direk - Turco Inglés Diccionario

direk

Significados de "direk" en diccionario inglés turco : 49 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
direk post n.
I panicked and accidentally drove into a lamp post.
Panikleyerek yanlışlıkla bir lamba direğine çarptım.

More Sentences
direk pole n.
The power is gone due to a problem with the power poles.
Elektrik direklerindeki bir sorun nedeniyle elektrikler gitti.

More Sentences
direk mast n.
Larger sailing ships naturally require larger masts.
Daha büyük yelkenli gemilerin doğal olarak daha büyük direklere ihtiyacı vardır.

More Sentences
General
direk pylon n.
An electricity pylon was knocked over, and one person was injured.
Elektrik direği devrildi, bir kişi yaralandı.

More Sentences
direk strut n.
The struts of the bridge were fixed.
Köprü direkleri tamir edilmişti.

More Sentences
direk upright n.
The uprights supporting the ceiling were made from wood.
Tavanı destekleyen direkler ahşaptan yapılmıştır.

More Sentences
direk pillar n.
Democracy is one of the pillars of a peaceful world.
Demokrasi barışçıl bir dünyanın temel direklerinden biridir.

More Sentences
direk bar n.
He aimed for the nets but hit the bar.
Ağları hedeflemişti ancak direğe denk getirdi.

More Sentences
Technical
direk post n.
I panicked and accidentally drove into a lamp post.
Panikleyerek yanlışlıkla bir lamba direğine çarptım.

More Sentences
direk pillar n.
Democracy is one of the pillars of a peaceful world.
Demokrasi barışçıl bir dünyanın temel direklerinden biridir.

More Sentences
direk mast n.
Larger sailing ships naturally require larger masts.
Daha büyük yelkenli gemilerin doğal olarak daha büyük direklere ihtiyacı vardır.

More Sentences
Telecom
direk pole n.
The power is gone due to a problem with the power poles.
Elektrik direklerindeki bir sorun nedeniyle elektrikler gitti.

More Sentences
Automotive
direk pillar n.
Democracy is one of the pillars of a peaceful world.
Demokrasi barışçıl bir dünyanın temel direklerinden biridir.

More Sentences
direk pole n.
The power is gone due to a problem with the power poles.
Elektrik direklerindeki bir sorun nedeniyle elektrikler gitti.

More Sentences
direk post n.
I panicked and accidentally drove into a lamp post.
Panikleyerek yanlışlıkla bir lamba direğine çarptım.

More Sentences
Marine
direk mast n.
Larger sailing ships naturally require larger masts.
Daha büyük yelkenli gemilerin doğal olarak daha büyük direklere ihtiyacı vardır.

More Sentences
General
direk atlas n.
direk standard n.
direk beam n.
direk staff n.
direk stanchion n.
direk backbone n.
direk flitch n.
direk stud n.
direk girder n.
direk stem n.
direk stick n.
direk stake n.
direk pile n.
direk tree n.
direk corso n.
direk shoar n.
direk stab n.
direk stang [dialect] [uk] n.
direk stob n.
direk anchor n.
direk stower [dialect] [uk] n.
direk stour n.
direk straucht adj.
direk straught adj.
direk streight [obsolete] adj.
Technical
direk beam n.
direk lug [dialect] [uk] n.
Architecture
direk column n.
Construction
direk girder n.
Automotive
direk roof pillar n.
Marine
direk spar n.
direk staff n.
Mining
direk prop n.

