ölü - Turco Inglés Diccionario
Historia

ölü



Significados de "ölü" en diccionario inglés turco : 41 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ölü dead adj.
General
ölü the dead n.
ölü carcass n.
ölü corpse n.
ölü cadaver n.
ölü carcase n.
ölü exanimate adj.
ölü died adj.
ölü still adj.
ölü deceased adj.
ölü late adj.
ölü defunct adj.
ölü inanimate adj.
ölü stillborn adj.
ölü breathless adj.
ölü dead adj.
ölü lifeless adj.
ölü dull adj.
Phrases
ölü under the sod adj.
Colloquial
ölü pushing up the daisies
ölü dead meat
ölü stone dead
ölü deader than a doornail
ölü gone to meet one's maker
ölü gone on
Idioms
ölü six feet under
ölü as dead as a doornail
ölü as dead as a dodo
ölü as dead as mutton
ölü dead as mutton
Informal
ölü be toast
Slang
ölü flatline
Trade/Economic
ölü dead
Law
ölü deceased
Politics
ölü casualty
Technical
ölü dead
Medical
ölü death
Military
ölü loss
Latin
ölü defunctus
British Slang
ölü brown bread
ölü hovis (rhyming slang for brown bread)

Significados de "ölü" con otros términos en diccionario inglés turco: 455 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yaralı/ölü casualty n.
General
ölü yakmak cremate v.
ölü numarası yapmak play possum v.
yakmak (ölü vb) cremate v.
ölü bulunmak be found dead v.
ölü doğmak be born dead v.
ölü yıkamak wash dead v.
ölü olarak ele geçirmek capture dead v.
ölü olarak ele geçirilmek be caught dead v.
ölü olarak ele geçirilmek be captured dead v.
ölü ele geçirilmek be captured dead v.
ölü ele geçirilmek be caught dead v.
ölü noktaya getirmek bring to a dead end v.
ölü taklidi yapmak pretend to be dead v.
ölü numarası yapmak pretend to be dead v.
ölü taklidi yapmak sham dead v.
ölü yıkamak bath the deceased v.
ölü gibi görünmek look dead v.
ölü taklidi yapmak play possum v.
ölü sayısının artmasından endişe etmek fear rise in death toll v.
ölü yakmak burn a dead body v.
(ölü vb) birini teşhis etmek confirm one’s identity v.
havuzunda ölü bulunmak be found dead in one’s pool v.
ölü ilan edilmek be pronounced dead v.
omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak be half dead with a bullet hole in one's shoulder v.
ölü numarası yapmak play dead v.
evinde ölü bulunmak be found dead at her/his home v.
dairesinde ölü bulunmak be found dead in her/his apartment v.
dairesinde ölü bulunmak be found dead at her/his apartment v.
evinde ölü bulunmak be found dead at her/his house v.
dairesinde ölü bulunmak be found dead in her/his flat v.
evinde ölü bulunmak be found dead in her/his house v.
evinde ölü bulunmak be found dead in her/his home v.
dairesinde ölü bulunmak be found dead at her/his flat v.
ölü numarası yapmak feign death v.
ölü taklidi yapmak feign death v.
ölü numarası yapmak pretend dead v.
ölü taklidi yapmak pretend dead v.
(çiçek) ölü başları temizlemek deadhead v.
ölü doğmak be stillborn v.
ölü deri slough n.
ölü doğum dead birth n.
ölü bölge birimi dead zone unit n.
tırnak çevresindeki ölü deri cuticle n.
bir ölü hakkında yazılan kısa biyografi obituary n.
ölü ayini ilahisi requiem n.
yaşayan ölü living death n.
ölü kaldırıcı undertaker n.
ölü yakılan odun yığını funeral pyre n.
ölü evi funeral home n.
ölü küllerinin saklandığı kap urn n.
ölü sayısı death toll n.
ölü yakma yeri crematorium n.
ölü yakılan odun yığını pyre n.
ölü kent ghost town n.
ölü dil dead language n.
ölü kemiklerinin koyulduğu yer ossuary n.
