dead - Turco Inglés Diccionario
Historia

dead

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "dead" en diccionario turco inglés : 41 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dead adj. ölü
dead adj. cansız
General
dead adj. çok
dead adj. adem
dead adj. uyuşuk
dead adj. ölü (renk)
dead adj. unutulmuş
dead adj. çıkmaz
dead adj. acımasız
dead adj. aşırı
dead adj. sönük
dead adj. ballıbaba
dead adj. solgun
dead adj. mort
dead adj. kullanılmayan
dead adj. sönmüş
dead adj. kuru
dead adj. keskin
dead adj. dermansız
dead adj. müteveffa
dead adj. hareketsiz
dead adj. ölü
dead adj. bozuk
dead adj. gerilimsiz
dead adj. kör
dead adj. sağır
dead adj. akımsız
dead adv. zilzurna
dead adv. büsbütün
dead adv. tamamen
dead adv. tam
dead adv. aniden
Trade/Economic
dead ölü
dead durgun
Technical
dead donuk
dead cansız
dead ölü
dead bozuk
Computer
dead gerilimsiz
Medical
dead ölmüş
dead renksiz

Significados de "dead" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
arise from dead v. dirilmek
dead body n. ceset
dead-end adj. çıkmaz
General
drop dead v. düşüp ölmek
come to a dead stop v. tamamen durmak
become dead tired v. hurdahaş olmak
come to a dead end v. çıkmaza girmek
be dead on one's feet v. ayakta uyumak
be dead beat v. kolunu kıpırdatacak hali olmamak
be remembered after one is dead v. adı kalmak
reach dead end v. çözümsüzlüğe ulaşmak
be dead certain v. kalıbını basmak
be dead and buried v. toprağa girmek
remembered after one is dead v. adı kalmak
rise from the dead v. hortlamak
torture to dead v. derisini yüzmek
shoot dead v. öldürmek
wait for a dead man's shoes v. miras beklemek
lament for the dead v. ağıt yakmak
stop dead v. birdenbire durmak
be dead set on something v. kafasına koymak
come to dead end v. açmaza girmek
come to dead end v. açmaza sürüklemek
come to dead end v. açmaza getirmek
come to dead end v. açmaza düşmek
lead into a dead end v. açmaza sürüklemek
lead into a dead end v. açmaza getirmek
come to a dead end v. açmaza girmek
reach a dead end v. açmaza girmek
lead into a dead end v. çıkmaza sokmak
go dead v. (telefon hattı) kesilmek
be found dead v. ölü bulunmak
be dead tired v. yorgun düşmek
be dead set on v. engel tanımamak
be born dead v. ölü doğmak
shoot somebody dead v. silahla öldürmek
shoot somebody dead v. vurarak öldürmek
shoot somebody dead v. ateş ederek öldürmek
be back from the dead v. ölümden dönmek
return from the dead v. ölümden dönmek
(battery) go dead v. pil bitmek
leave dead v. ölüme terk etmek
think someone is dead v. öldüğünü sanmak
leave someone dead v. ölüme terk etmek
wash dead v. ölü yıkamak
capture dead v. ölü olarak ele geçirmek
be caught dead v. ölü olarak ele geçirilmek
be captured dead v. ölü ele geçirilmek
be caught dead v. ölü ele geçirilmek
be captured dead v. ölü olarak ele geçirilmek
flog a dead horse v. boşa uğraşmak
feel dead on one's feet v. hali olmamak
feel dead v. hali olmamak
feel dead v. kolunu kaldıracak hali olmamak
feel dead on one's feet v. kolunu kaldıracak hali olmamak
cut somebody dead v. görmezlikten gelmek
make a dead set at v. kancayı takmak
wait for dead men's shoes v. mirasa konmayı beklemek
make a dead-set at v. saldırmak
bleed to dead v. kan kaybından ölmek
bring to a dead end v. ölü noktaya getirmek
pretend to be dead v. ölü numarası yapmak
pretend to be dead v. ölü taklidi yapmak
sham dead v. ölü taklidi yapmak
give ghusl to the dead body v. ölüye gusül abdesti aldırmak
look dead v. ölü gibi görünmek
(telephone) to go dead v. telefonunun şarjı bitmek
find the body/dead body v. cesedi bulmak
(for lights) to go dead v. (elektrikler) kesilmek
(for lights) to go dead v. ışıklar kesilmek
(for lights) to go dead v. ışıklar gitmek
burn a dead body v. ceset yakmak
burn a dead body v. ölü yakmak
find a dead body v. ceset bulmak
be found dead in one’s pool v. havuzunda ölü bulunmak
leave someone for dead v. birini ölüme terk etmek
