young - Turco Inglés Diccionario

young

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

young — Definition

Significado:
genç
Pronunciación (IPA):
(AmE /jʌŋ/ – BrE /jʌŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
youthful, juvenile
Antónimos:
old, aged

Significados de "young" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
young n. genç
Young people are often afraid of peer pressure.
Genç insanlar genellikle akran baskısından korkarlar.

More Sentences
General
young n. hayvan yavrusu
Some animals eat their young.
Bazı hayvanlar yavrularını yerler.

More Sentences
young n. (hayvan) yavru
Male predators often kill the young that don't belong to them.
Erkek yırtıcılar genellikle kendilerine ait olmayan yavruları öldürürler.

More Sentences
young adj. genç
My brother looks younger than me.
Kardeşim benden daha genç görünüyor.

More Sentences
young adj. küçük
Finally, it is irresponsible to teach very young children a policy of sex without discernment.
Son olarak, çok küçük yaştaki çocuklara ayırt etmeden seks politikasını öğretmek sorumsuzluktur.

More Sentences
young adj. yeni
I think the Olympics should give more chances to young sports.
Bence Olimpiyatlar yeni sporlara daha fazla şans vermeli.

More Sentences
young n. döl
young n. gençlik
young n. gençler
young adj. gençten
young adj. taze
young adj. tüysüz
young adj. yavru
young adj. acemi
young adj. ilerlemenin erken aşamasında olan
young adj. gelişmenin erken aşamasında olan
young adj. çok ilerlememiş olan
young adj. güncel eğilimleri temsil eden
young adj. ilerici politikaları savunan
young adj. deneyimle test edilmemiş olan
young adj. ufak
young adj. ufacık
young adj. minnacık
young adj. minicik
young adj. gençlere yönelik
Politics
young adj. popülasyonun daha genç üyelerini temsil eden (grup, hareket)
Gastronomy
young n. körpe
Biology
young n. doğumun öncesinde veya hemen sonrasındaki yavru
Agriculture
young adj. gelişiminin erken bir aşamasında hasat edilen (ekin)
young adj. tamamen olgunlaşmadan hasat edilen (ekin)
Geology
young adj. jeolojik döngünün erken bir aşamasında olan (su kütlesi veya kara oluşumu)

