before - Turco Inglés Diccionario
Historia

before

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "before" en diccionario turco inglés : 28 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
before prep. evvel
before prep. önce
General
before adv. daha önce
before adv. karşı
before adv. evvelce
before adv. nezdinde
before adv. peşin
before adv. eskiden
before adv. önceki
before adv. önden
before adv. bundan önce
before prep. önüne
before prep. önünde
before prep. cephesinde
before prep. önde
before prep. karşısında
before prep. huzurunda
before prep. önce
before prep. öncesi
before prep. -in önünde
before prep. ilerisinde
before conj. yerine
before conj. tercihen
before conj. -den/-dan önce
before conj. -meden önce
before conj. -den önce
before conj. -mektense/maktansa
Computer
before tarihinden önce

Significados de "before" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
General
see something before one dies v. dünya gözüyle görmek
count one's chickens before they are hatched v. dereyi görmeden paçaları sıvamak
see before one dies v. dünya gözüyle görmek
sweep before one v. önüne katmak
come before v. önce gelmek
sweep before one v. sürüklemek
appear before judge v. hakim karşısına çıkmak
appear before magistrates v. hakim karşısına çıkmak
prostrate oneself before v. ayağına kapanmak
put the cart before the horse v. tersine iş görmek
(one's life) flash before one's eyes v. hayatı gözünün önünden geçmek
turn out be somebody one knows before v. tanışık çıkmak
turn out be somebody one knows before v. tanış çıkmak
see (someone) before one dies v. dünya gözü ile görmek
not count your chickens before they hatch v. kasaptaki ete soğan doğramamak
lay before v. gündeme sunmak
lay before v. resmi makamlara sunmak
be disgraced before everyone v. konu komşuya rezil olmak
die before v. daha önce ölmek
die before v. birinden önce ölmek
be suppressed (before the situation became graver) v. çok fazla büyümeden önlenmek
account before the public v. halkın önünde hesap vermek
appear before v. huzuruna çıkmak
pay the price before history v. tarihe hesap vermek
pay the price before history v. tarih önünde hesap vermek
appear before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
bow respectfully before someone v. birisinin önünde saygıyla eğilmek
knee before someone v. birisinin önünde diz çökmek
genuflect before v. önünde diz çökmek
bring something before someone v. bir konuyu (bir kurumun vb) gündemine getirmek
bring someone before someone or something v. birisini (mahkeme/kurul vb.) karşısına çıkarmak
lay something before someone v. takdirine/kararına sunmak
place one's job before one's family v. işine ailesinden daha fazla önem vermek
lay something before someone v. birisine bir şey sunmak
place one's job before one's family v. işini ailesinden önde tutmak
haul someone (up) before someone v. birisini (hakim) önüne/karşısına çıkarmak
haul someone (up) before someone v. birisini (hakim/mahkeme) huzuruna çıkarmak
go before v. önünde gitmek
prostrate oneself before someone v. (saygıdan/korkudan) karşısında diz çökmek
prostrate oneself before someone v. (saygıdan/korkudan) önünde diz çökmek
think before doing something v. tartıp biçmek
come up before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
stand up before the judge v. hakim önüne çıkmak
stand up before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
be up before the judge v. hakim önüne çıkmak
come up before the judge v. hakim önüne çıkmak
be up before the judge v. hakim huzuruna çıkmak
die before v. önce ölmek
die before the accident v. kazadan önce ölmek
be killed two hours before the explosion v. patlamadan iki saat önce öldürülmek
haul the suspect up before the judge v. zanlıyı hakimin huzuruna çıkarmak
withdraw the money before the maturity date v. vadedeki parayı tarihinden önce bozdurmak/çekmek
withdraw the money before the maturity date v. vadeli parayı bozdurmak
soak the beans the night before v. kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslatmak
set a bowl of food before the cats v. kedilerin önüne mama kasesi koymak
put a bowl of food before the cats v. kedilerin önüne mama kasesi koymak
end before it began v. başlamadan bitmek
