önce - Turco Inglés Diccionario
Historia

önce



Significados de "önce" en diccionario turco inglés : 23 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
once adv. bir kere
once adv. bir kez
General
once adv. birkez
once adv. hemen
once adv. eskiden
once adv. bir zamanların
once adv. bir defa
once adv. bir zamanlar
once adv. bir kez
once adv. bir sefere mahsus
once adv. bir kereye mahsus
once adv. tek sefer
once adv. bir defasında
once adv. bir keresinde
once conj. de
once conj. bir
once conj. bir ...se ... (bir yapsa gibi)
once conj. bir ...di mi ... (bir yaptı mı gibi)
once conj. -ir -mez
Technical
once bir defa
once bir kez
once önceki
Computer
once bir kere

Significados de "önce" en diccionario inglés turco : 32 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
önce ago adv.
önce first adv.
önce before prep.
General
önce ere n.
önce ante n.
önce pro adj.
önce previous adj.
önce in advance adv.
önce initially adv.
önce early adv.
önce beforehand adv.
önce above adv.
önce back adv.
önce at first adv.
önce ago adv.
önce before time adv.
önce for one thing adv.
önce prior adv.
önce to start with adv.
önce firstly adv.
önce aforehand adv.
önce agone adv.
önce afore prep.
önce before prep.
önce epi- pref.
Colloquial
önce for starters
Trade/Economic
önce prior to
Law
önce prior to
Technical
önce pre-
Computer
önce prior
Aeronautic
önce pre
Latin
önce ante

Significados de "önce" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birşeyden önce olmak forerun v.
zamanından önce premature adj.
daha önce olan prior adj.
ilk önce firstly adv.
ilk önce first of all adv.
en önce first of all adv.
General
herkesten önce ele geçirmek preempt v.
önce gelmek come before v.
önce davranmak precede v.
hafif idman yapmak (yarışmadan önce) warm up v.
önce gelmek take precedence of v.
tarttırmak (uçağa binmeden önce bagajı) weigh in v.
teslim almadan önce parasını ödemek pay in advance v.
önce ölmek predecease v.
çalıştırmadan önce pompanın içine su akıtmak prime a pump v.
-den önce gelmek precede v.
daha önce savunduğunun tersini savunmaya başlamak reverse oneself on v.
son bir hazırlık yapmak (konserden/temsilden önce) warm up v.
yarıştan önce tartılmak (cokey) weigh out v.
başlanması gereken zamandan önce başlamak jump the gun v.
önce gelmek predate v.
önce olmak have the precedence v.
önce gelmek antedate v.
önce olmak precede v.
önce gelmek forego v.
önce davranmak anticipate v.
önce tartılmak weigh in v.
önce davranmak take precedence of v.
önce davranmak forestall v.
önce gelmek precede v.
birinden önce ölmek predecease v.
işi hayatından önce gelmek one's work dominate one's life v.
artırma ile satılan bir şey için önce bir miktar para vermek ya da önermek submit a bid v.
önce olmak anticipate v.
-den önce davranmak anticipate v.
-den önce gitmek go ahead of v.
-den önce gelmek take precedence of v.
daha önce var olmak pre-exist v.
-den daha önce gelmek predate v.
önce davranıp engellemek forestall v.
önce ölmek die earlier than v.
birinden önce ölmek die before v.
daha önce ölmek die before v.
daha önce ölmek die earlier than v.
daha önce ölmek predecease v.
birinden önce ölmek die earlier than v.
yemeklerden önce ve sonra dua etmek say grace v.
vaktinden önce varmak get there ahead of time v.
vaktinden önce varmak arrive ahead of time v.
(söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak show up ahead of time v.
(söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak get there ahead of time v.
(söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak arrive ahead of time v.
önce gelmek rank in priority v.
