youth - Turco Inglés Diccionario

youth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

youth — Definition

Significado:
gençlik
Pronunciación (IPA):
(AmE /juːθ/ – BrE /juːθ/)
Categoría gramatical:
İsim: youth (uncountable/collective)
Antónimos:
old age

Significados de "youth" en diccionario turco inglés : 25 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
youth n. gençlik
We used to work to support our families in our youth.
Gençliğimizde ailelerimize destek olmak için çalışırdık.

More Sentences
General
youth n. genç
The thieves were only a group of youths.
Hırsızlar sadece bir grup gençti.

More Sentences
youth n. gençlik
We used to work to support our families in our youth.
Gençliğimizde ailelerimize destek olmak için çalışırdık.

More Sentences
youth n. gençler
Unfortunately, smoking is very popular among the youth.
Ne yazık ki sigara gençler arasında çok popüler.

More Sentences
youth n. genç olma
Despite her youth, she lives alone.
Genç olmasına rağmen yalnız yaşıyor.

More Sentences
youth n. uşak
youth n. nevcivan
youth n. delikanlı
youth n. dinçlik
youth n. ergenlik
youth n. bahar
youth n. tazelik
youth n. delikanlılık
youth n. genç (adam)
youth n. gençlik çağı
youth n. gençlik evresi
youth n. gençlik dönemi
youth n. gelişimin erken dönemi
youth n. fikrin taze olduğu dönem
youth n. genç bireyler
youth n. genç kimse
youth adj. canlı
youth adj. zinde
Geography
youth n. karayipler'in kuzeybatısında, küba'nın güneyinde yer alan bir ada
Geology
youth n. erozyon döngüsünün ilk aşaması

