train - Türkçe İngilizce Sözlük

train

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

train — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tren, eğitmek
Okunuş (IPA):
(AmE /treɪn/ – BrE /treɪn/)
Terim Türü:
İsim: train (trains); Fiil: train (trains – trained – training)
Raylı ulaşım aracı ya da beceri kazandırma süreci. Eski Fransızca trainer kökünden evrilmiştir. Ulaşım ve eğitim bağlamlarında disiplinli ilerleme fikrini birleştirir.
Eş Anlamlılar:
educate, coach (contextual)
Zıt Anlamlılar:
neglect

"train" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 83 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
train i. tren
I'll take the next train to London.
Londra'ya giden ilk trene bineceğim.

More Sentences
train f. eğitim vermek
All employees are trained in first aid.
Tüm çalışanlara ilkyardım eğitimi verilmektedir.

More Sentences
train f. eğitmek
I trained my dog to follow simple orders.
Köpeğimi basit emirlere uyması için eğittim.

More Sentences
Genel
train i. kuyruk (elbise, kuş)
A dress with a short train is more suitable for an indoor wedding.
Kapalı mekanda yapılacak bir düğün için kısa kuyruklu bir elbise daha uygun düşer.

More Sentences
train i. katar
They noticed a camel train passing at the foot of the dunes.
Kum tepelerinin eteklerinden bir deve katarının geçtiğini fark ettiler.

More Sentences
train i. maiyet
The king was accompanied by a train of servants.
Krala maiyetindeki hizmetkârlar eşlik ediyordu.

More Sentences
train i. sürü
A long train of camels was moving to the west.
Uzun bir deve sürüsü batıya doğru ilerliyordu.

More Sentences
train f. çalıştırmak
Exercise trains the muscles.
Egzersiz kasları çalıştırır.

More Sentences
train f. antrenman yapmak
He spent his whole life training for the Olympics.
Tüm hayatını Olimpiyatlar için antrenman yaparak geçirdi.

More Sentences
train f. nişan almak
They trained their arrows at the dragon.
Oklarını ejderhaya nişan aldılar.

More Sentences
train f. terbiye etmek
Sami is training his nafs.
Sami nefsini terbiye ediyor.

More Sentences
train f. eğitim görmek
It must be sensible to allow those who wish to work, train or acquire an education to do so.
Çalışmak, eğitim görmek veya eğitim almak isteyenlerin bunu yapmalarına izin vermek mantıklı olmalıdır.

More Sentences
train f. öğretmek
It trained me to forgive myself and to love myself.
Bana kendimi affetmeyi ve kendimi sevmeyi öğretti.

More Sentences
train f. alıştırmak
Tom can't ride a bicycle very well yet, so his bicycle has training wheels.
Tom henüz bisiklete çok iyi binemiyor, bu yüzden bisikletinin alıştırma tekerlekleri var.

More Sentences
train f. yetiştirmek
We want to train our students to be safe, competent and independent osteopaths.
Öğrencilerimizi güvenli, yetkin ve bağımsız osteopatlar olarak yetiştirmek istiyoruz.

More Sentences
train f. büyütmek (bir bitkiyi belirli bir yöne doğru veya belirli bir biçimde)
She used a soft coated wire to train her plants.
Bitkilerini büyütmek için yumuşak kaplamalı bir tel kullanıyordu.

More Sentences
train f. çalışmak
I am training hard so that I may win the race.
Yarışı kazanabilmek için çok çalışıyorum.

More Sentences
Teknik
train i. tren
I'll take the next train to London.
Londra'ya giden ilk trene bineceğim.

More Sentences
train f. eğitmek
I trained my dog to follow simple orders.
Köpeğimi basit emirlere uyması için eğittim.

More Sentences
train f. yetiştirmek
We want to train our students to be safe, competent and independent osteopaths.
Öğrencilerimizi güvenli, yetkin ve bağımsız osteopatlar olarak yetiştirmek istiyoruz.

More Sentences
Spor
train f. antrenman yapmak
He spent his whole life training for the Olympics.
Tüm hayatını Olimpiyatlar için antrenman yaparak geçirdi.

