pile - Turco Inglés Diccionario

pile

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pile — Definition

Significado:
yığın, istif, biriktirmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /paɪl/ – BrE /paɪl/)
Categoría gramatical:
İsim: pile (piles); Fiil: pile (piles – piled – piling)
Sinónimo:
heap, stack
Antónimos:
scatter

Significados de "pile" en diccionario turco inglés : 95 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
pile n. yığın
The dog happily jumped in the pile of leaves.
Köpek mutlu bir şekilde yaprak yığınının içine atladı.

More Sentences
General
pile n. yığın
The dog happily jumped in the pile of leaves.
Köpek mutlu bir şekilde yaprak yığınının içine atladı.

More Sentences
pile n. hav
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface.
Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz.

More Sentences
pile n. tüy
She found her earring in the thick piles of the carpet.
Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu.

More Sentences
pile n. büyük bina
They turned the 16th-century pile into a boutique hotel.
16. yüzyıldan kalan bu büyük binayı butik otele dönüştürdüler.

More Sentences
pile v. yığılmak
British Conservatives by their very nature oppose such restrictive legislation being piled on business.
İngiliz Muhafazakârlar doğaları gereği iş dünyasının üzerine bu tür kısıtlayıcı mevzuatın yığılmasına karşı çıkmaktadır.

More Sentences
pile v. yığmak
He piled chicken wings onto his plate.
Tavuk kanatlarını tabağına yığdı.

More Sentences
pile v. üst üste koymak
She piled the files on her desk.
Dosyaları masasının üzerine üst üste koydu.

More Sentences
Technical
pile n. hav
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface.
Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz.

More Sentences
pile n. kazık
The pier had a wooden pile base.
İskelenin ahşap kazıktan yapılmış bir tabanı vardı.

More Sentences
pile n. tüy
She found her earring in the thick piles of the carpet.
Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu.

More Sentences
pile n. üst üste koymak
She piled the files on her desk.
Dosyaları masasının üzerine üst üste koydu.

More Sentences
pile n. yığmak
He piled chicken wings onto his plate.
Tavuk kanatlarını tabağına yığdı.

More Sentences
Textile
pile n. hav
You can also understand the pile direction of the carpet by touching the surface.
Halının hav yönünü yüzeye dokunarak da anlayabilirsiniz.

More Sentences
pile n. tüy
She found her earring in the thick piles of the carpet.
Küpesini halının kalın tüyleri arasında buldu.

More Sentences
Construction
pile n. kazık
The pier had a wooden pile base.
İskelenin ahşap kazıktan yapılmış bir tabanı vardı.

More Sentences
General
pile n. şahmerdan
pile n. pil
pile n. mayasıl
pile n. ince tüy
pile n. büyük ve muhteşem yapı
pile n. temel kazığı
pile n. temel direği
pile n. kuştüyü
pile n. hidroelektrik pil
pile n. öbek
pile n. kırık dökük şey
pile n. kat (dokuma)
pile n. yığınak
pile n. servet
pile n. dünyalık
pile n. istif
pile n. külçe
pile n. küme
pile n. direk
pile n. atom reaktörü
pile n. büyük kazık
pile n. çok sayıda olan şey
pile n. büyük miktar
pile n. büyük ölçü
pile n. büyük oran
pile n. kama şeklinde hanedan arması figürü
pile n. ölü yakmak için kullanılan odun yığını
pile n. silah yığını
pile n. çekiçle madeni para yapımında kullanılan eski bir ingiliz aletinin alt kalıbı
pile n. madeni paranın ters yüzü
pile n. büyük bina grubu
pile n. kumarbazın elindeki tüm para
pile n. bazı köpeklerde kalın alt tüyler
pile n. (ekmek kırıntısında) ipeksi görünüm ve yapı
pile v. tepeleme doldurmak
pile v. istif etmek
pile v. stok yapmak
pile v. çatmak
pile v. birikmek
pile v. kümelenmek
pile v. stoklamak
pile v. istiflemek
pile v. kazık çakmak
pile v. yığınak yapmak
pile v. grup halinde haldır huldur ilerlemek
pile v. doldurmak
pile adj. katlı (dokuma)
pile adj. yığınla ilgili
pile adj. yığın olarak kullanılan
pile adj. yığınlardan oluşan
pile adj. yığınlarla desteklenen
Technical
pile n. hidroelektrik pil
pile n. küme
pile n. örtü
pile n. temel kazığı
pile n. yığın yapmak
pile n. sivri çim ucu
pile n. hedef vurma ok ucu
pile n. demir çubuk demeti
pile n. iki farklı metalden oluşan alternatif disk serisi
pile n. volta pili
pile n. benzer hücrelerden oluşan pil
pile v. biriktirmek
pile v. kümelemek
Textile
pile n. kumaşın yüzeyindeki kabartılmış iplik veya püsküller
pile n. kumaşı veya halıyı kaplayan kabarık püskül yığını
Architecture
pile n. ağaç kazık
Construction
pile n. köprü ayağı
Pathology
pile n. hemoroit
pile n. hemoroitler
pile n. hemoroitli olma
Physics
pile n. atom reaktörü
History
pile n. mızraklı antik roma piyadesi
Environment
pile n. bir tür nükleer reaktör
pile n. pile
Ornithology
pile n. kuşların farklı bölümlerinde görülen sarımsı kırmızı bir renk
pile n. sarımsı kırmızı renkli bir kuş
Entomology
pile n. (bazı böceklerde) ince tüylerden oluşan kadifemsi yüzey
pile n. kadifemsi yüzey oluşturan ince tüyler