go before the cameras v. kameraların karşısına geçmek
appear before the cameras v. kameraların karşısına çıkmak
go before the cameras v. kameraların karşısına çıkmak
appear before the cameras v. kameraların karşısına geçmek
complete/finish the job in time/before the deadline v. işi vaktinde yetiştirmek
get the job done before the deadline v. işi vaktinde yetiştirmek
say grace (prayer said before meal) v. yemek için şükür duası etmek
pray before a meal v. yemek için şükür duası etmek
feel like she(he's had it before v. sanki daha önce yaşamış gibi hissetmek
be suppressed (before the situation became graver) v. önünü almak/önlemek
accessory before the fact n. suç ortağı
the second before the last n. sondan iki önceki
meal before dawn during ramadan n. sahur
equality before the law n. hukukta eşitlik
the calm before a storm n. fırtınadan önceki sessizlik
best before n. son kullanma tarihi
before look journalizing n. yapmadan önce inceleme
earnings before interest and tax n. faiz ve vergi öncesi kazanç
carnival before lent n. etkesimi
before and after n. öncesi ve sonrası
one's value before someone else n. birisinin (birinin) gözündeki değeri
same deal as before n. önceki anlaşmanın aynısı
the owner before me n. benden önceki sahibi
fundamentals before practice n. uygulamaya geçmeden bilinmesi gerekenler
one-to-one combat before a battle n. mübareze
before mentioned adj. yukarıda anılan
before mentioned adj. yukarıda zikredilen
before cited adj. yukarıda zikredilen
before cited adj. yukarıda mezkur
before cited adj. yukarıda sözü geçen
before mentioned adj. yukarıda sözü geçen
before mentioned adj. yukarıda mezkur
before one's eyes adv. birinin gözü önünde
before long adv. yakında
before now adv. bundan önce
before now adv. önceden
before 1890's adv. 1890'lı yıllardan önce
before day adv. güneş doğmadan önce
before the rain adv. yağmur öncesi
before long adv. çok geçmeden
as before adv. eskisi gibi
long before adv. neredeyse
before time adv. erken
long before adv. çok önce
the day before yesterday adv. dünden bir gün önce
the day before yesterday adv. evvelsi gün
not long before adv. çok geçmeden
the day before yesterday adv. evvelki gün
before the wind adv. rüzgar yönünde
just before adv. -den önce
the day before adv. bir gün önce
just before a bairam adv. bayram üstü
before the law adv. kanun karşısında
before time adv. ilk vaktiyle
before dark adv. ortalık kararmadan
herein before adv. evvelce
before long adv. nerede ise
before this adv. bundan önce
before long adv. çabuk
before time adv. ilk
before time adv. vaktiyle
before the law adv. kanun önünde
before the wind adv. rüzgarın estiği istikamette
before anything else adv. her şeyden önce
before long adv. neredeyse
before time adv. önce
only before tomorrow adv. en geç yarın
before christ adv. milattan önce
before christ adv.
before present day adv. günümüzden önce
before christ adv. millatan önce
before the witnesses adv. şahitler huzurunda
before long adv. çoka varmaz
before long adv. çoka kalmaz
before sunrise adv. şafaktan önce
before sunrise adv. gün doğmadan
before christ adv. isa'dan önce
before the specified date adv. belirtilmiş tarihten önce
before the witnesses adv. tanıkların huzurunda
before the witnesses adv. tanıklar huzurunda
before allah adv. allah indinde
since before now adv. öteden beri
same as before adv. eskiden olduğu gibi
same as before adv. önceden olduğu gibi
same as before adv. önceki gibi
long before the french revolution adv. fransız devriminden çok önce
shortly before adv. -den hemen önce
shortly before adv. biraz önce
shortly before adv. -den kısa bir süre önce
shortly before adv. az önce
(than) ever before adv. hiç olmadığı kadar
before common era adv. milattan önce
before christian era adv. milattan önce
before the end of next month adv. gelecek ayın sonundan önce
before the public adv. toplumun önünde
before the society adv. toplumun önünde
before starting adv. başlamadan önce
before the birth of christ adv. milattan önce
before the birth of christ adv. isanın doğumundan önce
the night before adv. bir önceki gece
immediately before adv. hemen öncesinde
before dawn adv. şafak öncesi
before meals on an empty stomach adv. yemeklerden önce aç karnına
before christ adv. m.ö.
