extremely - Türkçe İngilizce Sözlük

extremely

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

extremely — Definition

Anlamı ve Tanımı:
son derece, aşırı derecede, çok
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪkˈstriːmli/ – BrE /ɪkˈstriːmli/)
Terim Türü:
Zarf
Bir durumun yoğunluğunu güçlü biçimde artıran zarftır; “very”den daha vurgulu bir seviye taşır. Extreme kökünden -ly ile türetilmiştir; modern kullanımda extremely, ölçünün uca yaklaştığını ima ederek sözün ağırlığını yükseltir, fakat aşırı kullanımda etkisi aşınabilir.
Eş Anlamlılar:
exceedingly, highly, exceptionally
Zıt Anlamlılar:
slightly, moderately, somewhat

"extremely" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
extremely zf. son derece
William was an extremely gifted pianist.
William son derece yetenekli bir piyanistti.

More Sentences
extremely zf. çok
In the course of the work in the Temporary Committee on Human Genetics, I learned that we know extremely little.
İnsan Genetiğine ilişkin Geçici Komisyon'daki çalışmalarım sırasında çok az şey bildiğimizi öğrendim.

More Sentences
extremely zf. fazlasıyla
Mary is extremely attractive.
Mary fazlasıyla çekici.

More Sentences
extremely zf. aşırı
The last thing we want is an extremely bureaucratic system imposed on the boat owners and users of Europe.
İsteyeceğimiz son şey, Avrupa'daki tekne sahiplerine ve kullanıcılarına dayatılan aşırı bürokratik bir sistemdir.

More Sentences
extremely zf. aşırı derecede
The lamp becomes extremely hot during operation.
Lamba çalışma sırasında aşırı derecede ısınır.

More Sentences
extremely zf. fazlaca
extremely zf. gayetle
extremely zf. aşırı miktarda
extremely zf. aşırı boyutta
extremely zf. feci
extremely zf. had safhada
extremely zf. yoğun olarak
extremely zf. yoğun ölçüde
extremely zf. ziyadesiyle
Siyasal
extremely zf. uç noktada

"extremely" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 83 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
extremely white s. bembeyaz
Genel
extremely sick i. ağır hasta
extremely cold climates i. çok soğuk iklimler
extremely rare example i. uç örnek
harden extremely f. abanoz kesilmek
achieve an extremely difficult objective f. zoru başarmak
achieve an extremely difficult goal f. zoru başarmak
(of food or drink) extremely palatable f. tadı damağında kalmak
be extremely scared f. bembeyaz kesilmek
be extremely shocked f. bembeyaz kesilmek
be extremely poor f. acından ölmek
be extremely pleased (about something) f. etekleri zil çalmak
be extremely happy f. etekleri zil çalmak
be extremely glad f. etekleri zil çalmak
feel extremely happy f. aşırı sevinmek
be extremely surprised f. kalakalmak
be extremely surprised f. kal gelmek
be extremely surprised f. donup kalmak
be extremely surprised f. kala kalmak
be extremely surprised f. donakalmak
be extremely tired f. hali olmamak
be extremely tired f. kolunu kaldıracak hali olmamak
be extremely boring f. son derece sıkıcı olmak
be extremely boring f. aşırı sıkıcı olmak
be extremely thirsty or dry f. içi yanmak
extremely obstinate s. inadı inat
extremely hard s. aşırı sert
extremely low s. aşırı düşük
extremely sick s. çok hasta
extremely drunk s. aşırı alkollü
extremely lucky s. çok şanslı
extremely romantic s. aşırı romantik
extremely valuable s. aşırı değerli
extremely optimistic s. aşırı iyimser
extremely rare s. son derece nadir
extremely important s. son derece önemli
extremely busy s. aşırı/son derece meşgul veya yoğun
extremely popular s. son derece popüler
extremely good s. son derece iyi
extremely costly s. oldukça pahalı
extremely costly s. son derece pahalı
extremely hot s. aşırı sıcak
ext (extremely) kısalt. çok
ext (extremely) kısalt. aşırı derecede
ext (extremely) kısalt. fazlasıyla
Ticaret/Ekonomi
extremely dangerous goods i. olağanüstü tehlikeli mal
extremely cheap s. çok ucuz
Siyasal
these possibilities and circumstances may turn out to be extremely unfavourable expr. bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir
Teknik
extremely low frequency i. aşırı alçak frekans
extremely low frequency i. çok alçak frekans
extremely high frequency i. çok yüksek frekans
extremely high frequency i. aşırı yüksek frekans
ehf (extremely high frequency) i. çok yüksek frekans
ehf (extremely high frequency) i. aşırı yüksek frekans
elf (extremely low frequency) i. çok alçak frekans
elf (extremely low frequency) i. aşırı alçak frekans
extremely high frequency s. çok yüksek frekanslı
Bilgisayar
extremely low on memory expr. bellekteki boş yer çok az
Telekom
extremely high frequency i. son derece yüksek frekans
Elektrik
extremely high frequency i. çok yüksek frekans
extremely low frequency i. çok alçak frekans
Otomotiv
extremely hazardous substance i. çok tehlikeli madde
Havacılık
extremely high frequencies i. çok yüksek frekanslar
Medikal
extremely challenging s. çok zor
Patoloji
xdr-tb (extremely drug resistant tuberculosis) i. ilaca dirençli tüberküloz
Matematik
extremely disconnected set i. aşırı bağlantısız küme
Çevre
extremely large volcanic eruption i. aşırı volkan püskürmesi
extremely polluted marine environments i. aşırı şekilde kirlenmiş deniz ortamları
Argo
cobweb cunt [extremely offensive] i. sekse soğuk bakan kadın
cobweb cunt [extremely offensive] i. seks yapmayı sevmeyen kadın
cobweb cunt [extremely offensive] i. bacak arası örümcek ağı bağlamış kadın
cobweb cunt [extremely offensive] i. uzun süredir seks yapmamış kadın
cobweb cunt [extremely offensive] i. örümcek ağı bağlamış kuku
cobweb cunt [extremely offensive] i. kukusu örümcek ağı bağlamış kadın
farm nigger [extremely offensive] i. kölelikten başka şeye yaramayan/kafası basmayan zenci
farm nigger [extremely offensive] i. çiftlikten çıkamamış zenci
farm nigger [extremely offensive] i. ancak çiftlikte çalışabilecek zenci
farm nigger [extremely offensive] i. zenci köle
farm nigger [extremely offensive] i. aptal zenci
farm nigger [extremely offensive] i. çiftlikten çıkma zenci
be extremely happy in someone's company f. aynı frekansta olmak
be extremely happy in someone's company f. çok iyi anlaşmak
be extremely happy in someone's company f. birinin arkadaşlığından çok hoşnut olmak