önce ölmek die before v.
kazadan önce ölmek die before the accident v.
patlamadan iki saat önce öldürülmek be killed two hours before the explosion v.
görevine beklenenden bir hafta önce başlamak take up one’s post a week earlier than expected v.
vadedeki parayı tarihinden önce bozdurmak/çekmek withdraw the money before the maturity date v.
daha önce var olmak preexist v.
herkesten önce ele geçirmek pre-empt v.
sanki daha önce yaşamış gibi hissetmek feel like she(he's had it before v.
önce kuvvetli sonra yavaş forte piano n.
yazı yazmadan önce kabataslak hazırlanarak kaleme alınan yazı draft n.
zamanından önce olma prematureness n.
hastalara bakan hemşirenin ilk adından veya ilk adıyla soyadından önce kullanılan unvan sister n.
önce gelen kimse progenitor n.
reklamlardan önce veya sonra mini klipler gösterme eyecatching n.
yapmadan önce inceleme before look journalizing n.
öğleden önce am n.
önce gelme primacy n.
belirli durumlarda isimden önce kullanılır the n.
paskalyadan önce gelen büyük perhiz lent n.
paskalya'dan önce gelen büyük perhiz süresinin ilk çarşambası ash wednesday n.
rahibelerin ilk adından önce kullanılan unvan sister n.
önce olma precedence n.
tanrı tarafından kulun cennete veya cehenneme gideceğini doğmadan önce tayin etmesi predestination n.
önce gelen karakter leading character n.
kalkıştan önce uçuştan vazgeçme aborted take off n.
sanatçıda sahneye çıkmadan hemen önce başlayan korku ve heyecan stage fright n.
herkesten önce satın alma hakkı preemption n.
önce gelme preceding n.
vaktinden önce gelişme prematurity n.
yatmadan önce içilen içki nightcap n.
ilk önce transmitting n.
bir sanat eserinin vücud bulmadan önce yaratıcı insan zekasında kazandığı ilk form eidola n.
saygıdeğer (başdiyakozun isminden önce kullanılan unvan) the venerable n.
mösyö soyadından önce gelir mister n.
daha önce kapma preoccupancy n.
cinsel ilişkiden önce oynaşma foreplay n.
şükran duası (yemekten önce/sonra söylenen) grace n.
zamanından önce teslim early delivery n.
vaktinden önce teslim early delivery n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag night n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag do n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag party n.
programdan önce tamamlama completion ahead of schedule n.
öğleden önce ante-meridiem (a.m.) n.
-den önce davranma anticipation n.
16.yy'daki ispanyol fethinden önce meksika'da egemen imparatorluk ve halk aztec n.
önce gelen karakterler leading characters n.
önce olanlar antecedents n.
önce gelenler antecedents n.
sahneye çıkmadan önce kendini kötü hissetme stage struck n.
düğünden önce kadınların kendi aralarında yaptığı eğlence hen night n.
düğünden önce kadınların kendi aralarında yaptığı eğlence hen do n.
düğünden önce kadınların kendi aralarında yaptığı eğlence bachelorette party n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence bucks party n.
düğünden önce kadınların kendi aralarında yaptığı eğlence hen party n.
düğünden önce kadınların kendi aralarında yaptığı eğlence hen's night n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence bucks night n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence bulls party n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence bachelor party n.
önce gelen predecessor n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu christian era n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu current era n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu common era n.
yazı icat edilmeden önce preliterate n.
daha önce aranmamış bir yerde petrol/maden arayan wildcatter n.
ölmeden önce yapılacaklar listesi bucket list n.
ölmeden önce yapılması gerekenler listesi bucket list n.
eskiden (buzdolabının icadından önce) derelerin üstüne inşa edilen yapı spring house n.
eskiden (buzdolabının icadından önce) derelerin üstüne inşa edilen yapı springhouse n.
herkesten önce satın alma hakkı pre-emption n.
yatmadan önce yenilen atıştırmalıkar bedtime snacks n.
insan ruhunun (doğmadan) daha önce de varolması pre-mortal existence n.
insan ruhunun (doğmadan) daha önce de varolması pre-existence n.
insan ruhunun (doğmadan) daha önce de varolması beforelife n.