ölü gibi olma effeteness n.
ölü yakma cremation n.
ölü sertliği cadaveric rigidity n.
yaşayan ölü zombie n.
ölü ile ilgili yazı necrology n.
ölü bedene karşı gösterilen cinsel istek necrofetishism n.
ölü eti yeme necrophagia n.
ölü adam dead man n.
ölü nokta zero point n.
ölü doğum stillbirth n.
ölü hacim clearance n.
ölü budak dead knot n.
toplam ölü sayısı total loss of life n.
ölü nokta dead point n.
ölü yük dead load n.
ölü doğan çocuk stillborn child n.
tırnakların çevresindeki ölü deri cuticle n.
ölü nokta break-even point n.
ölü deri scurf n.
ölü yük own weight n.
ölü deniz swell n.
ölü gömme burial n.
ölü gömme interment n.
ölü gömme sepulture n.
ölü gömme entombment n.
ölü gömme inhumation n.
ölü hırsızı resurrectionist n.
ölü yıkama bathing the deceased n.
yaşayan ölü living dead n.
ölü kahraman dead hero n.
yaralı ve ölü sayısı number of casualties n.
hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen dead on arrival n.
ölü bir ay a dead month n.
ölü maymun dead monkey n.
ölü kemiklerinin koyulduğu yer charnel house n.
ölü sayısı casualties n.
ölü yakma fırını cinerator n.
yürüyen ölü walking dead n.
vücuttaki (vücut için) ölü deriyi kaldırma kremi body scrub n.
ölü nehir dead river n.
ölü soğukluğu algor mortis n.
ölü sezon slack season n.
ölü çalı dead bush n.
ölü gömme gelenekleri burial customs n.
kilise bodrumunda ölü kemiklerinin koyulduğu mahzen carnary n.
kıyıma uğramış ölü bedenler carnage [obsolete] n.
ölü (renk) dead adj.
yaşayan ölü undead adj.
ölü doğmuş stillborn adj.
ölü gibi lifeless adj.
ölü fiyatına dirt cheap adj.
ölü (renk) drab adj.
ölü gibi cadaverous adj.
ölü gibi solgun ghastly adj.
ölü gibi deadpan adj.
ölü doğmuş dead born adj.
hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen dead in the field adj.
ölü organik maddeler ve bitki döküntüleriyle beslenen saprophagous adj.
ölü organik maddeler ve bitki döküntüleriyle beslenen detritivorous adj.
ölü gibi bir halde deadly adv.
ölü gibi cadaverously adv.
ölü gibi effetely adv.
ölü bir şekilde lifelessly adv.
ölü gibi deadly adv.
Phrases
ölü ya da diri dead or alive
Proverb
ölü bir kahraman olmaktansa, canlı bir korkak olmayı yeğlerim better a live coward than a dead hero
sadece ölü balıklar akıntıya kapılır only dead fish swim with the stream
sadece ölü balıklar akıntıya kapılır only dead fish swim with the stream
Colloquial
ölü numarası yapmak lie doggo
(saklanırken) ölü gibi sessiz olmak lie doggo
ölü sanılıp bırakılmak leave for dead
ölü gibi uyumak fast asleep
ölü numarası yapmak play possum
ölü taklidi yapmak play possum
ölü sayısının artması death toll rise
ölü sayısı artıyor death toll is on the rise
ölü taklidi yapmak play dead
ölü doğmuş (plan/proje) a dead duck
yarı ölü gibi olmak be half-dead
ölü gibi hareketsiz still as death
ölü sayısı 38'e ulaştı death toll reach to 38
yarı ölü half dead
Idioms
ölü fiyatına as cheap as dirt
ölü fiyatına dirt cheap
ölü gibi solgun as pale as death
ölü gibi dead and alive
üzerindeki ölü toprağını atmak blow the cobwebs away
ölü gibi like a bump on a log
ölü fiyatına dirt-cheap
ölü gibi half-hearted
tam anlamıyla ölü as dead as a doornail
ölü gibi dead beat
ölü noktaya gelmek be at a dead end
ölü gibi uyumak dead to the world
ölü gibi beyaz as pale as death
ölü taklidi yapmak play possum
ölü taklidi yapma playing possum
ölü gibi sessiz silent as the dead
ölü gibi sessiz silent as the grave
ölü gibi more dead than alive
üzerindeki ölü toprağını atmak blow away the cobwebs
ölü sanıp bırakmak leave someone for dead
ölü saymak take someone for dead
ölü gibi hareketsiz as still as death
ölü gibi taken for dead
ölü gibi solgun as pale as a death
ölü gibi solgun as pale as a ghost
ölü gibi solgun as white as a ghost
ölü gibi solgun as white as a sheet
ölü gibi solgun as white as the driven snow
ölü gibi solgun as white as snow
ölü sanılıp bırakılmak be left for dead
birini ölü sanıp bırakmak leave someone for dead
(basın bağlamında) ölü sezon the silly season
yaşayan ölü walking dead
Speaking
ölü gibi yorgunum i am pooped
ölü gibi yorgunum i am dead tired
rüyanda hiç ölü olduğunu gördün mü? have you ever had a dream where you were dead?
