bits f.
bir şeye çok önem vermek set great store on f.
çok alkışlanmak bring down the house f.
çok erken başlamak jump the gun f.
bir şeyin içinde çok saygın bir yeri olmak be enshrined in f.
çok pohpohlamak lay it on thick f.
çok beğenmek regard f.
çok masrafa girmek go to great expense f.
çok düşünmek debate f.
karadan çok uzakta bulunmak give the land a wide berth f.
çok yormak weary f.
çok uzaklardan gelmek come from afar f.
bir şeye pek çok üzülmek take something hard f.
çok şaşırtmak shock f.
çok önem taşımak be of capital importance f.
çok kızdırmak exasperate f.
sayıca çok olmak outnumber f.
çok rağbet görmek be much sought after f.
çok beğenmek admire f.
çok memnun olmak be so pleased to f.
çok istemek bent f.
birinin canını çok sıkmak bore someone to tears f.
çok yüklü olmak (belirli bir şeyle) be weighed down with f.
çok çalışmak swot f.
çok sert vurmak slug  f.
çok çile çekmek suffer a lot f.
çok gelmek be too much f.
çok yorgun olmak be fagged out f.
ile çok övünmek glory in f.
çok uğraşmak battle f.
çok mutlu olmak overjoy f.
çok başarılı olmak go to town f.
birisini çok fazla eleştirerek üzmek cut someone to the quick f.
çok neşelendirip zindeleştirmek exhilarate f.
çok yer tutmak take up a lot of room f.
çok korkmak dread f.
eski halinden çok düşmüş olmak be a shadow of one's former self f.
çok iyi gelişmek/büyümek thrive f.
çok övmek enthuse about f.
çok sert vurmak slug f.
birini çok çekici bulmak feel an affinity for f.
çok yardım etmek do yeoman service f.
sayıca çok olmak outnumber by f.
çok sevinmek (bir zaferden sonra) exult f.
çok para kazanmak rake in money f.
çok iyi bir şey olmak be quite something f.
çok iyi gitmek go like a bomb f.
birini çok kızdırmak drive someone wild f.
çok sabırsızlanmak champ at the bit f.
çok kötü hissetmek feel terrible f.
çok sevmek adore f.
çok istemek aspire f.
çok sevinmek jump for joy f.
çok dikkat etmek beware f.
çok istemek gasp for something f.
çok seyrek olmak be few and far between f.
çok şaşırmak be taken aback by f.
çok kıymet vermek set a high value on f.
çok çabuk gitmek fly f.
çok beğenilmek make a hit f.
çok acıkmış olmak be famished f.
çok iyi gitmek (işler) thrive f.
çok ihtiyatlı davranmak feel one's way f.
çok düşkün olmak dote up f.
çok şaşırmak so amazed to f.
çok miktarda almak buy up f.
çok süslenmiş olmak be dressed up fit to kill f.
en çok başarı kazanan biri olmak (bir konuda) run away with f.
çok zor bir durumda olmak be in a bad way f.
çok terlemek stream with perspiration f.
iki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak ply f.
çok endişeli olmak be worried sick f.
çok kızmak be black in the face f.
birinin canını çok sıkmak bore someone to death f.
birine çok çektirmek make life miserable for f.
çok çalışmak slog f.
çok bağırmak roar f.
çok alıngan olmak have a chip on one's shoulder f.
(olumsuz yönleri) çok olmak be beset with f.
birini çok uğraştırmak lead someone a merry chase f.
çok geniş bir alana yayılmak sprawl f.
çok yakışmak become f.
çok şanslı olmak have the luck of the devil f.
birini çok şaşırtmak take someone aback f.
çok güç durumda olmak be in dire straits f.
çok gezmek get around f.
çok para kazanmak make the big buck f.
çok bol olmak overflow f.
çok istemek be dying for f.
çok içmek lush f.
çok üzgün olmak feel sick at f.
belirli bir alanda aniden çok başarılı olmak take someone by storm f.
bir konuda çok usta olmak be a past master at f.
çok sevinmek exult in f.
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked with f.
çok istemek set one's mind on f.
çok yakışmak suit f.
çok istenilen bir şeyi elde etmek snare f.
çok uzun kalmak overstay f.
bir şeyi çok arzu etmek dearly love to f.
çok istemek crave f.
çok terlemek bake f.
çok içmek bib f.
çok su dökmek sluice f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll f.
çok üzgün olmak feel sick about f.
çok sıkıcı bir işte çalışmak slog away at a work f.
altından kalkamayacak kadar çok iş üstlenmek overreach oneself f.
çok değerli saymak treasure f.
çok istemek set one's heart on f.
çok zor bir durumda olmak be in dire straits f.