be pronounced dead v. öldüğü ilan edilmek
be pronounced dead v. öldüğü duyurulmak
be pronounced dead v. ölü ilan edilmek
one’s dead body (to be) found v. cesedi bulunmak
find one's dead body v. birinin cesedini bulmak
see a dead body v. bir ceset görmek
be presumed dead v. öldüğü tahmin edilmek
bring the dead back to life v. ölüleri hayata döndürmek
be half dead with a bullet hole in one's shoulder v. omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak
play dead v. ölü numarası yapmak
be found dead at her/his home v. evinde ölü bulunmak
be found dead at her/his apartment v. dairesinde ölü bulunmak
be found dead in her/his apartment v. dairesinde ölü bulunmak
be found dead in her/his home v. evinde ölü bulunmak
be found dead at her/his flat v. dairesinde ölü bulunmak
be found dead at her/his house v. evinde ölü bulunmak
be found dead in her/his flat v. dairesinde ölü bulunmak
be found dead in her/his house v. evinde ölü bulunmak
pretend dead v. ölü numarası yapmak
pretend dead v. ölü taklidi yapmak
dead run v. elinden geldiği kadar hızlı ve acele bir şekilde koşmak
come back from the dead v. ölümden dönmek
dead end street n. çıkmaz sokak
dead end n. açmaz
dead birth n. ölü doğum
dead end n. küldösak
dead center n. tam orta
dead sound n. tok ses
dead letter n. sahibine ulaştırılamayan mektup
the quick and the dead n. diriler ve ölüler
dead water n. durgun su
dead sea sparrow n. küçük serçe
dead zone unit n. ölü bölge birimi
dead water n. dümen suyu
a dead weight n. gülle gibi
dead center n. tam merkez
the dead of winter n. kara kış
dead calm n. ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali
the dead of winter n. kışın ortası
dead nettle n. ısırgan otu
dead ringer n. tıpatıp benzeri
the dead n. ölüler
dead end n. çıkmaz
the dead n. ölü
the dead of night n. gecenin körü
dead language n. ölü dil
dead eye n. boğata
the dead n. mevta
the dead of winter n. karakış
dead letter n. geçersiz yasa
dead sleep n. derin uyku
dead season n. durgun mevsim
dead shot n. keskin nişancı
dead march n. cenaze marşı
dead end n. çıkmaz sokak
a dead ringer n. tıpatıp benzeri
dead weight n. yüksüz ağırlık
dead freight n. safra yükü
(battery) going dead n. pil bitmesi
dead man n. ölü adam
dead end n. kör baca
dead end n. boru son ucu
dead end n. kör uç
dead sand n. yanık kum
dead knot n. ayrık budak
dead stock n. hareket görmeyen stok
dead stock n. demirbaş
dead knot n. ölü budak
dead rock n. çürük kaya
dead point n. ölü nokta
dead leg n. çalışmayan bacak
dead load n. özyük
dead lime n. sönmüş kireç
dead load n. hareketsiz yük
dead load n. ölü yük
dead heat n. berabere biten yarış
dead-man's float n. yüzükoyun yüzme pozisyonu
dead-end street n. çıkmaz sokak
dead-end kid n. sokak çocuğu
dead-nettle n. ballıbaba
dead on arrival n. yolda hayatını kaybeden kimse
dead on arrival n. ambulansla hastaneye yetiştirilemeden vefat eden kimse
the world of the dead n. cehennem
the world of the dead n. ölüler diyarı
dead letter n. üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu
living dead n. yaşayan ölü
dead silence n. ceset sessizliği
dead silence n. ölüm sessizliği
dead sea scrolls n. kumran metinleri
dead center n. birşeyin tam ortası
dead flower n. solmuş çiçek
dead colors n. sönük renkler
dead hero n. ölü kahraman
burning of dead body n. cesedin yakılması
burning a dead body n. cesedin yakılması
incineration of a dead body n. cesedin yakılması
three dead bodies n. üç ceset
dead body n. cansız beden
dead letter box n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead drop n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
dead on arrival n. hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen
dead on arrival n. hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden kişi
a dead month n. ölü bir ay
doa (dead on arrival) n. olay yerine varıldığında/veya hastaneye getirildiğinde hastanın/yaralının çoktan yaşamını yitirdiğini belirten bir kısaltma