onu ölü istiyorum i want him dead
Slang
ölü hayvan mortling
(ölü) gömülmek be put to bed with a shovel
Trade/Economic
ölü yatırım impair investment
ölü fiyat rock bottom price
ölü navlun dead freight
ölü kargo bare cargo
ölü nokta grafiği breakeven chart
ölü şirket defunct company
ölü sezon dead season
ölü para dead money
ölü sermaye dead capital
ölü hesap dead account
ölü stok dead stock
ölü sermaye unapplied fund
ölü kira dead rent
ölü mevsim dead season
ölü teminat dead security
ölü sermaye unproductive capital
ölü sermaye dormant capital
ölü yakma belgesi cremation certificate
ölü sermaye unapplied funds
ölü fonlar unapplied funds
ölü nokta breakeven point
ölü belge dead letter
ölü mevsim slack season
ölü kedi sıçrayışı dead-cat bounce
ölü stok idle stock
ölü yatırım dead investment
Law
ölü muayenesi examination of corpse
ölü muayenesi examination of deceased
hukuken ölü sayılan kimse civiliter mortuus
ölü rehin dead pledge
ölü doğmuş bebek için verilen belge stillbirth certificate
ölü doğum belgesi stillbirth certificate
Politics
ölü bulunanlar those found dead
Insurance
ölü yakma masrafları insurance of cremation expenses
Tourism
ölü sezon dead season
ölü sezon off season
ölü mevsim dead season
ölü sezon off-season
Technical
ölü nokta klapesi neutral position valve
ölü yük own weight
ölü nokta valfi neutral position valve
üst ölü nokta top dead center
ölü zaman idle time
ölü mil stub axle
ölü su bölgesi dead water region
ölü akü dead cell
ölü hacim dead space
ölü kent decayed town
mot iç ölü nokta inner dead center
ölü hacim kapasitesi dead storage capacity
ölü ağırlık self weight
iç ölü nokta inner dead center
ölü hacim dead storage
ölü hacim seviyesi dead storage level
ölü yük self weight
ölü bölge dead zone
ölü boşluk dead space
dış ölü nokta outer dead center
ölü levha dead plate
ölü nokta backlash
ölü ağırlık dead weight
üst ölü noktadan önce before dead center
ölü tel dead wire
ölü kent necropolis
ölü şehir decayed town
ölü deniz ground sea
ölü depolama hacmi dead storage capacity
ölü zaman dead time
ölü uzay dead space
alt ölü noktası bottom dead center
alt ölü noktası crank dead center
alt ölü nokta bottom dead center
ölü kalıp permanent form
ölü dingil dead axle
ölü süre düzeltimi dead time correction
ölü nokta dead spot
ölü yük dead weight
ölü alan dead space
ölü süre dead time
ölü nokta dead centre
ölü hat dead line
ölü bant dead band
ölü kuşak dead zone
ölü nokta dead center
ölü bölge dead band
(karbüratör) ölü nokta flat spot
üst ölü noktadan sonra atdc -after dead center
ölü duruma gelme drop-dead halt
ölü duruma düşme drop-dead halt
yarı ölü çelik semi-killed steel
iç ölü nokta inner dead-centre
ölü göz dead cell
ölü nokta back lash
ölü gaz inert gas
