yerine - Turco Inglés Diccionario

yerine

Significados de "yerine" en diccionario inglés turco : 36 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yerine instead adv.
He decided to take the bus instead of walking.
Yürümek yerine otobüse binmeye karar verdi.

More Sentences
yerine instead of prep.
We finished up as the United States' junior partner instead of an equal one.
ABD'nin eşit bir ortağı olmak yerine küçük ortağı olduk.

More Sentences
General
yerine instead adv.
He decided to take the bus instead of walking.
Yürümek yerine otobüse binmeye karar verdi.

More Sentences
yerine back adv.
Wait, let me put these back.
Bekle, bunları yerine koyayım.

More Sentences
yerine down adv.
All the benches were bolted down.
Tüm banklar cıvatayla yerine sabitlenmişti.

More Sentences
yerine rather than prep.
Rather than having discussions about disabled people, we discussed things with them.
Engelliler hakkında tartışmalar yapmak yerine, onlarla bazı şeyleri tartıştık.

More Sentences
yerine in place of prep.
I rise to speak in place of Ruth Hieronymi, who actually should have been speaking, but is unfortunately unwell.
Aslında konuşması gereken ancak ne yazık ki rahatsız olan Ruth Hieronymi'nin yerine konuşmak üzere ayağa kalkıyorum.

More Sentences
yerine for prep.
Her son carried the suitcase for her.
Oğlu bavulu onun yerine taşıdı.

More Sentences
yerine in lieu of prep.
Some hotels may require a deposit in lieu of a credit card guarantee.
Bazı oteller kredi kartı garantisi yerine depozito talep edebilir.

More Sentences
yerine over prep.
He picked me over his best friend.
En iyi arkadaşı yerine beni seçti.

More Sentences
Colloquial
yerine in place of expr.
They are eating money in place of food.
Yemek yerine para yiyorlar.

More Sentences
yerine in lieu of expr.
Some hotels may require a deposit in lieu of a credit card guarantee.
Bazı oteller kredi kartı garantisi yerine depozito talep edebilir.

More Sentences
Technical
yerine instead of prep.
We finished up as the United States' junior partner instead of an equal one.
ABD'nin eşit bir ortağı olmak yerine küçük ortağı olduk.

More Sentences
Computer
yerine with adv.
I'd rather go canoeing with Tom than with Mary.
Mary yerine Tom'la kano yapmayı tercih ederim.

More Sentences
Linguistics
yerine in lieu of prep.
Some hotels may require a deposit in lieu of a credit card guarantee.
Bazı oteller kredi kartı garantisi yerine depozito talep edebilir.

More Sentences
General
yerine name n.
yerine behalf n.
yerine by way of something adv.
yerine in lieu adv.
yerine in adv.
yerine sted adv.
yerine sooner than prep.
yerine inside of prep.
yerine in return for prep.
yerine in the name of prep.
yerine in the place of prep.
yerine on behalf of prep.
yerine pro- prep.
yerine in furtherance prep.
yerine by prep.
yerine before conj.
yerine vice pref.
Phrases
yerine in substitution for expr.
Colloquial
yerine fo prep.
Law
yerine by procuration expr.
yerine ilo (in lieu of) abrev.

