dead - Türkçe İngilizce Sözlük

dead

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dead — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ölü, cansız
Okunuş (IPA):
(AmE /dɛd/ – BrE /dɛd/)
Terim Türü:
Sıfat: dead
Yaşam belirtileri sona ermiş olma durumu. Eski İngilizce dēad kökünden gelen sıfat, fiziksel ve mecazî durgunluğu kapsar. Gündelik ve teknik dilde, işlevsizlik ve sonlanma çağrışımı taşır
Eş Anlamlılar:
lifeless
Zıt Anlamlılar:
alive

"dead" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 124 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dead s. ölü
We only use dead trees as fuel.
Yakacak olarak sadece ölü ağaçları kullanıyoruz.

More Sentences
dead s. cansız
Genel
dead i. ölü
Did Neanderthals bury their dead with flowers?
Neandertaller ölülerini çiçeklerle mi gömüyordu?

More Sentences
dead i. ölü beden
She cried at the sight of her father's dead body.
Babasının ölü bedenini görünce ağladı.

More Sentences
dead s. kuru
The boy tried to saw off the dead branch.
Genç, kuru dalı kesmeye çalıştı.

More Sentences
dead s. çok
This job is dead easy.
Bu iş çok kolay.

More Sentences
dead s. uyuşuk
My left arm was dead for two hours after the operation.
Ameliyattan sonra sol kolum iki saat boyunca uyuşuktu.

More Sentences
dead s. ölü
We only use dead trees as fuel.
Yakacak olarak sadece ölü ağaçları kullanıyoruz.

More Sentences
dead s. bozuk
The microphone is dead.
Mikrofon bozuk.

More Sentences
dead s. bitkin
We were totally dead after the job was done.
İş bittiğinde tamamen bitkin haldeydik.

More Sentences
dead s. tedavülden kalkmış
The petrol-powered cars will be dead by the end of this century.
Benzinle çalışan arabalar bu yüzyılın sonuna doğru tedavülden kalkmış olacak.

More Sentences
dead s. geçersiz
The treaty is now a dead letter.
Antlaşma artık geçersiz.

More Sentences
dead s. durgun
All the streets are dead at night.
Geceleri bütün sokaklar durgun.

More Sentences
dead s. tam
It took 35 meters from 60 miles to a dead stop.
60 milden tam bir duruşa kadar 35 metre sürdü.

More Sentences
dead s. ölü gibi
We felt dead from the five-hour trip.
Beş saatlik yolculuktan sonra kendimizi ölü gibi hissettik.

More Sentences
dead s. tam
It took 35 meters from 60 miles to a dead stop.
60 milden tam bir duruşa kadar 35 metre sürdü.

More Sentences
dead s. kesik
All the comms are dead due to the power cut.
Elektrik kesintisi nedeniyle tüm iletişimler kesik.

More Sentences
dead zf. tamamen
The landing field must be dead straight.
İniş alanı tamamen düz olmalıdır.

More Sentences
dead zf. tam
I finished the exam dead on time.
Sınavı tam zamanında bitirdim.

More Sentences
dead zf. aniden
Tom stopped dead in his tracks.
Tom aniden durdu.

More Sentences
dead zf. çok
The film was dead boring.
Film çok sıkıcıydı.

More Sentences
Konuşma Dili
dead s. başı büyük belada olan
If we don't clean the kitchen, we are dead.
Mutfağı temizlemezsek başımız büyük belada demektir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
dead s. durgun
All the streets are dead at night.
Geceleri bütün sokaklar durgun.

More Sentences
dead s. ölü
We only use dead trees as fuel.
Yakacak olarak sadece ölü ağaçları kullanıyoruz.

More Sentences
dead s. durgun
All the streets are dead at night.
Geceleri bütün sokaklar durgun.

More Sentences
Teknik
dead s. bozuk
The microphone is dead.
Mikrofon bozuk.

More Sentences
dead s. ölü
We only use dead trees as fuel.
Yakacak olarak sadece ölü ağaçları kullanıyoruz.

More Sentences
Medikal
dead s. ölmüş
And this directive, which is dead before it is born, will certainly not bring them justice.
Daha doğmadan ölmüş olan bu yönerge onlara kesinlikle adalet getirmeyecektir.

More Sentences
Baskı Teknikleri
dead s. kullanılmış
Can you gather the dead glasses for me?
Benim için kullanılmış bardakları toplayabilir misin?

More Sentences
Spor
dead s. oyun dışı kalmış (top)
None of the players makes any progress during the dead ball.
Oyun dışı kalmış top sırasında hiçbir oyuncu ilerleme kaydedemez.