ölü hayvan yapağısı fallen wool
ölü zon dead bend
ölü bölge dead bend
ölü hacim clearance
ölü bölgeli denetim neutral zone control
ölü bölge neutral zone
alt ölü merkez outer dead center
ölü yük static load
ölü mil pivot shaft
ölü nokta zero point
ölü kalıp waste mold
ölü zaman predicting interval
hesaplanan ölü zaman predicted dead time
uzun ölü zamana sahip kontrol sistemi long dead time control system
ölü ağırlık yüklemesi dead weight loading
ölü kavurma dead roasting
ölü yolluk dead riser
ölü katman dead layer
ölü renkler dead colours
ölü merkez dead centre
ölü açı dead angle
ölü süre deadtime
ölü yük dead load
ölü köşe dead corner
ölü hav dead pile
Computer
ölü bölge dead band
ölü oda dead room
ölü süre dead time
ölü kuşak dead band
ölü kuşak dead zone
ölü bölge neutral zone
ölü bölgeli denetim neutral zone control
ölü bellek dead storage
ölü hacim dead storage
ölü bölge birimi dead zone unit
ölü zaman idle time
ölü bellek düzeyi dead-storage level
ölü link dead link
ölü link link broken
Telecom
ölü nokta dead spot
ölü bölge zone of silence
Electric
ölü uç dead end
ölü direnç dead resistance
ölü kısa devre dead short
ölü bant deadband
ölü bant dead band
Mechanic
pistonların üst ölü noktadan alt ölü noktaya doğru yaptığı hareket downward stroke
Textile
ölü hayvan yapağısı fallen wool
Construction
ölü demirleme deadman
ölü yük dead load
ölü açı dead angle
Automotive
alt ölü nokta bottom dead center
üst ölü noktadan önce before top dead center
alt ölü nokta lower dead center
ölü hacim clearance volume
yakıtın püskürtülmeye başlandığı nokta ile üst ölü nokta arasındaki açı advanced angle
üst ölü noktadan sonra after top dead center
alt ölü merkez sonrası after bottom dead centre
üst ölü bölge sonrası after top dead centre
üst ölü bölge öncesi before top dead centre
üst ölü bölge top dead centre
alt ölü bölge bottom dead centre
alt ölü bölge öncesi before bottom dead centre
üst ölü nokta top dead center
alt ölü nokadan önce before bottom dead center
alt ölü nokta bottom dead center
alt ölü notadan sonra after bottom dead center
ölü hacim dead space
ölü nokta dead spot
ölü aks dead axle
ölü fiyatı verme lowball
ölü hacim clearance volume
ölü nokta dead center
ölü nokta flat spot
üst ölü nokta top dead center
üst ölü nokta sensörü top dead center sensor
üst ölü noktadan önce before top dead center
üst ölü noktadan sonra after top dead center
Aeronautic
ölü zamanı dead time
irtifa ölü sahası altitude slot
irtifa ölü sahası altitude hole
ölü nokta dead spot
Marine
ölü ağırlık deadweight
ölü navlun deadfreight
ölü gemi dead ship
Medical
ölü ve yaralıları sebep ve ciddiyete göre sınıflandırıp raporlamaya yarayan terim casualty category n.
ölü doğmuş aborsive adj.
