taze - Turco Inglés Diccionario

taze

Significados de "taze" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
General
taze v. elektroşok tabancasıyla etkisiz hale getirmek

Significados de "taze" en diccionario inglés turco : 42 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
taze fresh adj.
I always use toothpaste with a fresh mint taste.
Her zaman taze nane tadı olan diş macunu kullanırım.

More Sentences
General
taze good adj.
I wonder if this milk is still good.
Acaba bu süt hala taze mi?

More Sentences
taze new adj.
These new potatoes are still too young to be cooked.
Bu taze patatesler pişirilemeyecek kadar küçük.

More Sentences
taze fresh adj.
I always use toothpaste with a fresh mint taste.
Her zaman taze nane tadı olan diş macunu kullanırım.

More Sentences
taze freshly adv.
Freshly squeezed juice from the fruit has a strong healing and bactericidal effect.
Meyveden taze sıkılmış meyve suyu güçlü bir iyileştirici ve bakteri yok edici etkiye sahiptir.

More Sentences
Technical
taze fresh adj.
I always use toothpaste with a fresh mint taste.
Her zaman taze nane tadı olan diş macunu kullanırım.

More Sentences
Meteorology
taze fresh n.
I always use toothpaste with a fresh mint taste.
Her zaman taze nane tadı olan diş macunu kullanırım.

More Sentences
General
taze young adj.
taze green adj.
taze maiden adj.
taze dewy adj.
taze youthful adj.
taze as fresh as a daisy adj.
taze verdant adj.
taze tender adj.
taze raw adj.
taze sweet adj.
taze recent adj.
taze country adj.
taze crisp adj.
taze hot adj.
taze warm adj.
taze crispy adj.
taze verdurous adj.
taze caller (scotland) adj.
taze added adj.
taze unhackneyed adj.
taze late adj.
taze youngthly [obsolete] adj.
taze youthly adj.
taze maiden adj.
taze vernal adj.
taze clean adj.
taze fangled [obsolete] adj.
taze unstale adj.
taze fire-new adj.
taze roscid adj.
taze split-new [scotland] adj.
taze newly adv.
Idioms
taze fresh as a daisy adj.
Archaic
taze youthsome adj.
Slang
taze off the hook adj.