Significados de "pile" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
pile pileus n.
pile pleather n.
Textile
pile pleat n.
Environment
pile pile n.
Meteorology
pile pileus n.

Significados de "pile" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
pile up v. yığmak
pile up v. birikmek
General
atomic pile n. nükleer reaktör
trash pile n. çöp yığını
atomic pile n. atom reaktörü
ash pile n. küllük
lumber pile n. kereste istifi
pile of dung n. çöp yığını
driven pile n. çakma kazık
pile of paperwork n. kağıt kalabalığı
snow pile n. kar yığını
pile dwelling n. göl üstü/kenarı yerleşim yeri
pile dwelling n. göl üstü ev
pile of shit n. bok yığını
total pile mass per unit area n. birim alan başına toplam hav kütlesi
pile of books n. kitap yığını
hook and pile n. cırt cırt
ancestral pile n. atalardan kalan şato veya malikane
junk pile n. çöp yığını
ant pile n. karınca yuvası
gunpowder pile driver n. barut patlamasıyla çekici havaya uçan bir tür şahmerdan
pile [obsolete] n. birbirine geçirilerek koni şekli oluşturan bir dizi ağırlık
pile-up n. zincirleme kaza
pile [obsolete] n. küçük müstahkem kule
pile driver n. yığın taşıma makinesi operatörü
pile bridge n. kazıklı köprü
pile up n. zincirleme kaza
pile driver n. kuvvetle vuran kimse
funeral pile n. yakılacak naaşın üzerine yerleştirildiği odun yığını
make a pile v. çok para kazanmak
pile on v. üşüşmek
pile arms v. silah çatmak
pile on the agony v. abartmak
pile on the agony v. kendini acındırmak
be at the bottom of the pile v. diğerlerine göre daha kötü durumda olmak
pile on v. yığmak
pile out v. inmek
pile out v. hep birlikte inmek
pile off v. inmek
pile on the agony v. mazluma yatmak
pile up v. karaya oturtmak
pile on the agony v. mazlumu oynamak
tie on a pile v. kazığa bağlamak
pile up something v. arttırmak
pile up v. haşat etmek
pile it on v. abartmak
pile on the agony v. mağduru oynamak
pile on the agony v. mağdura yatmak
pile up v. yığılmak
pile it on v. şişirmek
pile in v. doluşmak
pile up v. karaya oturmak
pile up v. bindirmek
pile on v. tepeleme doldurmak
pile up v. biriktirmek
pile on the agony v. mağdura oynamak
pile off v. hep birlikte inmek
pile into (the car) v. arabaya doluşmak
pile one trouble on another v. derde dert katmak
make one's pile v. parsayı toplamak
pile up food v. yiyecek stoklamak
a pile of adj. bir yığın
pile-supported adj. kazıklarla taşınan
pile-supported adj. kazıklara oturan
pile-driver adj. güçlü
pile-worn adj. yıpranmış
pile-worn adj. eskimiş
Phrasals
pile into v. tıkıştırmak
pile in v. doluşturmak
pile in v. tıkıştırmak
pile into v. doluşturmak
pile out (of something) v. bir şeyden inmek/çıkmak
pile on v. çığ gibi büyümek
pile on v. istiflemek
pile on v. hep birlikte üstüne gitmek
pile on v. eleştiri bombardımanına tutmak
pile onto v. hep birlikte üstüne gelmek
pile on v. açığa çıkarmak
pile onto v. eleştiri bombardımanına tutmak