insan ruhunun (doğmadan) daha önce de varolması preexistence n.
kıyamet gelmeden önce barış ve mutluluğun hüküm süreceği düşünülen bin yıllık dönemin geleceğine inanan kimse millenarian n.
evlenmeden hemen önce terkedilen gelin jilted bride n.
milattan önce 2. yüzyılda ortaya çıkan bir yahudi mezhebi pharisaism n.
bir (tam) sayının 1 sayı önce geleni preceding number n.
park halindeki bir otomobilin yanında, genellikle park yerinde, bir spor etkinliğinden önce gerçekleştirilen piknik tailgate party n.
daha önce cenova'da baş hakimlerden birine verilen unvan abbot of the people n.
şarabı süzülmeden önce berraklaştıran kişi cellarman n.
bir (ünlülerden önce) an adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalized adj.
pek muhterem (başpiskoposun isminden önce kullanılan unvan) the most reverend adj.
daha önce adı geçenler abovementioned adj.
daha önce belirtilen aforementioned adj.
çok uzun müddet önce eonian adj.
daha önce sözü edilen abovementioned adj.
zamanından önce precipitate adj.
zamanından önce premature adj.
görülmemiş (daha önce) unprecedented adj.
zamanından önce gelişen premature adj.
zamanından önce olan premature adj.
daha önce adı geçen above-mentioned adj.
önce gelen antecedent adj.
çağlar önce eonian adj.
vaktinden önce yetişmiş precocious adj.
sayın (papazın isminden önce kullanılan unvan) the reverend adj.
daha önce anlatılan aforementioned adj.
zamanından önce olan precipitated adj.
daha önce adı geçen abovementioned adj.
daha önce söylenilen aforesaid adj.
muhterem (katedral dekanının isminden önce kullanılan unvan) the very reverend adj.
önce gelen preceding adj.
zamanından önce preterm adj.
öğleden önce ante meridiem adj.
öğleden önce a/m adj.
daha önce söylenilen forenamed adj.
daha önce tartışılmış discussed earlier adj.
kısa bir süre önce kullanıma açılan recently opened up for use adj.
daha önce belirtilen foregoing adj.
savaştan önce ante-bellum adj.
-den önce olan antecedent to adj.
daha önce sözü edilen above-mentioned adj.
daha önce belirtilen afore-mentioned adj.
-den önce gelmiş preceded adj.
-den önce gelen preceded adj.
daha önce anlatılan twice-told adj.
daha önce yapılan twice-told adj.
vaktinden önce olan untimely adj.
zamanından önce untimely adj.
zaman olarak önce gelen antecedent adj.
daha önce sözü edilen/edilmiş beforementioned adj.
daha önce/yukarıda bahsedilen/verilen/sözü edilen beforementioned adj.
daha önce/yukarıda bahsedilen/verilen/sözü edilen aforecited adj.
tadil edilmeden önce preamended adj.
daha önce söylenen aforecited adj.
daha önce belirtilen aforesaid adj.
önce alma hakkı olan preemptible adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalised adj.
daha önce çok sayıda doğum yapmış multiparous adj.
daha önce bahsedilen forementioned adj.
daha önce belirtilen forementioned adj.
uzun zaman önce terk edilmiş long-abandoned adj.
öğleden önce meydana gelen antemeridian adj.
öğleden önce olan antemeridian adj.
dünyanın oluşmasından önce antemundane adj.
varlıktan önce antemundane adj.
daha önce belirtilen abovesaid adj.
daha önce bahsi geçen, değinilen abovesaid adj.
daha önce sözü edilen/edilmiş prementioned adj.
çağlar önce aeonian adj.
çok uzun müddet önce aeonian adj.
daha önce belirtilen aforegoing adj.
daha önce sözü edilen above adj.
daha önce (bir yazıda) above adv.
kesinlikle (nitelediği sözcükten önce gelince) absolutely adv.
ilk önce beforehand adv.
daha önce before adv.
ilk önce at first adv.
