precious - Türkçe İngilizce Sözlük

precious

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

precious — Definition

Anlamı ve Tanımı:
değerli, kıymetli, nadide
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈprɛʃəs/ – BrE /ˈprɛʃəs/)
Terim Türü:
Sıfat: precious
Maddi veya duygusal açıdan yüksek değer taşıyanı niteleyen sıfattır. Latince pretiosus (“değerli”) kökünden gelmiştir. Mücevherat, insan ilişkileri ve mecazi anlatımlarda korunması gereken değeri vurgulamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
valuable, cherished
Zıt Anlamlılar:
worthless

"precious" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
precious s. değerli
The lock of hair was infinitely precious to him.
Bir tutam saç onun gözünde dünyalar kadar değerliydi.

More Sentences
precious s. kıymetli
That is too precious to become the plaything of wealthy, western tourists.
Bu, zengin ve batılı turistlerin oyuncağı olamayacak kadar kıymetlidir.

More Sentences
Genel
precious s. çok pahalı
Everything is so precious.
Her şey çok pahalı.

More Sentences
precious s. çok
We should admit that the previous reforms of the European Parliament have achieved precious little.
Avrupa Parlamentosu'nun önceki reformlarının çok az şey başardığını kabul etmeliyiz.

More Sentences
precious s. değerli
The lock of hair was infinitely precious to him.
Bir tutam saç onun gözünde dünyalar kadar değerliydi.

More Sentences
precious s. kıymetli
That is too precious to become the plaything of wealthy, western tourists.
Bu, zengin ve batılı turistlerin oyuncağı olamayacak kadar kıymetlidir.

More Sentences
precious s. (kıymetli taş) çok değerli
What our predecessors constructed in Europe is too precious to us for that.
Atalarımızın Avrupa'da inşa ettikleri bizim için çok değerlidir.

More Sentences
precious s. sevimli
This is my dog Bubbles. Isn't she precious?
Bu benim köpeğim Bubbles. Çok sevimli değil mi?

More Sentences
precious s. pek kıymetli
I never wanted your precious jacket anyway!
Zaten senin o pek kıymetli ceketini hiç istememiştim!

More Sentences
precious s. canım
What is bothering you, precious?
Seni rahatsız eden ne, canım?

More Sentences
precious s. abartı
Her outfit seemed precious and juvenile.
Kıyafeti abartı ve çocuksu görünüyordu.

More Sentences
Teknik
precious s. değerli
The lock of hair was infinitely precious to him.
Bir tutam saç onun gözünde dünyalar kadar değerliydi.

More Sentences
precious s. kıymetli
That is too precious to become the plaything of wealthy, western tourists.
Bu, zengin ve batılı turistlerin oyuncağı olamayacak kadar kıymetlidir.

More Sentences
Genel
precious i. sevgili
precious i. kıymetli kimse
precious i. değerli kimse
precious i. yar
precious s. büyük
precious s. fazla nazik
precious s. müşkülpesent
precious s. aşırı
precious s. aşırı ince
precious s. ender
precious s. pahalı
precious s. ağır
precious s. sevgili
precious s. tamamen
precious s. nadide
precious s. aziz
precious s. kıymeti olan
precious s. fazlasıyla
precious s. değer
precious s. düzeyli
precious s. seviyeli
precious s. yapmacık
precious s. iki yüzlü
precious s. yapay
precious s. poz kesen
precious s. (ironi amaçlı) beş para etmez
precious s. tatlı
precious s. kendine çeken
precious s. etkisi altına alan
precious s. büyüleyici
precious s. yapmacık
precious s. sahte
precious s. kasıntı
precious s. (aşağılayıcı anlamda) çok şeker
precious zf. ziyadesiyle
Konuşma Dili
precious s. tam
precious s. esaslı
precious s. kusursuz
precious s. mükemmel
precious s. kesin
precious s. mutlak

"precious" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 39 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
precious metal i. kıymetli metal
precious metals i. altın gümüş gibi kıymetli madenler
dealer of gold and other precious metals i. sarraf
precious stone i. değerli taş
precious stone i. mücevher
precious stone i. kıymetli taş
precious stones i. değerli taşlar
precious metals i. kıymetli metaller
semi-precious mineral i. yarı değerli taş
semi-precious stone i. yarı değerli taş
semi-precious natural stone i. yarı değerli doğal taş
precious pupp i. değerli (çizgi film karakteri)
precious little/few s. çok küçük/az
Konuşma Dili
(very) precious s. bir ömre bedel
Konuşma
my precious expr. canım
you are precious to me expr. benim için değerlisin
your time is precious to us expr. zamanınız bizim için değerlidir
Ticaret/Ekonomi
precious metals loan i. kıymetli maden kredisi
precious metals i. kıymetli madenler
precious metal deposit accounts i. kıymetli maden depo hesapları
precious metals i. değerli metaller
precious metals funds i. kıymetli maden fonları
golden and precious metals funds i. altın ve kıymetli madenler fonu
precious metal i. kıymetli maden
advance on precious metals i. kıymetli madenler karşılığı avans
advance on precious metals i. değerli madenler karşılığı avans
precious metal trade i. değerli maden ticareti
Siyasal
precious metal i. kıymetli maden
precious loneliness i. değerli yalnızlık
Sigortacılık
precious metals funds i. kıymetli madenler fonları
Teknik
fineness of precious metal alloys i. kıymetli metal alaşımların ayarı
jewellery made of precious metal alloys i. kıymetli metal alaşımlarından imal edilen ziynet eşyaları
precious metals i. kıymetli metaller
Maden
precious metal ores i. değerli metal cevherleri
Deniz Biyolojisi
precious coral i. kırmızı mercan
Edebiyat
my precious exclam. kıymetlim
Tarih
this foundation is your most precious treasure expr. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir
Jeoloji
semi-precious s. mücevher sayılmayan fakat bir miktar değeri olan (taş)
semi-precious s. yarı değerli (taş)