before its time adv. süresinden önce
before you adv. nezdinizde
just before midnight adv. gece yarısından hemen önce
two days before the meeting adv. toplantıdan 2 gün önce
the day before yesterday adv. önceki gün
before the eartquake adv. depremden önce
before school adv. okuldan önce
even before prep. -den önce dahi
even before prep. -den önce bile
not before interj. önce değil
Phrasals
lie before önünde uzanmak
lie before kendisini beklemek
grovel before someone önünde diz çökmek
quail before karşısında korkudan sinmek
put someone before someone birini (bir grubun/topluluğun) ön tarafına koymak
place someone before someone birini (bir grubun/topluluğun) ön tarafına koymak
put someone before someone birini (önem anlamında) başkasının üzerinde görmek/tutmak
place someone before someone birini (önem anlamında) başkasının üzerinde görmek/tutmak
quail before someone birisinin karşısında korkudan sinmek
summon someone before huzuruna çağırmak
take something before someone bir şeyi birinin huzuruna çıkarmak
use before ...önce kullanmak
Phrases
as we have noted before yukarıda değindiğimiz gibi
before rain yağmur öncesi
before or after the fact olaydan önce veya sonra
compared to before eskisine nazaran
as i mentioned before daha önce bahsettiğim gibi
as it was before önceden de olduğu gibi
as it was before eskiden de olduğu gibi
all are equal before the law kanun karşısında herkes eşittir
everybody is equal before the law kanun karşısında herkes eşittir
not like before eskisi gibi değil
as it is (has been) mentioned earlier/before daha önceden bahsedildiği üzere
once before daha önce bir kez
as never before daha önce hiç olmadığı gibi
but not before ama -den önce değil
as before geçmiş senelerdeki gibi
as before geçmiş yıllardaki gibi
in the case before the court (mahkeme) huzurdaki davada
in the case before the court mahkemenin huzurundaki davada
before common era (bce) milattan önce
before me benden önce
the one before ondan önceki
never-before-seen daha önce görülmemiş
it is not long now before çok değil kısa zaman önce
better now than before öncekilerden/öncekinden artık daha iyi
before all of this bütün bunlardan önce
before each experiment her deneyden önce
before each experiment her bir deneyden önce
places to see before you die ölmeden önce görülmesi gereken yerler
place to see before you die ölmeden önce görülmesi gereken yer
at least one week before the delivery date teslim tarihinden en az bir hafta önce
as never before daha önce hiç olmamış gibi
a little while before çok az bir süre önce
a little while before den/e bir süre önce
48 hours before application uygulamadan 48 saat önce
in the case before the court huzurdaki davada
in the case before the court huzurdaki dava
knock on the door before entering i̇çeri girerken kapıyı çalınız
knock on the door before entering i̇çeri girmeden kapıyı çalınız
before noon öğleden önce
like never before daha önce hiç olmadığı gibi
shake before opening açmadan önce çalkalayınız
don't cry before you are hurt ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
aeons before uzun süre önce
well before (bir olaydan) uzun zaman önce
well before (bir olaydan) çok daha önce
Proverb
cowards die many times before their deaths korkunun ecele faydası yoktur
coming events cast their shadows before perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
look before you leap yapmadan önce iyice düşün!
look before you leap bin düşün bir söyle
look before you leap iki ölç bir biç
count one's chickens before they're hatched dereyi görmeden paçaları sıvamak
don't count the chicken before they hatch dereyi görmeden paçaları sıvama
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
it's always darkest just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
darkest hour is just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
pride goes before a fall fazla gurur başarısızlık getirir
pride goeth before a fall fazla gurur insanın gözünü kör eder
pride goes before a fall fazla gurur insanın gözünü kör eder
pride goeth before a fall fazla gurur başarısızlık getirir
pride comes before a fall fazla gurur başarısızlık getirir
business before pleasure önce iş sonra eğlence
business before pleasure önce iş gelir
pride comes before a fall fazla gurur insanın gözünü kör eder
we must learn to walk before we can run koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz
pride goeth before destruction gururun ardından yıkım gelir
reed before the wind lives on while mighty oaks do fall rüzgara karşı kadim meşeler devrilirken incecik sazlar ayakta kalır
cowards die many times before their deaths korkaklar bin defa ölür
cowards die many times before their deaths korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür
cowards die many times before their death korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür
cowards die many times before their deaths korkaklar ölmeden önce defalarca ölür
cowards die many times before their death korkaklar ölmeden önce defalarca ölür
pride goes before destruction, a haughty spirit before a fall gururun ardından yıkım, kibirli ruhun ardından da düşüş gelir
you have to eat a peck of dirt before you die (üzülme/dert etme) herkes payına düşeni yaşar/herkes sıkıntı yaşar
think twice before you speak once iki düşün, bir söyle
think twice before you speak once iki düşün, bir konuş
don't put the cart before the horse her şeyin sırası var
don't count your chickens before they hatch dereyi görmeden paçaları sıvama
age before beauty önden yaşılar
know your own faults before blaming others for theirs iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır
don't count your chickens before they hatch ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
Colloquial
before you can say knife fırsat bulmadan
before you can say knife birden
before you can say knife soluk almadan
see somebody in hell before doing something ölsem (bunu) yapmam! bunu yapacağıma ölürüm/cehenneme giderim daha iyi!