çok zahmete girmek take pains f.
çok önde olmak have a big lead f.
ilgisini çok çekmek fascinate f.
çok büyümek grow out of f.
çok yakın olmak be hard by f.
çok iyi biliyormuş gibi kullanmak (bir sözü) bandy about f.
çok memnun olmak be very pleased to f.
kraldan çok kralcı olmak be more royalist than the king f.
çok büyük hata yapmak boob f.
çok meşgul olmak have one's hands full f.
çok konuşmak rattle f.
çok zarar vermek wreak havoc on f.
çok uzatmak belabor f.
çok olmak (bir yerde) abound in f.
zekasına çok güvenmek be too clever by half f.
çok üşümek be perishing f.
çok görmek grudge f.
detayları çok önemsemek niggle f.
çok çalıştırmak overwork f.
çok çalışmak slog away f.
çok kısa bir süre kalmak put in an appearance f.
çok yararlı olmak go a long way towards f.
birini çok zahmete sokmak lead someone a merry chase f.
çok harcamak lavish f.
çok korkutmak freeze one's blood f.
çok olmak abound f.
birini çok yormak fag someone out f.
bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak have a lot on one's plate f.
çok yorulmak give out f.
çok heyecanlı olmak be all keyed up f.
çok düşünmek puzzle over f.
çok yaklaşmak approximate f.
birinin bir şeyi yapmasını çok istemek be anxious for someone to do something f.
çok sıkıntı çekmek lead a dog's life f.
çok üzülmek deplore f.
çok başarılı olmak (belirli bir konuda) shine f.
çok saygı duymak venerate f.
çok alkış toplamak bring down the house f.
çok olmak (bir yerde) abound with f.
çok yormak jade f.
çok çalışmak mug up f.
çok korkutmak terrify f.
birini çok uğraştırmak lead someone a dance f.
çok yalan söylemek lie like a trooper f.
çok içmek swill f.
birden çok yavru doğurmak litter f.
çok istemek raring to f.
çok sevinmek be overjoyed f.
çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak get something out of one's system f.
çok kısa bir sürede büyük paralar kazanmak be minting it f.
çok istemek slaver for f.
çok bulunmak (bir şey) be studded with f.
çok ciddi davranmak prim f.
çok başarılı olmak go far f.
bir işin yapılması için çok az zaman vermek give short notice f.
çok şey ifade etmek mean everything to (me/him/her) f.
çok yüksek sesle ağlamak squall f.
çok sevmek dote on f.
çok uğraşmak take pains f.
çok önemli olmak be of prime importance f.
çok para kazanmak make a bundle f.
çok zor bir durumda olmak be at bay f.
çok üşümek freeze f.
çok ihtiyacı olmak cry for f.
çok öfkelenmek see red f.
çok miktarda bulunmak be alive with f.
birini çok yormak lead someone a merry chase f.
çok sevinmek rejoice at f.
faydadan çok zararı olmak do more harm than good f.
çok düşmek (fiyat) sink low f.
çok acıkmak starve f.
bir şey yapmayı çok istemek have an urge to f.
çok sevinmek exult f.
kendinden çok hoşnut olmak be in one's glory f.
çok çaba sarfetmek make a great effort f.
çok duman çıkarmak billow f.
çok sevmek fancy f.
çok pahalıya patlamak pay an arm and a leg for f.
çok indirmek (fiyatları, bütçeyi vb'ni) slash f.
bir şey yapmayı çok istemek feel urge to f.
çok çile çekmek go through a difficult patch f.
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked by f.
çok tiz bir ses çıkarmak squeal f.
çok istemek long f.
çok çalışmak work very hard f.
çok gürültü yapmak raise the roof f.
çok sarhoş olmak be pissed f.
çok sevindirmek elate f.
çok terlemek sweat like a pig f.
çok terlemek sweat buckets f.
çok çalışmak work up a sweat f.
çok methetmek sing someone's praises f.
çok istemek long for f.
çok istemek long to f.
çok arzu etmek yearn for f.
çok istemek yearn for f.
çok sayıda olmak flood f.
çok moralsiz hissetmek hit rock bottom f.
kendini çok şanssız hissetmek hit rock bottom f.
çok meşgul olmak hardly to have time to breathe f.
çok yormak exhaust f.
çok iş görmek go far f.
çok ucuza gitmek go for a song f.
çok satılmak sell like hot cakes f.
bir şeyin çok zararını görmek be hard hit by f.
çok emeği geçmek support f.
çok gelmek brim over f.
çok olmak brim over f.
çok ders çalışmak study hard f.
çok eğlenmek have a great time f.
çok bilgisiz olmak be highly ignorant f.
çok bilgisiz olmak be rather illiterate f.