ölü stratum korneum hücresi corneocyte
ölü katılığı rigor mortis
kostik bir madde ile ölü dokuyu yakmak cauterize
ölü doğum stillbirth
ölü doğan stillborn
ölü sertliği rigor mortis
ölü dokuyu atmak debride
ölü hızı death rate
ölü vücudunun kesilerek incelenmesi thanatopsy
ölü beyin hücresi dead brain cell
ölü doğmuş abortive
ölü doğmuş stillborn
gözelerin ölü dokuya dönüşmesi necrobiosis
ölü doku oluşumu infarction
ölü açımı autopsy
ölü doku infarct
ölü bölge dead zone
ölü beyin hücreleri dead brain cells
ölü doğum oranı rate of stillbirths
ölü kol sendromu dead arm syndrome
kostik bir madde ile ölü dokuyu yakmak cauterise
yüzeydeki ölü cilt hücresi dead surface skin cell
ölü cilt yüzeyi hücresi dead surface skin cell
cildi ölü hücrelerden arındırma exfoliation
ölü lekesi livor mortis
ölü lekesi postmortem lividity
Psychology
ölü numarası yapma death feigning
ölü seviciliği necrolagnia
ölü seviciliği necromania
ölü sevici necrophile
ölü seviciliği thanatophilia
ölü seviciliği necrophilism
ölü seviciliği necrophilia
Pathology
yumuşak peynirsi kıvam alarak ölü dokuya dönüşmek caseate v.
dokuların peynirsi görünüş ve kıvama dönüşerek ölü hale gelmesi caseation n.
tek ölü doğum single stillbirth
her ikisi ölü ikiz doğum twins both stillborn
biri canlı diğeri ölü ikiz doğum twins one liveborn and one stillborn
Food Engineering
ölü süre dead time
ölü kat yeri dead fold
ölü bölge dead-zone
Physics
ölü vuru dead beat
ölü oda dead room
Chemistry
ölü örtü ayrışması litter decomposition
Biology
besinlerini canlı olmayan ölü organik maddelerden temin eden organizma saprobe
ölü hücre dead cell
ölü organik maddeler ve bitki döküntüleriyle beslenen canlılar detritus feeders
ölü organik maddeler ve bitki döküntüleriyle beslenen canlılar saprophages
ölü organik maddeler ve bitki döküntüleriyle beslenen canlılar detritivores
Biochemistry
iltihaplanan dokunun peynirsi kıvam alarak ölü hale gelmesi caseous degeneration n.
ölü oylum dead volume
ölü oylum void volume
ölü nokta dead point
ölü-zaman lag period
Marine Biology
ölü deniz dead sea
ölü nokta deadpoint
ölü boşluk dead-space
Botanic
ölü çiçeği calendula officinalis
ölü çiçeği english marigold
ölü çiçeği pot marigold
ölü çiçeği ruddles
ölü çiçeği scotch marigold
ölü çiçeği common marigold
Forestry
ölü iksa nonrecoverable timbering
ölü örtü litter
Linguistics
ölü dil dead language
ölü dil extinct language
Archaeology
ölü kültü cult of the dead
Meteorology
ölü dalga swell
Geology
ölü vadi dead valley
Military
ölü ve yaralılarla ilgilenilmesi için belirlenmiş yüzer gezer gemi casualty receiving and treatment ship n.
ölü ve yaralı durum raporu casualty status n.
ölü ve yaralıları zayiat sebebine göre sınıflandırıp raporlamaya yarayan terim casualty type n.
toplam ölü miktarı death toll
toplam ölü sayısı death toll
muharebe dışı ölü nonbattle dead
ölü mayın dead mine
ölü mıntıka üst kenarı grazing point
ölü zaman dead time
ölü mıntıka dead area
ölü mıntıka dead zone
ölü sayısı body count
ölü bölge dead space
ölü koni radyofarı cone of silence
ölü ambar sahası free space
ölü mıntıka dead space
ölü dingil dead axle
ölü ve yaralıların tahliyesi casualty evacuation
ölü ve yaralıların tahliyesi casevac
ölü ve yaralıların hava yoluyla tahliyesi casualty evacuation
ölü ve yaralıların hava yoluyla tahliyesi casevac
Football
ölü top dead ball
Volleyball
ölü kısa dead short
Cinema
ölü gelin, tim burton'ın animasyon filmi corpse bride
ölü ozanlar derneği dead poets society
Engineering
üst ölü nokta t.d.c. (top dead-centre)