Idioms
before it is too late iş işten geçmeden
coming events cast their shadows before perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
don't count your chickens before they are hatched dereyi görmeden paçayı sıvamamalı.
coming events cast their shadows before perşembenin gelişi çarşambadan belli olur
one's life flashes before his/her eyes hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmek
don't cross the bridge before you get there dereyi görmeden paçayı sıvama.
(one's life) flashes before his/her eyes film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmek
(one's life) flashes before his/her eyes hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmek
listen before you talk bin işit bir söyle
listen before you talk iki dinle bir söyle
don't roll up your trousers before reaching the stream dereyi görmeden paçaları sıvama
count one's chickens before they're hatched ayıyı vurmadan postunu satmak
count one's chickens before they're hatched dereyi görmeden paçaları sıvamak
before you can say jack robinson göz açıp kapayıncaya kadar
before you can say jack robinson palas pandıras
before you can say jack robinson kaşla göz arasında
cast pearls before swine nefesini boşuna tüketmek
it's like casting pearls before swine Eşek hoşaftan ne anlar
put the cart before the horse ata et ite ot vermek
the mixture as before eski hamam eski tas
the calm before the storm fırtına öncesi sessizlik
catch one's bear before one sells its skin doğmamış çocuğa kaftan biçmek
count one's chickens before they are hatched doğmamış çocuğa kaftan biçmek
catch one's bear before one sells its skin dereyi görmeden paçaları sıvamak
be before one's time çevresindekilerden çok ilerde olmak
be before one's time zamanından önce gelişmek
put the cart before the horse tersinden anlamak
put the cart before the horse işi tersinden yapmak
set the cart before the horse tersinden anlamak
set the cart before the horse işi tersinden yapmak
prostrate oneself before önünde diz çökmek
prostrate oneself before ayağına kapanmak
prostrate oneself before dizlerine kapanmak
prostrate oneself before önünde eğilmek
cast pearls before swine kadir kıymet bilmeyen birisine çok değerli bir şey sunmak
calm before the storm fırtına öncesi sessizlik
lull before the storm fırtına öncesi sessizlik
before it is too late çok geç olmadan
before it is too late yol yakınken
before you could say jack robinson kaşla göz arasında
lull before the storm fırtınadan önceki sessizlik
calm before the storm fırtınadan önceki sessizlik
knee before someone yalvarmak
don't put the cart before the horse her şeyin sırası var
don't cry before you are hurt ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
cross a bridge before one comes to it bir şeyin olacağından endişe etmek
cross a bridge before one comes to it (bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek
cross that bridge before one comes to it (bir şey olmadan önce) yersiz yere ve aşırı endişelenmek
cross that bridge before one comes to it bir şeyin olacağından endişe etmek
before you can say jack robinson göz açıp kapatana kadar
throw pearls before swine eşek hoşaftan ne anlar
cast pearls before swine eşek hoşaftan ne anlar
bow down before the porcelain god (tuvalete) kusmak
before one's time çağının/zamanının ötesinde
before your time doğmadan önce
before your time dünyada yokken
before one's time çağının/zamanının ilerisinde
appear before hakim önüne çıkmak
bow before someone birisinin önünde (saygıdan/korkudan) eğilmek
appear before hakim karşısına çıkmak
go on before someone birisinin önünde gitmek
go on before someone birisinden daha önce ölmek
run before one can walk yürümeyi öğrenmeden koşmaya çalışmak
swim before someone's eyes gözünün önüne gelmek
dangle something before someone birisini (altın/gümüş gibi) bir objeyle kandırmaya çalışmak
before it was too late çok geç olmadan
kneel down before someone birinin önünde diz çökmek
engage brain before mouth konuşmadan önce düşün
before you know it bir de bakmışsın ki
i've been burned before bir kere dilim yandı
i've been burned before ağzım yandı bir kere
i've been burned before dilim yandı bir kere
before you know it göz açıp kapayıncaya kadar
before you know it daha ne olduğunu anlamadan
cast pearls before swine eşek hoş laftan ne anlar
be up before someone birinin huzuruna çıkmak
come up before someone birinin huzuruna çıkmak
stand up before someone birinin huzuruna çıkmak
carry all before one başarmak
carry all before one tüm engelleri aşmak
Speaking
it's like casting pearls before swine. eşek hoşaftan ne anlar
look before you leap iyi düşün sonra giriş
before me huzurumda
don't count your chickens before they are hatched dereyi görmeden paçaları sıvama
have you two met before? siz tanışıyor musunuz
have you two met before? siz tanışıyor muydunuz?