1890'lı yıllardan önce before 1890's adv.
vaktinden önce ahead of time adv.
güneş doğmadan önce before day adv.
her şeyden önce before anything else adv.
daha önce afore adv.
çok (nitelediği sözcükten önce gelince) absolutely adv.
en önce first of all adv.
kısa süre önce recently adv.
bundan önce previously adv.
haftalar önce weeks ago adv.
bundan önce previous to this adv.
deneyden önce a priori adv.
seneler önce years ago adv.
bundan önce before now adv.
ilk önce in the first instance adv.
az önce deja adv.
uzun süre önce long ago adv.
en önce in the first place adv.
ilk önce en önce in the first place adv.
ilk önce first and foremost adv.
her şeyden önce first and foremost adv.
ilk önce first adv.
bundan yıllar önce long since adv.
bundan önce before this adv.
bir an önce right away adv.
bir an önce in no time adv.
biraz önce just adv.
çok zaman önce a long time ago adv.
bir an önce anon adv.
hepsinden önce above all adv.
ilk önce first of all adv.
bir süre önce a while ago adv.
bundan önce ere now adv.
öğleden önce in the forenoon adv.
çok önce long before adv.
yıllar önce years ago adv.
az önce just now adv.
dünden bir gün önce the day before yesterday adv.
birkaç gün önce the other day adv.
bir süre önce some time ago adv.
az önce a short time ago adv.
zamanından önce prematurely adv.
haftalarca önce weeks ago adv.
ilk önce in the first place adv.
özellikle her şeyden önce above all adv.
uzun bir süre önce a long time ago adv.
bir an önce as soon as possible adv.
biraz önce a little while ago adv.
daha önce previously adv.
biraz önce just now adv.
bir gün önce the day before adv.
her şeyden önce above all adv.
-den önce just before adv.
daha önce already adv.
hepsinden önce first of all adv.
bundan önce ere this adv.
ilk önce begin with adv.
her şeyden önce first of all adv.
bundan önce heretofore adv.
belirtilen zamandan çok önce veya çok sonra long adv.
öğleden önce a.m. adv.
az önce just adv.
bir süre önce quite a while ago adv.
epeyce önce quite a while ago adv.
bir hayli zaman önce quite a while ago adv.
epey önce quite a while ago adv.
hafta önce weeks ago adv.
iki hafta önce two weeks ago adv.
iki ay önce two months ago adv.
iki yıl önce two years ago adv.
milattan önce before christ adv.
günümüzden önce before present day adv.
günümüzden binlerce yıl önce thousands years ago adv.
millatan önce before christ adv.
günümüzden binlerce yıl önce thousands of years ago adv.
günümüzden binlerce yıl önce thousands of years now adv.
şafaktan önce before sunrise adv.
üç saat önce three hours ago adv.
düşmanından önce saldırarak preemptively adv.
birkaç yıl önce a few years ago adv.
gün önce days ago adv.
çok daha önce much earlier adv.
her şeyden önce primarily adv.
kısa bir süre önce short while ago adv.
herşeyden önce last adv.
bir hafta önce a week ago adv.
bir hafta önce one week ago adv.
-meden önce by the time adv.
her şeyden önce in the first place adv.
isa'dan önce before christ adv.
bir an önce forthwith adv.
her şeyden önce firstly adv.
belirtilmiş tarihten önce before the specified date adv.
yakın zaman önce not long ago adv.
yakın zaman önce a short time ago adv.
yakın zaman önce in the past weeks adv.
yakın zaman önce in the past months adv.
yakın zaman önce in the past few days adv.
yakın zaman önce a little while back adv.
yakın zaman önce lately adv.
uzun bir zaman önce long ago adv.
çok önce long ago adv.
on yıl önce ten years ago adv.
az zaman önce not long ago adv.
az zaman önce not a long time ago adv.
kısa bir süre önce not long ago adv.
kısa bir süre önce not a long time ago adv.
kısa zaman önce a short time ago adv.
az zaman önce recently adv.
bundan önce before adv.
birkaç yıl önce a number of years ago adv.
bir saat önce an hour ago adv.
iki saat önce two hours ago adv.