Significados de "taze" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
taze fasulye green beans n.
taze soğan scallion n.
General
taze meyvelerin yiyilebilen kısmı sarcocarp n.
taze kan new blood n.
taze kan fresh blood n.
meraklı taze snoop n.
taze taze quite fresh n.
taze fasulye fresh bean n.
taze besin fresh food n.
taze soğan shallot n.
taze kan a shot in the arm n.
taze fasulye french bean n.
taze fasulye green bean n.
taze ekmek fresh bread n.
taze kişniş fresh coriander n.
taze meyva fresh fruit n.
taze hava fresh air n.
taze ekmek freshly-baked bread n.
taze sıkılmış meyve suyu fresh-squeezed fruit juice n.
taze sıkılmış portakal suyu fresh-squeezed orange juice n.
taze ekmek kokusu smell of freshly-baked bread n.
taze döküm kumu new sand n.
taze ürünler fresh products n.
taze hava ihtiyacı fresh air need n.
taze hal fresh state n.
taze haldeki/hali fresh state n.
taze ceviz fresh walnut n.
hawai'de taze çiçeklerden yapılan taç haku n.
taze çilek fresh strawberry n.
taze çay fresh tea n.
taze fasulye snap beans n.
taze fasulye runner beans (uk) n.
taze fasulye french beans n.
taze fasulye string beans n.
taze fasulye green beans (us) n.
taze kahve fresh coffee n.
taze mısır fresh corn n.
taze nane fresh mint n.
taze pasta fresh cake n.
taze sıkılmış portakal suyu freshly-squeezed orange juice n.
taze hurma fresh date n.
taze kekik fresh thyme n.
çok ince doğranmış taze soğan, domates, nane, maydanoz ve bulgurla yapılan bir çeşit lübnan salatası tabouli n.
taze olma new n.
üzeri taze meyve kaplı bir pasta a cake topped off with fresh fruit n.
fikrin taze olduğu dönem youth n.
taze ürün youngster n.
işlenmiş et ürünlerinin taze görünümü bloom n.
çok küçük ve ince taze fasulye haricot vert n.
çok küçük ve ince taze fasulye haricots verts n.
zarif, düzenli veya taze görünüm mense [dialect] [uk] n.
taze kan young blood n.
(eti taze satışa uygun olmayan) hayvan chopper [australia/new zealand] n.
taze sebze meyve standı green-stall n.
süs olarak kullanılan taze bitki yaprakları greens n.
taze meyve sebzeler green groceries n.
simya potasını taze malzemeyle besleme cibation [obsolete] n.
taze olan şey dew n.
taze salatalık pickle [dialect] n.
taze bahçe sebzeleri sass n.
taze bahçe sebzeleri garden sass n.
taze balık yakalanıp pişirilen piknik fish fry n.
taze fasulye phasel [obsolete] n.
kaynatılmış taze şarap cute n.
kaynatılmış taze şarap cuit [obsolete] n.
bir bitkiden yapılan taze gıda succulency n.
bitkiden yapılan taze gıda veya sulu yiyecek succulent n.
bir bitkiden yapılan taze gıda succulence n.
taze kalmak remain fresh v.
taze otla beslemek soil v.
tüketiciye taze olarak sunulmak be supplied to the consumer as fresh v.
taze hava vermek ventilate v.
taze tutmak keep fresh v.
taze kana ihtiyaç duymak need new blood v.
taze bir güçle yenilemek reenforce [obsolete] v.
taze bir güçle tekrarlamak reenforce [obsolete] v.
taze bir güçle tekrarlamak reinforce [obsolete] v.
taze veya ilk haliyle kalmak preserve v.
(istiridyeleri, midyeleri) daha taze suya koymak freshen v.
taze görünüme kavuşmak freshen v.
taze kalmak stay fresh v.
her dem taze (ağaç/çalı) evergreen adj.
daha taze fresher adj.
kadar taze as fresh as adj.
en taze freshest adj.
taze (haber vb) hot adj.
taze ve sulu (meyve vb) succulent adj.
taze (hava) fresh adj.
taze (haber) red-hot adj.
çok taze red hot adj.
taze demlenmiş freshly brewed adj.
taze sıkılmış freshly-squeezed adj.
taze yapılmış new-made adj.
en taze youngest adj.
her zaman taze ve canlı kalan evergreen adj.
taze çıkmış hot adj.
(bitki) taze green adj.
(yara) taze green adj.
taze olmayan dry adj.
taze tutulan preserved adj.
taze bir şekilde greenly adv.
taze bir şekilde crisply adv.
taze bir şekilde youthfully adv.
taze şekilde fresh adv.
Phrasals
(belli bir zamana) kadar taze durmak/kalmak keep until (some point in time) v.
Phrases
hafızalarda taze fresh in the minds adj.
Colloquial
akla yeni gelen, taze bir fikir, şarkı veya şaka newie n.
taze kan a shot in the arm n.
taze sebzeler green goods n.
taze (olay, haber) red-hot adj.
taze (haberler) hot off the presses adj.
taze (haberler) hot off the press adj.
oldukça taze freshish adj.
Idioms
taze kan new blood n.
taze başlangıç fresh start n.
taze bir başlangıç a fresh start n.
meraklı taze nosy/nosey parker n.
taze kan fresh blood n.
taze soluk fresh blood n.
meraklı taze a nosy parker [uk] n.
taze bir nefes breath of fresh air n.
oyuna sonradan girip taze bir enerji getiren oyuncular fresh legs n.
taze kan (some) new blood n.
bir şeyin taze olup olmadığını anlamak için koklama/koku testi yapma sniff test n.
taze bir başlangıç yapmak make a fresh start v.
taze bitmek be fresh out of something v.
taze haber olmak be hot off the press v.
taze dedikodu olmak be hot off the press v.
taze bitmek be fresh out of v.
çiçek kadar taze fresh as a daisy adj.
çok taze fresh as a daisy adj.
taze bitmiş fresh out adj.
çok taze as fresh as a daisy expr.
çiçek kadar taze as fresh as a daisy expr.
henüz hafızalarda taze within living memory expr.
henüz hafızalarda taze in living memory expr.
taze bir nefes (gibi) (like) a breath of fresh air expr.
taze zamanlarda in the first flush expr.
'-in taze zamanlarında in the flush of expr.
Speaking
taze meyve sebze yiyor musunuz? do you eat fresh fruit and vegetables? expr.
sebzeler taze mi, dondurulmuş mu? are the vegetables fresh or frozen? expr.
Trade/Economic
taze para fresh money n.
taze sermaye fresh capital n.
taze yiyecek ve içecek tedarik etmek reprovision v.
taze yiyecek ve içecek stoklamak reprovision v.
tüketiciye taze olarak arzedilen supplied to the consumer as fresh adj.
Technical
taze beton fresh concrete n.
taze su soğutması fresh water cooling n.
taze hava kanalı fresh air duct n.
taze beton freshly mixed concrete n.