don't count your chickens before they hatch doğmamış çocuğa don biçilmez
before the flood çok uzun zaman önce
before the flood nuh nebi'den kalma
before we go biz gitmeden önce
before i go ben gitmeden önce
i must see you before seni daha önce görmüş olmalıyım
before you can say knife hızla
before you can say jack robinson göz açıp kapatıncaya kadar
before you can say jack robinson kaşla göz arasında
before you can say jack robinson göz açıp kapayıncaya kadar
as we agreed before daha önce kararlaştırdığımız gibi
as we talked before daha önce konuştuğumuz gibi
right before me tam önümde
right before me hemen önümde
before you know it çok kısa bir süre içinde
before you know it hemen
before you know it derhal
think before you speak konuşmadan önce düşün
i wrote to you before size daha önce yazmıştım
before it happens meydana gelmeden önce
before it happens olmadan önce
if you told (me) (that) before önceden söyleseydin
before you begin başlamadan önce
before the invention of the telephone telefon icat edilmeden önce
before the invention of the telephone telefonun icadından önce
before someone know it çabucak
the night before last geçen gece
before someone know it göz açıp kapayıncaya kadar
before someone can say something hızla
before someone know it hızla
before one's time dünyada yokken
before somebody could blink göz açıp kapayıncaya kadar
the night before last bir gece önce
before someone can say something göz açıp kapayıncaya kadar
before someone can say something çabucak
before long kısa sürede
before one's time doğmadan önce
haven't I seen you somewhere before? sizi daha önce bir yerde gördüm mü?
haven't I seen you somewhere before? sizinle daha önce bir yerde görüştük mü/tanıştık mı?
haven't we met before? sizinle daha önce tanıştık mı?
fingers were made before forks eskiden çatal mı vardı
before it gets dark karanlık basmadan
i never done this before daha önce hiç yapmadım
i've heard it all before daha önce bunların hepsini duydum
before long çok geçmeden
before nightfall gece çökmeden
we've been through this before bu konuyu daha önce konuşmuştuk
before nightfall gece olmadan
before sunrise gün doğmadan
before i could say anything ben bir şey söyleyemeden
he passed away before i was born ben daha doğmadan ölmüş
why didn't you say something before? neden daha önce bir şey söylemedin?
i've never misread anybody this badly before daha önce hiç kimseyi bu kadar yanlış tanımamıştım
before sunrise güneş doğmadan
you've done this before bunu daha önce de yaptın
before the break aradan önce
before the break moladan önce
before sundown tomorrow yarın güneş batmadan
i've never done this before daha önce bunu hiç yapmadım
shortly before it exploded infilak etmeden kısa bir süre önce
i've never seen this book before in my life bu kitabı daha önce hayatımda hiç görmedim
before the explosion patlamadan önce
the night before she died ölmeden önceki gece
two nights before the explosion patlamadan iki gece önce
come by tomorrow before you hit the pavement yarın yola çıkmadan önce bana uğra
get out of here before i change my mind fikrimi değiştirmeden buradan git
i'll be back before you know i'm gone sen daha gittiğimi anlamadan dönerim
before bed yatmadan önce
before everything turned to shit her şey boka sarmadan önce
you might have heard me tell this one before önceden anlattığımda duymuşsun herhalde
i've never been to a funeral before önceden hiç cenazeye gitmedim
we've been through this before bunu önceden de yaşadık
before you know it sen farkına bile varmadan
i've seen it before bunu daha önce de gördüm
before you go gitmeden önce
before my parents split annemle babam ayrılmadan önce
before my parents divorced annemle babam ayrılmadan önce
not before daha önce olmaz
there was no trouble before önceden bir sorun yoktu
haven't we met before? daha önce tanışmış mıydık?