pile onto v. doluşmak
pile onto v. giderek büyümek
pile on v. linç etmek
pile on v. doluşturmak
pile onto v. giderek artmak
pile onto v. üst üste yığmak
pile on v. üst üste yığmak
pile onto v. açığa çıkarmak
pile onto v. ortaya çıkarmak
pile on v. doluşmak
pile onto v. üst üste atlamak
pile onto v. birinin zararına olacak şeyler, deliller toplamak
pile on v. hep birlikte üstüne gelmek
pile on v. ortaya çıkarmak
pile onto v. linç etmek
pile on v. üst üste atlamak
pile on v. giderek artmak
pile onto v. doldurmak
pile on v. birinin zararına olacak şeyler, deliller toplamak
pile onto v. çığ gibi büyümek
pile onto v. doluşturmak
pile on v. doldurmak
pile on v. giderek büyümek
pile onto v. hep birlikte üstüne gitmek
pile onto v. istiflemek
pile into (something) v. (bir şeye) doluşmak
pile into (something) v. (bir şeye) tıkışmak
pile into (something) v. (bir şeye) üst üste doluşmak
pile into (something) v. (bir şeye) üst üste doluşturmak
pile into (something) v. (bir şeye) tıkıştırmak
pile into (something) v. (bir şeye) doluşturmak
pile on v. hızla kilo almak
pile on v. insan yığınının arasına dalmak
Colloquial
a pile n. yığınla para
a pile n. birikmiş şey
a pile n. servet
a pile n. çok para
a pile n. bir yığın
a pile n. çuvalla para
pile-up n. birikinti
pile-up n. yığın
pile-driver n. güçlü yumruk
pile-driver n. güçlü tekme
pile insult on insult v. küstahlığa küstahlıkla cevap vermek
pile insult on insult v. kaba davranmaya devam etmek
pile up v. (birden fazla araç) hızla çarpışmak
Idioms
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. çuval dolusu para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. tonla para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. dünya kadar para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. para içinde yüzmek
a pile jack rice couldn't jump over n. balya balya para
a pile jack rice couldn't jump over n. yığınla para
a pile jack rice couldn't jump over n. bir ton para
a pile jack rice couldn't jump over n. dünya kadar para
a pile jack rice couldn't jump over n. bir yığın para
a pile jack rice couldn't jump over n. çuval çuval para
make one's pile v. küpünü doldurmak
make one's pile v. yükünü tutmak
make a pile v. parsayı toplamak
make a pile v. yükünü tutmak
pile on the agony v. habbeyi kubbe yapmak
pile on the agony v. pireyi deve yapmak
pile on the agony v. bire bin katmak
die in a pile-up v. zincirleme trafik kazasında yaşamını yitirmek
make a pile of money v. büyük miktarda para kazanmak
pile on the agony v. kendini acındırarak ilgiyi üzerine çekmeye çalışmak
pile pelion on ossa v. durumu içinden çıkılmaz bir hale sokmak
pile pelion on ossa v. durumu iyice kötüleştirmek
make a pile of money v. çok miktarda para kazanmak
pile it high and sell it cheap v. yüksek miktardaki ürünü ucuza satmak
pile them high sell them cheap v. sürümden kazanmak