hayatta - Turco Inglés Diccionario

hayatta

Significados de "hayatta" en diccionario inglés turco : 9 resultado(s)

Turco Inglés
General
hayatta alive adj.
Larry is still alive after so many years of fighting cancer.
Larry kanserle savaştığı onca yıldan sonra hâlâ hayatta.

More Sentences
hayatta quick adj.
hayatta on earth adv.
hayatta on live adv.
Colloquial
hayatta for the life of expr.
Idioms
hayatta in the land of the living expr.
hayatta to save (one's) life expr.
hayatta to save life expr.
hayatta to save your life expr.

Significados de "hayatta" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hayatta kalma survival n.
hayatta kalan survivor n.
hayatta kalan surviver n.
General
hayatta kalma surviving n.
hayatta kalan survivor n.
hayatta kalmacılık survivalism n.
hayatta kalma değeri survival value n.
hayatta başarısız olmuş joke n.
hayatta kalma ve faaliyete devam etme kabiliyeti ability to survive and operate n.
hayatta olma livingness n.
hayatta kalma becerisi survival skill n.
hayatta kalma mücadelesi the struggle for survival n.
hayatta kalma mücadelesi the struggle to survive n.
(hayatta) yeni bir çığır açan deneyim a life changing experience n.
hayatta kalma içgüdüsü instinct to survive n.
1945 yılında japonya'daki atom bombalarının patlamasının ardından hayatta kalan insanlar hibakusha n.
en güçlünün hayatta kalması survival of the fittest n.
hayatta kalan akraba living relative n.
hayatta kalma içgüdüsü survival instinct n.
vahşi hayatta yaşama yeteneği bushcraft n.
hayatta kalma meselesi matter of survival n.
hayatta kalan bireylerin artmasıyla doğal popülasyonda yaşanan artış recruitment n.
hayatta kalma uzmanı survival expert n.
genellikle bir adaya terkedilmiş olup korsanlık yaparak hayatta kalmayı başaran kimse marooner n.
medeniyetten uzak bir yerde yaşayıp avcılık yaparak hayatta kalan ve genelde kaçak olan kimse marooner n.
çalılıkta hayatta kalmak için gerekli beceriler bushmanship n.
hayatta belirli bir dönem hitch n.
hayatta seçilen yol road n.
(kamusal hayatta) yolsuzluk yapan kimse corruptionist n.
hayatta kalma içgüdüsü self-preservation n.
(siyasette, sosyal hayatta) bağımsız kimse free lance n.
(yaşam süresi hususunda belirleyici faktör olarak kabul edilen) hayatta kalma kuvveti stamen [obsolete] n.
olağanüstü koşullarda hayatta kalacak şekilde önlemler alan kimse survivalist n.
hayatta kalan birey survival n.
hayatta kalma survivency n.
hayatta kalma survivance n.
hayatta kalma survival n.
(oyun) karakter canlandırma (gerçek hayatta) larping n.
rol yapma (gerçek hayatta) larping n.
hayatta olmak be alive v.
hayatta kalmak keep alive v.
hayatta kalmak live v.
hayatta kalmak survive v.
hayatta tutmak keep alive v.
-den sonra hayatta kalmak come through v.
hayatta kalmaya çalışmak try to survive v.
hayatta kalmak stay alive v.
hayatta kalmak remain alive v.
hayatta olmak exist v.
(vahşi hayvanı) hayatta tutmak manage v.
hayatta kalmak hold up v.
yetişkinliğe kadar hayatta kalmak survive into adulthood v.
hayatta kalamamak scrape along v.
hayatta kalmak supervive [obsolete] v.
hayatta tutmak survive v.
hayatta kalmak exist v.
gerçek hayatta olduğu gibi true to life adj.
hayatta yenilgiye uğramış down and out adj.
hayatta kalan surviving adj.
gerçek hayatta rastlanamayacak larger than life adj.
gerçek hayatta rastlanamayacak bigger than life adj.
vahşi hayatta in the wild adj.
gerçek hayatta yaşanan real-life adj.
gerçek hayatta olan real-life adj.
zor şartlar altında hayatta kalamayan nonhardy adj.
babası hayatta olmayan unfathered adj.
hayatta olunduğu sürece sahip olunan (arazi) lifehold adj.
özel hayatta olan off-camera adj.
özel hayatta gerçekleşen offstage adj.
hayatta bir kez karşılaşılacak olan once-in-a-lifetime adj.
hayatta olan flesh-and-blood adj.
hayatta olan flesh and blood adj.
gerçek hayatta karşılığı olmayan school adj.
hayatta kalan survivable adj.
hayatta kalmaya özgü survival adj.
gerçek hayatta in real life adv.
ölümden sonraki hayatta hereafter adv.
özel hayatta off-camera adv.