çok seneler önce many years ago adv.
fransız devriminden çok önce long before the french revolution adv.
birkaç dakika önce a few minutes ago adv.
-den kısa bir süre önce shortly before adv.
az önce shortly before adv.
biraz önce shortly before adv.
-den hemen önce shortly before adv.
birkaç saat önce a few hours ago adv.
birkaç hafta önce a few weeks ago adv.
birkaç gün önce a few days ago adv.
birkaç ay önce a few months ago adv.
çok önce far-back adv.
milattan önce b.c.e adv.
milattan önce before christian era adv.
milattan önce before common era adv.
bir an önce as immediate as possible adv.
gelecek ayın sonundan önce before the end of next month adv.
yıllar önce many years ago adv.
seneler önce many years ago adv.
3 gün önce 3 days ago adv.
altı yıl önce six years ago adv.
altı sene önce six years ago adv.
başlamadan önce before starting adv.
yüz yıl önce one hundred years ago adv.
yüz yıl önce a hundred years ago adv.
iki saniye önce two seconds ago adv.
milattan önce before the birth of christ adv.
isanın doğumundan önce before the birth of christ adv.
seksen yıl önce eighty years ago adv.
seksen sene önce eighty years ago adv.
daha önce/erken sooner adv.
daha önce önerilen hipoteze göre ex hypothesi adv.
yemeklerden önce aç karnına before meals on an empty stomach adv.
daha önce belirtildiği gibi as stated previously adv.
öğleden önce ack emma adv.
ilk önce at the outset adv.
milattan önce b.c adv.
düşmanından önce saldırarak pre-emptively adv.
süresinden önce before its time adv.
bir hafta kadar önce about a week ago adv.
gece yarısından hemen önce just before midnight adv.
toplantıdan 2 gün önce two days before the meeting adv.
neredeyse 3 yıl önce almost 3 years ago adv.
sadece iki ay önce only two months ago adv.
yüz yıl önce hundred years ago adv.
yüz sene önce hundred years ago adv.
kırk yıl önce forty years ago adv.
kırk sene önce forty years ago adv.
depremden önce before the eartquake adv.
bir yıl önce a year ago adv.
bir sene önce a year ago adv.
bir yıl önce one year ago adv.
bir sene önce one year ago adv.
okuldan önce before school adv.
bir süre önce erewhile adv.
ilk önce aforehand adv.
-den önce previous to prep.
-den önce prior to prep.
...tarihinden önce no later than prep.
-den önce no later than prep.
-den önce preparatory to prep.
-den daha önce no later than prep.
-meden önce preparatory to prep.
-den önce dahi even before prep.
-den önce bile even before prep.
biraz/hemen önce shy of prep.
-den/-dan önce before conj.
-meden önce before conj.
-den önce before conj.
bay soyadından önce kullanılır mr interj.
önce değil not before interj.
4 yıl önce 4 years ago
s.o.s 'ten önce kullanılan acil yardım kodu c q d
Phrasals
dizmeden önce tablo halinde düzenlemek cast up v.