çok eğlenmek have a lot of fun f.
çok eğlenmek have a blast f.
pek çok sevmek go for f.
çok konuşmak natter f.
çok yoğun çalışmak work hard f.
çok tembel olmak be very lazy f.
çok hoşlanmak be fond of (something/someone) a lot f.
çok sıkılmak get bored a lot f.
çok yoğun çalışmak study hard f.
çok hoşlanmak like some very much f.
çok ağlamak cry a lot f.
çok benzemek look alike somebody a lot f.
çok yoğun çalışmak study intensively f.
çok özlemek miss someone very much f.
çok kar yağmak snow a lot f.
çok tartışmak have a discussion on/about something with someone a lot f.
çok üzülmek be so sad f.
çok ağlamak shed tears a lot f.
çok üzülmek be very much upset by someone f.
çok üzülmek fell so sad f.
çok ağlamak sob a lot f.
çok güzel olmak be very beautiful f.
çok önemsemek consider (someone/something) important f.
çok yoğun çalışmak work intensively f.
çok üzülmek be very much distressed by someone f.
çok kazanmak earn a lot f.
çok benzemek be the spit of somebody f.
çok benzemek resemble somebody a lot f.
çok şey ifade etmek be important f.
çok güzel olmak be very pretty f.
çok içip sarhoş olmak get pissed out of one's mind f.
çok önem vermek give particular importance to something f.
üzerinde çok durmak stress too much f.
üzerinde çok durmak overemphasize f.
üzerinde çok durmak put excessive emphasis on f.
üzerinde çok durmak overemphasise f.
çok bekletmek keep someone wait a long time f.
çok beklemek wait a long time f.
çok para kazanmak earn a lot of money f.
çok para kazanmak earn a fortune f.
çok (alkol) içmek souse f.
çok içmek drink heavily f.
çok büyük bir hata yapmak make a boo boo f.
birşeyi yapmakta çok istekli olmak fall over oneself to do something f.
çok yemek eat a lot f.
çok beğenmek hold in esteem f.
çok beğenmek hold in high esteem f.
bir konuda çok ilgili olmak take an eager interest in f.
çok mutlu olmak be in seventh heaven f.
çok mutlu olmak be on a natural high f.
çok gelmek be too much (for) f.
çok söylemek talk too much f.
çok görmek begrudge (someone) (something) f.
çok gelmek become too much for (someone) to take f.
çok olmak overstep the limit f.
çok olmak mount up f.
çok görmek consider (something) to be too much f.
çok görmek grudge (someone) (something) f.
çok arzulamak lust after f.
çok şaşırmak be dumbfounded f.
üzerine çok düşmek pamper f.
çok sayıda bulunmak abound f.
çok konuşmak outspeak f.
çok sevmek be very fond of f.
çok önem vermek make much of f.
çok fazla sevmek overlove f.
birini çok sevmek overlove f.
birini çok sevmek excessive love f.
çok yavaş yemek eat like a bird f.
çok az yemek eat like a bird f.
çok önem vermek attach great importance f.
çok çabalamak strive hard f.
çok çabalamak exert oneself f.
çok çabalamak strive mightily f.
çok beğenmek think the world of f.
çok özen göstermek pay strict attention to f.
çok benzemek approach f.
çok şaşırmak be astonished f.
çok sevinçli olmak rejoice f.
sınav için çok çalışmak cram f.
çok hasta olmak be as sick as a dog f.
çok yormak do in f.
çok düşünmek dwell upon f.
çok düşünmek dwell on f.
çok azalmak drop off f.
çok sevmek dote f.
morali çok bozuk olmak be at rock bottom f.
çok korkmak be terrified f.
gelecekte ne olacağı hakkında çok düşünmek think ahead f.
çok hızlı hareket etmek flash f.
çok şaşırtmak flabbergast f.
-i çok etkilemek bear down on f.
-i çok desteklemek be strong for f.
-i çok sevmek be enchanted with f.
halk tarafından çok sevilmek be well-liked by the public f.
-i çok özlemek be sick for f.
-i çok özlemek be hungry for f.
-i çok sevmek be enchanted by f.
çok tembel olmak be work-shy f.
-i çok arzu etmek be hungry for f.
-i çok istemek be thirsty for f.
-den çok üzgün olmak be all broken up over f.
-i çok arzu etmek hunger for f.
-e çok sevinmek glory f.
çok beğenmek hold-in-high-regard f.
çok boyutlu yaşamak have a multi-dimensional life f.
-i çok özlemek hunger for f.
-i çok beğenmek hang up f.
-i çok gerektirmek cry for f.
-i çok geride bırakmak outdo f.
-i çok şaşırtmak stun f.
-i çok duygulandırmak tug at one's heartstrings f.