Significados de "youth" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
youth hostel n. misafirhane
the ministry of youth and sports n. gençlik ve spor bakanlığı
state youth welfare n. kamusal gençlik hizmetleri
youth hostel n. gençlik hosteli
mobilization for youth n. gençler için seferberlik
youth hostel n. öğrenci yurdu
social case work with youth n. gençlerle sosyal vaka çalışması
childhood and youth n. çocukluk ve gençlik
youth hostel n. yetiştirme yurtları
the youth n. gençler
youth hostel n. yurt
youth fare n. gençlik tarifesi
youth camp n. gençlik kampı
social work with youth n. gençlerle sosyal hizmet
youth gangs n. çocuk çeteleri
youth training scheme n. gençlik eğitim programı
the youth n. gençlik
youth center n. gençlik merkezi
youth council n. gençlik konseyi
learning disabled youth n. öğrenme özürlü gençler
mentally handicapped youth n. zihinsel özürlü gençler
youth movement n. gençlik hareketi
narcotics and youth n. uyuşturucular ve gençlik
youth series n. gençlik dizisi
youth branch n. gençlik kolu
youth branch n. gençlik örgütü
address to youth n. gençliğe hitabe
youth forums n. gençlik forumları
youth hostel n. genç turistler konukevi
youth hostel n. genellikle gençlerin kaldığı otel
papuan youth n. papua gençliği
atatürk's address to the turkish youth n. atatürk'ün gençliğe hitabesi
youth studies department n. gençlik çalışmaları birimi
youth studies department n. gençlik çalışmaları bölümü
youth studies n. gençlik çalışmaları
national longitudinal survey of youth n. ulusal gençlik araştırması
youth park n. gençlik parkı
commemoration of ataturk youth and sports day n. atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
may 19 youth and sports day n. 19 mayıs gençlik ve spor bayramı
commemoration of atatürk youth and sports day n. atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
today's youth n. zamane gençleri
youth these days n. zamane gençleri
today's youth n. günümüz zamane gençleri
youth of today n. günümüz gençliği
youth of today n. amerikalı bir punk rock grubu
youth factor n. gençlik faktörü
may 19 the commemoration of atatürk youth and sports day n. 19 mayıs atatürk'ü anma ve gençlik ve spor bayramı
youth vote n. gençlerin oyu
youth vote n. genç kesimin oyu
youth elixir n. gençlik iksiri
fountain of youth n. gençlik çeşmesi
youth pastor n. gençlik vaizi/papazı
global youth service day n. küresel gençlik hizmet günü
youth workshop n. gençlik çalıştayı
youth summit n. gençlik zirvesi
youth memories n. gençlik anıları
fountain of youth n. gençlik pınarı
youth issues n. gençlik sorunları
youth issues n. gençlik sorunları
fountain of youth n. bengi su
fountain of youth n. ab-ı cavidani
fountain of youth n. nehrü’l-hayat
fountain of youth n. ab-ı zindegi
fountain of youth n. dirilik suyu
fountain of youth n. hayat kaynağı
fountain of youth n. hayat çeşmesi
fountain of youth n. aynü’l-hayat
youth project n. gençlik projesi
youth concerts n. gençlik konserleri
ayh (american youth hostels) n. amerika gençlik yurtları
youth leader n. çalışma alanında aktif olan genç
youth gang n. gençlerden oluşan çete
middle youth n. orta yaş
middle youth n. 30 ile 45 yaşları arasında olup orta yaşlı olarak görülmek istemeyen kimse
middle youth n. 30 ile 50'li yaşlar arası
youth festival n. gençlik festivali
fountain of youth n. gençlik iksiri
fountain of youth n. ölümsüzlük iksiri
waste one's youth v. gençliğini harcamak
waste one's youth v. gençliğini heba etmek
idle away one's youth v. gençliğini heba etmek
idle away one's youth v. gençliğini boşa harcamak
waste one's youth v. gençliğini boşa harcamak
idle away one's youth v. gençliğini harcamak
live one's youth v. gençliğini yaşamak
youth-led adj. gençlerin öncülüğünde
youth-led adj. gençlerin başını çektiği
youth-led adj. gençlerin önderliğinde
in the first blush of youth adv. gençliğin ilk çağlarında
in the flower of one's youth adv. bir insanın hayatındaki en iyi devresinde
since one's youth adv. gençliğinden beri
since one's youth adv. gençliğinden bu yana
in her/his youth adv. gençliğinde
in her/his youth adv. gençlik yıllarında
turkish youth! interj. ey türk gençligi!
Phrases
during one's youth expr. gençlik döneminde
during one's youth expr. gençliğinde
(in) the first flush of youth expr. ilk/erken gençlik zamanları
(in) the first flush of youth expr. ilk/erken gençlik yılları
(in) the first flush of youth expr. ilk heyecanla
(in) the first flush of youth expr. ilk coşkuyla
(in) the first flush of youth expr. ilk hevesle
Proverb
growing youth has a wolf in his belly v. gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
growing youth has a wolf in his belly v. gençler çabuk acıkır
a growing youth has a wolf in his belly gençler çabuk acıkır
youth must be served kişi gençliğini yaşamalı/yaşayabilmeli
youth must be served gençler eğlenmeli/yaşamalı
today's youth tomorrow's future bugünün küçükleri yarının büyükleri
youth comes but once gençlik bir kere yaşanır
a growing youth has a wolf in his belly gelişme çağında olan gençler doymak bilmez
youth is wasted on the young gençler gençliğin kıymetini bilmiyor
youth is wasted on the young gençlik gençlerin elinde heba oluyor
Idioms
bloom of youth n. gençliğin baharı
bloom of youth n. gençlik çağı
the flower of youth n. hayatın en parlak dönemi
the flower of youth n. hayatın en canlı/güzel evresi
the flower of youth n. gençliğin baharı
the flower of youth n. hayatın en güzel zamanları
in the first flush of youth adv. gençliğin ilk çağlarında
(the) youth must be served expr. kişi gençliğini yaşamalı/yaşayabilmeli
(the) youth must be served expr. gençler/genç nesil dikkate alınmalı
(the) youth must be served expr. gençler eğlenmeli/yaşamalı
(the) youth must be served expr. gençlere/genç nesle fırsat verilmeli
(the) youth must be served expr. gençlerin/genç neslin görüşleri, fikirleri, idealleri, düşünceleri, inançları benimsenmeli/uygulanmalı
(the) youth must be served expr. gençler gençliğini yaşamalı
(the) youth must be served expr. gençlerin/genç neslin görüşleri, fikirleri, idealleri, düşünceleri, inançları dikkate alınmalı
(in) the first flush of youth expr. gençliğin heyecanıyla
(in) the first flush of youth expr. ilk gençliğin ateşiyle
(in) the first flush of youth expr. ilk gençliğin ateşinde
(in) the first flush of youth expr. gençliğin heyecanında
Speaking
blame it on my youth expr. gençliğime ver
Trade/Economic
youth allowance n. gençlik ödeneği
youth banking n. gençlik bankacılığı
youth employment n. genç istihdamı
yts (youth training scheme) n. gençlik eğitim programı
youth unemployment n. genç işsizliği
Law
law for the protection of the children and the youth n. çocukları ve gençleri koruma kanunu
youth crime n. çocuk suçları
youth crime n. çocuğun suç işlemesi
youth detention center n. ıslahevi
youth detention center n. (çocuk) ıslahevi
youth detention center n. çocuk cezaevi/ıslah-evi
youth prison n. çocuk cezaevi/ıslah-evi
youth detention center n. Çocuk hapishanesi
youth detention center n. reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer
juvie (youth detention center) n. islahevi
juvie (youth detention center) n. ıslahhane
youth custody [uk] n. 15-21 yaşları arasındaki birine verilen 4-18 ay arasındaki hapis cezası
youth custody centre n. ıslahevi
youth court n. çocuk mahkemesi