kaynamak - Turco Inglés Diccionario

kaynamak

Significados de "kaynamak" en diccionario inglés turco : 41 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kaynamak boil v.
The pot is boiling.
Tencere kaynıyor.

More Sentences
General
kaynamak abound v.
This lake abounds in trout.
Bu göl alabalık kaynıyor.

More Sentences
kaynamak seethe v.
The Middle East can be depicted as a pressure cooker, in which the water is bubbling and seething.
Ortadoğu, içinde suyun fokurdadığı ve kaynadığı bir düdüklü tencere olarak tasvir edilebilir.

More Sentences
kaynamak teem with v.
The street was teeming with people.
Sokak insan kaynıyordu.

More Sentences
kaynamak boil away v.
The water is boiling away.
Su kaynayıp buharlașıyor.

More Sentences
kaynamak swarm with v.
Healthy guts are swarming with bugs, so what do they do?
Sağlıklı bağırsaklar böceklerle kaynıyor, peki ne yapıyorlar?

More Sentences
kaynamak boil v.
The pot is boiling.
Tencere kaynıyor.

More Sentences
Technical
kaynamak boil v.
The pot is boiling.
Tencere kaynıyor.

More Sentences
Textile
kaynamak boil v.
The pot is boiling.
Tencere kaynıyor.

More Sentences
Biochemistry
kaynamak fuse v.
Her bones fused as she healed.
İyileştikçe kemikleri kaynadı.

More Sentences
General
kaynamak bubble v.
kaynamak founder v.
kaynamak join v.
kaynamak well v.
kaynamak ferment v.
kaynamak bubble up v.
kaynamak teem v.
kaynamak come to the boil v.
kaynamak stew v.
kaynamak conglutinate v.
kaynamak weld v.
kaynamak surge up v.
kaynamak well out v.
kaynamak surge v.
kaynamak swarm v.
kaynamak be thick with v.
kaynamak be alive with v.
kaynamak effervesce v.
kaynamak ebulliate [obsolete] v.
kaynamak bile [dialect] v.
kaynamak foam v.
kaynamak siver v.
kaynamak sny [dialect] [uk] v.
kaynamak bristle with v.
Idioms
kaynamak come to a boil v.
kaynamak come to a boil v.
Technical
kaynamak stick v.
kaynamak solder v.
Automotive
kaynamak seize v.
Biology
kaynamak conjugate v.
Biochemistry
kaynamak fuze v.

Significados de "kaynamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 102 resultado(s)

Turco Inglés
General
kaynamak (gizli bir iş) simmer v.
kaynamak (kemik) knit v.
içten içe kaynamak simmer v.
fıkır fıkır kaynamak boil up v.
kanı kaynamak be full of beans v.
kanı kaynamak take to v.
özü kalana kadar kaynamak boil down v.
yavaş yavaş kaynamak simmer v.
kanı kaynamak be full of life v.
kaynamak (öfke vb duygularla için için) simmer with v.
kaynamak (kırık bir kemiğin uçları birbirine) set v.
arada kaynamak get lost in the shuffle v.
arada kaynamak pass unnoticed v.
kanı kaynamak click v.
kanı kaynamak cotton to v.
kanı kaynamak take a shine to somebody v.
kanı kaynamak hit it off with somebody v.
karınca yuvası gibi kaynamak be as busy as grand central station v.
kanı kaynamak hit it off v.
ile kaynamak abound in v.
ünlü kaynamak be packed with celebrities v.
kanı kaynamak take a liking to someone v.
kanı kaynamak take a fancy to something v.
kanı kaynamak take a fancy to someone v.
kanı kaynamak take a liking to something v.
fokur fokur kaynamak boil profusely v.
fokur fokur kaynamak boil up v.
böcek kaynamak be crawling with insects v.
amele kaynamak be crowded with rednecks v.
maganda kaynamak be full of rednecks v.
maganda kaynamak be crowded with hicks v.
maganda kaynamak be full of hicks v.
maganda kaynamak be crowded with rednecks v.
bir taşım kaynamak come to a boil v.
sinirden kaynamak be boiling with anger v.
tekrar kaynamak reboil v.
tekrar kaynamak re-boil v.
kanı kaynamak bile [dialect] v.
(hava) kaynamak boil v.
aniden ve şiddetle kaynamak bump v.
kanı kaynamak conceit [uk] v.
yavaş yavaş kaynamak sile [dialect] [uk] v.
içten içe kaynamak sile [dialect] [uk] v.
içten içe kaynamak simper [dialect] [uk] v.
fokur fokur kaynamak bubble v.
kısık ateşte kaynamak simmer v.
Phrasals
ile kaynamak teem in v.
ile kaynamak pullulate with v.
(bir yer) -ile kaynamak crawling with someone v.
araya kaynamak blend in v.
-ile kaynamak bustle with v.
içinde kımıl kımıl bir şeyler kaynamak writhe with something v.
içi (bir şey) kaynamak writhe with (something) v.
içinde bir şeyler kaynamak writhe with something v.
kaynamak (kırık kemik) knit together v.
birbirine kaynamak knit together v.
(biri/bir şey) kaynamak crawl with (someone or something) v.
araya kaynamak edge in v.
arada kaynamak get by v.
(bir şey) kaynamak jump with (something) v.
(bir şeyle) kaynamak seethe with (something) v.
(bir şey) kaynamak seethe with (something) v.
(biri/bir şey) kaynamak swarm with (someone or something) v.
(biri/bir şey) kaynamak teem with (someone or something) v.
Proverb
başında beklediğin tencere kaynamak bilmez a watched kettle never boils
Colloquial
amele kaynamak be full of hicks v.
amele kaynamak be crowded with hicks v.
maganda kaynamak be full of hicks v.
maganda kaynamak be crowded with hicks v.
böcek kaynamak be crawling with insects v.
böcekle kaynamak be crawling with insects v.
para kaynamak be full of money v.
Idioms
kanı kaynamak hit it off v.
kanı kaynamak take a shine to v.
kanı kaynamak take a shine to someone v.
kanı kaynamak develop liking v.
bir kazanda kaynamak row in the same boat v.
kanı kaynamak take a fancy to v.
fıkır fıkır kaynamak champ at the bit v.
birisine kanı kaynamak take a shine to someone v.
fıkır fıkır kaynamak be full of piss and vinegar v.
bir şeyle kaynamak be seething with v.
böcek/karınca vs. kaynamak crawling with some kind of creature v.
(bir yer) (insan vb.) kaynamak be alive with something v.
(bir yer) (insan vb.) kaynamak be alive with (people or things) v.
suyu kaynamak cook one's goose v.
arada kaynamak fall/drop/go/slip through the cracks v.
birbirine anında kanı kaynamak get on like a house afire v.
(biri/bir şey) kaynamak be swimming with (someone or something) v.
(bir şey) kaynamak be infested with (something) v.
arada kaynamak be lost in the shuffle v.
arada kaynamak fade into the woodwork v.
arada kaynamak blend into the woodwork v.
arada kaynamak blend into the woodwork v.
çorba kaynamak put bread on the table v.
kıçında kurt kaynamak get ants in the pants v.
kıçında kurt kaynamak get ants in one's pants v.
çorba kaynamak put food on the table v.
(birine/bir şeye) kanı kaynamak take a shine to (someone or something) v.
Medical
kaynamak (kırık kemikler) mend v.
Gastronomy
yavaş yavaş kaynamak coddle v.
fazla kaynamak overboil v.