birikinti - Turco Inglés Diccionario

birikinti

Significados de "birikinti" en diccionario inglés turco : 31 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
birikinti accumulation n.
The storm led to accumulations of trash everywhere.
Fırtına her yerde çöp birikintileri olmasına yol açtı.

More Sentences
General
birikinti deposit n.
You should regularly remove protein deposits from soft contact lenses.
Yumuşak kontak lenslerdeki protein birikintilerini düzenli olarak temizlemelisiniz.

More Sentences
Trade/Economic
birikinti accumulation n.
The storm led to accumulations of trash everywhere.
Fırtına her yerde çöp birikintileri olmasına yol açtı.

More Sentences
Technical
birikinti deposit n.
You should regularly remove protein deposits from soft contact lenses.
Yumuşak kontak lenslerdeki protein birikintilerini düzenli olarak temizlemelisiniz.

More Sentences
Food Engineering
birikinti deposit n.
You should regularly remove protein deposits from soft contact lenses.
Yumuşak kontak lenslerdeki protein birikintilerini düzenli olarak temizlemelisiniz.

More Sentences
General
birikinti talus n.
birikinti dropping n.
birikinti conglomeration n.
birikinti cumulant n.
birikinti debris n.
birikinti heap n.
birikinti drift n.
birikinti amassment n.
birikinti entassment n.
birikinti windrow n.
birikinti infiltrate n.
birikinti pilement n.
birikinti pileup n.
birikinti cumulus n.
birikinti shrapnel n.
birikinti slag n.
birikinti sow n.
birikinti backlogged adj.
birikinti plaque N.
birikinti reservoir N.
Colloquial
birikinti pile-up n.
Formal
birikinti depositation n.
Technical
birikinti droppings n.
birikinti scaffolding n.
Food Engineering
birikinti scale n.
Geology
birikinti talus n.

Significados de "birikinti" con otros términos en diccionario inglés turco: 52 resultado(s)

Turco Inglés
General
birikinti yelpazesi alluvial fan n.
birikinti ovası alluvial plain n.
birikinti konisi alluvial cone n.
birikinti su backwater n.
altıgen şeklinde birikinti polygons n.
(elektrokaplama banyosunda) ince birikinti yaratmak strike v.
Trade/Economic
birikinti oranları deposition rate n.
Technical
birikinti konisi detrital cone n.
birikinti şevi detrital slope n.
radyoaktif birikinti active deposit n.
karbonlu birikinti carbonaceous sediment n.
v-birikinti v-segregate n.
dallantılararası birikinti interdendritic segregate n.
birikinti çukuru sump n.
küçük birikinti microsegregate n.
kanatta birikinti oluşumu blade contamination n.
birikinti önleyici inhibiter n.
birikinti önleyici inhibitor n.
Marine
fırtına sonrası birikinti ve çukurlukarın olduğu kana storm beach n.
(kum) liman ağzında oluşan birikinti port bar n.
Mining
ana damara paralel yan birikinti veya damar lateral n.
eski nehir yatağındaki altınlı birikinti lead n.
Medical
birikinti oluşturan croupous adj.
Pathology
alzheimer hastalarının sinir dokusunda meydana gelen amiloid protein karışımı birikinti amyloid protein plaque n.
alzheimer hastalarının sinir dokusunda meydana gelen amiloid protein karışımı birikinti amyloid plaque n.
özellikle atardamar duvarının en iç tabakasında oluşan birikinti atherogenesis n.
hazımsızlık sebebiyle midede oluşan tanecikli birikinti saburra n.
Optics
birikinti ve yüzey kusurları inclusions and surface imperfections n.
Food Engineering
birikinti etmeni fouling factor n.
Environment
birikinti kar sızdırmazlığı air permeability of deposited snow n.
moloz toprak birikinti kayması colluvial deposit slide n.
Geography
birikinti konisi alluvial cone n.
birikinti yelpazesi alluvial fan n.
birikinti ovası alluvial plain n.
birikinti korozyonu deposit attack n.
birikinti yenimi deposit attack n.
yamaç birikinti grafiği scree plot n.
birikinti ovası alluvial flat n.
nehrin taşkın yatağındaki birikinti tabakası overbank n.
(kar) birikinti drifting n.
birikinti yelpazesi fan n.
menderes akımında görülen hilal biçimli birikinti scroll n.
(mississippi nehri'nin doğusunda yer alan) birikinti ovasına ait veya ilgili delta adj.
Meteorology
birikinti ölçeği deposite gauge n.
gümüş birikinti silver thaw n.
Geology
birikinti konisi talus cone n.
birikinti konisi debris cone n.
birikinti konisi cone of dejection n.
hilale benzeyen birikinti şekli lunette n.
havzayı dolduran tortul birikinti kütlesi gobi n.
kireçli birikinti osteocolla n.
(kalın birikintileri ayıran) ince birikinti tabakası parting n.