alive - Turco Inglés Diccionario

alive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

alive — Definition

Significado:
canlı, hayatta, etkin
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈlaɪv/ – BrE /əˈlaɪv/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
living, active, vibrant
Antónimos:
dead, lifeless, inert

Significados de "alive" en diccionario turco inglés : 27 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
alive adj. diri
I didn't know whether Tom was dead or alive.
Tom'un ölü mü diri mi olduğunu bilmiyordum.

More Sentences
alive adj. canlı
The little girl's face became alive with excitement when she saw the birthday cake.
Küçük kızın yüzü doğum günü pastasını görünce heyecanla canlandı.

More Sentences
alive adj. sağ
Everybody was alive.
Herkes sağdı.

More Sentences
alive adv. diri diri
Citizens are believed to have been burnt alive in air-raid shelters.
Vatandaşların hava saldırısı sığınaklarında diri diri yakıldığına inanılmaktadır.

More Sentences
General
alive adj. sağ
Everybody was alive.
Herkes sağdı.

More Sentences
alive adj. farkında
I was fully alive to the danger.
Tehlikenin tamamen farkındaydım.

More Sentences
alive adj. yaşayan
Wrestling is one of the oldest sports that is still alive.
Güreş hala yaşayan en eski sporlardan biridir.

More Sentences
alive adj. canlı
The little girl's face became alive with excitement when she saw the birthday cake.
Küçük kızın yüzü doğum günü pastasını görünce heyecanla canlandı.

More Sentences
alive adj. hayatta
Larry is still alive after so many years of fighting cancer.
Larry kanserle savaştığı onca yıldan sonra hâlâ hayatta.

More Sentences
alive adj. canlı canlı
They skinned him alive.
Canlı canlı derisini yüzdüler.

More Sentences
alive adj. hayat dolu
alive adj. uyanık
alive adj. sevinçli
alive adj. zinde
alive adj. yaşam dolu
alive adj. hassas
alive adj. dirimli
alive adj. şevkli
alive adj. faal
alive adj. heyecanlı
alive adj. elektrik yüklü
alive adj. haberdar
alive adj. akımlı
alive adj. elektrikli
alive adj. hareketli
alive adj. akım verilmiş
alive adj. etkin