dead monkey n. ölü maymun
walking dead n. yürüyen ölü
walking dead n. aylak
walking dead n. zombi
day of the dead n. (meksika) ölüler günü festivali
dead river n. ölü nehir
dead pool n. kimin ne zaman öleceğine dair tahminlerde bulunulan bir oyun
dead bush n. ölü çalı
dead body bather n. gassal
dead tired adj. bitkin
dead beat adj. bitkin
dead drunk adj. zilzurna sarhoş
dead tired adj. yorgun
dead alive adj. ruhsuz
dead calm adj. sütliman
as good as dead adj. ölmüş gibi
dead against adj. muhalif
as good as dead adj. ölmüş sayılır
dead drunk adj. körkütük sarhoş
dead tired adj. yorgun argın
dead alive adj. sıkıcı
dead drunk adj. kütük gibi
dead drunk adj. bulut gibi sarhoş
dead drunk adj. küfelik
dead beat adj. leşi çıkmış
dead beat adj. çok yorgun
dead slow adj. nerdeyse hiç hareket etmeyen
dead slow adj. nerdeyse durmuş
dead slow adj. çok yavaş
dead lucky adj. çok şanslı
dead set against adj. -e muhalif
dead-beat adj. bitkin
dead-beat adj. perişan
dead-end adj. perişan
dead-pan adj. anlamsız
dead-end adj. geleceği olmayan
dead-end adj. sefil
dead-pan adj. sönük
dead-beat adj. bitkin bir halde
dead-drunk adj. küfelik
dead set against adj. -e tamamen karşı
dead-pan adj. cansız
dead-pan adj. ifadesiz
dead-set adj. istekli
dead-set on adj. azimli
un-dead adj. ölümsüz
dead born adj. ölü doğmuş
dead in the field adj. hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen
dead in the field adj. hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden
dead-boring adj. ölesiye sıkıcı
long dead adj. ölüp gitmiş
at dead of night adv. gece yarısı
dead ahead adv. dosdoğru
dead on time adv. tam vaktinde
in the dead of winter adv. karakışta
at dead of night adv. el ayak çekilince
dead set adv. kesinlikle
a dead dog kullanışsız, değersiz şey
Phrases
dead on end doğrudan doğruya
dead on end tam karşısında
dead or alive ölü ya da diri
let go of the dead ölenle ölünmez
humanity is not dead insanlık ölmedi
it is useless to flog a dead horse olmayacak duaya amin demek
Proverb
dead mice feel no cold acı patlıcanı kırağı çalmaz
dead mice feel no cold ölmüş eşek kurttan korkmaz
a living dog is better than a dead lion aslanın ölüsünden tilkinin dirisi yeğdir
dead men tell no tales ölüler konuşmaz
it's ill waiting for dead men's shoes mirasa konmak için ölmesini beklemek
it's ill waiting for dead men's shoes ölmeden mezara koymak
it's ill waiting for dead men's shoes birinin malında gözü olmak
it's ill waiting for dead men's shoes ölmeden mezara sokmak
dead men tell no tales ölüler sır vermez
never speak ill of the dead ölenin arkasından konuşulmaz
never speak ill of the dead ölünün arkasından konuşma
never speak ill of the dead ölünün arkasından konuşulmaz
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söz söylenmez
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söyleme
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söz söyleme
better a live coward than a dead hero ölü bir kahraman olmaktansa, canlı bir korkak olmayı yeğlerim
three may keep a secret if two of them are dead iki kişinin bildiği sır değildir
only dead fish swim with the stream sadece ölü balıklar akıntıya kapılır
only dead fish swim with the stream sadece ölü balıklar akıntıya kapılır
Colloquial
dead-smooth adj. çok pürüzsüz
dead-smooth adj. dümdüz
drop dead tahtalıköyü boylamak
dead of night gece yarısından sonraki zaman
dead of night gecenin ilerlemiş saati
dead heat aynı anda bitirme
dead of night gecenin yarısı
dead heat (yarışı) göğüs göğüse bitirme
dead of night gecenin körü
leave for dead ölü sanılıp bırakılmak
a dead letter kullanılmayan şey
a dead letter evrak-ı metruke
a dead letter geçerliliği kalmamış kanun
a dead loss gereksiz şey
a dead loss gereksiz kişi
a dead loss etkisiz
dead broke meteliksiz
dead broke çulsuz
dead broke beş parasız
dead ahead! tam önde!
dead ahead! tam önünde!
dead ahead! dosdoğru!
