early - Turco Inglés Diccionario

early

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

early — Definition

Significado:
erken, erkenden, ilk dönem
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɝːli/ – BrE /ˈɜːli/)
Categoría gramatical:
Sıfat/Zarf
Antónimos:
late, belated

Significados de "early" en diccionario turco inglés : 25 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
early adj. erken
John came 10 minutes early to the appointment.
John randevuya 10 dakika erken geldi.

More Sentences
early adv. erken
Maybe my father's cancer could be cured if it was diagnosed early.
Belki de babamın kanseri erken teşhis edilirse tedavi edilebilir.

More Sentences
General
early adj. ilk
She was a junior developer in the early part of her career.
Kariyerinin ilk dönemlerinde kıdemsiz bir geliştiriciydi.

More Sentences
early adj. eski
Modern cars differ from the early ones in many ways.
Modern arabalar birçok yönden eski arabalardan farklıdır.

More Sentences
early adj. erken
John came 10 minutes early to the appointment.
John randevuya 10 dakika erken geldi.

More Sentences
early adj. önce
This means in real terms that administrative reconstruction must start as early as in the run-up to enlargement.
Bu da gerçek anlamda idari yeniden yapılanmanın genişleme öncesinde başlaması gerektiği anlamına gelmektedir.

More Sentences
early adv. önce
This means in real terms that administrative reconstruction must start as early as in the run-up to enlargement.
Bu da gerçek anlamda idari yeniden yapılanmanın genişleme öncesinde başlaması gerektiği anlamına gelmektedir.

More Sentences
Technical
early adv. vaktinden önce
The investigation team arrived early.
Soruşturma ekibi vaktinden önce geldi.

More Sentences
General
early n. erken olan şey
early n. erken olgunlaşan meyve ya da çiçek
early adj. acele
early adj. çabuk
early adj. başlangıç
early adj. ilkel
early adj. ilk dönem
early adv. zamansız
early adv. vaktinden evvel
early adv. erkenden
early adv. evvel
early adv. ilk olarak
early adv. vakitsiz
early adv. önceki
early adv. çabuk
Geography
early n. iowa eyaletinde şehir
early n. teksas eyaletinde şehir