özel hayatta olacak şekilde off-camera adv.
özel hayatta offscreen adv.
özel hayatta offstage adv.
profesyonel hayatta onscreen adv.
profesyonel hayatta on-screen adv.
hayatta olmaz no way! interj.
Phrasals
ile hayatta kalmak/yaşamını sürdürmek survive on v.
hayatta olmak kick about v.
hayatta olmak kick around v.
fırtınada hayatta kalmak weather out v.
bir süre hayatta kalmak last out v.
… yiyerek hayatta kalmak live off v.
(biri/bir şey olmadan) hayatta kalmak get on (without someone or something) v.
ile hayatta kalmak get along on v.
(bir şeyle) hayatta kalmak get along on (something) v.
(birinin) ölümünün ardından hayatta kalmak linger on after (someone) v.
(birinin) ölümünden sonra hayatta kalmak linger on after (someone) v.
(birinin) arkasından hayatta kalmak linger on after (someone) v.
Phrases
gerçek hayatta olduğu gibi as it is in real life expr.
gerçek hayatta olduğu gibi as in real life expr.
doğal hayatta in the wild expr.
günlük hayatta in daily life expr.
günlük hayatta in day-to-day life expr.
gerçek hayatta in real life (irl) expr.
hayatta en hakiki mürşit ilimdir our true mentor in life is science expr.
dayan ve hayatta kal endure and survive expr.
Proverb
hayatta en hakiki mürşit ilimdir science is the only true guide in life
insana hayatta bir kere şans vurur fortune knocks once at every man's door
hayatta edinilen her türlü tecrübe işe yarar all is grist that comes to the mill
hayatta edinilen her türlü tecrübe işe yarar all is grist that comes to the mill
Colloquial
hayatta 30, 40, 50 vb. gibi dönüm noktası sayılan yaşlar the big-o n.
hayatta 30, 40, 50 vb. gibi dönüm noktası sayılan yaşlar the big (number)-o n.
hayatta yeni bir 10 yılın başlangıcı olan yaşlar (20, 30, 40 gibi) the big (number)-o n.
hayatta yeni bir 10 yılın başlangıcı olan yaşlar (20, 30, 40 gibi) the big-o n.
hayatta 30, 40, 50 gibi dönüm noktası sayılan yaşlar the big -o n.
hayatta kalan vivor (survivor) n.
yüksek teknoloji terimlerini gündelik hayatta fazla ve gelişigüzel kullanma csl (computerese as a second language) n.
hayatta/ölse yapamamak can't do something to save your life v.
hayatta olmak kick around v.
hayatta sorumluluk almaya başlamak get a life v.
hayatta üretken olmak get a life v.
hayatta işe yarar bir şeyler yapmak get a life v.
hayatta kalma şansı kalmamak have had it v.
bir şeyi hayatta yapmam/yapmaz somebody wouldn't be seen/caught dead... v.
(bir şeyi) hayatta yapmamak somebody wouldn't be seen/caught dead... v.
gerçek hayatta olduğu gibi like in real life expr.
tam da gerçek hayatta olduğu gibi just like in real life expr.
tam da gerçek hayatta olduğu gibi just as in real life expr.
gerçek hayatta tanıştık mı hiç? have we ever met in real life? expr.
gerçek hayatta karşılaştık mı hiç? have we ever met in real life? expr.
hayatta olmaz not in this life expr.
hayatta kalamayacak kadar zayıf too weak to survive expr.
hayatta bir defa once in a lifetime expr.
hayatta bir kere once in a lifetime expr.
hayatta bir kez once in a lifetime expr.
gerçek hayatta in reality expr.
hayatta yapmam! not for quids! expr.
hayatta olmaz I'll be hanged expr.
hayatta olmaz I'll be hanged if I expr.
hayatta olmaz I'll be hanged expr.
hayatta çabalar durursun ve sonunda da ölür gidersin labtyd (life’s a bitch, then you die) expr.
hayatta olmaz not on your tintype [obsolete] [us] expr.
başka bir hayatta görüşürüz (I'll) see you in another life expr.
başka bir hayatta görüşmek üzere (I'll) see you in another life expr.
hadi sana hayatta başarılar (I'll) see you in another life expr.
hayatta yapamam/yapamaz/yapamayız/yapamazlar cannot for the life of me/him/her/us/them expr.
bir şeyi bir daha hayatta yapmam I won't do something again in a hurry expr.
(hayatta) hiçbir şey bedava değildir you don't get for nothing expr.
hadi sana hayatta başarılar cuial (see you in another life) abrev.
Idioms
en güçlünün hayatta kalması (the) survival of the fittest n.
güçlü olan hayatta kalır (the) survival of the fittest n.
(hayatta olan) kişi living soul n.