bang dead to rights su götürmez bir şekilde
dead to rights su götürmez bir şekilde
bang dead to rights şüphesiz
dead to rights şüphesiz
dead on one's feet yorgun
dead meat ölü
dead on one's feet bitap düşmüş
dead on one's feet yıpranmış
dead on one's feet bitip tükenmiş
dead easy çok basit
dead on one's feet ayakta duracak mecali kalmamış
dead serious çok ciddi
dead from the neck up aptal
dead on one's feet mecali kalmamış
dead serious şakaya gelmez
drop-dead date sürenin bitiş tarihi
be half-dead çok yorgun olmak
a dead giveaway foyasını meydana çıkaran şey
drop dead aniden ölmek
be the dead spit of somebody birisine çok benzemek
a dead giveaway kendini ele veren/maskesini düşüren şey
stone dead ölmüş
a dead letter hükmü kalmamış anlaşma
stone dead ölüp gitmiş
a dead duck başarılı olamamış/olamayacak tasarı
drop dead kaybol!
they're all dead hepsi öldü
a dead duck ölü doğmuş (plan/proje)
be half-dead yarı ölü gibi olmak
in a dead heat (yarışta) kafa kafaya
drop-dead date son gün
a dead giveaway düşmanın fark etmesine yol açan (şey)
drop-dead date son teslim tarihi
a dead duck işe yaramaz kimse değersiz kimse
a dead duck umutsuz vaka
drop dead defol!
in a dead heat (yarışta) başabaş
drop-dead göz kamaştırıcı
drop-dead date son mühlet
play dead ölü taklidi yapmak
stone dead ölü
stone dead çoktan ölmüş
knock somebody dead (birini) müthiş etkilemek
knock somebody dead (birisini) büyülemek
knock somebody dead aklını başından almak
knock somebody dead (birisini) alt etmek
knock somebody dead (birinin) başını döndürmek
drop-dead göz alıcı
then we're dead o zaman öldük demektir
knock them dead (performansıyla/başarısıyla) birilerini soluksuz bırakmak
knock 'em dead (performansıyla/başarısıyla) birilerini soluksuz bırakmak
half dead yarı ölü
drop dead gorgeous ilk bakışta insanı çok etkileyen kimse veya şey
let fear be dead to us bırakın korku nedir bilmeyelim
you are dead to me Benim için ölüsün
you are dead to me benim için bir şey ifade etmiyorsun
Idioms
dead on the mark tam karşısında
be as dead as a dodo tarihe karışmak
dead on the mark doğrudan doğruya
in the dead of night el ayak çekilince
queen anne is dead modası geçmiş
flog a dead horse boşa kürek çekmek
be flogging a dead horse zamanını boşa harcamak
be flogging a dead horse havanda su dövmek
flog a dead horse zamanını boşa harcamak
flog a dead horse havanda su dökmek
be flogging a dead horse boşa kürek çekmek
as dead as a dodo miadını doldurmuş
as dead as a dodo tarihe karışmış
cut out the dead wood ıskartaya çıkarmak
as dead as mutton iç karartıcı
beat a dead horse lafı uzatmak
dead and alive ölü gibi
dead to the world derin uykuda
dead to the world deliksiz uykuda
come to a dead end çıkmaza girmek
cut somebody dead selamı sabahı kesmek
dead beat yorgun düşmüş
dead drunk bulut gibi sarhoş
dead beat yorgun argın
drop dead küt diye gitmek
in a dead heat at başı beraber
dead and buried bitmiş
dead and buried sonlanmış
arise from the dead ölümden dönmek
flog a dead horse havanda su dövmek
flog a dead horse boşa kürek sallamak
cut someone dead selamı sabahı kesmek
clean out the dead wood ıskartaya çıkarmak
flog a dead horse boşa nefes tüketmek
drop dead öbür dünyayı boylamak
drop dead ölmek
drop dead ruhunu teslim etmek
wait for a dead man's shoes (birinin) ölümünü dört gözle beklemek
the dead of night gece yarısından sonra
dead and gone çoktan ölmüş
would/will not be seen dead hoş karşılamamak
dead beat bitmiş
(shouting) fit to wake the dead ölüyü mezardan kaldıracak kadar gürültülü
dead and gone ölüp gitmiş
dead beat tükenmiş
dead beat tamamen tüketilmiş
let the dead bury their dead geçmişe sünger çek
(shouting) fit to wake the dead çok gürültülü
dead beat bitik
(shouting) fit to wake the dead ölüyü uyandıracak kadar yüksek sesli
as dead as a doornail tam anlamıyla ölü
would/will not be seen dead tolerans göstermemek
the dead of night gecenin körü
dead beat bitip tükenmiş
dead beat bitkin
dead beat ölü gibi
dead beat yorgun
be at a dead end ölü noktaya gelmek
be at a dead end gelişememek
be at a dead end sonu olmayan olmayan bir aşamaya gelmek
