swell - Turco Inglés Diccionario

swell

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

swell — Definition

Significado:
şişmek, kabarma
Pronunciación (IPA):
(AmE /swɛl/ – BrE /swɛl/)
Categoría gramatical:
Fiil: swell (swells – swelled – swelling)
Sinónimo:
expand, rise
Antónimos:
shrink

Significados de "swell" en diccionario turco inglés : 66 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
swell v. şişmek
The retention of water and blood can cause swelling in the legs.
Su ve kanın tutulması bacaklarda şişmeye neden olabilir.

More Sentences
swell v. kabarmak
The full moon caused the ocean to swell.
Dolunay okyanusun kabarmasına neden oldu.

More Sentences
General
swell n. şişlik
The toothache made his face swell up.
Diş ağrısı yüzünde şişlik yaptı.

More Sentences
swell n. züppe
Several waiters attended to the group of swells.
Birkaç garson gruptaki züppelerle ilgileniyordu.

More Sentences
swell n. dalga
There was a swell of anger at the banking sector.
Bankacılık sektörüne yönelik bir öfke dalgası vardı.

More Sentences
swell n. sesin yükselmesi
The strings were ready for the swell in the last bars of the song.
Yaylılar şarkının son ölçülerindeki ses yükselmesi için hazırdı.

More Sentences
swell n. kabarıklık
He worked his hands down to the swell of her bosom.
Ellerini kadının göğsündeki kabarıklığa doğru götürdü.

More Sentences
swell v. artmak
The rich are getting richer, and their numbers are swelling.
Zenginler zenginleşiyor ve sayıları artıyor.

More Sentences
swell v. yükselmek
Soon, whispers swelled into laughter.
Çok geçmeden fısıltılar yükselerek kahkahalara dönüştü.

More Sentences
swell v. kabarmak
The full moon caused the ocean to swell.
Dolunay okyanusun kabarmasına neden oldu.

More Sentences
swell v. taşmak
The swollen streams and rivers carried off everything in their path.
Taşan dereler ve nehirler önlerine çıkan her şeyi sürükleyip götürdü.

More Sentences
swell v. şişmek (yelken rüzgarla)
His eye had swollen shut.
Gözü şişerek kapanmıştı.

More Sentences
swell v. şişirmek
The hot air swelled the balloon as it rose into the sky.
Sıcak hava gökyüzüne yükselen balonu şişiriyordu.

More Sentences
swell adj. harika
He seems like a swell guy.
Harika bir adama benziyor.

More Sentences
Technical
swell v. şişmek
The retention of water and blood can cause swelling in the legs.
Su ve kanın tutulması bacaklarda şişmeye neden olabilir.

More Sentences
swell v. şişirmek
The hot air swelled the balloon as it rose into the sky.
Sıcak hava gökyüzüne yükselen balonu şişiriyordu.

More Sentences
General
swell n. şişme
swell n. şiş
swell n. şişkinlik
swell n. tümsek
swell n. kodaman
swell n. kabarma
swell n. yaman herif
swell n. kabarış
swell n. fırtına sonrasında denizin çalkantısız kabarma hali
swell n. yükselme
swell n. artma
swell n. gösteriş düşkünü
swell n. denizin dalgalanması
swell n. ölü deniz
swell v. koltukları kabarmak
swell v. kabartmak
swell v. rüzgarla şişmek
swell v. gururlandırmak
swell v. rüzgarla şişmek (yelken)
swell v. artırmak
swell v. büyütmek
swell v. büyümek
swell v. dolmak (yelken rüzgarla)
swell v. boşalmak (gözyaşı)
swell v. dolmak
swell v. iftihar etmek
swell v. gurur duymak
swell v. çoğalmak
swell v. şişirmek (rüzgar yelkeni)
swell v. karın vermek
swell v. şişkinleşmek
swell v. havayla doldurmak
swell v. sesi artmak
swell adj. gösterişli
swell adj. şık
swell adj. şık (giyinim)
swell adj. müthiş
swell adj. güzel
swell adj. havalı
Irregular Verb
swell v. swelled - swollen/swelled
Technical
swell v. genişlemek
swell v. genişletmek
Marine
swell n. soluğan
Marine Biology
swell n. ölüdalga
swell n. ölüdeniz
Meteorology
swell n. kabarma
swell n. ölü dalga
Music
swell n. orgda seslerin yükselmesini denetleyen aygıt
Slang
swell n. gösteriş düşkünü
swell adj. on numara (müthiş)

Significados de "swell" con otros términos en diccionario inglés turco: 55 resultado(s)

Inglés Turco
General
causing to swell n. kabartma
ground swell n. dip dalgası
ground swell n. parti tabanında/halk tabakasında oluşan fikri hareket/akım
ground swell n. sismik hareketlerin deniz dibinde yarattığı titreşim/devinim
swell up v. artırmak
swell with pride v. koltuğu kabarmak
swell out v. şişirmek
swell with importance v. şişinmek
swell up v. şişirmek
swell out v. artırmak
swell out v. yükseltmek
cause to swell v. kabartmak
swell up v. şişmek
swell with pride v. koltukları kabarmak
swell out v. şişmek
swell up v. yükseltmek
swell like a balloon v. balon yapmak
swell with rage v. sinirden köpürmek
swell with rage v. öfkeden köpürmek
swell with rage v. çok sinirlenmek
swell with rage v. çok öfkelenmek
swell with rage v. küplere binmek
one’s hands to swell up v. elleri şişmek
swell resistant adj. şişmez
Phrasals
swell with something v. bir şey yüzünden şişmek
swell with v. ile dolmak
swell with v. ile kabarmak
swell with v. ile şişmek
swell with v. bir duyguyla dolmak
Idioms
swell with pride v. göğsü kabarmak
swell with pride v. koltukları kabarmak
swell the ranks v. bir gruptaki insanların sayısını arttırmak
Trade/Economic
swell an account v. hesabı şişirmek
Technical
swell index n. kabarma indisi
soil swell n. zemin şişmesi
swell characteristic n. şişme karakteristiği
swell test n. şişme testi
swell index n. şişme indisi
die-swell n. kalıp şişmesi
die swell ratio n. kalıp şişme oranı
die swell n. kalıp şişmesi
ground swell n. soluğan
Textile
swell-resistant finish n. şişmezlik apresi
Marine
ground swell n. uzun ve yüksek soluğan
international sea and swell scale n. douglas ölçeği
Agriculture
bud swell n. tomurcukların kabarması
Geography
ground swell n. dip dalgası
heavy swell n. dip dalgası
Geology
shrink-swell n. büzülme-şişme
Music
swell pedal n. orgda boru koruncağını açıp kapayan pedal
swell box n. orgda boruların açılıp kapanan koruncağı
organ swell n. orgun sesini yükseltmeye yarayan düzen
swell organ n. koruncak içinde bulunan borular takımı
Modern Slang
all swell (all's well) expr. er şey yolunda
all swell (all's well) expr. her şey iyi