attractive - Turc Anglais Dictionnaire

attractive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

attractive — Definition

Signification:
çekici, cazip
Prononciation (IPA):
(AmE /əˈtræktɪv/ – BrE /əˈtræktɪv/)
Partie du discours:
Sıfat

Sens de "attractive" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 23 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
attractive adj. cazibeli
You're an attractive woman.
Cazibeli bir kadınsın.

More Sentences
attractive adj. cazip
A career in space sciences is becoming increasingly attractive to teens.
Uzay bilimlerinde kariyer yapmak gençler için giderek daha cazip hale geliyor.

More Sentences
attractive adj. çekici
He is an attractive young man, isn't he?
O çekici bir genç adam, değil mi?

More Sentences
attractive adj. alımlı
General
attractive adj. ilgi çekici
Their new product has an attractive label and packaging.
Yeni ürünlerinin ilgi çekici bir etiketi ve ambalajı var.

More Sentences
attractive adj. çekici
He is an attractive young man, isn't he?
O çekici bir genç adam, değil mi?

More Sentences
Technical
attractive adj. çekici
He is an attractive young man, isn't he?
O çekici bir genç adam, değil mi?

More Sentences
General
attractive adj. sempatik
attractive adj. ilgi çeken
attractive adj. alımlı
attractive adj. havalı
attractive adj. frapan
attractive adj. göz alıcı
attractive adj. atraktif
attractive adj. alımlı çalımlı
attractive adj. merak uyandıran
Physics
attractive adj. çekme gücü olan
attractive adj. yerçekimi kuvveti olan
attractive adj. mıknatısın özelliğinde olan
attractive adj. mıknatıslanabilen
Music
attractive n. diğer dereceleri belirleyen ilk nokta
Archaic
attractive n. cazibe
attractive n. çekicilik

Sens de "attractive" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 46 résultat(s)

Anglais Turc
General
attractive force n. çekici güç
attractive (lady) n. ahu parçası
attractive power n. çekici güç
attractive offer n. cazip teklif
attractive woman n. çekici kadın
intelligent and attractive woman n. zeki ve çekici kadın
attractive payment plan n. cazip ödeme planı
attractive target n. çekici/cazip hedef
attractive nuisance n. çocuklara cazip gelen tehlikeli oyuncak
attractive nuisance n. çocuklar için yaralanma tehlikesi yaratan ilgi çekici şey
attractive feature n. cezbeden özellik
attractive feature n. zevk veren özellik
have an attractive personality v. şeytan tüyü olmak
make it attractive v. cazip kılmak
make it attractive v. cazip hale getirmek
find someone attractive v. çekici bulmak
make attractive v. çekici kılmak
make attractive v. çekici hale getirmek
render something attractive v. çekici hale getirmek
find attractive v. çekici bulmak
make attractive v. cazip hale getirmek
become attractive v. cazip hale gelmek
have an attractive appearance v. çekici bir görünüme sahip olmak
have an attractive appearance v. etkili bir görünüme sahip olmak
have an attractive view v. etkili bir görünüme sahip olmak
be attractive to v. cazip gelmek
find someone very attractive v. birini çok çekici bulmak
find someone so attractive v. birini çok çekici bulmak
be not attractive v. çekici olmamak
Colloquial
makes/making it attractive expr. çekici kılıyor
makes/making it attractive expr. çekici yapıyor
Idioms
find someone attractive v. birisini çekici bulmak
find someone attractive v. birisini hoş bulmak
Speaking
you are attractive expr. çekicisin
I find you very attractive expr. seni çok çekici buluyorum
do you still find me attractive? expr. beni hala çekici buluyor musun?
Trade/Economic
attractive terms n. cazip koşullar
attractive term n. cazip koşul
attractive tax opportunities n. çekici vergi olanakları
attractive target market n. çekici/cazip hedef pazar
attractive discount n. cazip indirim
Technical
attractive film n. parlak film
minimum attractive rate of return (marr) n. minimum çekici verim oranı (mçvo)
Medical
attractive force n. atraktif güç
attractive force n. çekici güç
Chemistry
relative attractive force n. bağıl çekim kuvveti