pretty - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

pretty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"pretty" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
pretty s. şirin
pretty s. tatlı
pretty s. güzel
pretty s. hoş
pretty s. sevimli
pretty zf. oldukça
pretty zf. bayağı
General
pretty s. cici
pretty s. zarif
pretty s. kıyak
pretty s. şeker
pretty s. çekici
pretty s. ala
pretty s. akça pakça
pretty s. gökçe
pretty s. bir hayli
pretty s. iyi
pretty s. yosma
pretty zf. çok
pretty zf. epey
pretty zf. gayet
pretty zf. hayli
pretty zf. epeyce

"pretty" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 135 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be pretty far behind f. bayağı bir geride olmak
be pretty well suited to f. iyi uymak
be very pretty f. çok güzel olmak
cost a pretty penny f. epey pahalıya mal olmak
pretty up f. güzelleştirmek
sit pretty f. tuzu kuru olmak
pretty cat i. şirin kedi
pretty girl i. güzel kız
pretty girl i. sevimli kız
fairly pretty s. eli yüzü düzgün
in a pretty pickle s. başı belada
pretty big s. oldukça büyük
pretty boring s. oldukça sıkıcı
pretty boring s. bir hayli sıkıcı
pretty close s. oldukça yakın
pretty difficult s. hayli güç
pretty difficult s. epey zor
pretty good s. oldukça iyi
pretty much the same s. hemen hemen aynı
pretty short s. oldukça kısa
pretty ugly s. oldukça çirkin
in a pretty pickle zf. zor veya kötü durumda
pretty much zf. aşağı yukarı
pretty much zf. neredeyse
pretty much zf. hemen hemen
pretty much zf. büyük ölçüde
pretty much zf. oldukça fazla
pretty much the same zf. yine öyle
pretty well zf. neredeyse
pretty well zf. büyük ölçüde
pretty well zf. hemen hemen
pretty well zf. aşağı yukarı
Phrases
pretty cool son derece iyi
pretty cool oldukça iyi
pretty many haylice
pretty soon çok yakında
pretty unfazed by it pek etkilenmemiş
pretty unfazed by it fazla istifini bozmamış
Proverb
be in a pretty scrape ayıkla pirincin taşını
pretty is as pretty does insanlar kıyafetiyle karşılanır fikirleriyle ağırlanır/uğurlanır
pretty is as pretty does insanları dış görünüşlerine göre yargılamayın
we're in a pretty scrape ayıkla şimdi pirincin taşını
Colloquial
a pretty penny çok para
a pretty penny epey para
a pretty penny büyük miktarda para
come to a pretty a pass işler öyle bir noktaya geldi ki
come to a pretty a pass işler öylesine berbat bir noktaya geldi ki
pretty amazing oldukça şaşırtıcı
pretty close oldukça yakın
pretty much neredeyse tamamen
pretty smart epey zekice
pretty well neredeyse tamamen
reach a pretty pass işler öylesine berbat bir noktaya geldi ki
reach a pretty pass işler öyle bir noktaya geldi ki
Idioms
a pretty kettle of fish güç durum
a pretty kettle of fish zor durum
as pretty as a picture çıtı pıtı
as pretty as a picture çok güzel
as pretty as a picture taş bebek gibi
as pretty as a picture resim kadar güzel
be sitting pretty (maddi anlamda) rahatı yerinde olmak
bother one's pretty little head about something bir şeye kafasını takmak
bring to a pretty pass üzücü bir noktaya gelmesine neden olmak
come to a pretty pass sarpa sarmak
come to a pretty pass kötü bir noktaya gelmek
cost (somebody) a pretty penny dünya kadar paraya mal olmak
cost a pretty penny bir servete mal olmak
cost a pretty penny pahalıya patlamak
cost a pretty penny pahalıya mal olmak
cost a pretty penny çok pahalıya mal olmak
cost somebody a pretty penny çok pahalıya mal olmak
cost somebody a pretty penny bir servete mal olmak
gotta get up pretty early in the morning to do something kırk fırın ekmek yemen lazım
lead a person a merry pretty dance başına çorap örmek
lead someone a pretty dance canından bezdirmek
leave someone sitting pretty birine büyük bir miras bırakmak
not a pretty sight pek iç açıcı bir görüntü değil
not be a pretty sight yüzüne bakılacak gibi olmamak
not be just a pretty face sadece güzel/yakışıklı değil (akıllı da)
not be just a pretty face ne güzel ne de zeki
not trouble one's pretty little head about endişelenmemek
pretty oneself (or something) up kendine çeki düzen vermek
pretty oneself (or something) up kendini güzelleştirmek
pretty pickle bela
sit pretty tuzu kuru olmak
sit pretty cebi dolu olmak
sitting pretty cebi dolu
things have come to a pretty pass işler sarpa sardı
things have come to a pretty pass işler kötü bir noktaya geldi
things have reached a pretty pass işler sarpa sardı
things have reached a pretty pass işler kötü bir noktaya geldi
this is a pretty kettle of fish işler sarpa sardı
this is a pretty state of affairs işler boka sardı
this is a pretty state of affairs işler sarpa sardı
Speaking
a pretty lady like you shouldn't drink that much sizin gibi hoş bir bayan bu kadar çok içmemeli
don't bother your pretty little head sıkma tatlı canını
get hurt pretty bad oldukça kötü yaralanmak
he's pretty set on it kafaya koymuş
how pretty you are ne kadar hoşsun
i'm pretty good with faces insanların suratlarını kolay kolay unutmam
i'm pretty good with faces insanların yüzlerini kolay kolay unutmam
i'm pretty sure oldukça eminim
it looks pretty awful bir hayli kötü görünüyor
it looks pretty easy to me bana çok kolay göründü
it looks pretty easy to me bana çok kolay görünüyor
it seems pretty obvious durum apaçık ortada
it was pretty awful rezaletti
it's a very pretty name çok hoş bir isim
it's pretty good once you get used to the taste bir kere tadına alıştın mı harika geliyor
pretty extroverted person oldukça dışadönük kişi
pretty please? lütfen ama lütfen?
that's pretty awful bu çok berbat
that's pretty awful bu çok kötü
they seemed to be having a pretty good time güzel vakit geçiriyor gibiydiler
things are pretty crazy ortalık bir hayli karışık
we were pretty decent friends çok iyi anlaşan iki arkadaştık
you are pretty as usual her zamanki gibi çok şirinsin
you are very pretty çok hoşsun
you don't think i'm pretty? beni hoş bulmuyor musun?
you gotta get up pretty early in the morning to do something bir şeyler yapmak için erkenden hazırlanmalısın
you guys seem pretty cool çok kafa heriflere benziyorsunuz
you look very pretty çok hoş görünüyorsun
you're pretty far behind bayağı bir geridesin
Slang
don't worry your pretty little head about it kafanı yorma
don't worry your pretty little head about it endişelenme
phat (pretty hot and tempting) yakıyor/ateşli
pretty boy parlak çocuk
pretty fly (for a white guy) bir beyazın zenci gibi davranması
pretty spiffy mükemmel
pretty spiffy harika
purty (pretty) sevimli
this is some pretty serious stuff bu bir hayli sert bir mal
Telecom
pretty good privacy çok iyi mahremiyet
Places
pretty prairie kansas eyaletinde şehir
British Slang
pretty-boy hoş çocuk