Significados de "yerine" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yerine geçen kimse substitute n.
yerine koyma substitution n.
yerine getirmek carry out v.
yeni yerine geçmek relocate v.
yerine getirmek (plan vb'ni) implement v.
yerine geçirmek substitute v.
yerine geçmek replace v.
yerine geçmek substitute v.
yerine oturtmak (kırık) reduce v.
yerine koymak replace v.
yerine getirmek perform v.
yerine getirmek fulfil v.
yerine getirmek fulfill v.
yerine getirilmiş fulfilled adj.
General
yerine geçen kimse surrogate n.
yerine getirme implement n.
yerine getirme prosecution n.
yerine getiren enforcer n.
yerine geçen kimse supply n.
birinin yerine çalışan locum tenens n.
yükümlülüğünü yerine getirmeme default n.
yerine çalıştırma (geçici bir süre için) substitution n.
yerine getirme pursuance n.
yerine geçme supersedence n.
adam yerine koymama durumu disrespectfulness n.
başkasının yerine geçirilen kimse substitute n.
başkasının yerine kullanılan (şey) surrogate n.
yerine getirme effectuation n.
özellikle tahta bir kutu içinde çapa yerine denize atılan büyükçe taş killick n.
başkasının yerine geçen kimse (geçici bir süre için) substitute n.
yangın yerine dönmüş a complete mess n.
yerine konabilirlik substitutability n.
derebeylik devrinde şövalyelerden askerlik hizmeti yerine alınan vergi escuage n.
yerine geçen kimse incomer n.
yerine getirme fulfillment n.
kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz söyleyen euphemist n.
birinin yerine çalışan locum n.
yerine getirme (bir adeti) observance of n.
bir şeyin satın alınmasında para yerine geçen belge token n.
yerine geçme displacement n.
yerine kullanma (geçici bir süre için) substitution n.
birinin yerine yazan ghost writer n.
yerine koyma bestowal n.
yerine koyma substitute n.
arife gecesi yerine getirilen ibadetler vigils n.
gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet rain check n.
yerine getirme (vaat) redemption n.
yerine getirme acquittal n.
demiryollarında, renkli ışıklar yerine kol hareketinden yararlanan işaret semaphore n.
yerine getirme effectuating n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
yerine zamir gelen isim antecedent n.
sistemin yerine getirmesi şart olan işlemler critical system function n.
yerine getirmeme nonperformance n.
yerine gelme effectuation n.
bilbord reklamının yerine yerleştirilmesi posting n.
yerine getiren exerciser n.
yerine getirme execution n.
birinin yerine yazan ghostwriter n.
yerine geçme substitution n.
başka bir şeyin yerine kullanılabilen şey substitute n.
başkasının yerine bakan supply n.
yerine koyma substitution n.
yükseltileri basit çizgiler yerine farklı renklerle gösteren harita relief map n.
yerine getirmeme (bir yükümlülüğü) default n.
yerine getirmeme inobservance n.
yerine getirilmesi fulfillment of n.
güney afrika yerlilerinin mızrak veya ok yerine kullandıkları topuzlu değnek knobkerrie n.
yerine geçme prevailing n.
yerine getirme consummation n.
yerine getirme completion n.
yerine getirme fulfilment n.
başkasının yerine geçebilen kimse alternate n.
yerine getirme performance n.
yerine getirme exercise n.
yerine getirme effecting n.
yerine getirme administration n.
belirli bir tarifeye uymak yerine düzenli aralıklarla çalışan sefer shuttle service n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
aslının yerine geçen şey ersatz n.
yerine getiren kimse performer n.
yerine getirme (görevi) discharge n.
yerine koyma implantation n.
yerine koyma taxis n.
adam yerine koymama slight n.
yerine koyma substituting n.
yerine getirmeme violation n.
yerine geçen kimse replacement n.
günah çıkarma ve papazın önerdiği kefareti yerine getirme penance n.
yerine getirme exercising n.
zar yerine deniz kabukları kullanılarak oynanan bir şans oyunu props n.
yerine getirme countercoil n.
yerine gelme countercoil n.
şövalyelerden askerlik yerine alınan vergi scutage n.
yerine getirme implementation n.
yerine geçen successor n.
yerine getirme keeping n.
yemin yerine geçen söz affirmation n.
yerine getirme discharge n.
yerine getirmeme nonfulfilment n.
yerine getirmeme nonfulfillment n.
yerine getirmeme nonconsummation n.
pul yerine basılan damga indicium n.
yerine getireme inexecution n.
yerine oturtma seating n.
vasiyet hükümlerini müştereken yerine getiren kişi veya kurum coexecutor n.
yerine koyma laying n.
yerine getirmeme breach n.
yerine koyma replacement n.
tekrar yerine oturtma reseating n.
yerine koyma reset n.
vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse executor n.
yerine getirmeme non-performance n.
tasarım olarak bisiklete benzeyen ancak tekerlek yerine kayakları olan araç ski-bob n.
başkasının yerine geçmeye backup n.
vasiyeti yerine getiren executor n.
yerine getirme observance n.
yerine koyma placing n.
yerine koyma placement n.
yerine geçme succession n.
bir şeyin yerine başka bir şeyi koyma replacement n.
eski yerine bırakma replacement n.
kabala' da kehanette bulunmaya yarayan sayılar elde etmek için harflerin yerine onlara denk düşen sayılar koyma gematria n.
yerine getirme garantisi fulfilment guarantee n.
yerine koyulması gereken miktar top-up n.
(bir talebi) yerine getirme satisfaction n.
(dalga geçmek veya karşıdakine katılmama gibi durumları ifade etmek veya konuşmanın bir yerine dikkat çekmek için) ellerle havada yapılan tırnak işareti air quote n.
sahne yerine müşterinin masasında yapılan erotik dans bartop dancing n.
sahne yerine müşterinin masasında yapılan erotik dans table dance n.
(başka bir şeyin) yerine geçen placeholder n.
olay yerine varıldığında/veya hastaneye getirildiğinde hastanın/yaralının çoktan yaşamını yitirdiğini belirten bir kısaltma doa (dead on arrival) n.
paraşütle yangın yerine atlayan itfaiyeci smokejumper n.
paraşütle yangın yerine atlayan itfaiyeci smoke-jumper n.
iş yerinde veya iş yerine yakın bir tesiste yapılan bakım on-site daycare n.
birinin yerine yazan ghost-writer n.
yerine getirmeme non-fulfilment n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
belli bir görevi yerine getirmek için gerekli beceriler skillset n.
hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği ability to put ourselves imaginatively in another’s place n.
ürün adı yerine marka isminin geçmesi generification n.
yerine getirilmemiş zorunluluk unfulfilled necessity n.
yerine getirme niyeti intention of fullfilling n.
başkasının yerine utanma secondhand embarrassment n.
stil yerine verimlilik efficiency over style n.
zor bir görevi yerine getirmek için kurulmuş ekip hit squad n.
yerine bakan kimse supply n.
yerine getirilmesi fazla uzmanlık gerektirmeyen durum banana problem n.
kabini, kazanın arkası yerine, ortasında yan yana konumlandırılmış olan lokomotif camelback n.
yerine başka bir yapı inşa edilmesi amacıyla yıkılan bina teardown n.