highly - Türkçe İngilizce Sözlük

highly

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

highly — Definition

Anlamı ve Tanımı:
son derece, çok
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈhaɪli/ – BrE /ˈhaɪli/)
Terim Türü:
Zarf
Bir nitelik veya eylemin yüksek derecede gerçekleştiğini anlatan zarftır; değerlendirme ve övgü bağlamlarında sık kullanılır. High köküne -ly eklenerek derecelendirme işlevi kazanır.
Eş Anlamlılar:
extremely
Zıt Anlamlılar:
slightly

"highly" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
highly zf. çok
The company hired a highly-skilled young man for the job.
Şirket bu iş için çok yetenekli genç bir adamı işe aldı.

More Sentences
highly zf. yüksek derecede
This is just one example of highly polluting substances being discharged, but there are many others.
Bu, yüksek derecede kirletici maddelerin boşaltıldığı örneklerden sadece biri, ancak daha pek çoğu var.

More Sentences
highly zf. son derece
Let me remind you, in this context, that we have hitherto been highly cooperative.
Bu bağlamda, şimdiye kadar son derece işbirlikçi olduğumuzu hatırlatmama izin verin.

More Sentences
highly zf. hayli
This music is highly polyphonic.
Bu müzik hayli çok seslidir.

More Sentences
highly zf. bir hayli
I know you think highly of her.
Onu bir hayli düşündüğünü biliyorum.

More Sentences
highly zf. oldukça
In fact, these are often nations that are already highly restricted by their own legal framework.
Aslında bunlar genellikle kendi yasal çerçeveleri tarafından zaten oldukça kısıtlanmış olan ülkelerdir.

More Sentences
highly zf. pek
The only thing is that I see such a situation as highly unlikely.
Ancak ben böyle bir durumu pek olası görmüyorum.

More Sentences
highly zf. yüksek oranda
Exactly the same applies to highly refined products such as edible oils or sugar.
Aynı durum yemeklik yağlar ya da şeker gibi yüksek oranda rafine edilmiş ürünler için de geçerlidir.

More Sentences
highly zf. övgüyle
Their teacher always spoke highly about them.
Öğretmenleri her zaman onlardan övgüyle bahsederdi.

More Sentences
highly zf. şiddetle
Following the application instructions is highly recommended.
Uygulama talimatlarının takip edilmesi şiddetle tavsiye edilir.

More Sentences
highly zf. çok olumlu bir şekilde
highly zf. ziyadesiyle
highly zf. pek çok
highly zf. çok iyi
highly zf. gayet
highly zf. yüksek konumda
highly zf. yüksek fiyatlı
highly zf. yüksek maliyetli
highly zf. yüksek fiyata
highly zf. yüksek maliyete
highly zf. hayranlıkla
highly zf. cömertçe
highly zf. yüksek ücretli
highly zf. yüksek seviyede
highly zf. yüksek rütbede
highly zf. asil bir şekilde
highly zf. yüce bir şekilde
highly zf. ağırbaşlı bir şekilde