More Sentences
Genel
dead i. ölüler
dead i. derin sessizlik
dead i. ağır kasvet
dead i. ceset
dead i. büyük karanlık zamanı
dead i. ayaz soğuğu yaşanan dönem
dead s. acımasız
dead s. dermansız
dead s. sönük
dead s. sönmüş
dead s. aşırı
dead s. mort
dead s. keskin
dead s. adem
dead s. ölü (renk)
dead s. solgun
dead s. unutulmuş
dead s. çıkmaz
dead s. kullanılmayan
dead s. hareketsiz
dead s. müteveffa
dead s. gerilimsiz
dead s. kör
dead s. akımsız
dead s. sağır
dead s. çok yorgun
dead s. tükenmiş
dead s. artık çalışmayan
dead s. artık üretim yapmayan
dead s. eskimiş
dead s. modası geçmiş
dead s. feshedilmiş
dead s. yanıt vermeyen
dead s. esnek olmayan
dead s. suda batan
dead s. devretmeyen
dead s. çalışmayan
dead s. dönmeyen
dead s. teslim ve iade edilemez (posta)
dead s. aromasız
dead s. tadı tuzu olmayan
dead s. boğuk
dead s. körelmiş
dead s. kısık
dead s. kesin
dead s. azami çaba gerektiren
dead s. kaçınılmaz
dead s. hatasız
dead s. kesin
dead s. ölüme mahkum
dead s. talihsiz
dead s. geri alınamaz
dead s. ani
dead s. mutlak
dead s. eksiksiz
dead s. bütün
dead s. terk edilmiş
dead s. yankısız
dead s. beyin ölümü gerçekleşmiş
dead s. ölüme benzeyen
dead s. ölüm gibi
dead s. (yüz) ifadesiz
dead zf. büsbütün
dead zf. zilzurna
dead zf. doğrudan
dead zf. direkt
dead zf. düpedüz
dead zf. doğrudan
dead zf. direkt
dead zf. düpedüz
dead zf. aşırı
Konuşma Dili
dead expr. gülmekten öldüm
Ticaret/Ekonomi
dead s. ticari faaliyetten yoksun olan
dead s. ticareten verimsiz
dead s. satılamaz
dead s. satılmamış
Hukuk
dead s. vatandaşlık hakkını yitirmiş
dead s. mülkiyet hakkı elinden alınmış
Teknik
dead s. cansız
dead s. donuk
dead s. cihazın inaktif olduğu veya gecikmeli çalıştığı (süre aralığı)
dead s. işlemler veya eylemler arasında hareketsizliğin olduğu (süre aralığı)
dead s. tekerleği sürmeyip sadece destekleyen (aks)
Bilgisayar
dead s. gerilimsiz
Elektrik
dead s. voltaj kaynağına bağlı olmayıp elektrik yükünden arınmış (cihaz, devre)
Medikal
dead s. renksiz
dead s. uyuşup karıncalanan
dead s. batan
Baskı Teknikleri
dead s. kullanılmayacak
dead s. yazdırılması amaçlanmayan
Dilbilim
dead s. ölü (dil)
Spor
dead s. oyun dışı kalmış (oyuncu)
Argo
dead i. teslim veya iade edilmemiş posta
dead s. oyun dışı bırakılmış (beyzbol koşucusu)