...önce kullanmak use before
Phrases
çok muhterem (piskoposun isminden önce kullanılan unvan) the right reverend
iş mektubunun sonunda imzadan hemen önce yazılır very truly yours,
her şeyden önce to start with
olaydan önce veya sonra before or after the fact
her şeyden önce first and above all
son gelen önce çıkar last in first out
daha önce bahsettiğim gibi as i mentioned before
daha önce bir kez once before
daha önce hiç olmadığı gibi as never before
ama -den önce değil but not before
beklenenden daha önce sooner than anticipated
milattan önce before common era (bce)
benden önce before me
daha önce görülmemiş never-before-seen
çok değil kısa zaman önce it is not long now before
bütün bunlardan önce before all of this
her deneyden önce before each experiment
her bir deneyden önce before each experiment
ölmeden önce görülmesi gereken yerler places to see before you die
ölmeden önce görülmesi gereken yer place to see before you die
daha önce belirtildiği gibi as noted earlier
bir an önce from the off
on yıllar önce decades earlier
teslim tarihinden en az bir hafta önce at least one week before the delivery date
daha önce hiç olmamış gibi as never before
çok az bir süre önce a little while before
den/e bir süre önce a little while before
uygulamadan 48 saat önce 48 hours before application
konuşmadan önce dikkatlice dinle be swift to hear, slow to speak
2 gün önce 2 days ago
öğleden önce before noon
daha önce hiç olmadığı gibi like never before
açmadan önce çalkalayınız shake before opening
uzun süre önce aeons before
önce cefa sonra sefa no pain no gain
bunu daha önce de duydum this is where I came in
önce emniyet safety first
(bir olaydan) uzun zaman önce well before
(bir olaydan) çok daha önce well before
daha önce söylendiği gibi as said before
Proverb
insan herşeyden önce kendi ailesine yardım etmeli charity begins at home
yapmadan önce iyice düşün! look before you leap
aile herşeyden önce gelir blood is thicker than water
eşeğini önce sağlam kazığa bağla sonra tanrı'ya emanet et put your trust in god and keep your powder dry
çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış set a beggar on horseback and he'll ride to the devil
önce iş gelir business before pleasure
önce iş sonra eğlence business before pleasure
koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz we must learn to walk before we can run
aile her şeyden önce gelir blood runs thicker than water
insan önce kendini düşünür self-preservation is the first law of nature
korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür cowards die many times before their death
korkaklar ölmeden önce defalarca ölür cowards die many times before their death
korkaklar ölmeden önce defalarca ölür cowards die many times before their deaths
korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür cowards die many times before their deaths
önce yoldaş, sonra yol (evvel refik badel tarik) first the companion, then the road
Colloquial
her şeyden önce above all things
kadının kocasına uyumadan önce yaptığı dırdır curtain lecture
bir an önce kaçmak be off
(yasa vb) yürürlüğe girmeden önce bir süre için askıya alınmak go into abeyance
önce para cash on the barrelhead
ilk önce begin with
bir saat kadar önce about an hour ago
bir an önce on the nail
çok uzun zaman önce once in a blue moon
uzun zaman önce of old
her şeyden önce first off
çok uzun zaman önce light years away
daha önce yaptım been there done that
ama önce sen but you first
15 dakika önce fifteen minutes ago
daha önce bir yerde karşılaşmış mıydık? have we ever met anywhere?
iki gün önce two days ago
ilk eş (özellikle zengin olmadan önce birlikte fedakarlıklara katlanan ve koca zengin olup gözü dışarıda olmaya başlayınca baştan savılan eş) starter wife
iki hafta önce two weeks ago
birkaç gece önce a few nights ago
25 sene önce twenty-five years ago
6 ay önce six months ago
3 ay önce three months ago
birkaç sene önce a couple of years ago
en azından önce planımı dinle at least hear my plan first
on sene önce ten years ago
güvenlik her şeyden önce gelir safety comes first
on yıl önce ten years ago
güvenlik önce gelir safety comes first
önce bayanlar ladies first
önce hanımlar ladies first
birkaç yıl önce a few years back
on beş dakika önce fifteen minutes ago
eğer daha önce ben seni görmezsem not if I see you first
eğer daha önce ben seni görmezsem not if I see you sooner
kısa süre önce kiralanan veya satın alınan recently rented or purchased
altı saat önce six hours ago
dört gün önce four days ago
daha önce tanıştık mı? have we met?
birkaç sene önce a few years ago
sekiz saat önce eight hours ago
kırk dakika önce forty minutes ago
yarım saat önce half an hour ago
-dan önce by
-tan önce by
-tan önce not later than
-dan önce not later than
birkaç sene önce a few years back
kısa süre önce not too long ago
üç yıl önce three years ago
dört beş sene önce four or five years ago
dört veya beş sene önce four or five years ago
dört veya beş yıl önce four or five years ago