Significados de "direk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
heykel direk atlas n.
ana direk mainmast n.
temel direk precipitation n.
yol üzerinde mil işareti olan direk milepost n.
direk başı masthead n.
1 mayıs'ta kızların etrafında dans ettiği çiçeklerle süslü direk maypole n.
mum direk ramrod straight n.
direk anteni mast antenna n.
orta direk mainmast n.
direk bayrağı post flag n.
kısa kalın direk bollard n.
ağaç direk wood pole n.
beton direk concrete pillar n.
direk dansı pole dance n.
şövalye eğitiminde kullanılan bir tarafında düz bir tahta diğer tarafında kum torbası bulunan direk quintain n.
direk tepesi pole top n.
bir sınıra işaret eden taş veya direk terminus n.
geminin üst güvertesinde, pruva direği ile orta direk arasındaki boşluk the booms n.
bir yerin birahane olduğunu işaret eden direk alestake n.
bir yerin birahane olduğunu işaret eden direk alepole n.
tek bir direk üstüne kurulan, şemsiyeye benzeyen küçük bir çadır umbrella tent n.
eskiden berber dükkanı simgesi olan direk barber pole n.
düğün konuklarının etrafında dans etmesi için yere konulan direk bridestake n.
kapının üzerine kapandığı direk hinging post n.
kapının asıldığı direk hinging post n.
bayrağın direk tarafındaki iç kısmı hoist n.
su ısıtma kabını ateşin üstünde tutmaya yarayan direk chimney lug n.
idam edilen mahkumların asıldığı zincirli direk gibbet n.
idam edilen mahkumların asıldığı zincirli direk gibbet tree n.
elektrik tellerini dik tutan direk pike pole n.
yüzen kütükleri yönlendiren direk pike pole n.
esnafların iş yerlerini gösteren çizgili kısa direk pole n.
at yarışında başlangıç noktasını gösteren direk post n.
direk çukuru post hole n.
direk sabitlemek için açılan çukur post hole n.
at yarışında bitiş noktasını gösteren direk post n.
direk tepesi flag n.
tahta direk perch [obsolete] n.
şamandıra, kaya gibi işaretleme direk perch n.
(kapı pervazında) yan direk sidepiece n.
yamuk başlı direk crummock [scotland] n.
geminin bağlandığı kısa direk snub n.
Direk ile omurga arasındaki mesafe distance between mast to the keel n.
kürek işlevi gören direk stower [dialect] [uk] n.
(direk veya mızrakta) çıkıntı stop n.
kürek işlevi gören bir direk stour n.
(direk veya mızrakta) sabitleme yaratan tırtık yapı stop n.
kürek işlevi gören bir direk stour n.
(direk veya mızrakta) sabitleme yaratan tırtık yapı stop n.
bir tekneyi akıntıya karşı iten uzun bir direk stour n.
tekneyi akıntıya karşı iten uzun direk stower [dialect] [uk] n.
atların bağlandığı direk hitchrail n.
çamaşır ipinin sarkmasını önleyen direk prop n.
dikmek (direk) plant v.
direk dikmek erect a post v.
direk dikmek set up a post v.
direk dikmek set up a pole v.
(ceza olarak) bacak arasından direk geçecek şekilde omuzlarda taşınmak ride the stang v.
(direk) tepesinden eğilmek drift v.
(halatın, kayışın) bir direk, pim veya makaranın etrafına dolayarak gerilimini artırmak snub v.
(ipin) ucunu direk etrafında döndürmek snub v.
(sereni/ omurga ve direk ile) sağ açıya ayarlamak square by the lifts and braces v.
direk gibi tall as a post adj.
orta direk middle class adj.
mum direk well-behaved adj.
Colloquial
direk dansı pole dancing n.
striptiz yapan direk dansçısı pole dancer n.
direk dansçısı pole dancer n.
Industry
elektrik ve telefon hatları için çukur açan ve direk diken işçi groundman n.
ahşap direk tornası pole lathe n.
Technical
boru direk pipe post n.
çelik direk pylon n.
iç direk inner pillar n.
priz direk range cylinder n.
priz direk dişli yuvası range gear housing n.
ara direk intermediate pillar n.
yan direk side pillar n.
arka direk rear pillar n.
direk yükseltici stanchion raiser n.
tampona takılan direk wild bars n.
ön direk front pillar n.
direk bağlaması mast attachment n.
ağaç tel direk wooden pole n.
direk açıklığı span n.
geminin baş tarafına en yakın direk foremost n.
kafes demir direk lattice mast n.
taşıyıcı direk bearing post n.
kafes direk lattice pole n.
kafes direk lattice mast n.
kafes direk latticed column n.
palangalı direk derrick n.
son direk end post n.
direk tabanı pole plate n.
dökme demir direk cast-iron column n.
çatma direk build-up mast n.
bağlantılı çifte direk h-pole n.
boru direk tubular pole n.
ön direk front spar n.
arka direk rear spar n.
eğreti direk jury-rig n.
geçici direk jury-rig n.
direk anten mast antenna n.
direk dikme pole setting n.
direk çukuru posthole n.
boru direk tubular prop n.
çelik direk steel prop n.
direk haddesi beam mill n.
direk sabitleme ayağı veya kızağı post holder n.
iki direk arasındaki iletkenin aşağıya sarkma miktarı sag n.
omega direk u-channel post n.
derin kuyu açma aparatının krank milini destekleyen direk jack post n.
kütükleri birbirine bağlayan zinciri sıkıştırmak için kullanılan yaylı direk binder n.
direk veya seren üzerindeki metal halka withe n.
yatay direk kirişi bolster n.
direk üzerine yatay olarak yerleştirilmiş kısa kereste bolster n.
(gemi) direk yastığı bolster n.
direk montajı pedestal n.
direk askısı post hanger n.
maden çatısını desteklemekte kullanılan ahşap veya taştan bir direk cog [uk] n.
(gemide) direk yerleştirme, direk sökme ve topları kaldırmada kullanılan bir vinç aparatı hoisting shears n.
(gemide) direk yerleştirme, direk sökme ve topları kaldırmada kullanılan bir vinç aparatı shear legs n.
(tekneleri itmek için kullanılan) soketli direk socket pole n.
geçici direk koymak jury-rig v.
yeniden direk dikmek remast v.
yeniden direk tedarik etmek remast v.
Informatics
direk açıklığı span n.
Telecom
enjekte ahşap direk injected wooden pole n.
Architecture
temel direk chief pillar n.
köprünün veya viyadüğün kanat duvarının dibindeki silindirik direk newell n.
tırabzanın başındaki veya dibindeki direk newell n.
köprünün veya viyadüğün kanat duvarının dibindeki silindirik direk newel n.
amerika'nın ispanyol sömürge mimarisinde bir tür direk üstü ahşap yapı zapata n.
penceredeki cam panelleri ayıran tiriz veya direk monial n.
direk ucu heel n.
Construction
beton direk concrete pole n.
beton direk eksenel test cihazı concrete pipe axial force testing device n.
tırabzanın başındaki veya dibindeki direk newel n.
direk başlığı hammer beam n.
ağaç direk stud n.
öngerilmeli demirlibeton direk prestressed pole n.
bileşik direk build-up mast n.
meşe direk oak-mast n.
gergili direk guyed mast n.
yapı iskelesi kurmak için kullanılan köknar keresteden direk upher n.
direk pinelinin üzerine sabitlenen ahşap bir süsleme acorn n.
direk olarak kullanılıp bağlarla sabitlenmiş kalaslarla dalgakıran veya yapay set inşa etme tekniği wharfing n.
kontorta çamı odunundan yapılan direk lodgepole n.
(inşaatta kullanılan) direk ribband n.
çit tamirinde kullanılan küçük direk godfather n.
direk gergi halatı sash line n.