| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | pile n. | yığın | ||
|
The dog happily jumped in the pile of leaves. Köpek mutlu bir şekilde yaprak yığınının içine atladı. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | pile n. | yığın | ||
|
The dog happily jumped in the pile of leaves. Köpek mutlu bir şekilde yaprak yığınının içine atladı. More Sentences |
||||
| General | pile n. | hav | ||
|
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface. Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| General | pile n. | tüy | ||
|
She found her earring in the thick piles of the carpet. Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu. More Sentences |
||||
| General | pile n. | büyük bina | ||
|
They turned the 16th-century pile into a boutique hotel. 16. yüzyıldan kalan bu büyük binayı butik otele dönüştürdüler. More Sentences |
||||
| General | pile v. | yığılmak | ||
|
British Conservatives by their very nature oppose such restrictive legislation being piled on business. İngiliz Muhafazakârlar doğaları gereği iş dünyasının üzerine bu tür kısıtlayıcı mevzuatın yığılmasına karşı çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| General | pile v. | yığmak | ||
|
He piled chicken wings onto his plate. Tavuk kanatlarını tabağına yığdı. More Sentences |
||||
| General | pile v. | üst üste koymak | ||
|
She piled the files on her desk. Dosyaları masasının üzerine üst üste koydu. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | pile n. | hav | ||
|
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface. Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Technical | pile n. | kazık | ||
|
The pier had a wooden pile base. İskelenin ahşap kazıktan yapılmış bir tabanı vardı. More Sentences |
||||
| Technical | pile n. | tüy | ||
|
She found her earring in the thick piles of the carpet. Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu. More Sentences |
||||
| Technical | pile n. | üst üste koymak | ||
|
She piled the files on her desk. Dosyaları masasının üzerine üst üste koydu. More Sentences |
||||
| Technical | pile n. | yığmak | ||
|
He piled chicken wings onto his plate. Tavuk kanatlarını tabağına yığdı. More Sentences |
||||
| Textile | ||||
| Textile | pile n. | hav | ||
|
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface. Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Textile | pile n. | tüy | ||
|
She found her earring in the thick piles of the carpet. Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu. More Sentences |
||||
| Construction | ||||
| Construction | pile n. | kazık | ||
|
The pier had a wooden pile base. İskelenin ahşap kazıktan yapılmış bir tabanı vardı. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | pile n. | şahmerdan | ||
| General | pile n. | pil | ||
| General | pile n. | mayasıl | ||
| General | pile n. | ince tüy | ||
| General | pile n. | büyük ve muhteşem yapı | ||
| General | pile n. | temel kazığı | ||
| General | pile n. | temel direği | ||
| General | pile n. | kuştüyü | ||
| General | pile n. | hidroelektrik pil | ||
| General | pile n. | öbek | ||
| General | pile n. | kırık dökük şey | ||
| General | pile n. | kat (dokuma) | ||
| General | pile n. | yığınak | ||
| General | pile n. | servet | ||
| General | pile n. | dünyalık | ||
| General | pile n. | istif | ||
| General | pile n. | külçe | ||
| General | pile n. | küme | ||
| General | pile n. | direk | ||
| General | pile n. | atom reaktörü | ||
| General | pile n. | büyük kazık | ||
| General | pile n. | çok sayıda olan şey | ||
| General | pile n. | büyük miktar | ||
| General | pile n. | büyük ölçü | ||
| General | pile n. | büyük oran | ||
| General | pile n. | kama şeklinde hanedan arması figürü | ||
| General | pile n. | ölü yakmak için kullanılan odun yığını | ||
| General | pile n. | silah yığını | ||
| General | pile n. | çekiçle madeni para yapımında kullanılan eski bir ingiliz aletinin alt kalıbı | ||
| General | pile n. | madeni paranın ters yüzü | ||
| General | pile n. | büyük bina grubu | ||
| General | pile n. | kumarbazın elindeki tüm para | ||
| General | pile n. | bazı köpeklerde kalın alt tüyler | ||
| General | pile n. | (ekmek kırıntısında) ipeksi görünüm ve yapı | ||
| General | pile v. | tepeleme doldurmak | ||
| General | pile v. | istif etmek | ||
| General | pile v. | stok yapmak | ||
| General | pile v. | çatmak | ||
| General | pile v. | birikmek | ||
| General | pile v. | kümelenmek | ||
| General | pile v. | stoklamak | ||
| General | pile v. | istiflemek | ||
| General | pile v. | kazık çakmak | ||
| General | pile v. | yığınak yapmak | ||
| General | pile v. | grup halinde haldır huldur ilerlemek | ||
| General | pile v. | doldurmak | ||
| General | pile adj. | katlı (dokuma) | ||
| General | pile adj. | yığınla ilgili | ||
| General | pile adj. | yığın olarak kullanılan | ||
| General | pile adj. | yığınlardan oluşan | ||
| General | pile adj. | yığınlarla desteklenen | ||
| Technical | ||||
| Technical | pile n. | hidroelektrik pil | ||
| Technical | pile n. | küme | ||
| Technical | pile n. | örtü | ||
| Technical | pile n. | temel kazığı | ||
| Technical | pile n. | yığın yapmak | ||
| Technical | pile n. | sivri çim ucu | ||
| Technical | pile n. | hedef vurma ok ucu | ||
| Technical | pile n. | demir çubuk demeti | ||
| Technical | pile n. | iki farklı metalden oluşan alternatif disk serisi | ||
| Technical | pile n. | volta pili | ||
| Technical | pile n. | benzer hücrelerden oluşan pil | ||
| Technical | pile v. | biriktirmek | ||
| Technical | pile v. | kümelemek | ||
| Textile | ||||
| Textile | pile n. | kumaşın yüzeyindeki kabartılmış iplik veya püsküller | ||
| Textile | pile n. | kumaşı veya halıyı kaplayan kabarık püskül yığını | ||
| Architecture | ||||
| Architecture | pile n. | ağaç kazık | ||
| Construction | ||||
| Construction | pile n. | köprü ayağı | ||
| Pathology | ||||
| Pathology | pile n. | hemoroit | ||
| Pathology | pile n. | hemoroitler | ||
| Pathology | pile n. | hemoroitli olma | ||
| Physics | ||||
| Physics | pile n. | atom reaktörü | ||
| History | ||||
| History | pile n. | mızraklı antik roma piyadesi | ||
| Environment | ||||
| Environment | pile n. | bir tür nükleer reaktör | ||
| Environment | pile n. | pile | ||
| Ornithology | ||||
| Ornithology | pile n. | kuşların farklı bölümlerinde görülen sarımsı kırmızı bir renk | ||
| Ornithology | pile n. | sarımsı kırmızı renkli bir kuş | ||
| Entomology | ||||
| Entomology | pile n. | (bazı böceklerde) ince tüylerden oluşan kadifemsi yüzey | ||
| Entomology | pile n. | kadifemsi yüzey oluşturan ince tüyler | ||
| Turco | Inglés | |
|---|---|---|
| General | ||
| General | pile | pileus n. |
| General | pile | pleather n. |
| Textile | ||
| Textile | pile | pleat n. |
| Environment | ||
| Environment | pile | pile n. |
| Meteorology | ||
| Meteorology | pile | pileus n. |