be at a dead end sonuçsuz kalmak
be at a dead end umutsuz duruma gelmek
be at a dead end sonuç elde edilemeyecek duruma gelmek
be at a dead end durma noktasına gelmek
be left for dead ölüme terkedilmek
come to a dead end çıkmaza saplanmak
dead to the world ölü gibi uyumak
dead to the world derin uykuda olmak
be dead tired çok yorgun olmak
dead from the neck up anlama yeteneğinden yoksun
dead from the neck up anlayışsız
rise from the dead küllerinden doğmak
come back from the dead küllerinden doğmak
stop one dead in tracks aniden durmak
stop one dead in one's tracks donakalmak
stop one dead in one's tracks aniden durmak
stop one dead in tracks donakalmak
roll over and play dead mücadeleyi bırakmak
roll over and play dead hayat mücadelesini bırakmak
be dead to the world derin bir uykuya dalmış olmak
stop dead in one's tracks donup kalmak
be dead to the world derin uyumak
over my dead body cesedimi çiğneyerek
dead certainty olacağı besbelli (şey)
dead certainty meydana gelmesi kesin olan şey
dead loss telafisi imkansız zarar
silent as the dead ölü gibi sessiz
more dead than alive ölüden beter
more dead than alive ölü gibi
more dead than alive çok yorgun
more dead than alive ruhsuz
faint dead away düşüp bayılmak
faint dead away bayılıp bilincini kaybetmek
beat a dead horse boşuna çene yormak
beat a dead horse boşa uğraşmak
wouldn't be caught/seen dead hiçbir şekilde (yapmama)
dead certain kesinlikle
on dead center tam ortasında/merkezinde
have somebody dead to rights (radar/kamera vb) (birisini bir suç vb işlerken) uluorta yakalamak
catch somebody dead to rights suçüstü yakalamak
have somebody dead to rights suçüstü yakalamak
be a dead cert bir şeyin tek adayı olmak (kazanması en muhtemel)
dead center bir şeyin tam ortası/merkezi
have someone dead to rights suçüstü yakalamak
dead cat on the line yanlış
catch somebody dead to rights (radar/kamera vb) (birisini bir suç vb işlerken) uluorta yakalamak
wouldn't be caught/seen dead hiçbir surette (yapmama)
dead cat on the line ters giden (bir şeyler)
have someone dead to rights iş üstünde yakalamak
wouldn't be caught/seen dead kıyamet kopsa bile (yapmama)
dead cat on the line yanlışlık
have somebody dead to rights iş üstünde yakalamak
catch somebody dead to rights iş üstünde yakalamak
reach a dead end kördüğüm olmak
reach a dead end açmaza girmek
dead in someone's tracks tam orada
dead in someone's tracks tam o anda bulunduğu yerde
dead in the water durmuş
be a dead ringer for someone birisine tıpatıp benzemek
dead in the water hareketsiz
dead wrong tamamen yanlış
in the dead of night gecenin köründe
take someone for dead ölü saymak
as silent as the dead ölüm kadar sessiz
take someone for dead birisini öldü sanmak
in the dead of night gece yarısı
be dead and buried tam anlamıyla bitmek
take someone for dead birisini ölmüş kabul etmek
give someone up for dead hayatından umudu kesmek
dead wood çürük elma
in the dead of winter kışın ortasında
beat a dead horse havanda su dövmek
cut someone dead birisini yok saymak
take someone for dead ölmüş saymak
raise someone from the dead ölüyü diriltmek
cut someone dead birisini görmemezlikten gelmek
be dead and buried bitmek
give someone up for dead (ölmek üzere olan) birisinin hayatından umudu kesmek
cut someone dead birisini görmezden gelmek
be dead and buried sonlanmak
in the dead of night gecenin ortasında
take someone for dead birisini ölmüş sanmak
beat a dead horse boşa kürek çekmek
a dead weight çok ağır
dead wood bir grubun işe yaramaz üyesi
leave someone for dead ölü sanıp bırakmak
be dead in the water başarısızlığa uğramak
the dead hand of something çomak sokma
as dead as a doornail tarihe karışmış
as dead as a dodo miadını dolmuş
as dead as a doornail miadını doldurmuş
taken for dead ölü gibi
as dead as a dodo ölü
as dead as a doornail miadını dolmuş
the dead hand of something ilerlemeyi/gelişimi engelleyen şey
taken for dead öldü sanılmış
be dead from the waist down cinsel istek duymamak
as dead as a doornail ölü
be dead from the waist down belden aşağısı tutmamak