Significados de "young" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
young man n. delikanlı
General
the young n. gençlik
young adults n. genç erişkinler
young man n. yiğit
young man n. genç
young onset n. genç başlangıçlı
mass media and young adult n. kitle iletişim araçları ve genç yetişkinler
young women n. genç kadınlar
young consumers n. genç tüketiciler
young buffalo calf n. malak
young generation n. gençlik
young camel n. potuk
young men n. genç erkekler
young turks n. jön türkler
young lady n. hanım kız
a young and inexperienced person n. dünkü çocuk
young rabbit n. göçken
young adult consumers n. genç yetişkin tüketiciler
young animal n. yavru
young eagle n. kartal yavrusu
young turk n. jön türk
young lady n. genç kız
young tree n. fidan
the young n. gençler
skill courses for unemployed young persons in turkey n. beceri kazandırma programları
young shoot n. filiz
young bird n. kuş yavrusu
young man n. jön
young animal n. balak
young valley n. genç vadi
young parent n. genç ebeveyn
young population n. genç nüfus
young turk n. jöntürk
young shaver n. acemi çaylak
young lady n. genç bayan
young generations n. genç kuşaklar
young couple n. genç çift
young boss n. genç patron
young lovers n. genç aşıklar
death at a young age n. genç yaşta ölüm
dying at a young age n. gençt yaşta ölme
young woman n. genç kadın
young lady n. genç kadın
young plant n. fidan
young and middle-aged individuals n. genç ve orta yaşlı bireyler
young scientists journal n. genç bilim adamları dergisi
young men's christian association (ymca) n. genç hristiyan erkekler birliği
the most gifted young surgeon n. en yetenekli genç cerrah
young mind n. toy zihin
the young ones n. genç olanlar
the young ones n. gençler
a young black man n. genç bir siyah adam
young bird n. yavru kuş
young surfer n. genç sörfçü
young adult n. genç yetişkin
people who feel young n. kendini genç hisseden insanlar
young men's christian association (ymca) n. genç hristiyan erkekler birliği
young kids n. küçük çocuklar
young child n. küçük çocuk
young girl n. evlenmemiş genç kadın
young offender n. bir suç nedeniyle hüküm giymiş veya ihtar almış genç kimse
young person n. yaşı genç kimse
young one n. yaşı genç kimse
young one n. yavru hayvan
young turk n. yaşlı ve muhafazakar iktidara karşı kontrolü ele geçirmeye çalışan bir grup genç
young blood n. grubun veya organizasyonun verimli üyeleri
young gun n. girişken genç erkek
young buck n. genç yetişkin erkek
young lady n. sevgili (kadın)
young man n. çırak
young buck n. ergen erkek
young buck n. delikanlı
young man n. sevgili (erkek)
young man n. ergen erkek
young man n. yardımcı olarak çalışan genç
young man n. genç yetişkin erkek
young blood n. yeni fikirler
young man n. erkek arkadaş
young blood n. yeni üyeler
young blood n. taze kan
young lady n. kız arkadaş
young gun n. açıkgözlü genç erkek
young teacher n. genç öğretmen
young man n. genç adam
become young v. gençleşmek
look young v. genç göstermek
produce young v. yavrulamak
bring forth young v. yavrulamak
make young v. gençleştirmek
look young v. genç görünmek
die young v. genç yaşta ölmek
die young v. genç ölmek
stay young v. genç kalmak
keep young v. genç kalmak
become famous at a young age v. küçük yaşta şöhreti yakalamak
become famous at a young age v. çocuk yaşta şöhreti yakalamak
not as young as one used to be v. eskisi gibi genç olmamak
have young v. yavrulamak
have young v. doğurmak
very young adj. gencecik
looking young despite his age adj. abıhayat içmiş
with young adj. hamile
not so young adj. geçkin
very young adj. gepgenç
very young adj. çiçeği burnunda
with young adj. yavrulu
with young adj. gebe
having young shoots adj. filizli
young adult adj. genç erişkin
strapping (young man) adj. koç gibi
too young adj. çok genç
young-looking adj. genç görünen
young-looking adj. genç görünümlü
young and fresh adj. terütaze
very young and tender adj. körpecik
young and old alike adv. yedisinden yetmişine kadar
young and old alike adv. yediden yetmişe
young sir interj. genç bey
young lady interj. (nasihat ifadesi olarak) genç hanım
young man interj. (nasihat ifadesi olarak) genç adam
Phrases
the day is young yet expr. daha günün başındayız
young and old expr. herkes
the company has four members, all of whom are young expr. şirketin, hepsi genç olan dört üyesi var
from young to elderly expr. gençten yaşlısına
a group of young people of both sexes expr. gençlerden oluşan kızlı erkekli bir grup
the night's still young expr. gece yeni başladı
Proverb
better be an old man's darling than a young man's slave genç bir adamın kölesi olmaktansa yaşlı birinin sevgilisi olmak yeğdir
young men may die but old men must die gençler ölebilir ancak yaşlılar ölümden kaçamazlar
the good die young iyiler erken ölür
whom the gods love die young tanrının sevdikleri erken ölür
good die young iyiler erken ölür
whom the gods love die young allah sevdiği kulunu yanına erken alırmış
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin yapacağı sağduyulu muhakemeyi bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin görmüş geçirmiş tavrını bekleyemezsin
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin deneyimini bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin deneyimini bekleyemezsin
you can't put an old head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin görmüş geçirmiş tavrını bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin yapacağı sağduyulu muhakemeyi bekleyemezsin
(those) whom the gods love die young allah sevdiği kulunu yanına erken alırmış
(those) whom the gods love die young tanrının sevdikleri erken ölür
only the good die young yalnızca iyiler erken ölür
the young may die, but the old must die gençler ölebilir ancak yaşlılar ölümden kaçamazlar
youth is wasted on the young gençlik gençlerin elinde heba oluyor
youth is wasted on the young gençler gençliğin kıymetini bilmiyor
Colloquial
a young girl n. bir genç kız
young lady n. genç bayan
young'un n. genç kimse
young'un n. çocuk
young'un n. delikanlı
young pup n. ufaklık