haven't i seen you somewhere before? seni daha önce bir yerde gördüm mü?
haven't we met before? seninle daha önce tanıştık mı?
i've seen it somewhere before daha önce bir yerde görmüştüm
get out of here before i change my mind fikrimi değiştirmeden git buradan
i've never been with someone like this before daha önce hiç böyle biriyle birlikte olmadım
top ten things to do before you die ölmeden önce yapacağınız on şey
it'll be a cold day in hell before i apologize kesinlikle özür dilemeyeceğim
before the month is out ay sonuna kadar
i never had my nails done before daha önce tırnaklarımı hiç yaptırmamıştım
i've never been like this before daha önce hiç böyle olmamıştım
i've never been like this before hiç böyle olmamıştım
as i said before daha önce söylediğim gibi
before you gave me the money parayı sen bana vermeden önce
look i told you before bak sana daha önce de söylemiştim
before taxes vergiler hariç
i never shot anyone before daha önce kimseyi vurmamıştım
but i've seen this before ama bunu daha önce gördüm
text me before coming gelmeden önce mesaj at
text me before coming gelmeden mesaj at
haven't i seen you somewhere before? sizi daha önce bir yerde gördüm mü?
why didn’t i think of it before? neden ben bunu daha önce düşünmedim?
before i forget (let me tell you) unutmadan söyleyeyim
i've not heard that before bunu daha önce duymamıştım
before it gets dark hava kararmadan
like i said before daha önce dediğim gibi
like i said before önceden dediğim gibi
this wasn't here before bu daha önce burada değildi
don't try to walk before you crawl emeklemeden koşmaya çalışma
we've talked about this before bunu daha önce konuşmuştuk
this has never happened to me before bana daha önce böyle bir şey hiç olmamıştı
this has never happened to me before daha önce başıma böyle bir şey hiç gelmemişti
before it gets cold soğumadan önce
before it gets cold soğumadan
before getting cold soğumadan
we met before once or twice daha önce bir iki kere karşılaşmıştık
try before you buy almadan önce deneyin
have you ever been here before? buraya daha önce geldiniz mi?
have you ever been here before? burada daha önce bulundunuz mu?
have you ever been here before? daha önce burada bulundun mu?
have you ever been here before? daha önce burada bulundunuz mu?
let passengers get off the bus before you get on inenlere öncelik tanıyın
before i end my speech konuşmama son vermeden önce
before i end my speech sözlerime son verirken
two to three times a day, before meals, on an empty stomach günde iki veya üç kez/defa/kere yemeklerden önce aç karnına
would see somebody in hell before you would do something bunu yapacağıma ölürüm/cehenneme giderim daha iyi!
knock before entering kapıyı izinsiz açma
knock before entering girmeden önce kapıyı çal
knock before you enter girmeden önce kapıyı çal
knock before you enter kapıyı izinsiz açma
knock before entering girmeden önce kapıyı çalın
knock before you enter girmeden önce kapıyı çalın
you should take off your shoes before you enter the house evinize girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir
have you ever seen anything like this before? daha önce böyle bir şey görmüş müydün?
wear hair restraints before you touch the foods yemeklere dokunmadan önce saç bonesi takınız
have you ever flown before? daha önce uçtun mu?
may you be in heaven a full half hour before the devil knows you're dead irlanda'da ölenin arkasından şeytan son bir şans bulup ruhunu çağırmadan cennette huzur içinde uyu anlamında söylenen bir ifade
the one before bir önceki
not before time! eh zamanıydı!
not before time! geç bile kalındı!
not before time! zamanı gelmişti!
not before time! biraz geç kalmamışlar mı!
shake well before opening açmadan önce iyice çalkalayınız
put mind in gear before opening mouth bin kez düşün bir kere konuş
haven't i seen you before? seni daha önce hiç görmüş müydüm?