| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | late adj. | gecikmiş | ||
|
The plane was late due to the weather. Uçak hava koşulları nedeniyle gecikti. More Sentences |
||||
| Common Usage | late adv. | geç | ||
|
There are numerous cases in which, for objective reasons, the European Commission may be late submitting a study. Avrupa Komisyonu'nun objektif nedenlerden dolayı bir çalışmayı geç sunabildiği çok sayıda vaka vardır. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | late adj. | rahmetli | ||
|
She usually talks about her late husband. Genelde rahmetli kocasından bahsediyor. More Sentences |
||||
| General | late adj. | ölen | ||
|
The old man wants to be buried beside his late wife. Yaşlı adam ölen karısının yanına gömülmek istiyor. More Sentences |
||||
| General | late adj. | son | ||
|
Kyoto was Japan’s capital city from the late 8th Century to the late 19th Century. Kyoto, 8. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın sonlarına kadar Japonya'nın başkentiydi. More Sentences |
||||
| General | late adj. | geç | ||
|
I will be working the late shift this week. Bu hafta geç vardiyada çalışacağım. More Sentences |
||||
| General | late adj. | son zamanlardaki | ||
|
The number of students who come late to class has lately been increasing. Sınıfa geç gelen öğrencilerin sayısı son zamanlarda artmaktadır. More Sentences |
||||
| General | late adj. | gecikmiş | ||
|
The plane was late due to the weather. Uçak hava koşulları nedeniyle gecikti. More Sentences |
||||
| General | late adj. | (belirli bir yaş aralığının) sonlarında | ||
|
A woman in her late fifties asked about you yesterday. Dün ellili yaşlarının sonunda bir kadın sizi sordu. More Sentences |
||||
| General | late adv. | geç | ||
|
There are numerous cases in which, for objective reasons, the European Commission may be late submitting a study. Avrupa Komisyonu'nun objektif nedenlerden dolayı bir çalışmayı geç sunabildiği çok sayıda vaka vardır. More Sentences |
||||
| General | late adv. | geç vakte kadar | ||
|
You might have to work late on weekends. Hafta sonları geç vakte kadar çalışmanız gerekebilir. More Sentences |
||||
| General | late adv. | geç vakit | ||
|
The inspector arrived at the school late on Monday morning. Müfettiş pazartesi sabahı okula geç vakit geldi. More Sentences |
||||
| General | late adv. | sonlarında | ||
|
Methadone first appeared in the EU in the late 1960s in response to emerging opiate use. Metadon AB'de ilk olarak 1960'ların sonlarında ortaya çıkan opiat kullanımına yanıt olarak ortaya çıkmıştır. More Sentences |
||||
| General | late adv. | gecikmeli olarak | ||
|
The bus will arrive about 30 minutes late because of the traffic. Otobüs trafik yüzünden yaklaşık 30 dakika gecikmeli olarak varacak. More Sentences |
||||
| Colloquial | ||||
| Colloquial | late adj. | sonlarında | ||
|
Methadone first appeared in the EU in the late 1960s in response to emerging opiate use. Metadon AB'de ilk olarak 1960'ların sonlarında ortaya çıkan opiat kullanımına yanıt olarak ortaya çıkmıştır. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | late adj. | gecikmiş | ||
|
The plane was late due to the weather. Uçak hava koşulları nedeniyle gecikti. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | late adj. | ölmüş | ||
| General | late adj. | geçen | ||
| General | late adj. | merhum | ||
| General | late adj. | geç kalan | ||
| General | late adj. | ölü | ||
| General | late adj. | müteveffa | ||
| General | late adj. | tehirli | ||
| General | late adj. | son zamanlarda olan | ||
| General | late adj. | sabık | ||
| General | late adj. | eski | ||
| General | late adj. | yeni | ||
| General | late adj. | geç kalmış | ||
| General | late adj. | en son | ||
| General | late adj. | yeni | ||
| General | late adj. | taze | ||
| General | late adj. | önceki | ||
| General | late adj. | merhum | ||
| General | late adj. | yaşlılıkta | ||
| General | late adj. | yakın geçmişte olan | ||
| General | late adj. | yakın zamanda olan | ||
| General | late adj. | geç saatte olan | ||
| General | late adj. | son dönem | ||
| General | late adv. | geçenlerde | ||
| General | late adv. | son zamanlarda | ||