deeply - Türkçe İngilizce Sözlük

deeply

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

deeply — Definition

Anlamı ve Tanımı:
derinden, yoğun biçimde
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdiːpli/ – BrE /ˈdiːpli/)
Terim Türü:
Zarf: deeply
Etkinin yüzeyin ötesine geçmesi durumu. Deep köküne eklenen zarf biçimi, yoğunluk vurgusu yapar. Duygusal ve analitik anlatımda, kuvvetli etkiyi belirtir
Eş Anlamlılar:
profoundly
Zıt Anlamlılar:
superficially

"deeply" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deeply zf. derinliğine
The group was going more deeply into the forest as they walked.
Grup yürüdükçe ormanın daha da derinliğine iniyordu.

More Sentences
deeply zf. son derece
The findings were deeply worrying.
Bulgular son derece endişe vericiydi.

More Sentences
deeply zf. içten
I deeply appreciate your advice and kindness.
Tavsiyen ve nezaketin için içten minnettarım.

More Sentences
deeply zf. derin derin
I see the sea and reflect deeply.
Denizi görüyorum ve derin derin düşünüyorum.

More Sentences
deeply zf. çok
I deeply regret that it took so long.
Bu kadar uzun sürdüğü için çok üzgünüm.

More Sentences
deeply zf. derinlemesine
We need to think deeply before taking any action.
Herhangi bir eyleme geçmeden önce derinlemesine düşünmemiz gerekir.

More Sentences
deeply zf. derinden
I am deeply grateful for the constructive teamwork that this made possible.
Bunun mümkün kıldığı yapıcı ekip çalışması için derinden minnettarım.

More Sentences
deeply zf. derin bir biçimde
He breathed deeply before entering his boss's office.
Patronunun bürosuna girmeden önce derin bir biçimde nefes aldı.

More Sentences
deeply zf. yakından
John is deeply interested in politics.
John siyasetle yakından ilgileniyor.

More Sentences
deeply zf. derin bir şekilde
deeply zf. yoğun biçimde

"deeply" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
be deeply moved f. iliği sızlamak
be deeply grieved f. yüreği kan ağlamak
hurt deeply f. ciğerine işlemek
think deeply f. derin derin düşünmek
deeply resent something f. zoruna gitmek
feel deeply f. çöreklenmek
hurt deeply f. incitmek
hurt deeply f. vurmak
move deeply f. ciğerine işlemek
touch somebody deeply f. içine işlemek
hurt deeply f. kalbini kırmak
deeply moved f. iliği sızlamak
hurt deeply f. acısı yüreğine çökmek
hurt deeply f. acısı içine çökmek
hurt deeply f. acısı içine işlemek
hurt deeply f. acısı yüreğine işlemek
deeply probe a question f. ıcığını cıcığını çıkarmak
be deeply involved in f. aşırı şekilde ilgilenmek
flush deeply (from embarrassment) f. renkten renge girmek
be deeply occupied with f. derdine düşmek
be deeply sorry f. derin üzüntü duymak
influence deeply f. derinden etkilemek
be deeply loyal to f. derinden bağlı olmak
be deeply attached f. derinden bağlı olmak
be deeply bound up with f. derinden bağlı olmak
be deeply committed to f. derinden bağlı olmak
blush deeply (due to embarrassment) f. renkten renge girmek
be deeply in sorrow f. içi kan ağlamak
be deeply in sorrow f. derin bir üzüntü içinde olmak
be deeply embarrassed f. ölümüne utanmak
be deeply embarrassed f. çok utanmak
wound deeply f. derinden yaralamak
deeply regret f. bin pişman olmak
make someone regret deeply for f. bin pişman etmek
interest deeply f. yakından ilgilendirmek
investigate deeply f. derinlemesine araştırmak
deeply sadden somebody f. yasa boğmak
feel deeply f. derinden hissetmek
breath deeply f. derin nefes almak
deeply concerned s. çok endişeli
deeply concerned s. son derece ilgili
deeply concerned s. son derece endişeli
deeply read s. çok okumuş
more deeply zf. daha derin bir biçimde
more deeply zf. daha derin
Konuşma Dili
deeply in debt s. borca batmış
Deyim
fall deeply in love with someone f. deliler gibi sevmek
fall deeply in love with someone f. deliler gibi aşık olmak
Konuşma
I've fallen deeply in love with a woman expr. kadının birine sırılsıklam aşık oldum
I am deeply indebted to you expr. size gerçekten borçlandım
I am deeply touched expr. çok duygulandım
I deeply regretted expr. çok pişman oldum
Medikal
deeply located nodules i. derin yerleşimli nodüller
Osmanlıca
deeply read i. muttali