More Sentences
Genel
train i. dizi
train i. zincir
train i. kafile
train i. silsile
train i. çok uzun bir eteğin yerde sürünen kısmı
train i. sıra
train i. saf
train i. şimendifer
train i. takım
train i. kervan
train i. akıbet
train i. olayların neticesi
train i. uygun düzenleme
train i. belli başlı sıralama
train i. yol yordam
train i. süreç
train i. metot
train f. sürüklemek
train f. doğrultmak (silah)
train f. idman etmek
train f. idman yapmak
train f. eğitime tabi tutmak
train f. eğitimden geçirmek
train f. -e nişan almak
train f. yetişmek
train f. saça istenen şekli vermek
train f. saçı istenen şekilde uzatmak
train f. kandırmak
train f. gözünü boyamak
train f. ikna etmek
train f. aklını çelmek
train f. çekiştirerek uzatmak
train f. sündürmek
train f. yerlere değdirerek sürümek
train f. ortak hareket etmek
train f. işbirliği yapmak
train f. (çocuğa) tuvalet eğitimi vermek
train f. talim görmek
Teknik
train i. metali şekillendirmeye yarayan bir dizi düz veya yivli rulo
train i. (bir mekanizmanın çalışmasını sağlayan) düzen
train i. konvoy
Mekanik
train i. mekanizma düzeneği
train i. dişli takımı
Tekstil
train i. yün temizlemeye yarayan bir dizi fıçı/kase
Demiryolu
train f. tren ile seyahat etmek
Fizik
train i. art arda gelen titreşimler/salınımlar
Kimya
train i. birbirine bağlı bir dizi kimyasal aparat
Biyoloji
train f. (mikroorganizmayı) normalde uygun olmadığı bir ortamda büyümeye alıştırmak
Gökbilim
train i. meteor veya kuyruklu yıldızın bir süre gökyüzünde kalan izi
Hayvancılık
train f. ehlileştirmek
train f. evcilleştirmek
Arıcılık
train i. arıların çiçekte çalışması
Jeoloji
train i. vadiden aşağıya uzanan uzun ve dar jeolojik birikim
train i. artçı sarsıntılar silsilesi
Askeri
train i. fünye görevi gören çizgi halindeki barut
train i. muharebe ünitesine mal ve hizmet tedarik eden personel, taşıt ve teçhizat
train i. donanma filosuna destek için görevlendirilmiş takviye gemiler
train i. uçaktan art arda atılan bir dizi bomba
Silah/Atıcılık
train i. avı çekmek için sıra halinde yerleştirilen leş parçaları
Basketbol
train i. arka arkaya galibiyet alan takım
Eski Kullanım
train i. balina yağı
train i. balık yağı

