| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | attractive s. | cazibeli | ||
|
You're an attractive woman. Cazibeli bir kadınsın. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | attractive s. | cazip | ||
|
A career in space sciences is becoming increasingly attractive to teens. Uzay bilimlerinde kariyer yapmak gençler için giderek daha cazip hale geliyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | attractive s. | çekici | ||
|
He is an attractive young man, isn't he? O çekici bir genç adam, değil mi? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | attractive s. | alımlı | ||
| Genel | ||||
| Genel | attractive s. | ilgi çekici | ||
|
Their new product has an attractive label and packaging. Yeni ürünlerinin ilgi çekici bir etiketi ve ambalajı var. More Sentences |
||||
| Genel | attractive s. | çekici | ||
|
He is an attractive young man, isn't he? O çekici bir genç adam, değil mi? More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | attractive s. | çekici | ||
|
He is an attractive young man, isn't he? O çekici bir genç adam, değil mi? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | attractive s. | sempatik | ||
| Genel | attractive s. | ilgi çeken | ||
| Genel | attractive s. | alımlı | ||
| Genel | attractive s. | havalı | ||
| Genel | attractive s. | frapan | ||
| Genel | attractive s. | göz alıcı | ||
| Genel | attractive s. | atraktif | ||
| Genel | attractive s. | alımlı çalımlı | ||
| Genel | attractive s. | merak uyandıran | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | attractive s. | çekme gücü olan | ||
| Fizik | attractive s. | yerçekimi kuvveti olan | ||
| Fizik | attractive s. | mıknatısın özelliğinde olan | ||
| Fizik | attractive s. | mıknatıslanabilen | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | attractive i. | diğer dereceleri belirleyen ilk nokta | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | attractive i. | cazibe | ||
| Eski Kullanım | attractive i. | çekicilik | ||