| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | sadly zf. | çok | ||
|
You are an important man for the club who is going to be sadly missed. Kulüp için önemli bir adamsın ve seni çok özleyeceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | üzüntülü bir şekilde | ||
|
He sadly looked at his son for the last time and left the room. Üzüntülü bir şekilde son kez oğluna baktı ve odadan ayrıldı. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | hüzünle | ||
|
The old man laughed sadly. Yaşlı adam hüzünle güldü. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | acı bir şekilde | ||
|
The old man started to laugh sadly. Yaşlı adam acı bir şekilde gülmeye başladı. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | ne yazık ki | ||
|
Sadly, a 15-year-old girl, Katherine Fish, was killed. Ne yazık ki 15 yaşındaki Katherine Fish adlı bir kız çocuğu hayatını kaybetti. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | üzülerek | ||
|
I must say that, sadly, my country is no example when it comes to reducing emissions, but rather the opposite. Üzülerek söylemeliyim ki, emisyonların azaltılması konusunda benim ülkem örnek değil, tam tersi. More Sentences |
||||
| Genel | sadly zf. | maalesef | ||
|
Sadly, I don't have permission to show you the data. Maalesef size bu verileri gösterme yetkim yok. More Sentences |
||||
| Genel | sadly s. | sağlığı bozuk | ||
| Genel | sadly s. | sıhhati yerinde olmayan | ||
| Genel | sadly zf. | son derece | ||
| Genel | sadly zf. | kederli bir biçimde | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | look sadly f. | üzgün üzgün bakmak |
| İfadeler | ||
| İfadeler | but sadly expr. | ama ne yazık ki |