Significados de "alive" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
being alive n. yaşarlık
keep alive v. canlı tutmak
look alive v. acele etmek
be alive with v. kaynamak
keep the interest alive v. ilgiyi canlı tutmak
keep alive v. hayatta kalmak
keep alive v. ayakta tutmak
be alive v. hayatta olmak
be alive with v. çok miktarda bulunmak
be alive to (something) v. farkında olmak
be alive with v. dolu olmak
remain alive v. sağ kalmak
keep somebody alive v. yaşatmak
keep the spirit of something alive v. ruhunu canlı tutmak
keep the values alive v. değerleri yaşatmak
burn something alive v. diri diri yakmak
keep something alive v. diri tutmak
be buried alive v. canlı canlı ölmek
come alive v. canlanmaya başlamak
come alive v. canlanmak
keep alive hope v. umudunu korumak
keep alive hope v. umudu korumak
keep alive v. hayatta tutmak
be alive v. sağ olmak
be alive to v. ayrımında olmak
be alive to v. bilincinde olmak
stay alive v. hayatta kalmak
remain alive v. hayatta kalmak
be eaten alive v. canlı canlı yenmek
make it out of somewhere alive v. bir yerden canlı çıkmak
keep the family name alive v. soyunu devam ettirmek
bury alive v. diri diri gömmek
bury alive v. canlı canlı gömmek
keep someone alive v. birini canlı tutmak
make it through the day alive v. günü sağ olarak/ölmeden bitirmek
get out alive v. bir olaydan canlı kurtulmak
get out alive v. canlı çıkmak
get out alive v. sağ kurtulmak
get out alive v. sağ çıkmak
keep hopes alive v. umudu korumak
keep hope alive v. umudu korumak
keep the flame alive in our hearts v. kalplerimizde ateşi canlı tutmak
be buried alive v. canlı canlı gömülmek
come out alive v. canlı çıkmak
come out alive v. sağ kurtulmak
come out alive v. sağ çıkmak
dead alive adj. sıkıcı
dead alive adj. ruhsuz
alive with adj. dolu
alive to adj. -e hassas
born alive adj. canlı doğan
dead-and-alive adj. ruhsuz
dead-and-alive adj. donuk
dead-alive adj. ruhsuz
dead-alive adj. donuk
dead–alive adj. ruhsuz
dead–alive adj. donuk
while alive adv. diri diri
alive and well adv. iyi durumda
Phrasals
alive with v. ile dolu olmak
Phrases
saw alive v. (kütüğü) paralel şekilde kesmek
dead or alive expr. ölü ya da diri
what a time to be alive expr. daha iyisi can sağlığı
what a time to be alive expr. bu gözler daha neler görecek
what a time to be alive expr. yaşasın
what a time to be alive expr. bir yaşıma daha girdim
what a time to be alive expr. ne biçim/nasıl bir dünyada yaşıyoruz
what a time to be alive expr. daha iyisi olamazdı
what a time to be alive expr. ne günlere kaldık
what a time to be alive expr. daha ne isterim
Colloquial
look alive v. enerji dolu olmak
look alive v. canlı hareket etmek
look alive v. enerjik olmak
alive and well adj. sağ selamet
alive and well adj. sağ ve sağlıklı
man alive! expr. yahu!
man alive! expr. be adam!
look alive! expr. harekete geç!
look alive! expr. acele et!
look alive! expr. canlan!
last seen alive in april expr. en son nisan ayında canlı görüldü
land sakes alive! expr. aman tanrım!
lands sakes alive! expr. aman tanrım!
sakes alive! expr. aman tanrım!
while you are alive expr. hayattayken
what a time to be alive expr. ne günler ama
what a time to be alive expr. insan daha ne ister
Idioms
alive and kicking n. hayat dolu
skin someone alive v. çiğ çiğ yemek (birini)
eat someone alive v. çiğ çiğ yemek
be roasted alive v. diri diri yakılmak
be alive with something v. -ile dolu olmak
be alive with (people or things) v. (bir yer) (insan vb.) kaynamak
be alive with (people or things) v. -ile dolu olmak
skin someone alive v. ağzının payını vermek
skin someone alive v. birisini azarlamak
be alive with something v. (bir yer) (insan vb.) kaynamak
eat somebody alive v. birisini çiğ çiğ yemek
skin someone alive v. birisine çok sinirlenmek
struggle to stay alive v. ölüm kalım savaşı vermek
bring (someone or something) alive v. hayat katmak
bring (someone or something) alive v. canlandırmak
bring something alive v. canlılık/hareket kazandırmak
bring (someone or something) alive v. eğlenceli/neşeli hale getirmek
bring (someone or something) alive v. hayat vermek
bring something alive v. canlandırmak
bring (someone or something) alive v. keyfini yerine getirmek
bring (someone or something) alive v. hareket getirmek/vermek
bring something alive v. ilgi çekici yapmak
bring (someone or something) alive v. canlılık kazandırmak
bring something alive v. canlılık/hareket getirmek
bring something alive v. ilginç hale getirmek
bring (someone or something) alive v. hareket kazandırmak
come alive v. inandırıcı olmak
come alive v. canlanmak
come alive v. gerçek gibi görünmek
come alive v. hareketlilik kazanmak
come alive v. ayılmak
come alive v. hareketlenmek
come alive v. canlılık kazanmak
come alive v. hayata dönmek
come alive v. kendine gelmek
come alive v. tekrar nefes almaya başlamak
come alive v. uyanmak
come alive v. yaşama dönmek
come alive v. dirilmek
come alive v. canlanmak
bring something alive v. birini ya da bir şeyi canlandırmak
bring (someone or something) alive v. (birini ya da bir şeyi) ilgi çekici kılmak
bring (someone or something) alive v. (birini ya da bir şeyi) diriltmek
bring (someone or something) alive v. (birini ya da bir şeyi) canlandırmak
bring something alive v. birini ya da bir şeyi ilgi çekici kılmak
bring something alive v. birine ya da bir şeye renk katmak
bring (someone or something) alive v. (birine ya da bir şeye) renk katmak
bring something alive v. birini ya da bir şeyi diriltmek
eat (one) alive v. (birini) kolayca yenmek
eat (one) alive v. (birini) çok fena yemek (böcek, sinek)
eat (one) alive v. (birini) çiğ çiğ yemek
eat (one) alive v. (birinin) canını çok acıtmak
eat (one) alive v. (birini) ezip geçmek
eat (one) alive v. (birine) fiziksel/duygusal ıstırap vermek
eat (one) alive v. (birini) acımasızca eleştirmek
eat (one) alive v. (birini) çok fena ısırmak (böcek, sinek)
be alive and well v. sağ salim olmak
be alive and well v. sağ ve sağlıklı olmak
be alive and well v. hayat dolu olmak
be alive and well v. zinde olmak
be alive and kicking v. hareketli olmak
be alive and well v. varlığını sürdürmek
be alive and kicking v. hayat dolu olmak