"train" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
train station i. tren istasyonu
train station i. demiryolu istasyonu
get off the train f. trenden inmek
Genel
freight train i. marşandiz
railway train i. katar
road train i. karayolu treni
connection train i. aktarma treni
train oil i. balina yağı
suburban train i. banliyö treni
wave train i. eşit aralıklı dalgalar
mail train i. posta treni
train depot i. tren istasyonu
through train i. aktarmasız tren
through train i. ekspres tren
train fare i. tren ücreti
wagon train i. yük treni
mail train i. posta
wave train i. dalga treni
railroad train i. tren
goods train i. yük katarı
train ticket i. tren bileti
limited train i. ekspres tren
subway train i. metro
train timetable i. tren tarifesi
direct train i. direkt tren
boat train i. tren
train fare i. tren parası
evening train i. akşam treni
express train i. ekspres tren
goods train i. marşandiz
subway train i. altulaşım taşıtı
local train i. banliyö treni
passenger and goods train i. yolcu ve yük treni
freight train i. yük treni
goods train i. yük treni
pack train i. yük hayvanları katarı
passenger train i. yolcu treni
slow train i. posta treni
stopping train i. posta treni
ghost train i. korku tüneli treni
train travel i. tren yolculuğu
high-speed train i. hızlı tren
the train leaves at four o'clock i. tren saat dörtte kalkar
excursion train i. gezinti treni
merchandise train i. yük treni
through train i. direkt tren
steam train i. buharlı tren
change of train i. aktarma
express train i. hızlı tren
train route i. tren hattı
armored train i. zırhlı tren
commuter train i. banliyö treni
commuter's train i. banliyö treni
special train i. özel tren
split train station i. split tren istasyonu
chapel train i. kuyruklu gelinlik
first train available i. müsait/kalkacak olan ilk tren
first train available i. bulduğum ilk tren
war train i. savaş treni
toy train i. oyuncak tren
the train on platform two i. iki numaralı perondaki tren
busy train station i. yoğun tren istasyonu
train robber i. tren soyguncusu
train robbery i. tren soygunu
train game i. tren oyunu
baggage train i. havalanlarında, tren istasyonlarında, bavulları taşımak için kullanılan, birbirlerine bağlı açık treyler/palet dizisi
baggage train i. yük taşımada kullanılan tren
baggage train i. yük katarı
shuttle train i. aynı hatta gidiş geliş sefer yapan tren
underground train i. yeraltı treni
camel train i. kervan
camel train i. deve kervanı
train conductor i. tren kondüktörü
train crash i. tren kazası
train wreck i. tren kazası
train wreck i. tren enkazı
choo choo train i. çuf çuf tren
mule train i. katır kervanı
train hopping i. gizli bir şekilde yük vagonunda seyahat edilmesi
train [obsolete] i. kapan
train [obsolete] i. atın izlediği yol
train [obsolete] i. düzenbazlık
train [obsolete] i. atın yürüyüşü
train [obsolete] i. at üstünde yolculuk
train [obsolete] i. üçkağıtçılık
train [obsolete] i. at terbiyesi
train [obsolete] i. hayvan tuzağı
train set i. oyuncak tren seti
train-spotting [brit] i. tren istasyonuna gidip tren sayılarını kaydetme faaliyeti
train [obsolete] i. hile
train [obsolete] i. entrika
train case i. makyaj kutusu
train case i. makyaj malzemelerinin konduğu ufak kutu
gravy train i. yüksek gelir getirip kolay ve risksiz olan meslek veya kazançlı girişim
dog train [canada] i. köpek kızağı
dog train [canada] i. köpekli kızak
amel train i. deve kervanı
train on f. doğrultmak
ride in a train f. trene binmek
train apprentices f. çırak yetiştirmek
miss the train f. treni kaçırmak
put in train f. sıraya dizmek
set in train f. başlatmak (etkinlik vb)
train on f. yöneltmek
train something on f. nişan almak
jump a train f. trene atlamak
train on f. nişan almak
be out of train f. idmansız olmak
be in good train f. idmanlı olmak
train on f. sürüklemek
get on the gravy train f. köşe dönmek
get on the gravy train f. beleşe konmak
jump aboard the train f. trene atlamak
use the train f. tren sürmek
get on the train f. trene binmek
board the train f. trene binmek
hop on the train f. trene binmek
jump on the train f. trene atlamak
train the staff f. personel eğitmek
ride the gravy train f. bolluk içinde yaşamak
ride the gravy train f. bolluk içerisinde yaşamak
house-train f. tuvaletini ev dışında yapması için eğitmek
train on f. çevirmek (silah/kamera/projektör vb'ni)
go by train f. trenle gitmek
go to the train station f. tren istasyonuna gitmek
take the same train f. aynı trene binmek
meet on the train f. trende tanışmak
throw oneself under a train f. kendini trenin altına atmak
train students f. öğrenci yetiştirmek
train the trainer f. eğitmeni eğitmek
toilet-train f. (çocuğa) tuvalet eğitimi vermek
crate-train f. (hayvanı) uzun süre kutuda kalmaya alıştırmak
paper-train f. (köpek) evde kağıt üzerinde tuvalet eğitimi vermek
cross-train f. çapraz antrenman yaptırmak
cross-train f. farklı sporlarda antrenman yapmak
cross-train f. (birine) farklı beceri alanlarında eğitim vermek
cross-train f. çapraz antrenman yapmak
potty-train f. (küçük çocuğa) lazımlık kullanmayı öğretmek
potty-train f. (küçük çocuğa) tuvalet eğitimi vermek
house-train [uk] f. terbiye etmek
house-train [uk] f. evcilleştirmek
by train zf. trenle
the next available train, please expr. bir sonraki tren lütfen
Öbek Fiiller
train someone in something f. (bir alanda) eğitmek/yetiştirmek
train (someone or an animal) for something f. için eğitmek/yetiştirmek
train (someone or an animal) as something f. olarak eğitmek/yetiştirmek
train up to something f. idman yapmak
train someone on something f. birini bir konuda eğitmek
train up f. terbiye vermek
train up f. yetiştirmek