"dead" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dead body i. ceset
arise from dead f. dirilmek
dead-end s. çıkmaz
Genel
dead ringer i. tıpatıp benzeri
the dead i. mevta
dead end street i. çıkmaz sokak
dead shot i. keskin nişancı
the dead of night i. gecenin körü
dead center i. tam merkez
a dead weight i. gülle gibi
dead end i. çıkmaz
dead march i. cenaze marşı
dead sound i. tok ses
dead end i. küldösak
the dead of winter i. karakış
dead zone unit i. ölü bölge birimi
the dead i. ölü
the dead of winter i. kışın ortası
dead center i. tam orta
dead letter i. sahibine ulaştırılamayan mektup
dead eye i. boğata
dead season i. durgun mevsim
dead sleep i. derin uyku
dead birth i. ölü doğum
dead water i. dümen suyu
the quick and the dead i. diriler ve ölüler
dead end i. açmaz
dead water i. durgun su
the dead of winter i. kara kış
the dead i. ölüler
dead language i. ölü dil
dead sea sparrow i. küçük serçe
dead calm i. ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali
dead letter i. geçersiz yasa
dead end i. çıkmaz sokak
a dead ringer i. tıpatıp benzeri
dead weight i. yüksüz ağırlık
dead freight i. safra yükü
(battery) going dead i. pil bitmesi
dead man i. ölü adam
dead end i. kör baca
dead end i. kör uç
dead end i. boru son ucu
dead stock i. hareket görmeyen stok
dead load i. ölü yük
dead knot i. ayrık budak
dead lime i. sönmüş kireç
dead stock i. demirbaş
dead point i. ölü nokta
dead load i. hareketsiz yük
dead sand i. yanık kum
dead load i. özyük
dead knot i. ölü budak
dead leg i. çalışmayan bacak
dead rock i. çürük kaya
dead heat i. berabere biten yarış
dead-nettle i. ballıbaba
dead-end kid i. sokak çocuğu
dead-man's float i. yüzükoyun yüzme pozisyonu
dead-end street i. çıkmaz sokak
dead on arrival i. yolda hayatını kaybeden kimse
dead on arrival i. ambulansla hastaneye yetiştirilemeden vefat eden kimse
the world of the dead i. ölüler diyarı
the world of the dead i. cehennem
dead letter i. üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu
living dead i. yaşayan ölü
dead silence i. ceset sessizliği
dead silence i. ölüm sessizliği
dead sea scrolls i. kumran metinleri
dead center i. birşeyin tam ortası
dead flower i. solmuş çiçek
dead colors i. sönük renkler
dead hero i. ölü kahraman
burning a dead body i. cesedin yakılması
incineration of a dead body i. cesedin yakılması
burning of dead body i. cesedin yakılması
three dead bodies i. üç ceset
dead body i. cansız beden
dead letter box i. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead drop i. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead on arrival i. hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen
dead on arrival i. hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden kişi
a dead month i. ölü bir ay
doa (dead on arrival) i. olay yerine varıldığında/veya hastaneye getirildiğinde hastanın/yaralının çoktan yaşamını yitirdiğini belirten bir kısaltma
dead monkey i. ölü maymun
walking dead i. aylak
walking dead i. yürüyen ölü
walking dead i. zombi
day of the dead i. (meksika) ölüler günü festivali
dead river i. ölü nehir
dead pool i. kimin ne zaman öleceğine dair tahminlerde bulunulan bir oyun
dead bush i. ölü çalı
dead body bather i. gassal
a dead dog i. kullanışsız, değersiz şey
dead dog i. ölü köpek
dead dog i. köpek ölüsü
dead ender i. zorluklara rağmen bir amaç uğruna mücadele eden kimse
dead president i. ölü başkan
dead hand of the past i. geçmişte yaşananların baskıcı etkisi
dead ender i. çıkmaz
dead ender i. okulu bırakan kimse
dead zone i. ölü evre
dead set i. amaca yönelik kararlı ve gayretli çaba
dead hand i. geçmişin günümüz üzerindeki baskısı
dead mail i. adres sorunu nedeniyle teslim ve iade edilemeyen posta
dead lift i. mekanik yardım olmaksızın doğrudan kaldırma
dead soul i. ölü kimse
dead set i. kararlı saldırı
dead horse i. eski borç
dead weight i. ağır yük
dead person i. ölü insan
dead pan i. ifadesiz sunum
dead-air space i. hava sirkülasyonu olmayan havasız alan
dead soul i. ölmüş kimse
dead pan i. donuk yüz
dead set i. bir hedefi aklına koymuş olma
dead-tree i. devrilmemiş ölü ağaç
dead ender i. ümitsiz vaka
dead zone i. ölü mekan
dead weight i. ağır sorumluluk
dead-letter office i. alıcısına teslim edilemeyen postaların açılıp iade edilmek üzere gönderildiği posta departmanı
dead horse i. avans ücreti
dead heart [australia] i. avustralya'nın ücra iç bölgeleri
dead horse i. peşinen ödenmiş iş
dead person i. ölü kimse
dead set i. istikrarlı düşmanca tutum
dead pan i. duygusuz davranış
dead set i. av köpeğinin avını işaret pozisyonu
dead ender i. ilerleme sağlamayan durum
dead hand i. ölülerin yaşayanlar üzerindeki baskısı
dead set i. gayretli çaba
dead ender i. gelecekten umudu olmayan kimse
dead zone i. ölü dönem
dead [dialect] [uk] i. ölüm
dead-end i. durma noktası
dead-end i. çıkmaz sokak
stop dead f. birdenbire durmak
lament for the dead f. ağıt yakmak
remembered after one is dead f. adı kalmak
come to a dead end f. çıkmaza girmek
be dead on one's feet f. ayakta uyumak
torture to dead f. derisini yüzmek
come to a dead stop f. tamamen durmak
be remembered after one is dead f. adı kalmak
shoot dead f. öldürmek
rise from the dead f. hortlamak
become dead tired f. hurdahaş olmak
be dead certain f. kalıbını basmak
be dead beat f. kolunu kıpırdatacak hali olmamak
be dead and buried f. toprağa girmek