Significados de "early" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
early childhood education n. ilk çocukluk eğitimi
early abortion n. erken düşük
early works to 1800 n. 1800’e kadar ilk çalışmalar
early warning system n. erken uyarı sistemi
early lunch n. erken öğle yemeği
early bird n. erkenci
early maps n. ilk haritalar
famine early warning system n. kıtlığın önceden tahminine yarayan sistem
early warning n. erken uyarı
early accounts to 1600 n. 1600'e kadar olan beyanlar
early riser n. erken kalkan kimse
early morning n. seher
early unfitness for work n. erken malullük
early assumption n. peşin hüküm
early comer n. erkenci
early morning hour n. sabahın erken saatleri
early election n. erken seçim
early riser n. sabahçı
early riser n. erkenci
early election results n. kesin olmayan seçim sonuçları
early childhood n. erken çocukluk
early childhood teachers n. erken çocukluk öğretmenleri
early childhood education n. erken çocukluk eğitimi
early learning skills analysis n. erken öğrenme beceri analizi
early solution n. erken çözüm
early morning wind n. seheryeli
early termination n. erken sonlanma
early period n. erken dönem
early delivery n. vaktinden önce teslim
early reservation n. erken rezervasyon
early delivery n. erken teslim
early delivery n. zamanından önce teslim
late arrival and early departure n. geç varış ve erken kalkış
early diagnosis n. ön tanı
early termination n. erken iptal
early termination n. erken son bulma
early marriage n. erken yaşta evlilik
early dementia n. erken bunama
early career n. erken kariyer
early intervention n. erken müdahale
early finish time n. erken bitirme günü
early start time n. erken başlama günü
early-warning radar n. erken uyarı radarı
early republican period n. erken cumhuriyet dönemi
early cultures n. eski kültürler
early diagnosis n. erken tanı
early marriage n. erken evlilik
early development n. erken gelişim
early time n. erken zaman
early career-stage scientist n. kariyerinin başlangıcındaki bilim adamı
early career-stage scientist n. kariyerinin başındaki bilim adamı
early career scientist n. kariyerinin başlangıcındaki bilim adamı
early career scientist n. kariyerinin başındaki bilim adamı
early models n. ilk modeller
early models n. başlangıçtaki modeller
early registration n. erken kayıt
early enrollment n. erken kayıt
early evening n. akşamın ilk saatleri
early identification of the genetic nature of a given condition n. belirli bir durumun genetik doğasının erken belirlenmesi
early life stage n. hayatın ilk aşamaları
early life stage n. yaşamın ilk yılları
early life stage n. hayatın ilk evreleri
early history of n. erken tarihi
early estimates n. ilk tahminler
an early winter n. erken bastıran kış
an early summer n. erken gelen yaz
meal consumed early in the morning n. sahur
early modern period n. erken modern dönem
early notice n. erken bildirim
early-march n. mart başı
early action n. erken eylem
early start n. erken başlangıç
early release n. erken tahliye
early application n. erken başvuru
early bird dinner n. belli günlerde ve saatler arasında (müşterilere yönelik) ucuz/indirimli akşam yemeği
early 1900s n. 1900'lerin başı
early spring n. erken bahar
early age n. erken yaş
early earth n. dünyanın ilk 1 milyar yılı için kullanılan bir terim
early experience n. erken tecrübe
early experience n. erken deneyim
early life n. (biyografide) çocukluk ve gençlik yılları
early life n. erken yaşam
early warning signals n. erken uyarı sinyalleri
early celebration n. erken kutlama
early days n. ilk günler
early days n. başlangıç dönemi
early days n. erken dönem
early days n. ilk zamanlar
early adopter n. erken benimseyen kimse
early adopter n. ilk kullanıcı
early turkish-islamic states n. ilk türk-islam devletleri
early shipment n. erken gönderim
early shipment n. erken sevkiyat
go to bed early v. erken yatmak
come early v. erken gelmek
be early v. erken gelmek
keep early hours v. erken yatmak
get up early v. erken kalkmak
keep early hours v. erken yatıp erken kalkmak
die early v. erken ölmek
react early v. erken davranmak
act early v. erken davranmak
leave early v. erken ayrılmak
wake up early v. erken kalkmak
ejaculate early v. erken boşalmak
become a widow at an early age v. genç yaşta dul kalmak
trigger an early labor v. erken doğumu tetiklemek
come home early v. eve erken gelmek
arrive early v. erken varmak/ulaşmak
like turkeys voting for an early christmas v. bile bile lades demek
retire early v. erken emekli olmak
start early v. erken başlamak
brake early enough v. zamanında fren yapmak
stop work early v. erken paydos etmek
finish work early v. erken paydos etmek
sign off early v. erken paydos etmek
clock out early v. erken paydos etmek
stay out until the early hours v. geç vakitlere kadar dışarıda olmak/kalmak
send something early v. erken göndermek
hold an early election v. erken seçime gitmek
hold an early election v. erken seçim yapmak
take off early v. yola erken çıkmak
wake up early v. erken uyanmak
early and late adj. vakti saati yok
early and late adj. erken veya geç demez
early-flowering adj. erken çiçek açan
early-evening adj. akşam erken saatlerde olan
early in the morning adv. sabahın köründe
early on adv. ilk zamanlarda
very early adv. turfanda
early on adv. başlangıçta
as early as 1600 adv. henüz 1600 yılında
early in the season adv. tam mevsiminde
early in the morning adv. sabah erkenden
early and late adv. bütün gün
early in the day adv. erkenden
early enough adv. zamanında
in the early prime of one's life adv. gençliğin ateşli çağında
somewhat early adv. erkence
early in life adv. gençlikte
as early as 1700 adv. daha 1700 yılında
early in the season adv. turfanda olarak
early in the morning adv. sabah sabah
rather early adv. erkence
early in the list adv. listenin başında
at an early date adv. yakında
in early days adv. eskiden
as early as possible adv. mümkün olan en erken sürede
as early as possible adv. mümkün olduğu kadar erken