"highly" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 147 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
highly-paid job i. yüksek maaşlı iş
highly decorated officer i. göğsü brövelerle dolu subay
esteem highly f. büyük görmek
think highly of f. takdir etmek
be highly pleased f. dört köşe olmak
highly pleased f. dört köşe olmak
become a highly controversial topic f. tartışılır hale gelmek
become highly questionable f. tartışılır hale gelmek
admire very highly f. hayranlık beslemek
speak highly of somebody f. övgüyle söz etmek
be highly ignorant f. çok bilgisiz olmak
think highly of oneself f. fasulye gibi kendini nimetten saymak
highly recommend f. şiddetle önermek
esteem very highly f. çok saygı duymak
esteem very highly f. çok değer vermek
speak highly of f. methetmek
speak highly of f. övmek
think highly of oneself f. kendini bir şey sanmak
become a highly controversial topic f. son derece tartışmalı bir konu halini almak
speak highly of f. övgüyle bahsetmek
to never stop speaking highly of something/someone f. anlata anlata bitirememek
can't help speaking highly of something/someone all the time f. anlata anlata bitirememek
highly recommend f. şiddetle tavsiye etmek
highly odd s. son derece saçma
highly educated s. iyi eğitim almış
highly gifted s. kabiliyetli
highly gifted s. üstün yetenekli
highly strung s. gergin
highly talented s. çok üstün yetenekli (oyuncu vb)
highly placed s. kıdemli
highly skilled s. çok becerikli (işçi)
highly productive s. yüksek verimli
highly productive s. verimi yüksek
highly qualified s. son derece kalifiye
highly qualified s. yüksek vasıflı
highly qualified s. son derece vasıflı
highly qualified s. son derece yetenekli
highly regarded s. son derece saygın
highly motivated s. yüksek motivasyonlu
highly strung s. sinirli
highly strung s. gergin (kimse)
highly reputable s. son derece saygın
highly important s. son derece önemli
highly effective s. oldukça tesirli
highly effective s. oldukça etkili
highly effective s. hayli tesirli
highly effective s. hayli etkili
highly influential s. bir hayli etkili
highly influential s. bir hayli tesirli
highly reliable s. yüksek güvenilirlikli
highly trained s. yüksek eğitimli
highly trained s. iyi eğitimli
highly enjoyable s. son derece keyifli
highly enjoyable s. son derece eğlenceli
highly-sexed s. seks düşkünü
highly experienced s. çok deneyimli
highly experienced s. çok tecrübeli
highly-committed s. kendini son derece adamış
highly recommended s. şiddetle tavsiye edilen
highly unusual s. oldukça sıra dışı
highly unusual s. bir hayli sıra dışı
highly-charged s. aşırı gerilimli
highly charged s. hararetli
highly-charged s. hararetli (tartışma)
highly charged s. gerilimli
highly-charged s. gerilimli
highly-charged s. hararetli
highly charged s. aşırı gerilimli
highly charged s. hararetli (tartışma)
highly poisonous s. son derece zehirli
highly poisonous s. çok zehirli
highly poisonous s. aşırı zehirli
highly poisonous s. çok zehirli
highly touted s. son derece süslü
highly acclaimed s. geniş kitleler tarafından beğenilen
highly likely zf. kuvvetle muhtemel
highly-likely zf. kuvvetle muhtemel
highly unlikely zf. uzak ihtimal
highly likely zf. büyük ihtimalle
Konuşma Dili
a highly worrisome development i. son derece kaygı verici bir gelişme
highly strung s. gergin
highly regarded s. itibar sahibi
highly regarded s. çok saygın
highly regarded s. muteber
highly strung expr. sinirli
Deyim
think highly of someone f. takdir etmek
think highly of someone f. iyi gözle bakmak
think highly of someone f. hakkında iyi/olumlu düşünmek
speak highly of (someone or something) f. (birini/bir şeyi) methetmek
speak highly of (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) övgüyle bahsetmek
speak highly of (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) övgüyle söz etmek
speak highly of (someone or something) f. (birini/bir şeyi) övmek
think highly of (someone or something) f. (biri/bir şey) hakkında iyi/olumlu düşünmek
think highly of f. hakkında iyi/olumlu düşünmek
think highly of f. takdir etmek
think highly of (someone or something) f. (birini/bir şeyi) takdir etmek
think highly of (someone or something) f. (birine/bir şeye) iyi gözle bakmak
think highly of f. iyi gözle bakmak
Konuşma
I'm glad you think so highly of me expr. beni bu kadar düşündüğüne çok sevindim
she/he spoke highly of you expr. senden övgüyle söz etti
she/he spoke highly of you expr. senden övgüyle bahsetti
Ticaret/Ekonomi
highly competitive market i. rekabetin çok olduğu piyasa
highly-geared company i. özsermayesine oranla yüksek borca sahip şirket
highly industrialized s. büyük çapta sanayileşmiş
Siyasal
highly disputed issues i. üzerinde en fazla tartışılan konular
highly indebted poor countries i. ağır borç yükleri altındaki fakir ülkeler
highly symbolic i. yüksek temsil
Sigortacılık
highly protected risk i. çok iyi korumalı riziko
Turizm
highly available s. yüksek erişimli
Teknik
highly corrosive conditions i. aşırı korozif şartlar
highly elastic i. yüksek elastiki
highly reflective coating i. yansıtıcılığı yüksek kaplama
highly absorptive aggregate i. çok emici agrega
highly organic soil i. yüksek oranda örgensel toprak
highly accelerated stress tests i. çok hızlandırılmış gerilim deneyleri
highly accelerated temperature and humidity stress test i. yüksek seviyede hızlandırılmış sıcaklık ve nem zorlaması deneyi
highly accelerated stress test i. çok hızlandırılmış gerilim deneyi
highly accelerated stress test i. yüksek seviyede hızlandırılmış zorlama deneyi
highly elastic s. yüksek esneklikli
highly elastic s. esnekliği yüksek
highly elastic s. elastikiyeti yüksek
highly sensitive s. çok hassas
highly soluble s. yüksek oranda çözünür
highly inflammable s. çok tutuşkan
highly stressed s. yüksek gerilimli
Bilişim
highly superior autobiographical memory i. son derece üstün otobiyografik bellek
Tekstil
highly forgiving i. tolerans
highly forgiving i. yüksek kararlılık
Medikal
highly hazardous substances i. çok tehlikeli maddeler
highly proliferating cells i. yüksek çoğalma erkinde olan hücreler
highly biocompatible enzyme aggregates i. yüksek biyouyumlu enzim agregatları
haart (highly active antiretroviral therapy) kısalt. çok etkin antiretroviral tedavi
Diş Hekimliği
highly arched palate i. yüksek damak
Patoloji
highly pathogenic avian influenza i. yüksek derecede patojenik kuş gribi
highly infective s. oldukça hastalık bulaştırıcı (mikroorganizma)
highly infective s. oldukça enfektif (mikroorganizma)
Kimya
heu (highly enriched uranium) kısalt. aşırı zenginleştirilmiş uranyum
Biyoloji
highly interconnected porous tissue scaffold i. yüksek gözenek bağlantılı doku iskelesi
Deniz Biyolojisi
highly migratory species i. uzak göçmen balıklar
Sosyal Bilimler
highly-developed s. endüstriyel kalkınması yüksek (toplum)
Eğitim
highly trusted sponsor status i. çok güvenilen (yüksek güvenilirlikli) sponsorluk statüsü
Çevre
highly-enriched uranium i. aşırı zenginleştirilmiş uranyum
highly polar s. polaritesi yüksek
Coğrafya
highly moist s. yüksek rutubetli
Askeri
highly decorated officer i. göğsü brövelerle dolu asker
Spor
highly strung s. el tutma yeri ve kiriş arasında yumruktan daha büyük mesafe olan (yay)
highly-strung s. el tutma yeri ve kiriş arasında yumruktan daha büyük mesafe olan (yay)